ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

'Biz'den Öncekiler Gibi

Ahmet Turgut

28 Haziran 2010 Pazartesi 14:03
  • A
  • A
Bakara Suresinde çoğumuzu derinden etkileyen bir ikaz vardır. 214.Ayette; “sizden evvelkilerin başlarına gelenlerin benzeri sizin de başınıza gelmeden, cennete gideceğinizi mi sanıyorsunuz?” der.

Tabiidir ki; önceki topluluklar gibi sınanacağımızı bilmek, tarihten dersler çıkarmayı ‘biz’lere bir ödev haline getiriyor. İsterseniz ‘evvelki’lerden bir örnek olan Zerdüştlük üzerinden bu ayeti düşünmeye başlayalım.

İran merkezli bir din olan Zerdüştlük; Horasan ve Mavera-ün’nehir’deki Türkler arasında da asırlarca kabul görmüş. Hz.Ömer döneminde İran’ın fethi başladığında bu dinin müntesipleri olan Mecusiler, Ehl-i Kitap sayılarak “zimmi” statüsüne kavuşturulmuştur. Zaten Zerdüştilerin binlerce yıllık “Zend Avesta” adlı kutsal kitaplarına bakıldığında Hz.İbrahim’e benzetilen dini bir şahsiyetin varlığı hemen göze çarpar. Bu kitapta yer alan “cennet, cehennem, kader, ahiret, mehdiyet” gibi konularda da bir aşinalık hissedilir.

Ama tüm bu benzeşimlerin ötesinde Zerdüştlüğe farklılık katan bir unsur vardır. Dinler Tarihçileri buna “Dualist Tanrı algısı” der. Çoktanrılı-putperest dinlerle binlerce yıl mücadele etmiş olan Zerdüştiler –çokluğu ne kadar indirgeyebilseler de, sonunda- “Tanrı ikidir” demiştir. Sembolü ışık, etkisi sıcaklık ve meşgalesi iyilik olan Tanrıya “Hürmüz” diye adlandırırken; karanlıkla remzedilen, dondurucu etkisi olan ve kötülüğün kaynağı görülen Tanrıya “Ehrimen” adını vermişlerdir. Onlara göre; bu ikisinin mücadelesi yazı ve kışı doğurmakta, insanları iyi-kötü arasında seçime zorlamakta, toplumları hayra veya şerre yönlendirmektedir.

“Hanif / Tek Tanrılı / Monoteist” yapının böylesi bir “Dualist / İkili” yapıya nasıl kaydığı konusunda değişik yorumlar yapılabilmektedir.

İlk yoruma göre Zerdüştiler, Sad Suresi 75.Ayette de geçen “Allah’ın iki eli” tabirini zamanla yanlış algılamış ve bunu uygulamalarına eklemişlerdir. Bu ayette Cenab-ı Allah; Âdem’i iki eliyle yarattığını söylemektedir. Tefsirciler bu iki eli Allah’ın Celal ve Cemal Sıfatları olarak algılamışlardır. Buna göre Allah’ın; Hadi (Hidayet edici), Rahman, Rahim, Afuvv (Affedici) gibi sıfatları Cemal yönünü anlatır. Mudill (Dalelete düşüren), Kahhar (Kahredici), Muntekim (İntikam alıcı), Hasib (Hesap sorucu) gibi sıfatları ise Celal yönüne aittir. Ve tüm bu sıfatlar Vahid (Bir ve birleştirici) olan Allah’tadır. Belki de bu yüzden Allah, kulunun zannı üzeredir.

İkinci yoruma göre Zerdüştiler, insanları yoldan çıkarmak için Allah’tan mühlet almış olan Şeytan’ı zamanla kutsayarak “Kötülük Tanrısı” haline getirmiştir.

Gelelim bizim asıl meselemize. Evvelkiler gibi sınanma ve onlardan ders alabilme noktasına...

Sanırım dilimizdeki “kara kış” tabiri veya ateş üzerinden atlayarak günahlardan arınılacağı gibi inanışlar toplumumuzun Zerdüşti devresinden kalmadır. Bağlamından kopmuş bazı deyimler ve hurafeliği ilk anda göze çarpacak denli belirgin olan bu tür inanışlar elbette ‘biz’ler açısından pek büyük bir tehlike ifade etmemekte…

Ancak bunun çok daha ötesinde Zerdüştlerden emanet aldığımız bir refleksimiz var.

Evet, maaleseftir ki; reel-politik algılarımızdan tutun da, tüm mağduriyetlerimiz noktasında Mecusi bir bakış açısı tuzağına düşmekteyiz.

Nasıl oluyor bu? Düşünelim biraz…

Hayrı Allah yaratıyor. Şek ve şüphe var mı?.. Yok.

Peki şerri kim yaratıyor?..

90’lara kadar Komünizm idi. Şimdiyse ABD, NATO, BM, AB, Siyonizm, Masonlar, Modernizm, Küreselleşme. Yarın öbür gün belki Çin, Hindistan, vs, vs. Liste uzadıkça uzuyor. Damarımıza biraz basılsa ve işler umduğumuz gibi gitmese bu “Kötülük Tanrısı Koalisyonuna” FİFA’yı bile eklemememiz işten değil.

Çoğu kişi böylesi bir yorum karşısında “iyi, hoş da; hiç mi suçu yok bu adamların” diyecektir. Gemi azıya alanlar ise; “bu türlü laflarla, birilerini aklamaya çalışıyorlar” diye yorum sahiplerini işbirlikçi ilan etmeye hazırdır genelde.

Ama hep gözden kaçırılan bir nokta vardır.
Zulmün, kötülüğün, yanlışın özetle şerrin ‘uygulayıcısı’ olan bu güçlerin düşmanlığı Allah’a değil; ancak ve ancak mağdurlara, mazluma, iyiliğe, kendi halklarına veya Müslümanlara karşı olabilir. Zira onları Allah’la yarıştırmak, bu koalisyonu bilinçli-bilinçsiz şekilde ‘Ehrimen’leştirmektir. “Tek, Bir ve Benzersiz” bir Allah’a iman etmiş olanlar için hiçbir düşman; sınırsız güç sahibi, her şeyi hesap edebilir, düşmanlarını her ahval ve şeraitte kahredebilir bir ilah değildir. Sahip olmadıkları güçleri onlara vehmetmek, onların elindeki en büyük sermayedir.

Oysa onlar da tıpkı ‘biz’ler gibi hata yapmaya açık, çıkarları için birbirlerine sırt dönebilen, sürprizlerle bocalayan, çoğunlukla gayretinin karşılığını gören, bazen buna rağmen sonuçsuz kalabilen, sıkıştıklarında mantıklı hareket edemeyen beşerlerdir.

Asla unutulmamalıdır ki; Allah, “Adil” sıfatı gereği herkese benzer imkânlar sunmuştur. ‘Biz’deki zaaflar aynen ‘onlar’da da vardır. Belki de bu yüzden Haşr Suresi-13.Ayette; “onların size karşı duydukları korku, Allah’a karşı duydukları korkudan daha şiddetlidir” buyurulmaktadır.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.