ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL28°C
Az Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 01 Ekim 2014 Çarşamba 19:52

"Türkiye huzurlu bir sığınak"

"Türkiye huzurlu bir sığınak"

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye’nin bulunduğu bölgede çok sıkıntılı dönemlerin yaşandığına dikkat çekti.


TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye’nin bulunduğu bölgede çok sıkıntılı dönemlerin yaşandığına dikkat çekerek, Türkiye’nin Kafkaslar’da, Ukrayna’da, Orta Doğu’daki kan ve ateş çemberi içinde huzurlu bir sığınak olduğunu söyledi.

TBMM’nin 24. yasama döneminin 5. yasama yılının açılışında Genel Kurula başkanlık yapan TBMM Genel Başkanı Cemil Çiçek, oturumun açılışında yaptığı konuşmada, TBMM’nin 94 yıldır milleti gururla temsil eden, cumhuriyetin kurucu iradesi olduğunu belirtti. TBMM’nin kurulduğu günden beri millet iradesinin en yüksek derecede tecelli ettiği kutsal bir mekân olduğunu söyleyen Cemil Çiçek, TBMM’nin demokratik meşruiyetin merkezi olduğunu belirtti. Türk milletinin bağımsızlık, cumhuriyet, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve demokrasi başta olmak üzere en önemli kazanımlarında TBMM’nin en büyük pay sahibi olduğunu ifade eden Çiçek, “Ülke ve millet olarak bugün nelere sahip isek bunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin her türlü takdirin üzerinde çabası, üstün gayreti ve çalışması vardır. Aziz Atatürk’ün bize hedef olarak gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmamızdaki yoğun çabaların, yasal düzenlemelerin ve köklü reformların onurunu yaşayan da bu Meclistir. Türkiye Büyük Millet Meclisi demokrasimizin kalbidir. Millî mücadelemizi yürüten ve yöneten en temel, en vazgeçilmez kurumdur çünkü dünyada örneği olmayan gazi Meclistir. Bütün bunlardan ve daha başkaca sebeplerden dolayı bu kutsal çatı altında görev yapmak, üye olarak bulunmak hepimiz için en büyük bahtiyarlıktır, çocuklarımıza bırakabileceğimiz en değerli mirastır. Onurumuz büyüktür ancak buna karşılık sorumluluğumuz da büyüktür ve ağırdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi bugüne kadar bu onurla, bu gururla sorumluluk duygusunu derinden hissederek üzerine düşenleri yapma gayreti içerisindedir. Eksiğimiz olmuştur, yanlışlarımız olmuştur, üzüldüğümüz, keşke olmasaydı, keşke yapmasaydık dediğimiz anlar da olmuştur ama yine de milletimize olan borcumuzu bir nebze de olsa ödemek için gece gündüz demeden çalıştık. Beşinci Yasama Yılı da bu dönemin son yılıdır, yine aynı gayretle çalışacağız” dedi.

24’üncü yasama döneminde 973 kanun tasarısı, 2 bin 372 kanun teklifi sunulduğunu hatırlatan Çiçek, bunlardan 443’ü kanunlaştığını, ayrıca 77 adet de Meclis kararı alındığını söyledi. 4. yasama yılında bin 474 sözlü soru önergesi verildiğini, bu önergelerden 65’i cevaplanabildiğini, yazılı soru önergesinin ise 22 bin 63 adet olduğunu, bunlardan da 9 bin 470’ine cevap verildiğini ifade eden Çiçek, “Meclis araştırma önergesi sayısı 810’dur, 24 önerge kabul edilmiştir. 10 genel görüşme, 9 gensoru bu dönemde Başkanlıkça işleme konulmuştur. 8 Meclis soruşturma önergesi verilmiş olup, 4’ü reddedilmiş, 1’i kabul edilmiş, 1 önerge yeterli sayı olmadığı için düşmüş ve geri alınmıştır. Genel Kurul son yılda 138 birleşim yapmış ve 795 saat çalışmıştır. Bu son yasama yılında da bir yandan gündemindeki konuları görüşerek karara bağlayacak, diğer yandan en etkili şekilde parlamenter diplomasinin imkânlarını da kullanarak içeride ve dışarıda katıldığı tüm faaliyetlerde milletimizin hukukunu, hak ve menfaatlerini korumaya devam edecektir” diye konuştu.

“YANI BAŞIMIZDA İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR, İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLENİYOR”

Tüm sorunların tartışılmasında, çözüm arayışlarında ve çözüme kavuşturulmasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin en meşru platform ve en önemli teminat olduğunu belirten Çiçek, “Değerini korumak, onun itibarını en üstte tutmak da bizim görev ve sorumluluğumuzdur. Yakın coğrafyamıza baktığımızda ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır. Yanı başımızda insanlık suçu işleniyor, insanlığa karşı suç işleniyor. Vahşetin, hunharlığın, cinnetin ve cinayetlerin her türlüsü var. Terör örgütleri, işittiğimiz işitmediğimiz terör örgütleri, insanlık tarihinin en kanlı eylemlerini fütursuzca gerçekleştiriyor; Telafer’de, Kerkük’te, Aynel Arap’ta, Kobani’de, Halep’te, daha birçok yerde kan dökmeye devam ediyor. Kadın, çocuk, yaşlı demeden oluk oluk kan döküyor, kin kusuyor. Milyonlarca insan yerinden yurdundan edilmiş, bir insanlık dramı yaşıyor. Hepsini hiçbir ayrım yapmadan lanetliyor, nefretle kınıyoruz. Uluslararası toplum ve kuruluşların en başta Birleşmiş Milletlerin çok acil bir karar vermesi lazım. Bu kuruluşlar bunun için vardır, bugünler için vardır. Bu kan daha fazla akmamalı, bu insanlar daha fazla acı çekmemeli; kim ne yapacaksa yeni yüzbinler hayatını kaybetmeden bir an evvel yapmalıdır. Fitne fesat ateşi bir an evvel söndürülmeli. Bu şenâiyi işleyenler ne insandır ne de Müslümandır” şeklinde konuştu.


“BİRBİRİMİZE HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYACIMIZ VARDIR”

Çok zor ve sıkıntılı bir dönemden geçildiğini belirten ve Türkiye’nin Kafkaslar’da, Ukrayna’da, Orta Doğu’daki kan ve ateş çemberi içinde huzurlu bir sığınak olduğunu ifade eden Çiçek, “Bu huzuru devam ettirmek bizim elimizdedir. Tüm bireyler olarak birbirimizin kıymetini daha iyi bilelim. Birimizin varlığını diğerimizin yokluğunda aramayalım. Fikrî vesair farklılıklarımız elbette vardır ve bu tabidir. Ama bu farklılıklar birbirimize saygıya, barışa ve kardeşliğe engel değildir. Bugüne kadar önümüze çıkarılan bunca zorluğa ve fitneye rağmen birer birer bin olduk, yüz bin olduk, milyonlar olduk ve büyük bir millet olduk. Hep birlikte tertemiz bir kültür ve medeniyet inşa ettik. Bir taşla duvar olmayacağını en iyi biz biliriz. Milletimizin derin irfanından süzülerek hikmete ve hayat pratiğine dönüşen şu sözler hepimize çok şey ifade etmektedir: Omuzlarımızda bir yudum suyun, yedi adım yolun hakkı vardır. Bizim kötümüz elin iyisinden yeğdir. Bulut geçerken hava nemlenirmiş, bölgemizde hava yeteri kadar nemlenmiştir. Yağmur damlaları yerine kan damlalarının döküldüğü, felaket ve cehalet bulutlarının gökyüzünün tümünü kapladığı, kaostan da öte âdeta kıyametin koptuğu yeryüzünün tam da ortasındayız. O nedenledir ki, birbirimize her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Birbirimizi daha iyi anlamaya, konuşmaya, diyaloğa, dayanışmaya, kucaklaşmaya ve kardeşliğe ihtiyacımız var. Ve yine halk irfanında ifade edildiği şekliyle, dirlik neredeyse varlık oradadır, dirliğin olmadığı yerde devlet de yoktur. Burası hepimizin ebedî vatanıdır. Türkiye Cumhuriyeti devleti de kıyamete dek yaşayacak devletimizdir. Allah milletimize ve devletimize zeval vermesin, dirliğimiz azıp birliğimiz bozulmasın” dedi.

(İHA)

KAYNAK:
İHA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER