ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Yağışlı
SAĞLIKTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 24 Mayıs 2017 Çarşamba 14:24

"Şizofreni hastaları toplum içinde bulunmalı"

"Şizofreni hastaları toplum içinde bulunmalı"

Araştırmalar, hastaların toplum içinde olmalarının hastalığın gidişatı açısından daha olumlu olduğunu, hastalar için daha fazla yarar sağladığını gösteriyor


Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü, araştırmaların, şizofreni hastalarının toplum içinde olmalarının hastalığın gidişatı açısından daha olumlu olduğunu, hastalar için daha fazla yarar sağladığını gösterdiğini duyurdu.

Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü'nden şizofreni ile ilgili doğru bilinen yanlışlara ilişkin yapılan açıklamada, şizofreninin ırk, kültür ve sosyal sınıftan bağımsız olarak herkesi etkileyebilen kalıtımsal yatkınlık, stres ve çevresel faktörlerin etkileşimi ile ortaya çıkan karmaşık bir beyin hastalığı olduğu belirtildi.

Şizofreninin belirtilerinin yavaş yavaş gözlemlendiği ve tedavi edilebilen bir hastalık olduğu vurgulanan açıklamada, tedavisi olmayan ve iyileşmeyen bir hastalık olarak bilinen şizofreninin, tedavisi mümkün ve iyileşme gösterebilen bir hastalık olduğu bildirildi.

Açıklamada, devamla şunlar kaydedildi:

"Tedavi olanağı ve iyileşme ile anlatılmak istenen kuşkusuz hastalığın tümüyle ortadan kalkması demek değildir. Diğer pek çok hastalıkta olduğu gibi, doğru ve düzenli ilaç tedavisi, psikososyal tedaviler ve rehabilitasyonla, şizofreni hastaları toplum içinde bağımsız ve üretken bir yaşam sürebilir. Şizofreni hastalarının mutlaka hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi gerektiğine inanılsa da hastalar, hastalığın akut dönemleri dışında ayakta, poliklinikte ya da muayenehanede tedavi edilebilir. Uygun ve düzenli tedaviyle şizofreni hastaları toplum içinde üretken bir yaşam sürebilir. Araştırmalar, hastaların toplum içinde olmalarının hastalığın gidişatı açısından daha olumlu olduğunu, hastalar için daha fazla yarar sağladığını gösteriyor."

 

- "Şizofreni hastaları arasında Nobel ödülü kazananlar bulunuyor"

 

Açıklamada, tamamen kalıtımsal/genetik bir hastalık olduğu düşünülen şizofreninin bilinenin aksine tamamen kalıtımsal bir hastalık olmadığı belirtilerek, "Tek yumurta ikizlerinde bile, diğer ikizde şizofreni yüzde 48 oranında görülür." denildi.

Saldırgan ve tehlikeli olarak bilinen şizofreni hastalarının tam aksine saldırganlığa maruz kaldığı, bu hastaların saldırganlıklarının genellikle kendilerine yönelik ve intihar riskleri yüksek olduğu kaydedilen açıklamada, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Şizofreni hastalarının topluma zararı, toplumun damgalama ve olumsuz ön yargılar gibi onlar üzerinde oluşturduğu zarardan çok daha azdır. Zeka seviyesinin düşük olduğu düşünülen şizofreni hastalığı bir zeka sorunu değildir. Şizofreni hastalarının zeka seviyesi toplumun geneliyle aynıdır; düşük, normal ya da ileri olabilir. Zeka seviyesi her toplumda olduğu gibi değişkenlikler gösterse de, bu hastalığın bir özelliği değildir. Şizofreni hastaları arasında Nobel ödülü kazananlar bulunuyor.

Belirtilerinin aniden, gürültülü ve abartılı olduğuna inanılan şizofreni genellikle yavaş yavaş başlar. İlk belirtileri ergenlik döneminde ortaya çıkabilir ancak çoğunlukla fark edilmez. Okul performansında azalma, aile ve arkadaşlarla iletişimde sorunlar, bilginin düzenlenmesinde güçlükler ortaya çıkabilir. Kişi sesler değil ama ne olduğunu anlayamadığı fısıltılar duyabilir."

Açıklamada, şizofrenide net düşünme, duygularını kontrol etme ve karar verme güçlüğü̈ gibi bozukluklar gözlenebildiği, hastalık tablosunun kişiden kişiye farklılık gösterebildiği, kimi hastaların tamamen içe kapanırken diğerlerinin daha hareketli olabildiği belirtildi.

Şizofreni hastalarının hiçbir zaman iş sahibi olamayacağı ya da çalışamayacağı düşünülse de tedavi olan şizofreni hastalarının, olanakları ve yeteneklerine göre çalışabildiği, üretebildiği belirtilen açıklamada, "Kimi hastalar destekli olarak çalışırken kimileri eski işlerini sürdürebilirler." denildi.

 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER