ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL22°C
Hafif Sağanak Yağışlı
SAĞLIKTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 12 Mayıs 2013 Pazar 11:49

Evde kaynayan tencere, obeziteden koruyacak


Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) "çağın en önemli tehditleri" arasında gösterdiği çocuk obezitesiyle mücadele edebilmek için, örgütün işaret ettiği hedefler doğrultusunda projeler geliştiriyor. Sebzenin, meyvenin, yoğurdun eksik olmadığı geleneksel sofralar, Türkiye'nin obezite ile mücadelesinde önemli rol oynuyor.
     Türkiye Okul Çağı Çocuklarında (6-10 Yaş) Büyümenin İzlenmesi Projesi Araştırması'ndan (TOÇBİ) 2009 yılında elde edilen veriler, belirtilen yaş grubunda obezitenin yüzde 6.5, fazla kilonun da yüzde 14 olduğunu ortaya koyuyor.
     Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Obezite, Diyabet ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanlığı'da görevli Dr. Sebahattin Kocadağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, fazla kilolu çocukların da dahil edilmesiyle, Türkiye'de artık her 5 çocuktan birinin ciddi sağlık riskleri taşıdığını söylemenin mümkün olduğunu belirtti.
     DSÖ'nün verilerine göre, bir yılda hayatını kaybeden 57 milyon insandan 36 milyonunun ölüm nedeninin kronik hastalıklar olduğunu dile getiren Kocadağ, kronik hastalıklarda en önemli risklerin başında ise fiziksel aktivite eksikliği ile sağlıksız beslenmenin geldiğini kaydetti.
     Kocadağ, kilo ve hareketsizliğin beraberinde çok sayıda hastalığı getirdiğine dikkati çekerek "Elbette her şey maddiyat ile ölçülmez ama kronik hastalıkların önlenmesi, tedavisine oranla çok daha düşük maliyetlidir. Bu hastalıkların kişiye yaşattığı manevi sıkıntıları da göz önüne almak gerekir. Her şeyden önce bu hastalıklar kişinin yaşam kalitesini zedeliyor. Bu nedenlerle, DSÖ, kronik hastalıkların önlenmesine yönelik çalışmalarda obezite ile mücadeleyi en tepeye yerleştirirken, hedef olarak da çocukları alıyor" diye konuştu.
    
     -Türkiye, yeni çalışmada da yer alıyor-
    
     Kocadağ, Sağlık Bakanlığı'nın DSÖ'nün uyarı ve çalışmalarını yakından izlediğini, 2010 yılından bu yana devam eden "Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat" programında da çocukların önemli bir grup olduğunu ifade etti.
     DSÖ'nün okullarda risk altında olan öğrencilerin tespit edilmesi çağrısına cevap veren ülkeler arasında Türkiye'nin de bulunduğuna işaret eden Kocadağ, DSÖ bünyesinde kurulan "Avrupa Çocukluk Çağı Obezite İzleme Girişimi" çalışmalarına Türkiye'nin 21. ülke olarak dahil olduğunu hatırlattı.
     Türkiye genelinde yürütülecek çalışmaların sonuçlarının en geç Kasım ayında DSÖ tarafından açıklanacağını anlatan Kocadağ, "Katılan tüm ülkelerdeki sonuçları gördüğümüzde, Türkiye'de çocuk obezitesine ilişkin mevcut durum, net bir tablo olarak ortaya çıkacak ve diğer ülkelerle de karşılaştırma olanağını bulacağız" diye konuştu.
    
     -"Avantajımızı yitiriyoruz"-
    
     Türkiye'nin yakın zamana kadar, gelişmiş ülkelerdeki oranlara bakıldığında, çocuk obezitesi konusunda avantajlı olduğunu kaydeden Kocadağ, ancak özellikle büyük şehirlerde çocukların yaşam ve beslenme alışkanlıklarındaki hızlı değişimin, bu avantajın yitirilmesine neden olduğunu söyledi.
     Daha az hareket eden çocukların, klasik beslenme yöntemlerinden de uzaklaşınca obezite riskiyle karşı karşıya kaldıklarına dikkati çeken Kocadağ, şöyle konuştu:
     "Esas hedef grubumuz anneler, kadınlar. Türkiye'de obezite havuzuna bakıldığında, 19 yaş üzerindeki kadınların yüzde 40'ının bu sorunu yaşadığını görüyoruz. Türkiye'de çocuk ve yetişkin obezitesinin önlenmesinde kilit konumda kadınlar var. Anneler, geleneksel sofraları mümkün olduğunca korumalı, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye, çocuklarını hazır gıdalardan uzak tutmaya özen göstermeli. Ben de bir babayım ve kendi çocuğumun hazır gıdaları ayda birden fazla tüketmesine izin vermiyorum. Kaçınılmaz olarak istiyorlar, görüyorlar, belki tamamen yok sayamayız, arada bir kaçamak yaptırırız ama asla bu tür gıdaların çocukların yaşam ve beslenme biçimine dönüşmesine izin vermeyelim."
    
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER