ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL28°C
Parçalı Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 24 Temmuz 2013 Çarşamba 08:22

"Zavallı kemirgenlerden farkları yok"

"Zavallı kemirgenlerden farkları yok"

Başbakan Erdoğan, "Hükümetle olan meselesini Türkiye ekonomisini çökermek suretiyle halletmek isteyenlerin 76 milyonun içindeki geminin tabanına delik açmaya çalışan zavallı kemirgenlerden hiçbir farkı yoktur" dedi.


Başbakan Erdoğan, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonunun (TESK) Gölbaşı'ndaki Vilayetler Evi'nde verdiği iftara katıldı.

Erdoğan, iftarın ardından yaptığı konuşmada, ramazanın yarısının bugün geride kaldığını belirterek, bu ayın tüm İslam alemine hayırlı olması dileğinde bulundu.

"Ramazan-ı şerifin bereketinin evlerimizi, sofralarımızı olduğu kadar dükkanlarımızı, tezgahlarımızı, atölyelerimizi de bereketlendirmesini özellikle temenni ediyorum. Tuttuğunuz oruçların, yaptığınız ibadetlerin Allah katında kabulünü niyaz ediyorum" diyen Erdoğan, yaklaşık 3 ay önce 30 Nisan'da esnaflarla bir araya gelerek hasret giderdiklerini anlattı.

Erdoğan, esnafın Türkiye için, millet için, toplumsal yapı ve kardeşlik için önemli olduğunu daha önce de söylediğini belirterek, şöyle konuştu:

"Bizim kültürümüzde, bizim, kadim medeniyetimizde esnaf ekonomik boyutunun ötesinde bir medeniyet inşa eden, bir medeniyet tasavvuru olan kesimdir. Esnaf, bizim tarihimizde 12. yüzyıldan bu yana kadar ahlakın, disiplinin, dayanışmanın adeta yapı taşıdır. Bizde esnaf öyle bir kesimdir ki gönül yapmayı, kar etmeye tercih eder. Bizde esnaf, insanların kalbinde edindiği mertebeyi kasa defterindeki rakamların önünde tutar. Bizim esnafımız, akşam ne kadar para kazandığından çok ne kadar gönül kazandığının muhasebesini yapan kişidir. Bizim esnafımız sadece kendisini kar ve zararına değil, sokağının mahallesinin, şehrinin, ülkesinin ve milletinin de kar ve zararına hassasiyetle dikkat eden, ülkesinin ve milletinin karını kendi kazandığının çok çok üzerinde gören bir insandır."

Fatih Sultan Mehmet'in Edirne'de tebdili kıyafet gezerken, bir iş yerine girip yağ, bal ve peynir istediğini, dükkan sahibinin yağ tarttıktan sonra onu bal ve peynir almaya başka bir iş yerine, bal ve peynir almaya gittiği yerde ise esnafın peynir için başka bir iş yerine yönlendirmesini anlatan Erdoğan, "Bu ülkenin esnafı böyle bir yüksek ahlakın, böyle derin bir medeniyetin taşıyıcısıdır" değerlendirmesini yaptı.

"İŞTE DÜRÜSTLÜK ANLAYIŞI BUDUR"

Esnafın dürüstlüğüne bir başka kıssa anlatarak örnek veren Erdoğan, "Yabancı bir esnaf geliyor. Osmanlı esnafından bir top kumaş almak istiyor. Osmanlı esnafı tüccara, seçtiği kumaşın hatalı olduğunu, onu satamayacağını söylüyor. Yabancı tüccar, ne kadar ısrar etse de bu ayıplı malı satmıyor. 'Siz bu ayıplı malı kendi ülkenizde satarken belki ayıplı olduğunu söylemeyi unutursunuz, böylece sizin müşterilerinize ayıplı malı ben satmış olacağım. Neticede, Osmanlı'nın gururu, şeref ve haysiyeti rencide olacak. Ben buna izin veremem' diyor. Bizi millet olarak bugünlere ulaştıran, emin olunuz işte bu yüksek ahlaktır. İşte bu dürüstlük anlayışıdır" diye konuştu.

Esnafın, sosyal dayanışmanın öncüsü, toplum içinde edebin, terbiyenin koruyucu ve yaşatıcısı olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Esnaf ahidir yani kardeştir, yani eli açıktır, yani cömerttir. Bizim kültürümüzde, bizim kadim medeniyetimizde, ahilik teşkilatımızda esnaf olmak öyle kolay değildir. Dükkan açan, alım satım yapan öyle kolay kolay esnaf sayılmaz. Esnaflığın yani ahiliğin uzun bir temel ilkeler listesi vardır. İyi huylu olacak, güzel ahlaklı olacak, ahdinde, sözünde, sevgisinde vefalı olacak. Gözü gönlü kalbi tok olacak. İçi dışı bir olacak. Sözü bir olacak her zaman her yerde Allah'a güvenecek. Alimlere dost olacak. Dostlara danışacak. Söz söylerken elbise giyerken, evden çıkarken, yürürken, mahallede pazarda, alışverişte ahiliğin yani esnaf olmanın temel ilkelerine harfiyen uyacak. Esnaf olmanın, ahi olmanın afetleri de var. Nedir o? Gammazlık, kibir, haset ahinin falaketidir. Yalancılık, hırsızlık, haram yemek ahinin aynı şekilde afetidir, felaketidir. Esnaf yani ahi, ahiliğin üç açık şartını yerine getirecek. Nedir o? Elini açık tut, kapını açık tut, sofranı açık tut. Yine esnaf yani ahi, ahiliğin şu üç kapalı şartını da yerine getirecek: Dilini bağlı tut, gözünü bağlı tut, belini bağlı tut. İşte biz böyle teşkilata sahip milletiz. Biz köklerinde, medeniyetin kaynağında bütün nesillerinin damarında böyle bir kültürü, böyle bir ahlakı, böyle bir edep ve hayayı taşımak zorunda olan bir milletin mensuplarıyız."

"ESNAFIMIZ MAĞDUR EDİLDİ"

Erdoğan, son günlerde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere bazı şehirlerde yapılan eylemlerde esnafa çok zarar verildiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Esnafımız mağdur edildi hatta maalesef esnafımız hedef alındı. Sokakların terörize edilmesi neticesinde çok sayıda esnafın işleri bozulurken bazı sokaklarda dükkanlara saldırıldı. Masa, sandalyeler parçalandı, cam çerçeve kırıldı. Dükkanlar yağmalandı. Bazı dükkan sahipleri bizzat hedef alınmak suretiyle tehdit edildiler. Esnafın son derece duyarlı, aklıselime davet eden uyarıları, ne yazık ki dinlenmedi. Hatta hakaretlerle şiddetle karşılık buldu. Oysa Türkiye'de esnaf, ahilik geleneğinin bir tezahürü olarak gündelik siyasetin üzerinde duran, sadece ülkesinin, sadece milletinin iyiğilini düşünen, her zaman istikrardan güvenden kardeşlik ve dayanışmadan yana olan kesimdir. 12. yüzyıldan bugüne kadar Türkiye'nin esnafı, her zaman hakkın ve haklının yanında, hukukun yanında, adaletin yanında yerini almıştır. Türkiye'nin esnafı, tarihi boyunca vandallığın, barbarlığın, yağmacılığın şiddetin karşısında durmuştur çünkü esnaf öngörü sahibidir. Esnaf, hadiselerin iç yüzünü çok çabuk kavrayan, hadiselerin nereden kaynaklandığını ve nereye varmak istediğini çok çabuk anlayan, buna göre tavrını net olarak ortaya koyan kesimdir."

"Bu son olaylarda, esnaf büyük Türkiye'nin hedef alındığını, Türkiye'nin güçlenen ekonomisinin hedef alındığını, Türkiye'de istikrarın, güven ortamının hedef alındığını görmüş, bu eylemlere karşı net şekilde tavrını belirlemiştir" ifadesini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu ülkelinin yapı taşı olan, Selçuklu'nun, Osmanlı cihan devletinin olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin de adeta çimentosu olan esnafın, yıkanların değil yapanların, gönül kıranların değil gönül kazananların yanında duracağına zaten şüphe yoktur. Bizim vazifemiz güvenliği tesis etmektir, asayişi tesis etmektir. İstikrarı tesis etmek, engelleri kaldıırmak, yolları açmaktır. Esnaf, tüccar, sanatkar, girişimci ihracatçı, hükmetten güvenli, istikrarlı bir ülke inşa etmesini bekler ama bunu sadece biz mi yapacağız? Bunu hep beraber yapacağız. Devlet milletiyle el ele yapacaktır. 10,5 yıl boyunca inanın sadece böyle bir ülke inşa etmenin mücadelesi içinde olduk."

"BUNLAR GÜÇLÜ OLMANIN ALAMETİ"

Türkiye'de esnaf ve zanaatkarın, Halk Bankasından krediyi daha önce yüzde 46-47 faiz oranıyla alabildiğini anımsatan Erdoğan, "Şu anda bunlar bakıyorsunuz 0 ila 7 aralığında. Bu aralıkta dolaşıyor. Böyle bir noktaya geldik. Yani yeniden hesabını yapacak olsanız aradaki fark kimin cebinde kaldı? Benim çiftçimin, benim esnafımın cebinde kaldı. İstikrar ve güven tesisi, düşünün şu anda reel faiz sıfırın altında. Böyle bir noktaya geldik. Dünyanın neresinde var? Şu anda 3-4 ülkede böyle bir netice var. Böyle bir konumdayız. Bunu yakalayan bir ülke, Türkiye" değerlendirmesini yaptı.

Türk Hava Yollarınının uçuşlarıyla ilgili önemli gelişme olduğunu ifade eden Erdoğan, "Geçen yılın aynı dönemlerine göre yüzde 15,5, iç ve dış hatlarda ortalama artışımız var. Bunlar güçlü olmanın alameti. 'Battık, bittik, turizm çöktü' diyorlar ya… Yine geçen yılın aynı dönemine göre, şu anda turizm gelirlerimizde yüzde 18,5 artış söz konusu" bilgisini verdi.

Sokakların sistemli şekilde terörize edilerek esnafa, zanaatkara ve tüccara zarar verilmesine göz yummayacaklarını bildiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Bakın İstanbul'da olaylar başladığında ne dediler? '6 ay tüketmeyelim' dediler. dediler mi? '6 ay tüketmeyelim, ekonomiyi durduralım' çağrısı yaptılar. Nasıl gözlerinin döndüğünü görüyorsunuz. Esnafı çökertirsek hükümeti deviririz anlayışı, tek kelimeyle barbarcadır. Bu ülkenin kazanımlarına, bu ülkenin değerlerine, bu ülkenin her bir ferdine nasıl bir düşmanlık, nasıl bir kin ve garaz içinde olduklarını görüyorsunuz. Hükümetle olan meselesini Türkiye ekonomisini çökermek suretiyle halletmek isteyenler, 76 milyonun içindeki gemisinin tabanına delik açmaya çalışan zavalların, kemirgenlerden hiçbir farkı yoktur Halkla hiçbir irtibatı bulunmayan, halkla gönül bağı bulunmayan, sandık sonuçlarına saygısı bulunmayan, sandıktan umudu olmayan işte bu şekilde kendi ülkesini çökertmek için çağrılar yapar. Türkiye bunların kirli girişimlerine boyun eğmeyecek kadar büyük bir ülkedir." Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, iktidarları döneminde Türkiye'nin gündeminden yolsuzlukları düşürdüklerini, mafyaları, çeteleri ortadan kaldırdıklarını belirterek, "Eğer bunlar ortada olsaydı, gündemi onlar belirleyecekti. Hükümetleri onlar tayin edecekti, geçmişte olduğu gibi şimdi zaten sıkıntı buradan geliyor. Sandıktan çıkamayanlar mafyavari, çetevari, terörize etmek suretiyle çıkmak istiyorlar" dedi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) tarafından Ankara Vilayetler Evi'nde düzenlenen iftarda, İstanbul'da Gezi Parkı odaklı olaylar başladığında birilerinin "6 ay tüketmeyelim" çağrısı yapıp, esnafı çökerterek ekonomiyi durdurmayı amaçladığını söyledi.

"Esnafı çökertirsek, hükümeti deviririz anlayışı tek kelimeyle barbarcadır" diyen Başbakan Erdoğan, "Bu ülkenin kazanımlarına, bu ülkenin değerlerine, bu ülkenin her bir ferdine nasıl bir düşmanlık, nasıl bir kin ve garez içinde olduklarını görüyorsunuz. Hükümetle olan meselesini Türkiye ekonomisini çökertmek suretiyle halletmek isteyenlerin, 76 milyonun içinde bulunduğu geminin tabanına delik açmaya çalışan zavallı kemirgenlerden hiçbir farkı yoktur" diye konuştu.

Halkla hiçbir irtibatı, gönül bağı bulunmayan, sandık sonuçlarına saygısı, sandıktan umudu olmayanların ülkesini çökertmek için çağrılar yaptıklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye bunların kirli girişimlerine boyun eğmeyecek kadar büyük bir ülkedir. Türkiye, başta ekonomisiyle bu tür saldırılardan etkinlenmeyecek kadar güçlü bir ülkedir. Başta esnafımız olmak üzere inşallah milletimizin sağduyusu, feraseti bu tür saldırıları etkisiz hale getirecek, bu tür istikrarsızlaştırma girişimlerini boşa çıkaracak güce sahiptir. Milletimiz de esnafımız da inanıyorum ki kimin nerede durduğunu, kimin neyin peşinde olduğunu çok net biçimde görmüştür.

İstanbul, Ankara gibi şehirlerimizin seramikleri, durakları, reklam panoları, kamu araçları, gereçleri, vatandaşımızın araçları yakılıp, yıkılırken acaba bunlarda gerçek manada insani, vatandaşlık duygusu var mı? Bunlarda bir milliyetperverlik, vatanseverlik duygusu olabilir mi? Elinde molotoflarla saldıran, şiddet eğilimiyle saldıranlara acaba biz insan nazarıyla bakabilir miyiz? Bunların talebi, arzusu nedir? Bunlardan siz bir şey anlayabildiniz mi? Ne istediler bunlar acaba, talepleri neydi? İkide bir 'yaşam tarzımıza karışılmasın' gibi laflar ediliyor, acaba bu iktidar kimin yaşam tarzına karıştı? Acaba kimin giyimine kuşamına karıştı? İstanbul'da biz de iftar soframızı kurduk, Türkiye'nin bütün rengi oradaydı ama dert başka. Sizlerin ve milletimizin desteğiyle hem bunların hem de bunların arkasındaki çetelerin oyunlarını bozacak, Türkiye'yi her alanda özellikle de ekonomide istikrarlı bir şekilde büyütmeye devam edeceğiz"

"SANDIKTAN ÇIKAMAYANLAR MAFYAVARI, ÇETEVARİ, TERÖRİZE ETMEK SURETİYLE ÇIKMAK İSTİYORLAR"

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin birliğe, beraberliğe, kardeşliğe ve dayanışmaya ihtiyacı bulunduğunu, Türkiye'nin 2023'te dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yerini alma hedefine koştuğunu ve bunu başaracağını ifade ederek, bunu başarmak için esnafa çok önemli görevler düştüğünü vurguladı.

Esnafa son derece güncel bir mesele hakkında çağrıda bulunmak istediğini dile getiren Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bu topraklarda kardeşlik yüzyıllar boyunca en çok da ahiler eliyle, esnaf eliyle güçlendirilmiş, pekiştirilmiştir. Bu toprakların hamurunda ahilik vardır. Yani kardeşlik vardır, yüzyıllar boyunca esnaf bu kardeşliği nasıl muhafaza ettiyse, nasıl korudu, kolladı ve yücelttiyse bugün de esnaftan, ahilerden, bu kardeşliği korumalarını özellikle rica ediyorum. Ahiler, yani esnaf bin yıllık kardeşliğimizi ne kadar yüceltip, pekiştirirse inanın millet de o kadar bir olur, o kadar beraber olur, o kadar kardeş olur, o kadar güçlü Türkiye olur. Ben, esnafımızdan çok samimi bir ricada bulunmak istiyorum. Hangi partiye oy verirse versin, gönül verirse versin, hangi inançtan, mezhepten, etnik kökenden olursa olsun ama her bir esnafımız lütfen ahilik kültürüne, ahilik geleneğine sahip çıksın ve bunu yaymak, yaşatmak için gayret sarf etsin.

Biz, eğer ahilik geleneğini bu topraklarda yeniden hakim kılarsak emin olun hiçbir meselemiz kalmaz. Ekonomiden iç politikaya, demokratikleşmeden dış politikaya, kültürden demokrasiye kadar her meseleyi o kültürün, geleneğin aydınlığında biz rahatça çözeriz. İşte buyurun, 2002 Kasım göreve geldik, şu anda 2013'ün Temmuz'undayız. 10,5 yıl ekonomimiz bire üç büyüdü, dile kolay. Devletin borçlanma faizi yüzde 63'tü ama bakın şimdi nerede, tek haneliye düştü. Bu ülkede yolsuzluğu evelallah biz gündemizden düşürdük. Mafyalar, çeteler bu ülkede çirit atamıyor, bunlar ortadan çekildi. Eğer bunlar ortada olsaydı, gündemi onlar belirleyecekti. Hükümetleri onlar tayin edecekti, geçmişte olduğu gibi şimdi zaten sıkıntı buradan geliyor. Sandıktan çıkamayanlar mafyavari, çetevari, terörize etmek suretiyle çıkmak istiyorlar."

Başbakan Erdoğan, çözüm sürecinde esnafın en önde olmasını bekledilerini, TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken'in de esnaf adına Akil İnsanlar Heyeti'nde yer aldığını, 63 akil insanın Türkiye'yi dinlediğini, "Ne diyorsunuz, talebiniz ne, isteğiniz ne?" sorularını vatandaşa yönelttiğini anlatarak, "Aylardır Allah'a hamdolsun Doğu ve Güneydoğu'dan terör nedeniyle acı haberler almıyoruz. Aylardır terör nedeniyle ocaklara ateşler düşmüyor, anneler ağlamıyor, babalar ağlamıyor, kadınlar dul, çocuklar yetim kalmıyor. Aylardır Doğu ve Güneydoğu illerinde kepenkler kapanmıyor, kapatılmıyor, esnaf nihayet güven içinde, huzur içinde dükkanını açıyor, kapatıyor" diye konuştu.

"BU SÜRECİ MUHAFAZA ETMEK HEPİMIZİN BOYNUNUN BORCUDUR"

"Bu süreci muhafaza etmek, çok daha ileri seviyelere taşımak, kalıcı hale getirmek hepimizin boynunun borcudur" diyen Başbakan Erdoğan, gelinen noktada sadece hükümetin, güvenlik güçlerinin değil, milletin her bir ferdinin, özellikle de esnafın yani ahilerin çok daha fazla sorumluluk alması, yüreklerini ortaya koyması gerektiğini vurguladı.

Erdoğan, "Van'daki bir bakkalın dükkanında ne kadar bereket olursa emin olun Edirne'deki dükkanda da o kadar bereket olur. Ağrı'daki esnaf ne kadar çok kazanırsa Ankara'daki, İstanbul'daki esnafta bundan etkilenir, o da o kadar çok kazanır. Nasıl ki tarihimizde esnaf komşusunun siftah etmesini önemsiyorsa bugün de esnaf komşusunun derdini dert edinmeli, komşusunun, kardeşinin huzur ve güvene ulaşması için mutlaka inisiyatif almalıdır" dedi.

Çözüm sürecinde, Milli Birlik ve Kardeşlik sürecinde başta TESK olmak üzere esnaf örgütlerinden çok daha fazla çaba, duyarlılık beklediğine işaret eden Başbakan Erdoğan, esnafın her alanda sorunlarını çözmek için samimi bir gayret içinde olduklarını söyledi.

Başbakan Erdoğan, en son 30 Nisan'da yaptıkları toplantıda 1 yıldan kısa vadeli kredilerde faizi yüzde 4'e, 1 yıldan uzun vadelilerde ise yüzde 5'e indirdiklerini anımsatarak, kooperatiflerin aldığı masraf karşılıklarını yüzde 1,5, banka komisyonunu da yüzde 0,5'e kadar düşürdüklerini belirtti.

Kredi limitinin 2002 yılında 5 bin lira olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bugün kredi limiti 125 bin liraya kadar çıktı. Vergiler ve destekler konusunda önemli ilerlemeler kaydettik. Bu süreç de aynı şekilde devam ediyor. Esnaf ve sanatkarımızın tüm sorunlarını çok kapsamlı şekilde ele alacak olan şurayı 15 yıl aradan sonra yeniden toplamak için çalışmalara başladık. İnşallah bunu da kasım ayında toplamayı planlıyoruz. Bugüne kadar birlikte çok sorunu çözdük. Hem esnaf ve sanatkarımızın sorunlarını hem Türkiye'nin sorunlarını diyalogla istişareyle çözdük ve çözüm yoluna koyduk. İnşallah aynı kararlılıkla aynı dayanışmayla yolumuza devam edeceğiz."

İftara Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Ankara Valisi Aladdin Yüksel ile çok sayıda davetli katıldı.

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER