ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu
SAĞLIKTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 17 Mayıs 2013 Cuma 21:40

"Kolesterol yararlı mı, zararlı mı?"


Bu yıl 35'incisi düzenlenen Ulusal Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kongresi, Antalya'da başladı.
     Belek beldesindeki bir otelde gerçekleştirilen ve yaklaşık bin kişinin katıldığı kongrede şeker, tiroid hastalıkları, kolesterol yüksekliği, kemik metabolizması, böbrek üstü bezi hastalıkları, obezite ve metabolik sendrom, erkeklik hormonu eksikliği, kadınlarda tüylenme artışı, D vitamini eksikliği ve hipertansiyona yol açan nedenler değerlendirildi.
     Kongreye katılan Amerikan Endokrinoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. William Young, düzenlenen basın toplantısında, hipertansiyon hastalığı hakkında bilgi verdi. Bugünün Dünya Hipertansiyon Günü olduğunu dile getiren Young, hipertansiyon hastalığının böbrek üstü bezinde oluşan bir tümörün vücutta tuz tutucu bir hormon olan aldosteronu fazla salgılaması nedeniyle oluştuğuna işaret etti.
     Hipertansiyonun tedavi edilebildiğini ancak teşhisi konusunda sıkıntı yaşandığını ifade eden Young, "Hipertansiyonda aldosteron fazlalığı, yani sessiz katilden bahsediyorum. Hastalar ya da doktorlar tarafından görünemez ama inme, kalp hastalıkları ve böbrek yetmezliği ile ölüme neden olur" dedi.
     Young, 30 yaş altında hipertansiyonu olan, hipertansiyonu yeterli şekilde kontrol edilmeyen ve hipertansiyonun tedavisi için 3 ve daha fazla ilaç kullanan kişilerin mutlaka aldosteron testlerini yaptırmaları gerektiğini bildirdi.
     Aldosteron fazlalığının belirti ve bulgu vermediğine dikkati çeken Young, kanda hormon değerinin ölçülmesi ile saptandığını söyledi. Hipertansiyonun ABD'de erişkin nüfusun yüzde 29'unu etkilediğine işaret eden Young, ABD'deki ölümlerin sırasıyla birinci ve üçüncü en sık nedeni olan kalp hastalığı ve inme gösterildiğini anlattı.
    
"Kolesterol yararlı mı, zararlı mı"
    
     Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. M. Sait Gönen, kolesterolün birçok hormonun ve hücrenin yapı taşı olduğunu, bu maddenin eksikliği veya fazlalığının insan organizmasında farklı etkileri bulunduğunu kaydetti.
     Kolesterolün sadece besinlerden alınmadığına işaret eden Gönen, yararlı ya da zararlı etkilerinin kişiden kişiye hem genetik hem de metabolik özellikleriyle ilişkili olarak farklılık gösterdiğini belirtti. Ailesel olarak kolesterolü yüksek doğan çocukların 20'li yaşlarda miyokard enfarktüsü geçirerek öldüğünü vurgulayan Gönen, "Bu olgular bize kolesterol yüksekliğinin zararlı olduğunu ve tedavi edilmesi gerektiğini gösterir" dedi.
     Son yıllarda kolesterol ilaçları hakkında yapılan tartışmaların bu ilaçları kullanan hastalarda kafa karışıklığına neden olduğuna dikkati çeken Gönen, ilaçların kullanımının bırakılmasının hastalara faydadan çok zarar vereceğini bildirdi. Kolesterol düşürücü ilaçların, bir kere başladıktan sonra hayat boyu devam edilmesi gereken ilaçlar olduğunu söyleyen Gönen, hastaların kesinlikle doktorlarına danışmadan ilacı kesmemeleri gerektiğini belirtti.
    
D vitaminin eksikliği
    
     Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği 2. Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Balcı da toplumda 100 kişiden 90'ında D vitamini eksikliği gözlendiğini söyledi. D vitamini eksikliği nedeniyle kemik hastalıkları ve kalp damar hastalıklarında artış saptandığını vurgulayan Balcı, "Son çalışmalarda riskli gruplarda vitamin D kullanımının yararı olduğunu buna karşılık gereksiz kullanımın kalp damar hastalığı ve ölüm riskini artırabileceğine işaret ediyor" diye konuştu.
     Yiyeceklerle alınan D vitamininin normal beslenmede yeterli düzeye ulaşmadığını dile getiren Balcı, günlük alınması gereken D vitamini miktarının 800 ile bin 200 ünite olması gerektiğini belirtti. Balcı, bu konuda özellikle süt ve balıktan yararlanılmasını önerdi.
     D vitamini eksikliğinde en önemli belirtilerin kas, kemik ağrıları ve güçsüzlük olduğunu anlatan Balcı, "Ortalama yaşam süremizin uzadığını göz önüne alırsak sağlıklı bir kemiğe ulaşmak için yaşa uygun D vitamini ve kalsiyum alımlarının mutlaka sağlanması gereklidir" dedi.
    
"20 yaş üzeri nüfusun yarısında diyabet riski"
    

     Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Serdar Güler, dünyada diyabet görülme sıklığının artmaya devam ettiğini söyledi. Bu yıl 366 milyon olan diyabetli nüfusun 2030 yılında 550 milyonun üzerine çıkmasının beklendiğine işaret eden Güler, "Bu, 20 yaş üzeri nüfusumuzun neredeyse yarısının ya diyabetli ya da diyabet için yüksek risk altında olduğunu göstermektedir. Aynı dönemde obezite sıklığında da ciddi artış olması, diyabetteki artışın büyük kısmından obeziten sorumlu olduğunu göstermektedir" diye konuştu.
     Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevim Güllü de hashimoto tiroidi olan kadınlara çoğu zaman gereksiz selenyum kullanımı önerildiğini belirtti. Selenyumun sadece çok özel koşullarda kullanılması gerektiğini vurgulayan Güllü, hekim önermediği sürece selenyumdan kaçınılması gerektiğini vurguladı.
     Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Çömlekçi, hormonal hastalıkların gebelikte sıklıkla görüldüğünü, gebelik sırasında gelişen hormonal hastalıkların bebeğin gelişimini etkileyebildiğini kaydetti.
     Kongre, 19 Mayıs'a kadar devam edecek.

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER