ÖNE ÇIKANLAR :
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 04 Mart 2013 Pazartesi 21:44

''Umarım bizi de bilgilendirirsiniz''


İmralı görüşmesi, yeni anayasa yazımında tartışma konusu oldu.

TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu bünyesindeki Yazım Komisyonu, BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder başkanlığında toplandı.

Alınan bilgiye göre, CHP Konya Milletvekili Attila Kart, toplantıda maddelerin görüşülmesine başlamadan söz alarak, Önder'in, ''yoğun mesaiden sonra'' komisyon çalışmalarına zaman ayırdığını belirterek, ''Umarım bizi de bilgilendirirsiniz'' dedi.

Kart, İmralı görüşmeleriyle ilgili olarak, ''AK Parti ile BDP'nin ayrıca görüşmeler yaptığını, bu görüşmelerde İmralı dinamiğinin işlediğini'' belirterek, Türkiye'nin çıkarlarına aykırı olmamak, üniter yapının ihlal edilmemesi ve devletini inisiyatifinde sürdürülmesi kaydıyla görüşmelerin olabileceğini söyledi.

Görüşmeler konusunda kendilerinin bilgilendirilmesi gerektiğini savunan Kart, ''Başkanlık sistemi üzerine bir çalışmaya odaklandığı görülüyor. CHP olarak kaygımız; İmralı'da 14-15 yılda oluşan psikolojinin devlet eliyle manipülasyona dönüşmesi, barışın sağlandığı görüntüsüyle Türkiye'de zaten sınırlı bile olsa nispi demokrasinin Başkanlık sistemi altında diktaya kurban edilmesidir. Bu yönde bir mühendisliğin yapıldığını görüyoruz. Bu anlayışla sürdürülen görüşmelerin toplumsal barış ve demokrasi tesis etmesi mümkün olmayacağı gibi Kürt halkının ve Türkiye kamuoyunun 'bir kez daha yanıltıldık, kandırıldık' söylemine doğru Türkiye'nin götürüldüğünü görüyoruz'' görüşünü ifade etti.

BDP'li Önder, Kart'ın ardından söz alarak, ''Perde arkasında olan biten yok. Mektupta sözü edilen hususlar kamusal alana taşınacaktır. Ortak vatan, ülke bütünlüğünü esas alıyoruz. Başkanlık taslağının tartışılabileceğini biz daha önce de ifade etmiştik'' dedi.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, ''su üstüne yazı yazılacak kadar Anayasa çalışmalarını etkisizleştirecek bir süreç'' yaşandığını ifade etti.

Kart, İmralı'daki görüşmelerin Anayasa çalışmalarının içeriğini ve takvimini yönledireceğini ifade ederek, ''Biz burada bir figür olmayız, olamayız'' dedi.
    
''Düzenleyici ve denetleyici kurumlar'' üzerinde uzlaşma yok
    
Toplantıda müzakere edilen ''düzenleyici ve denetleyici kurumlar'' maddesi üzerinde uzlaşma sağlanamadı.

CHP; ''Belirli piyasa ve sektörlerin sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayacak ve geliştirecek düzenleme ve denetimleri yapmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip düzenleyici ve denetleyici kurumlar kurulabilir. İdarelerin faaliyetlerini hukuka, temel hak ve özgürlüklere ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine uygun şekilde yürütmesini ve düzenli ve verimli şekilde çalışmasını sağlayacak ve geliştirecek idari denetimleri yapmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip idari denetim kurumları kurulabilir. Bu kurumlar idari ve mali özerkliğe ve görevlerinin gerektirdiği bağımsızlığa sahip olarak kanunla kurulurlar. Bunlara sağlanacak mali kaynaklara, düzenleme veya denetim yapacak personellerinin mesleki güvencelerine ve idari ve mali denetimlerine ilişkin düzenlemeler idari ve mali özerklik ilkesi ile bağımsızlık ilkesine uygun şekilde kanunla düzenlenir'' şeklinde olmasını önerdi.

MHP; ''Temel Hakların Korunması, idari faaliyetlerin temel hak ve özgürlüklere uygun yürütülmesi ve idarenin buna uygun olarak geliştirilmesinin sağlanması ile piyasa ekonomisinin sağlıklı şekilde işlemesini sağlayacak biçimde ekonominin duyarlı alanlarının sektörel ölçekte düzenlenmesi amacıyla merkezi yönetimin hiyerarşisi dışında düzenleyici ve denetleyici kurullar kanunla kurulabilir. Bu kurulların görevlerinin gereklerine uygun ölçüde bağımsızlığı ile idari ve mali özerkliğini sağlayıcı hükümler kanunda düzenlenir'' olarak yazılmasını istedi.

BDP, maddeyle ilgili önerileri olmadığını, ileride bir mutabakata varıldığında destek verebileceklerini ifade etti.

AK Parti ise ''Düzenleme ve denetleme kurullarını temel hak ve özgürlükler ve diğer alanlardaki işleyiş noktasında iyi yönetimin temel koşulu olarak kabul eder, ancak sorunu anayasal değil, yasal düzey sorunu olarak ele alır'' ifadesini önerdi.
    
Olağanüstü Yönetim Usulleri
    
Toplantıda; Komisyon'un, 21 Şubat'ta kabul ettiği ''Olağanüstü yönetim usulleri'' maddesine yeni bir fıkra eklenmesi önerildi.

CHP; ''Olağanüstü hal ve sıkıyönetim süresince Bakanlar Kurulu olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda Olağanüstü Hal Kanunu; sıkıyönetim halinin gerekli kıldığı konularda ise Sıkıyönetim Kanunu çerçevesinde ve söz konusu durumların gerektirdiği somut önlemleri belirtmek amacıyla KHK'ler çıkarabilir. Bu kararnameler Resmi Gazete'de yayımlanır ve aynı gün TBMM'nin onayına sunulur. TBMM, bu kararnameleri öncelikle görüşür ve en geç 30 gün içinde aynen ya da değiştirerek onaylar ya da reddeder. Bu süre içinde Meclis tarafından karara bağlanmayan kararnameler yürürlükten kalkar. Bu kararnamelerin Meclis tarafından onaylanmasına ilişkin usul ve esaslar İçtüzük'te gösterilir'' fıkrasının eklenmesini istedi.

CHP, ayrıca ''Olağanüstü hal ve sıkıyönetim KHK'leri ile bunların TBMM tarafından onaylanmasıyla kanunlaşmış olanları, ancak olağanüstü hal ve sıkıyönetim süresince ve usulüne göre olağanüstü hal ya da sıkıyönetimin ilan edildiği yerlerde uygulanır. Olağanüstü hal ya da sıkıyönetimin kalkmasıyla birlikte bu kararnameler ya da bunların TBMM tarafından onaylanarak kanunlaşmış olanları kendiliğinden yürürlükten kalkar. Olağanüstü hal ve sıkıyönetim KHK'leriyle Olağanüstü Hal ve Sıkıyönetim Kanunlarında değişiklik yapılamaz. Anayasa Mahkemesi bu kararnamelerin Olağanüstü Hal ya da Sıkıyönetim Kanunu'na ve Anayasaya uygunluğunu öncelikle görüşür ve denetler'' ifadesinin de maddeye eklenmesini önerdi.

MHP ise olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nun, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda KHK'ler çıkarabilmesi, bunların Resmi Gazete'de yayımlanması ve aynı gün TBMM onayına sunulması; bunların Meclisçe onaylanmasına ilişkin süre ve usulün, İçtüzük'te belirlenmesi önerisinde bulundu.

Komisyon çalışmalarını yarın sürdürecek.

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER