ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL18°C
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 11 Haziran 2013 Salı 16:27

"Türkiye uçuşa geçmişken..."


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "İstanbul'a ilk defa Topkapı Sarayı'nın dışında böylesi bir şeyin de müzesini kazandırmış olacağız. Biz AVM ifadesini kullandık diye, bunu aldılar sanki tek alternatif buymuş gibi konuştular. Burası AVM'ye uygun bir yer de değil" dedi.
Erdoğan, "Bunu ifade ederken şunu da söyledik: Üstü rezidans, Hilton olabilir, bunu da kullandık. Şehir müzesi olarak biz Divan Oteli tarafını kullandık. Fakat daha sonra arkadaşlarımız, 'Bunun bütününü yapsak' dediler. Bütünü üzerinde de arkadaşlarımız çalışmalarını yapıyorlar" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, şu anda 18 yaşında olanların seçilme hakkı ile ilgili de çalışma yaptırdığını söyledi.
"Bunlar yeni Anayasa falan istemiyorlar böyle bir şeyleri yok. Sadece oyalamaca" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
"Ne diyorlar? Utanmadan sıklmadan 'süre koyamazsın.' Süre koyamazsınız ne demek. Sınırsız, süresiz böyle bir parlamento çalışması olur mu? Herşeyin bir zamanlaması var. Kaldı ki bu işlerde pratiği ve deneyimi olan akademisyenleriyle, her şeyiyle bir ülke olacaksın. Geri kalmış ülkeler 6 ayda, 1 yılda Anayasa yapacak, biz şu anda 1,5 yılı doldurduk, hala 45 maddedeyiz. Dürüstseniz, samimi iseniz, yüklenin iş bitsin. Bizim sadece işimiz bu değil ki. Biz zaten şu anda mevcut Anayasa ile ülkeyi yönetiyoruz ve yönetmeye de devam ederiz. Ama bizim halkımıza verdiğimiz bir söz var. Gelin bu sözü yerine getirelim, halkımızı oyalamayalım. 45 madde, henüz bu. Hep oyalama. 'Benim oğlum bina okur, döner döner gene okur.' Yaptıkları iş bu. Daha fazla özgürlük, statüko ve vesayet diye çırpınan bu gruplarla iç içe geçmesi, büyük bir ironidir. Size burada sadece bir kaç rakamdan bahsedeceğim: Gençlerimizin, özellikle de solcu olduğunu, antikapitalist, antiemperyalist olduğunu iddia eden gençlerin nasıl bir oyunun içinde olduklarını görmeleri bakımından bu rakamlara özellikle dikkat etmelerini rica ediyorum. Tabi dinlerlerse.
2002'de biz görevi devraldığımızda Türkiye'de gösterge faiz yüzde 63 seviyesindeydi. 116 milyar lira bütçemiz var. Şimdi bunlar antiemperyalist değil mi? Kapitalizmin karşısında değil mi? Bunlar kapitalizmin karşısındaysa, kapitalizmin en önemli sömürü aracı faizse, ben onlara burada bir cevap veriyorum. Bu bütçenin 52 milyar lirası, yani yüzde 45'i faiz harcamalarına gidiyor. Çok daha ilgincini söyleyeceğim. Yani benim vatandaşımın verdiği her her verginin, devletin her gelirinin yüz lirada 45 lirası faiz lobisine gidiyor. O zaman toplanan verginin yüzde 85'i faize gidiyor. Ama bugün yüzde 15'i faize gidiyor. Nereden nereye? Türkiye bütçesi şu anda ne oldu? 404 milyar lira oldu. Faiz harcaması ne oldu? 53 milyar lira oldu, oran yüzde 13. 10 yılda Türkiye'nin fazlerini düşürmek yoluyla yaptığı tasarruf, 642 milyar lira. 10 yılda milletimin 642 milyar lirası yine milletim için harcandı. Eğer 2002'deki gibi kalsaydı tam 642 milyar lira faiz lobisine gidecekti. Ama biz bu parayı tasarruf ettik.
Bununla ne yaptık? Okullar, hastaneler, yollar yaptık; enerjide çok ciddi değişime gittik, tarımda çok ciddi destekler getirdik. Adalet sarayları, emniyet sarayları, konut yaptık yoksulun elinden tuttuk. Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma fonumuzu çok daha farklı çalıştırdık. Bu durumdan faiz lobisi çok rahatsız. Ama buna rağmen bu dönemde genede faiz lobisi acayip kazandı. Şu anda en büyük parayı faiz lobisi kazanmıştır. Az para değil tam 642 milyar lira kaybetmişler. Buna tahammül edebilirler mi? Tüyü bitmemiş yetimin, garip gurebanın hakkını, esnafın kazancını, işçinin alınterini, işverenin sermayesini hortumlayan bu çevreler 10 yılda 642 milyar liradan olmuşlar. İşte biz bu hortumu kestiğimiz için birileri içeride ve dışarıda çok rahatsız oldular. Türkiye, Mayıs ayında 46 milyar dolarlık bir havalimanı yatırımına start veriyor. Aynı dönemde 22 milyar dolarlık nükleer santral yatırımı için adım atılıyor. Aynı dönemde 2,5 milyar dolarlık 3. köprü yatırımı başlıyor. Borsa rekor kırıyor, faizler en düşük seviyesine indi. Merkez Bankası rezevrleri tarihi rekora ulaşıyor. Bitmedi. Türkiye çok uzun yılların ardından Uluslararası Para Fonu'na olan borcunu sıfırlıyor. Bunlara tabi dayanamıyorlar."

-"Türkiye uçuşa geçmişken..."-

Başbakan Erdoğan, bütün bunlara ek olarak Türkiye'nin terörü bitirme yolunda, çözüm sürecinde başarıyla yürüdüğünü belirtti.
Türkiye'nin gücüne güç katacak, ekonomisini daha da büyütecek çözüm sürecinin kararlılıkla ilerlediğini ifade eden Erdoğan, artık doğudan, güneydoğudan yürek dağlayan haberlerin 6 aydır gelmediğini kaydetti.
"Bunların hemen ardından Türkiye adeta şaha kalkmışken, uçuşa geçmişken bir bakıyorsunuz bu olaylar ortaya çıkıyor" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
"Kimse kusura bakmasın. ağaç, çevre diyerek, Taksim Gezi Parkı, topçu kışlası, Atatürk Kültür Merkezi diyerek, mızrak çuvala sığmaz. Bunların hepsi İstanbulumuz için, hepsi Taksim'in daha güzelleştirilmesi için. Size İstanbul'da doğmuş, büyümüş birisi olarak, bu belediye başkanlığımızdan bu yana bir şey anlatmak istedim. İstanbul'un doğru düzgün hiç bir meydanı yoktur. Batı ülkelerine gittiğiniz zaman hepsinin devasa meydanları vardır. Biz istedik ki Taksim de bütün trafiği yer altına almak suretiyle bir defa bu egzoz gazlarından, bütün bu trafikten Taksim meydanını arındıralım, tamamiyle yayalaştıralım. Gezi Parkı diye adlandırılan bölgeyi aynen meydanla eşit seviyeye getirelim. Zaten çevresinde kot yüksektir, orta bölge düşüktür. Dolayısıyla burada o düzenlemeyi de yapmak suretiyle, biz baktığımız zaman Taksim Meydanı'nı devasa görme şansına sahip olacağız. Bir de burada Topçu Kışlası yapılırken burada yeşil katliamı diye bir şey sözkonusu değil.
İstanbul'u bilir misimiz siz? Şehir müzesi yoktur. İstanbul'a ilk defa Topkapı Sarayı'nın dışında böylesi bir şeyin de müzesini kazandırmış olacağız. Biz bir AVM ifadesini kullandık diye, bunu aldılar sanki tek alternatif buymuş gibi konuştular. Burası AVM'ye uygun bir yer de değil. Niye? Çünkü, metrekaresi itibriyle böyle bir şey olmaz. Bunu ifade ederken şunu da söyledik: Üstü rezidans olabilir, Hilton olabilir, bunu da kullandık. Şehir müzesi olarak biz Divan Oteli tarafını kullandık. Fakat daha sonra arkadaşlarımız, 'Bunun bütününü yapsak' dediler. Bütünü üzerinde de arkadaşlarımız çalışmalarını yapıyorlar. Bunu niye söylüyorum? Çünkü şu anda gerek Topkapı Sarayı, gerek bakanlıklarımızın elinde ciddi sayıda şehir müzesinde sergilenebilecek malzeme var. Bunlar maalesef oralarda çürümeye terkedilmiştir. Bunları alıp bütün bakımlarını yaptırmak suretiyle, şehir müzesinde sergilememiz İstanbul adına çok büyük bir izlenim meydana getirecek ve meydan çok daha cazip hale gelecek. Bu meydanı düzenlerken, burada bütün çevresinde yetişmiş ağaçlar olacağı gibi, bunun yanında çeşitli süs bitkilerinden tutun da bodur ağaçlara varıncaya kadar, hepsi bu meydandaki düzenlemelerin içinde olacak."

-"Solculuk maskesi altında faiz lobisinin figüranlığı yatıyor"-

Başbakan Erdoğan, Gezi Parkı'ndaki hukuksuz işgalinin Wall Street eylemine benzetildiğini belirterek, "Orada faiz lobisinin havadan kazandığı milyarlarca dolara karşı itiraz var, burada ise solculuk maskesi altında faiz lobisinin figüranlığı yatıyor" dedi.
Büyük Türkiye, güçlü ekonomi, itibarlı dış politika, içeride ve dışarıda nasıl birilerini rahatsız ediyorsa, demokrasinin standartlarının yükselmesinin de aynı şekilde içeride ve dışarıda birilerini rahatsız ettiğini kaydeden Erdoğan, "Zira Türkiye'de demokrasi güç kazandıkça, birileri on yıllardır var olan imtiyazlarını tek tek kaybediyor. Şu son olay hiç tereddütsüz, 27 Mayıs 1960 öncesi merhum Menderes'e kurulan tuzağın aynısıdır. Şu son olaylar 1980 öncesi kararnlık senaryonun tekrar edilmesi girişimidir. Türkiye'de kaos oluşturarak, istikrarsızlık, huzursuzluk oluşturarak birileri kaybettikleri imtiyazlarını geri almak istemişlerdir. Ancak o birileri bu sefer sert kayaya çarpmış, bu sefer millete toslamıştır" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"28 Şubat'ta müdahale senaryolarıyla hukuku çarpıtan, Cumhuriyet mitingleriyle, 27 Nisan bildirisi ile istediklerini elde edemeyenler kendi kitlelerini sokağa dökerek emellerine ulaşmak istemişlerdir. Bu arada CHP her zaman yaptığı şeyi tekrar yapmak istemiş, ancak bu kez elini yüzüne bulaştırmış, artık geri vitese takmak suretiye toparlama gayreti içerisine girmiştir. İki yıldır sokak sokak direniş çağrısı yapan, toplumda gerilimi sürekli yükselten, Türkiye düşmanlarına kucak açacak, onlarla işbirliği yapacak kadar aklını ve izanını kaybeden CHP, bu olaylarda da başrol oynamak istemiş, bunu da becerememiştir. CHP formaları ile meydanlarda olanları gördük. CHP il ve ilçe başkanlarının yayınladıkları bildirileri gördük. İzmir'de Karşıyaka bizim teşkilatımız yakılmıştır, büyük bir tahribat verilmiştir. Çiğli ilçe teşkilatımız aynı şekilde. Şu ana kadar 12 civarında ilçe teşkilatımız böyle bir saldırıya uğramıştır. Bunlar mı demokrasi adına yapılıyor? Eylemlerin üzerine çöreklenmek isteyen CHP Genel Başkanı, kendi kurduğu tuzağa kendisi düşmüştür ve eylemlerde boğulmuştur. Türkiye genelinde inanç farklılıklarını alçakca tahrik eden CHP milletvekilleri ihanetleriyle başbaşa kalmışlardır. Polise hakaret eden, küfür eden, gençlerde para veren CHP milletvekilleri... Bu gençleri de anlayamıyorum. O verdikleri bir kaç kuruşa muhtaç duruma düşmüşlerdir. Parlamento'nun, hatta siyasi tarihin yüzkarası olma payesini elde etmişlerdir."

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER