ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL26°C
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
SAĞLIKTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 28 Ağustos 2013 Çarşamba 11:59

Uygunsuz tıbbi cihazlarda "hastane enfeksiyonu" riski


Uygun kullanılmayan, hijyen ve kullanım şartları açısından kontrol edilmeyen tanı ve tedavide kullanılan tıbbi cihazlar, hastalarda ölüme neden olabilen "hastane enfeksiyonlarına" yol açabiliyor.
Türk Hastane İnfeksiyonları ve Kontrolü Derneği (HİDER) Başkanı ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Bakır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kişi hastaneye geldiğinde varolmayan, yattıktan 48 saat ve daha sonrasında ya da taburcu edildikten sonra ortaya çıkan enfeksiyonların "hastane enfeksiyonları" olarak tanımlandığını söyledi.
Hastane enfeksiyonlarında en sık idrar yolu, solunum yolu, cerrahi alan ve kan dolaşımı enfeksiyonlarının görüldüğünü belirten Bakır, bunun hem hastaya hem sağlık sunumu yapılan merkeze ciddi maddi yük getirdiğini ve ölüme yol açtığını ifade etti.
Bakır, "Son yıllarda hastane enfeksiyonu etkeni mikroorganizmalarda direnç oranlarının giderek arttığını" belirterek, "İlaca çok dirençli, hatta elde mevcut ilaçların tamamına dirençli enfeksiyonların gelişmesi, ölüm oranlarını daha da yükseltmektedir" dedi.
-Tıbbi cihazlara dikkat
Yaş, beslenme durumu, kanser, böbrek, akciğer, kalp gibi kronik hastalıklar, diyabet ve bağışıklık sistemini bozan tedavilerin enfeksiyonu etkileyebildiğine dikkati çeken Bakır, teknolojik gelişmelerin hastaların yaşam kalitesini artırırken enfeksiyon riskine de yol açabildiğini anlattı.
Bakır, "Mikroorganizmalar, tanı ve tedavi amaçlı kullanılan araç ve gereçlere girerek enfeksiyona dönüşmeleri için açık kapı oluşturmaktadır. Örnek, solunum desteği için kullanılan cihazlar, idrar akımını sağlamak için kullanılan kateterler, beslenme ve tedavi amacıyla uygulanan kateterler, aynı zamanda mikroorganizmalar için birer giriş kapısıdır" diye konuştu.
Sağlık hizmeti veren personelin de hastane enfeksiyonu etkenlerini bulaştırabildiğinin altını çizen Bakır, personelin bu konuda bilgi sahibi olmasının ve koruyucu önlemleri almasının çok önemli olduğunu söyledi. Bakır, hastanın bulunduğu ortamın ve buradaki araç ve gereçlerin de bulaşma kaynağı olabileceğini belirterek, bunların önerilen standartlara göre kullanılması gerektiğini vurguladı.
Söz konusu faktörlerin bir ya da birkaçının bir araya gelmesi halinde mikroorganizmaların bulaştığını, çoğaldığını ve enfeksiyon oluşturabildiğini dile getiren Bakır, "Bunlar, bazen vücudumuzda varolan etkenlerdir. Bağışıklık sistemi zayıflayınca çoğalır ve enfeksiyon oluştururlar" dedi.
-Riskli bölümler belirlenmeli
Bakır, sağlık hizmet sunumu verilen yerler içinde tanı ve tedavide kullanılan araç ve gereçlerin, bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavilerin ve yoğun müdahalelerin uygulandığı alanların daha çok eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastaneleri olduğunu bildirdi. Bu nedenle hastane enfeksiyonlarının, üçüncü basamak hizmetlerin uygulandığı alanlarda daha sık görüldüğüne işaret eden Bakır, şöyle devam etti:
"Sağlık hizmetlerinin verildiği alanlarındaki risk farklılıkları, hastane içinde bölümler arasında da görülmektedir. Her bölümde uygulanan işlemlere, kullanılan araç ve gereçlere göre az ya da çok oranda hastane enfeksiyonları görülmektedir. Her hastanede hastane enfeksiyonları açısında riskli alanlar, riskli uygulamalar belirlenmeli ve takip edilmelidir. Örneğin yoğun bakım, yenidoğan, yanık, transplantasyon ve kemoterapi uygulanan hastaların takip edildikleri yerler en riskli ünitelerdir."
-Hastane enfeksiyon hızı hastaneden hastaneye değişiyor
Hastane enfeksiyonlarının görülme sıklığının genellikle yüzde 5-10 arasında olduğuna, ancak hastaneden hastaneye değiştiğini bildiren Bakır, şunları kaydetti:
"Ülkemizde hastane enfeksiyonu hızı yüzde 1,3-16 arasında değişmektedir. Hastane enfeksiyonlarını önlemek için kurumsal önemler almak zorunludur. Her hastane, kendi kurumsal yapısına uygun enfeksiyon kontrol komitesini oluşturmalı, sürekli eğitim verilmeli ve gelişmelerden paydaşlar bilgilendirilmelidir. Dezenfeksiyon-sterilizasyonun uygun yapılıp yapılmadığı kontrol edilmeli, el hijyenine özen gösterilmeli. Araç ve gereçlerin takibi yapılmalı, zamanı geldiğinde işlemin sonlandırılıp sonlandırılmadığına bakılmalı, antibiyotik politikasına dikkat edilmeli."
HİDER Başkanı ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bakır, Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezinin, Avrupa'da 30 ülkedeki bin hastanede yaptığı araştırmaya göre, yoğun bakım ünitelerine kabul edilen hastaların yüzde 20'ye yakınında enfeksiyon gözlemlendiğini söyledi.
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER