ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL16°C
Sisli
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 24 Mayıs 2013 Cuma 23:20

"Türkiye'nin de imajını zedelemeye başladı"


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Brüksel'deki sözlerini eleştirerek, "Yurt dışına gidip kendi ülkesinin başbakanı için 'katil' sıfatını kullanan birine nerede olursa olsun 'zavallı' gözüyle bakılır. Bu zata sadece zavallı gözüyle bakmadılar, o zavallıyı son derece haklı olarak odalarının kapısından da geri çevirdiler" dedi.
     Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, muhalefetin çok büyük çaresizlik ve acziyet yaşadığını, hiçbir konuda politika üretemediğini, hiçbir sorun karşısında ayakları yere basan, yaraya merhem olacak çare sunamadığını, Türkiye'nin hiçbir güncel meselesini gündemine alamadığını, hiçbir vizyona, hedefe, plan ve programa sahip olmadığını söyledi.
     Başbakan Erdoğan, "Kendileri değişmiyorlar, değişmek istemiyorlar, Türkiye'nin değişmemesi için de ellerinden geleni yapıyorlar. 53 yıldır sadece olağanüstü durumlarda iktidar olabildiler. Bütün bu olağanüstü, olağan dışı durumları biz inşallah geri gelmemek üzere Türkiye'nin gündeminden çıkardık" diye konuştu.
     Muhalefetin müdahalelerden medet umduğunu ancak müdahale dönemlerini tamamen kapattıklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Terörle anarşiyle provokasyonla siyasetin dizayn edilmesinden medet umuyorlardı. Bu kapıları da kapattık" dedi.
     Türkiye'de meşruiyetin kaynağının millet olduğunu, millet egemenliğini çok güçlü şekilde tesis ettiklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Şunu artık herkes bilmeli, Türkiye'de iktidara gelmenin, hükümet etmenin yegane yolu sandıktır. Sandık dışında yol arayanlar, yöntem arayanlar, sandığın dışında merkezlerden medet umanlar bu ülkede artık başarılı olamazlar, hedeflerine ulaşamazlar. İşte bizdeki muhalefet şu anda böyle bir çıkmazı, böyle bir çaresizliği yaşıyor. Tutundukları tüm dallar ellerinde kaldı, medet umdukları tüm odaklar onları hayal kırıklığına uğrattı, umut besledikleri dağlara karlar yağdı ama muhalefet sandıkta yarışmayı, centilmence bir rekabeti, demokratik bir mücadeleyi bugün dahi içine sindiremiyor, bugün dahi kabullenemiyor. Acziyet içinde, çaresiz bir ruh haliyle muhalefet Türkiye'yi bir kaosa süreklemeyi, bu kaostan kendisi rant sağlamayı siyaset olarak tercih ediyor.
     Dikkat edin şu anda CHP Genel Başkanı da MHP Genel Başkanı da her fırsatta bu acziyeti, bu çaresizliği aleni şekilde sergiliyorlar. Adeta kapana kısılmış bir haldeler, çıkış yolu arıyorlar ama bu çıkış yollarını demokrasi içinde değil demokrasinin dışında bulmaya çalışıyorlar. Topluma gerilim pompalayarak, toplumu kamplara ayırarak, fay hatlarında gerilimi artırarak buradan bir çıkış yolu bulabilir miyiz diye çırpınıyorlar. Muhalefet genel başkanları bu çaresizlik ve acziyet içinde ne yazık ki aklı, mantığı, fikir, vicdan ve izanı şu anda tamamen yedeğe almış durumdalar. Ne söylediklerini duyamayacak kadar acziyet içindeler. Ne yaptıklarını anlamayacak, idrak edemeyecek kadar çaresizlik içindeler. Nasıl bir yolda yürüdüklerini, nasıl tehlikeli oyunlar oynadıklarını göremeyecek kadar akıl tutulması içindeler."
    
"Türkiye'nin de imajını zedelemeye başladı"
    
     CHP'de, 2010'da yaşanan kaset skandalının ardından dönemin genel başkanının görevden ayrıldığını, 22 Mayıs 2010'da şu andaki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun göreve getirildiğini anımsatan Başbakan Erdoğan, "Daha o makama gelmeden, CHP Genel Başkanı olmadan mevcut genel başkanını evinde ziyaret etti ve evinden çıktığı andan itibaren yalan söylemeye ve çark etmeye başladı" dedi.
     Kılıçdaroğlu'nun, önce "aday olmayacağım" dediğini, hemen arkasından ertesi gün adaylığını açıkladığını ve genel başkan olduğunu hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
     "Kürsüye ilk kez çıktı, son derece seviyesiz, son derece kalitesiz bir dil ve üslupla hitap etmeye başladı. Arka arkaya defalarca çark etti, ayak üstü defalarca maalesef yalan söyledi, defalarca gaf yaptı, hata yaptı, iki seçime girdi, birinde oy bile kullanamadı. Her iki seçimden de başarısızlıkla çıktı. Acemi, tecrübesiz, zamanla olgunlaşır, zamanla siyaseti, genel başkanlığı öğrenir dedik, inanın aradan 3 yıl geçti ama CHP'nin bu yeni Genel Başkanı bir arpa boyu dahi yol katedemedi. 22 Mayıs 2010'da kürsüye çıktığında nasıl bir acemilik, nasıl bir şaşkınlık içindeyse aradan 3 yıl geçmesine rağmen bugün de aynı acemilik, aynı şaşkınlık içinde.
     Şunu burada samimiyetle ifade edeceğim, biz böyle bir aceminin CHP'nin genel başkanlık koltuğunda oturmasını AK Parti için her zaman büyük bir talih olarak görüyoruz. Öyle gördük. Biz bunu defalarca söyledik. Bu zat o makamda olduğu sürece AK Parti her seçimden zaferle çıkar, her seçimden oylarını artırarak çıkar, bundan hiç endişeniz olmasın ama iş öyle bir hale geldi ki bu zat sadece CHP'ye değil artık Türkiye'ye de zarar vermeye başladı, Türkiye'nin de imajını zedelemeye başladı. Çeresizlik ve acziyet içinde bu zat Türkiye'nin, Türkiye siyasetinin, Türkiye demokrasisinin imajına lekeler sürmeye başladı."
     Türkiye Cumhuriyeti'nin anamuhalefet partisinin Avrupa Parlamentosunda düştüğü "içler acısı durum"un, CHP kadar, CHP'ye gönül verenler kadar bu ülkenin vatandaşları olarak kendilerini de üzdüğünü ve yaraladığını ifade eden Başbakan Erdoğan, rakipleri de olsa muhalefet de olsa CHP'nin Genel Başkanı da olsa Türkiye'nin bir siyasi partisinin bu hallere düşürülmüş olmasının üzüntü verici, incitici ve yaralayıcı olduğunu söyledi.
     Başbakan Erdoğan, 3 yıldır Kılıçdaroğlu'na nerede nasıl konuşacağını, ne konuşacağını, nasıl bir dil ve üslupla konuşacağını defalarca izah ettiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "CHP'nin Genel Başkanı nerede nasıl konuşacağını, nasıl davranacağını öğrenemediği gibi maalesef yanındaki monşerler de yanındaki danışmanlar da bunu öğrenemedi ve öğretemediler. Mavi Marmara olayında kendi ülkesinin yanında durmak yerine saldırganların yanında yer aldı ve gülünç duruma düştü. Güney Afrika'da, Filistin meselesi ile Türkiye'nin terör meselesini aynı kefeye koyan o bildiriye imza attı, gülünç duruma düştü. Portekiz'de kendi ülkesinin ekonomisini çarpıtarak anlattı, gülünç duruma düştü. İşte en son Avrupa Parlamentosunda kendi ülkesinin başbakanına ağza alınmayacak ifadeler kullandı ve hem gülünç hem de çok acıklı bir duruma düştü. CHP Genel Başkanı'nın düştüğü durum o kadar vahim, o kadar acıklı ki dikkat edin Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı bile bu ithamlara, bu hakaretlere tahammül edemiyor ve kendisini geri çeviriyor, randevu vermiyor. Yurt dışına gidip kendi ülkesinin başbakanı için 'katil' sıfatını kullanan birine nerede olursa olsun 'zavallı' gözüyle bakılır. Bu zata sadece zavallı gözüyle bakmadılar, o zavallıyı son derece haklı olarak odalarının kapısından da geri çevirdiler. Biz elbette bu zatın seviyesine düşmeyeceğiz, bu zavallı hezeyanları ciddiye alıp cevap vermeyeceğiz ama yargıda bu ahlak dışı durumun hesabını da sonuna kadar takip edeceğiz ve soracağız."
    
"Esed ile çekilmiş hatıra fotoğrafları var"
    
     CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Brüksel'deki sözlerini eleştiren Erdoğan, "Çıkıyor son derece ahlaksızca 'Esed ile Erdoğan arasında ton farkı var' diyor ama CHP'lilerin milletimizle çektirdiklerinden çok daha fazla Esed ile çekilmiş hatıra fotoğrafları var" diye konuştu.
     CHP'nin milletvekillerinin Diyarbakır'dan çok Şam'a gittiklerini, Esed ile hatıra fotoğrafı çektirdiklerini kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:
     "Reyhanlı'daki olayların içerisine karışanların bunları alıp Esed'e götürdüklerine dair belgeler artık elimizde. İş bu noktaya geldi, sen neyi konuşuyorsun- Hangi Reyhanlı halkının, hangi Hatay'daki kardeşimin yanında olduğunu savunuyorsun- Size elçilik edenler ne yazık ki Reyhanlı olayının planlayıcıları, bu işin içinde olanlar. Şimdi bu Genel Başkan çıkıyor, utanmadan sıkılmadan ahlaksızca ve terbiyesizce bizi Esed ile kıyaslıyor. Üstelik bunu da Avrupa Parlamentosunda yapıyor. Ortaya çıkan manzara utanç verici bir manzaradır, CHP adına son derece talihsiz bir manzaradır. CHP Genel Başkanı sadece CHP'yi küçük düşürmekle kalmamış, CHP seçmenine de çok büyük haksızlık yapmıştır."
     Suriye'de kanlı saldırılar başladığı andan itibaren "Kurda merhamet kuzuya zulümdür" sözünü defalarca anımsattıklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Suriye'deki özgürlük hareketini, halk hareketini, halkın meşru taleplerini eleştirerek; bunları 'terör' olarak nitelendirerek; sığınmacılara karşı kışkırtmalar yaparak kurda merhamet etmiş, zalim Esed'e her fırsatta destek çıkmıştır" şeklinde konuştu.
     Başbakan Erdoğan, Suriye meselesinde CHP'nin tavrının asla tarafsızlık olmadığını ifade ederek, "CHP aleni şekilde utanmadan, sıkılmadan gayrimeşru rejimin yanında yer almış, zalim bir diktatörün tarafını tutmuştur. Tarih boyunca nasıl her zaman diktatörlerin, zalimlerin yanında yer aldıysa CHP bugün de diktatörlerin, zalimlerin yanında yer almış aynı fotoğraf karesine girmiştir" diye konuştu.
    
"Milletle en küçük bir irtibatları yok"
    
     CHP'nin AK Parti ile sandıkta rekabet edemeyeceğini kaydeden Erdoğan, "Çünkü bunların milletle en küçük bir irtibatları yok. Milletle irtibatı olmayanlar Silivri ile DHKP-C ile İşçi Partisi ile bunlar da yetmezmiş gibi zalim Esed ile onun kanlı çeteleriyle irtibat kurarlar. Orduyu göreve çağırdılar, olmadı hukukun arkasına dolandılar, olmadı yalan, iftira, itham yine olmadı şu anda terör örgütlerinden, terör eylemlerinden, eli kanlı zalimlerden, onların istihbarat örgütlerinden medet umar hale geldiler" dedi.
     Reyhanlı'daki acı hadisenin nasıl kaşındığına dikkati çeken Erdoğan, "Suçu örtmek, suçluları kollamak, hadiseyi çarpıtmak için ilk andan itibaren ellerinden geleni yaptılar ve halen de yapıyorlar. Hem kendileri hem yandaşları Reyhanlı hadisesi üzerinden kışkırtma oluşturmak, bu yolla Esed ve yandaşlarına imkan tanımak için canla başla mücadele ediyorlar" diye konuştu.
     Reyhanlı ve Hataylılar ile 76 milyona sağduyu çağrısı yapan Erdoğan, "Çaresizlik, acziyet ve zavallılık içindeki CHP Genel Başkanı son çare olarak kışkırtma dalına tutundu. Bütün bu kışkırtmalara karşı, bu ayrımcı, ayrıştırıcı siyasete karşı milletimin uyanık olmasını rica ediyorum" ifadesini kullandı.
     Güvenlik güçlerinin, istihbarat birimlerinin son derece dikkatli, kararlı ve koordineli şekilde çalışmalarını sürdürdüğünü bildiren Erdoğan, "Reyhanlı'da maalesef saldırı engellenememiştir. Bunun da soruşturması zaten Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından yapılıyor. Ancak güvenlik güçlerimiz ve istihbarat birimlerimizin çalışmaları sayesinde onlarca eylem gerçekleşmeden etkisiz hale getirilmiştir" şeklinde konuştu.
     Reyhanlı saldırısını yapanlar ve bu tertibin içinde yer alanların yakalandığını anımsatan Erdoğan, "Güvenlik ve istihbarat birimlerini zaafa uğratacak hiçbir sorumsuzluğa izin vermeyiz. Sosyal medya üzerinden sürdürülen psikolojik operasyonlara karşı da son derece dikkatliyiz" dedi.

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER