ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Hafif Yağmur
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 24 Temmuz 2013 Çarşamba 18:35

"Yargılanan gazeteci varsa elini öpeceğim"


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Nail Olpak ve beraberindeki heyeti kabul etti. Burada, Gazeteciler Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Arınç, dün Tutuklu Gazeteciler Raporu yayınlayan CHP'ye ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na eleştirilerini dile getirdi. Tutuklu gazetecilerden 60-70 kadarının, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında tutuklu ya da hükümlü olduğunun altını çizen Arınç, "Siz, CHP adına bu Terörle Mücadele Kanunu tamamen kalksın diyebiliyor musunuz? Tamamen kalkarsa bunlar yargılanmamış olacak ve haklarında hüküm verilmemiş olacak. Bunu açıkça söylüyorsanız bilelim ve bununla ilgili kanun teklifinizi bekleyelim." diye seslendi.

Bugünün, gazeteciler için önemli bir gün olduğunu ve Türk basınında sansürün kaldırılışının yıl dönümünün her sene belirli etkinliklerle kutlandığını belirten Arınç, "Bazı mesajlar veriyoruz, bu mesajlarımızın yerini bulmasını diliyoruz. Anayasalarımızın temel maddelerinden biri de basının hür olması ve sansür edilmemesidir. Buna yürekten inanıyoruz; ancak ülkemizde son günlerde, haftalarda, aylarda yaşanan gelişmelerde maalesef dışarıdan da desteklenen bir algıyla 'içeride çok sayıda tutuklu ve hükümlü gazeteci var' sözünü çok fazla duymaya başladık. Bunun üzerinden duygu sömürüsü yapanlar, bunun üzerinden Türkiye'yi dışarıya jurnallemeye çalışanlar var. Dışarıda da buna teşne bir takım kuruluşlar var." diye konuştu.

"TUTUKLU GAZETECİLERİN NELERLE SUÇLANDIĞINI HERKES BİLMELİ"

Basından sorumlu bir bakan olarak, hiçbir gazetecinin, gazetecilik mesleğini yaparken bir suç ve ceza tehdidi ile karşı karşıya gelmesini arzu etmediğini ifade eden Arınç, "Emin olun ki hiçbir gazetecinin bu şerefli ve onurlu mesleğini ifa ederken bir zorlukla karşılaşması hatta hürriyetinden mahrum kalması, örselenmesi, dövülmesi, ayaklar altında kalması, gözaltına alınması kesinlikle hiçbir zaman arzu etmediğimiz bir keyfiyettir. Ancak sayılarını bazen 100'ün üzerinde, bazen 60'ın üzerinde, bazen 70'in üzerinden verilen, sorulduğu zaman mesleğinin gazeteci olduğunu ifade eden kişilerin nelerle suçlandığını 76 milyon insanın bilmesi lazım." değerlendirmesinde bulundu.

"İÇERİDEKİ MUHTEREMLERİN BİR KISMI ADİ SUÇTAN DOLAYI İÇERDE"

Arınç, şöyle devam etti: "Bir; her insan, mesleği ne olursa olsun adi suç işleyebilir, yani bir olay karşısında bir suç veya kabahat işleyebilir. Profesör de olsa bunu yapabilir, milletvekili de olsa bunu yapabilir, avukat da olsa bunu yapabilir, gazeteci olsa da bunu yapabilir, yani banka soymaya kalkarsa bu bir suçtur. Gaspla meşgul olursa bu bir suçtur. Trafikte birisinin ölümüne sebebiyet vermişse, bu taksirle işlenmiş bir fiildir. Burada sıfatın önemi yok. Herkes bir adi suç yani ceza kanunlarının kabul ettiği bir suçu işleyebilir ve bunun zanlı ya da şüphelisi olabilir. Ama gazeteci olursa kesinlikle suçlanmamalı. Böyle bir şey olabilir mi? İşte bu içeride olan muhteremlerin bir kısmı adi suç işledikleri için haklarında tutuklama ve hüküm kararı alınan kişilerdir."

"ÜÇ KERE GAZETECİ DE OLSA YARGILAMA MÜMKÜN"

İkinci olarak da Türkiye'de Terörle Mücadele Kanunu olduğunu, bu kanun gereğince de haklarında soruşturma açılmış bir takım gazeteciler olduğunu söyleyen Bülent Arınç, "Terörle Mücadele Kanunu varsa ve Türkiye'de adalet, yargı da bulunacaksa, savcıların, hakimlerin ellerindeki davalarda kişinin görevinin gazeteci olarak yazması onlara bir masumiyet sağlamıyor. Terör örgütüne yardım ve yataklık yapmışsa, terör örgütünün propagandasını işlemişse, örgütün bir üyesi olarak faaliyette bulunmuşsa, mesleğinin karşısında 3 tane gazeteci yazsa yine yargılanması mümkün. Yine bazı gazeteci bilinen kişiler, adli soruşturmayı engellemeye teşebbüs gibi, soruşturmanın gizliliğini engellemek veya ifşa etmek gibi buna benzer suçlamalarla yargılanıyorsa, mesleklerini karşısında gazeteci yazması onları yargılamadan kurtarmıyor. Şuna dikkat etmemiz lazım. Hangi gazeteci yazdığı yazıdan dolayı, hangi gazeteci çizdiği karikatürden dolayı, hangi gazeteci yazdığı kitaptan dolayı yargılanıyor ve hüküm altına alınıyor. Bunların sayısı emin olun ki yine başka suçlarla bağlantılı olduğu iddia edilse dahi üçü geçmiyor." diye ekledi.

"VER 5 BİNİ BİR DAHA ÇİZ, VER 7 BİNİ BİR DAHA YAZ"

Arınç, şöyle devam etti: "Dolayısıyla bir dezanformasyon karşılığında buradaki tertemiz gazeteci arkadaşlarımı tenzih ederek söylüyorum, örgütsel eylemde bulunduğu iddiasıyla silah bulundurması ve temin etmesi iddiasıyla, gaspa teşebbüs etmesi veya adam öldürmesi iddiasıyla yargılananların dışında mesleği gazeteci bile olsa, çünkü ben gazeteciyim demek çok kolay, herhangi adı sanı duyulmamış bir yerde çalışıyor olmanızı söyleyebilirsiniz, basın kartı olması mecburiyeti yok, çünkü önemli olan o işi yapmaktır; ama Türkiyede kimseye suç işleme imtiyazı tanınmamıştır. Türkiye'de herkes işlediği bir suç ise onun karşılığını yargıda görmek zorundadır. Bu karikatürü çizdi diye hapse mahkum edilmiş bir insan göstermezsiniz ki o karikatürler içerisinde hayvan kılığında resmedilen başbakan ve bakanların bulunduğunu bile bile söylüyorum. En rezil biçimde çizilmiş olanlarda bile sadece hukuki anlamda maddi tazminat davası açılabilmektedir. Onun karşılığı da 3 bin lira, 5 bin lira maddi tazminat. Ver 5 bini bir daha çiz. Adeta bu şekilde ödüllendirilen gazeteci karikatürist arkadaşlarımız bulunmaktadır. Onları çok sevdiğimiz için böyle söylüyorum. Köşelerinde zehir zemberek, eleştiri değil, en ağır hakaretleri işleyenlere karşı hiçbir ceza tehdidi bulunmamaktadır. Türkiye bu anlamda en özgür ülkelerden birisidir. Sadece bu anlamda maddi tazminat davası açarsanız en fazla 7 bin takdir ediyorlar. Ver 7 bini bir daha yaz."

"ELLERİNDEKİ KALEMLE İKTİDARI YOK ETMEYE KULLANANLARI KURTARMA NİYETİMİZ YOK"

Böyle bir günde ,Türkiye'de gazetecilik mesleğini, mesleğin onuruyla yapmak isteyenleri, onların günlerini kutladığını ve onlara teşekkür ettiğini, onlarla Türkiye'nin daha da güçlendiğini, Türkiye'nin muhalefeti ve iktidarıyla tam demokrat bir ülke olma noktasına hızla evrildiğini düşündüğünü belirten Arınç, "Ama ellerindeki kalemi, iktidarları düşürmek adına değil, boğmak ve yok etmek adına kullananlar ve bunu yaparken de bir takım suçları işleyenleri yargıdan kurtaracak bir formül yok, buna niyetimiz de yok." dedi.

"CHP'NİN RAPORUNU BAŞKALARI YAZMIŞ OLABİLİR"

Başbakan Yardımcısı Arınç, son olarak CHP'nin hazırladığı rapora değinerek şöyle konuştu: "Yargı bağımsızdır, suç işleyenlere karşı görevini mutlaka yapacaktır. Onun için Sayın Kılıçdaroğlu'na burdan bir sözüm var; yanınızdakiler bir rapor hazırlamış olabilirler. Onlara baktığım zaman böyle bir rapor yazacak kabiliyette olmadıklarını da biliyorum. Mutlaka birileri yazmış ve böyle bir raporu CHP'nin milletvekilleri raporu olarak ortaya koymuş olabilirler. Okuyacağım, inceleyeceğim. Şimdilik sadece karıştırdım. Lütfen duygu sömürüsü yapmayın. Bu söylediğim konular çerçevesinde yazısından karikatüründen kitabından romanından dolayı Türk Ceza Kanunu'nun veya Terörle Mücadele Kanunu'nun herhangi bir maddesini ihlal etmemiş olmasına rağmen yargılanan ve hüküm giyen bir insan varsa bana gösterin, hem onun gidip elini öpeceğim hem de ondan özür dileyeceğim. Yoksa örgütsel bağlantıları veya Türkiye'nin bölünmesi tehdidi karşısında alabildiğine suç işleyenleri savunmak bir ana muhalefet liderine düşmez. O zaman samimi olmanız açısından size tek bir teklifim var; bu 60 kişinin, 70 kişinin en az 40-45 tanesi Terörle Mücadele Kanunu'ndan dolayı yargılanıyor. Şu anda bu kanun yürürlüktedir, bazı maddelerini değiştirsek dahi. Siz CHP adına bu Terörle Mücadele Kanunu tamamen kalksın diyebiliyor musunuz? Tamamen kalklarsa bunlar yargılanmamış olacak ve haklarında hüküm verilmemiş olacak. Bunu açıkça söylüyorsanız bilelim ve bununla ilgili kanun teklifinizi bekleyelim. TCK'nın bazı maddelerinden dolayı gazeteciler yargılanıyor bazıları hüküm giyiyor. O zaman siz şunu söyleyebiliyor musunuz; TCK'nın bu hükümleri tamamen kalksın, bu gazeteciler ne yazarsa ne yaparsa yargılanmasınlar. Bu da bir siyasi görüştür. Onu da söylerseniz sizin samimi olduğunuza inanırız ve teklifinizi bekleriz. Ama bu şu anlama gelebilir; birisi ben gazeteciyim dedikten sonra kimse ondan hesap soramaz o her istediğini yapar her istediğinde dolayı da sorumsuz olur. Böylesine bir sorumsuzluk dünyanın neresinde var onu da lütfen bize gösterin. Siz iktidar olduğunuz zaman Terörle Mücadele Kanunu'nun olmadığı TCK'nın olmadığı hiçbir cezai müeyyide ile karşılaşılmadığı bir Türkiye mi vaat ediyorsunuz. Gazetecilerin veya kendisini gazeteci olarak ifade edenlerin her istediklerini yapabilecekleri bir anarşi ve kaos ortamını mı Türkiye'ye getireceksiniz? Bunların cevabını mümkünse bayramdan sonra kendisinden almak üzere…"

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER