ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu
TATİLTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 03 Kasım 2014 Pazartesi 14:38

Cape Town Afrika’nın modern yüzü

Cape Town Afrikanın modern yüzü

Afrika kıtasının en ucunda bir şehir hayal edin. Etrafı dağlarla çevrili eşsiz bir doğa, son derece modern bir yaşam, pırıl pırıl caddeler, kaliteli hizmet ve lezzetli yemekler.


Afrika kıtasının en ucunda bir şehir hayal edin. Etrafı dağlarla çevrili eşsiz bir doğa, son derece modern bir yaşam, pırıl pırıl caddeler, kaliteli hizmet ve lezzetli yemekler. Bütün bunların bir araya gelmesi zor gibi gözüküyor değil mi? O zaman gelin Cape Town'a yolculuk yapalım

Sabah yazarı Eda Özsoy'un haberine göre, Cape Town, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin üç başkentinden biri kabul ediliyor. Afrika'nın bu gelişmiş, modern kenti Atlantik ve Hint okyanuslarının birleştiği noktada yer alıyor. Capetown'da Afrika, Hollanda ve İngiliz kültürleri iç içe geçmiş. Bunun nedeni ise bölgede altın ve elmas gibi değerli madenlerin bulunması. Doğal zenginlikler Batılı ülkelere cazip geldiği için uzun yıllar sömürge olarak kullanılmış Cape Town. Burası 'Afrika'nın Avrupası' olarak da anılıyor. 1960'ta bağımsız bir cumhuriyet olan Güney Afrika'ya ilk önce Hollandalılar gelmiş. Burası bir Hollanda sömürgesi olmuş. Altın ve elmasın bulunmasından sonra ise İngilizler bölgeyi işgal etmiş. Hollanda kökenliler İngiliz yönetimine karşı çıkıp, ülkenin içlerine doğru göçmüş, yeni yerleşim yerlerinde küçük devletçikler kurmuş. Hollandalılar, köleliğin kaldırılmasını isteyen İngilizler'e karşı uzun yıllar gerilla taktiğiyle savaşarak mücadele vermiş. Günümüzdeki 'komando' tabiri, Hollanda kökenlilerin kendilerine verdikleri bir isim. 1900'lü yılların başında ise Güney Afrika Birliği kurulmuş.

EFSANEVİ LİDER MANDELA

Bir zamanlar yerli Afrikalılar'ın hiçbir söz hakkının bulunmadığı ülkenin kaderini efsanevi lider Nelson Mandela değiştirmiş. Beyazlara karşı mücadele eden Mandela, özgürlük uğruna 17 yıl hapis yatmış. İki dönem cumhurbaşkanı olan Mandela'nın kurduğu sistem sonrası bugün devleti yöneten kademe, siyahların elinde. Ancak ülkedeki büyük şirketlerin başında beyaz ırktan insanlar bulunuyor. Şehirdeki yaşam tarzı da oldukça farklı. Beyazların hakim olduğu bölgelerde son derece lüks bir yaşam sürülüyor. Zaten Afrika'ya gelen turistler de bu bölgeyi gezebiliyor. Siyahlar ise gecekondu bölgelerinde sefalet içinde yaşıyorlar. Bu bölgeye beyazlar, güvenlik nedeniyle giremiyor.

ŞEHRİN SİMGESİ MASA DAĞI

Cape Town, turistler açısından pek çok cazip yeri bünyesinde barındırıyor. Bunların başında şehrin hemen hemen her yerinden görülebilen Table Mountain (Masa Dağı) geliyor. Masa gibi dümdüz olan dağ, o kadar ünlü ki oteller bile dağ tarafına bakan odalarını daha pahalıya satıyor. Yaklaşık bin metre yükseklikteki dağa, hava muhafeti nedeniyle her zaman çıkılamıyor. Çünkü dağın tepesinde hep sis bulutları dolaşıyor. Hava açıksa 360 derece dönebilen teleferiğe biniyor ve dağın zirvesine ulaşıyorsunuz. Bulutların üzerinden şehri izleyebiliyor, gün batımının keyfini çıkarabiliyorsunuz. Şehrin en turistik ve eğlenceli bölgelerinin başında Waterfront birinci sırada yer alıyor. Barlar, oteller, restoranlar, kafeler ve büyük bir alışveriş merkezinin bulunduğu bölge turist akınına uğruyor. Burada Güney Afrika'nın karakteristik eşyalarını satan pek çok dükkan bulunuyor. Waterfront içindeki en ünlü mekan, Baia Sea Food Restaurant. Waterfront manzaralı bu şık restoranda deniz ürünlerini ve Afrika'ya özgü Hake balığını mutlaka deneyin. Yine aynı bölgede bulunan Belthezar Restaurant ise özellikle et yemek isteyenlerin en favori restoranı olarak kabul ediliyor. Camps Bay ise bölgenin en ünlü sahil bölgelerinden. Özellikle tepeden bakıldığında muhteşem bir manzara sunuyor konuklarına. Burada birbirinden şık lüks villalar, uzun plajlar, restoranlar arzıendam ediyor. Bir yanda yemyeşil bir bitki örtüsü ve dağlar, bir yanda masmavi bir okyanus. Camps Bay'ın en meşhur cafesi Cafe Caprice'te çay kahvenizi yudumlayarak, gün batımının keyfini çıkarmayı unutmayın.

EĞLENCENİN ADRESİ LONG STREET

Gelelim eğlenceye. Çoğu turistin eğlence için ilk tercih ettiği cadde Long Street. Bu caddede üniversiteli gençlerin eğlendiği barlar, daha çok ön plana çıkmış. Long Street'te Afrika müzikleri dinlerken Afrika yemeklerini tadabileceğiniz Mama Africa adlı bir restoran bulunuyor. Yemekleri çok muhteşem olmasa da, Afrika kültürünü deneyimlemeniz açısından görülmeye değer bir restoran. Long Street yakınlarında ise özellikle et yemeği tercih edenler için Carne Restaurant yer alıyor. Bu caddenin hemen paralelinde bulunan Klooff Caddesi ise daha kaliteli ve nezih bir ortamda eğlenmeyi isteyen turistler için uygun. Kloof Caddesi'nde çok şık butikler, alışveriş mağazaları bulunuyor. Şehirde mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri Old Biscuit Mill. Eskiden bisküvi fabrikası olarak hizmet veren bina, zamanla sanat, tasarım, moda ve seramik çalışmaları yapan atölyelere dönüşmüş. Ev dekorasyonu ya da modern Afrika sanatıyla ilgilenenlerin ilgisi çekebilecek bu binada, birbirinden lezzetli restoranlar da yer alıyor. Bunlardan en önemlisi ise üç yıl üst üste dünyanın en iyi 60 restoranı arasına girmeyi başaran The Test Kitchen Restaurant. Her yemekle başka bir şarabın getirildiği restorana altı aydan önce yer bulmak imkansız. Cape Town'un yakındaki yerleşim bölgelerinde de ilginç destinasyonlar var. Örneğin Stellenbosch, Güney Afrika'ya kadar gelmişken mutlaka görülmesi gereken bir kasaba. Şehire 1.5 saat uzaklıktaki kasaba, Cape Town dışında Hollandalılar'ın kurduğu ilk yerleşim bölgesi. Kasabanın etrafında 200'e yakın şarap üretim çiftliği ve birbirinden lezzetli restoranlar bulunuyor.

NEDEN ÜMİT BURNU?

Cape Town'a gelmişken Afrika'nın en güneybatı ucundaki Ümit Burnu'na uzanalım. Ümit Burnu, Atlantik ve Hint okyanuslarının buluştuğu nokta olarak kabul ediliyor. Aslında iki okyanusun sularının karşılaştığı nokta, Afrika kıtasının en güney ucu Cape Agulhas. Ancak sembolik olarak Ümit Burnu en uç nokta olarak kabul ediliyor. Burası özellikle denizciler açısından çok önemli bir bölge. 1488 yılında Portekizli bir kaşif tarafından keşfedilmiş Ümit Burnu. Kaşif, buraya geldiğinde bir fırtınaya yakalanıyor. Ümit Burnu'nu geçince fırtınadan da kurtuluyor. Bu yüzden buranın adını Fırtınalar Burnu koyuyor. Dönemin Portekiz Kralı ise diyor ki, "Fırtınalar Burnu insanları korkutuyor. Bu nedenle Ümit Burnu diyelim buraya..." O günden bu yana burası Ümit Burnu olarak anılıyor. Ümit Burnu'ndan Masa Dağı'na kadar olan mesafe 85 kilometre. Cape Town'daki Milli Park, Masa Dağı'ndan Ümit Burnu'na kadar uzanıyor yani... Ümit Burnu'nda dünyanın en yüksek feneri bulunuyor. Tam 360 metre yüksekliğinde... 1850'lerde yapılan bu fener, öyle yüksek bir yere inşa ediliyor ki sisli havalarda bulutların üstünde kalıyor ve gözükmüyor. Denizciler bu duruma itiraz ediyor ancak kimse denizcileri dinlemiyor. Ta ki, bir gemi karaya çarpıp batıncaya kadar.. Bu kazanın ardından fener kapatılıyor yerine bugün hala kullanımda olan küçük bir fener inşa ediliyor. Burada sembolik de olsa, Afrika'nın en uç noktası tabelasının altında fotoğraf çektirmeden dönmeyin. Ayrıca yolda karşınıza babun denilen Afrika maymunları çıkarsa dikkatli olun, camınızı sakın açmayın, yiyecek vermeye de kalkmayın. Ümit Burnu'na giderken yolda Boulders Beach'e de uğramalısınız. Bu plajda dünyada kutupların dışında sadece bu bölgede yaşayan Güney Afrika penguenleri bulunuyor. Yolunu şaşırıp bu bölgeye yerleşen ve sahille özdeşleşen bu hayvanlar çok sevimli. Şehirde penguenlerin dışında False Körfezi'nde sadece Cape Town'a özgü foklar da bulunuyor. Körfezden 15 dakikalık tekne yolculuğu sonrasında fokların yaşadıkları adaya ulaşıp, bu hayvanları yakından görme olanağı buluyorsunuz. Bu kentte beni en çok etkileyen şeylerden biri de yaklaşık 50 bin kişinin yaşadığı şirin bir tatil kasabası olan Hermanus'taki meşhur balinalar oldu. Her yıl mayıs-kasım arasında Hermanus sahilinde çiftleşen balinalar, kıyıdan 5-6 metre mesafeden kendilerini gösteriyorlar ve izleyicilere adeta şov yapıyorlar. Ağırlıkları 60 ton, boyları 15 metre olan balinalar, bizim bildiğimiz balinalardan biraz daha çirkin ama yine de görülmeye değer.

MEVSİMLER TERSİNE DÖNMÜŞ

Güney Afrika Cumhuriyeti, Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Cape Town'a İstanbul'dan yaklaşık 13 saatlik bir uçuşla ulaşılabiliyor. Uçuşun bir saati Johannesburg'da yolcu indirmek ve uçak içinde bekleyerek geçiyor.
Güney Afrika'da çok ciddi bir meyve endüstrisi var. Bu ülke, dünyada kurutulmuş meyve ihracatında iki numaraya yerleşmiş. Cape Town'lular da ara öğünlerde atıştırmalık olarak kurutulmuş meyve ve et yiyorlar. Bu yiyecekler tüm marketlerde bulunuyor.

Cape Town, güney yarım kürede yer aldığı için Türkiye ile ters mevsimleri yaşıyor. Burada sonbaharken, Güney Afrika'da ilkbahar oluyor. Deniz suyu sıcaklığı ise yaz-kış 14 derece. Capetown, Honululu'dan sonra dünyanın en rüzgarlı ikinci şehri sayılıyor. 

KAYNAK:
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

Görmeniz gereken 22 muhteşem yer

SONRAKİ HABER

Aşk ve sevginin sembolü 'Aşıklar Köprüsü'