ÖNE ÇIKANLAR :
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 04 Eylül 2013 Çarşamba 23:30

TBMM Başkanı Çiçek: İslam dünyası neden karışıyor?


Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, gündemdeki bütün olayların hep İslam dünyasında meydana geldiğine dikkat çekerek, "Neden Avrupa'da olmuyor da İslam toplumlarının olduğu yerde oluyor. İslam barış ve esenlik dini ama her yerde tekbir getirerek birbirinin gırtlağına sarılıyorlar. Bunu din mi, Peygamber mi emrediyor? Yoksa dinin uluları mı böyle söylüyor, buna bir kafa yormak lazım." dedi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile birlikte Sivas Kongresinin 94. yıldönümü kutlama töreni sonrası yerel kanalların ortak yaptığı canlı yayın programına katılarak gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

TBMM Meclis Başkanı Cemil Çiçek, gündemdeki olayların her zaman için İslam dünyasında meydana geldiğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: "En zengin coğrafya İslam coğrafyasıdır ama buna karşın en fakir insanların yaşadığı yerde bu coğrafyadır. Mısır'da mezarlıklarda yüzbinler yaşıyor. Açlık ve sefalet içinde yüzbinler yaşamaya devam ediyor. Ama o ülkenin zenginlikleri o halka fayda etmiyor. Bunları düşünmek lazım. Bu Müslümanlar ne zaman aklını başına alacak, bu tuzaklara düşmeyecek. Ne zaman birbirinin kardeş olduğunu hatırlayarak varsa sorunları çözmek yerine bıçağa silaha sarılarak bombayla sarin gazıyla, kimyasalla İslam dünyası nereye varacak? Dış güçler var gibi şeyler söyleniyor. Bunlar doğru olabilir ama sen de yaptırma. Allah Hans'a akıl verdi de Hasan'dan mı esirgedi. Niye her defasında Hasanlar akılsızlık yapıyor da Hans'ın tuzağına düşüyor. Başkalarını suçlayarak bu sorunlara çözüm bulamayız. Gerçeği tebit edelim ama aklımızı da başımıza alalım."

Türkiye'nin bütün sıkınlatılara rağmen çok iyi bir yerde olduğuna değinen Çiçek, "Bunun da kıymetini bilmek gerekir. Birbirimizin kıymetini de bilelim. Bizler kardeşiz. Fikirler, görüşler, siyasi partiler ve inanç yorumları farklı olabilir ama birbirimizin kanını dökmeyi gerektirmez. Bugün dünyanın en büyük gücü ABD kaç milletten oluşuyor? Her toplumda farklılıklar var. Demokrasi, barış ve hoşgörü içersinde onlar yaşıyor, kalkınmasını sürdürüyor. Ama İslam toplumları aynı dine mensup, aynı kıbleye yöneliyor. Ama buna rağmen ölen yüzbinlerden bahsediyoruz. Yerinden yurdundan edilmiş çok sayıda insan. Burada İslam alimlerine ve siyasilere büyük görevler düşüyor." şeklinde konuştu.

"BAŞÖRTÜSÜ SORUNU SİYESETÇİ VE AYDINLARIN KAFASINDA"

Başörtüsü sorunu ile ilgili de konuşan Cemil Çiçek, "Türkiye'de başı açık kapalı kol kola yürüyor. Halkın arasında bir problem yok, sorun siyasilerin ve aydınların kafasında. Böyle sıradan bir mesele üzerinden siyaset yaparak kangren haline getirdik. Toplum siyasilerin ve aydınların çok önünde. Hoşgörü en büyük kanundur. Kafamızın içine bakalım. Toplum bu konuyu çözmüş, siyasetçiler de bunun üzerine siyaset yapmamalı." dedi.

"MİLLET NİYE ANAYASA YAPAMADINIZ DİYE HESAP SORSUN"

Anayasa çalışmalarından da bahseden TBMM Başkanı Çiçek, yeni anayasa için hiç bir engelin olmadığının altını çizerek, şunları söyledi: "Anayasa bir ihtiyaç, bunu vatandaş istiyor. Bizler taahhüt ettik bir araya geldik. 4 parti yaklaşık 23 aydır çalışıyoruz. Yeni bir anayasayı milletin önüne koymamız lazım. Koymazsak sorumlu oluruz. Siyaset kurumu ciddi ölçüde güven kaybına uğrar. Bu siyaset, partiler ne işe yarıyor. Darbe olacak da birileri gelip mi düzeltecek. Anayasa'yı, Meclis İç Tüzüğü'nü, Siyasi Partiler Kanunu'nu düzeltmemiz lazım. Seçim Kanunu yeni baştan ele almamız lazım. Bunlar siyaset hukukunun da en temel unsurlarıdır. Bunlar düzeltilmeden yola arızalı arabayla devam ederiz. Bu bize sorun çıkarır. Artık bu anayasa ile Türkiye dış dünya ile rekabet edemez. Çünkü, her gün yeni anayasal bir sorun çıkacak, biz hep onları konuşacağız. İç politika, iç gerginlikleri konuşacağız. Onun için bu sorumluluğu bir kez daha siyasi partilere hatırlatıyoruz. Bu bizim borcumuz, milletimiz alacaklı. Milletimiz alacağını iyi takip etsin. Sandık önüne geldiğinde niye yapamadınız diye yakamıza yapışın. Yeni bir anayasa yapılması için önümüzde bir engel yok."

YILMAZ: ULUSLARASI TOPLUM SURİYE REJİMİNE DUR DEMELİ

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ise halkına karşı kimyasal silah kullanan Suriye rejimine uluslararası toplumun dur demesi gerektiğini kaydederek, "Suriye'de kendi halkına saldıran Beşar Esed, Suriyeli, dışarıdan değil. Adil veya şeffaf olmayan bir seçimle seçilmiş. Halkının demokratik talepleri olduğunda tankla, topla, scud füzesiyle karşılık veriyor. Bizim dinimizde masum halka dokunulmaz. Füze, uçak, kimyasal silah kullanırsan sende artık ölçü ve izan kalmamış demektir. Bugün Beşar Esed'da gördüğümüz bu. Kendi halkına acımayan, adeta halkını böcek gibi gören. Yüz bin insanın füzeyle öldürülmesi normal midir. Kimyasal silah kullanımı uluslararası sözleşmeyle savaşta dahi kullanılması yasaklanmış. Bir şekilde bazı ülkelerin desteğini almış. Sorumluluk sahibi uluslararası toplumun buna artık yeter demesi lazım. Demezlerse kendi itibarlarını kaybederler." ifadesini kullandı.

"SURİYE'DE DEĞİŞİM EN KISA ZAMANDA GERÇEKLEŞMELİ"

Birleşmiş Milletlerin 5 daimi üyesinin Veto hakkı olduğu kadar aynı zamanda bir de gücününün olduğuna işaret eden Bakan Yılmaz, şunları kaydetti: "Kimyasal silah uluslararası toplumda yasaklanmışsa o halde bunun sağlanması lazım. Bunu yapabilirler mi, tek ses olurlarsa bu olur. Beşar Esed'ı destekleyen devletler isimlerini herkes biliyor. Bu uluslararası sözleşmenin ihlal edildiği anda açık sesle bunu söyleseler hiç şüpheniz olmasın ki görevinden çekilirdi. Demokratik bir yönetimin halkın talepleri doğrultusunda Suriye'de gelmesi lazım. Amerika belli ki sadece Suriye'de değil, diğer ülkelerede cevap olarak 'Eğer bundan sonra kimyasal silah kullanırsanız bilinki biz bunları görmezden gelmeyeceğiz. Bir devlet tarafından kimyasal silah kullandığınızda bunu cezalandıracağız' demiştir. Hiç şüpheniz olmasın ki bu cezalandırılacaktır. Bu cezalandırma Esed'ın gitmesine neden olur mu onu uluslararası toplumun düşünmesi lazım. Esed'in gitmesine, rejimin gitmesine neden olur mu? Onu da uluslarası toplumun düşünmesi lazım. Son iki yıl içinde yüzbinleri öldüren bir insanı bir iki yıl daha tutup binlerce kişiyi öldürmesini mi bekleyeceğiz. Demokratik dönüşüm için uluslararası baskının artırılması lazım. Baskı artarsa demokratik dönüşüm en kısa sürede olur. Biz uluslararası toplumun sorumlu bir üyesi olarak Türkiye'den destek talep edilirse destek vermeye hazır olduğumuzu beyan ettik. Umut ederiz ki bu değişim en kısa zamanda gerçekleşir."

'ÖLDÜREREK BU SORUN ÇÖZÜLMEZ'

Çözüm süresine de değinen Milli Savunma Bakanı Yılmaz, miletin haklı talebi karşısında kimsenin duramayacağına vurdu yaptı. Yılmaz, son iki yıllık süreçte verilen terörle mücadelenin geçmiş yıllarda verilen mücadeleden kat kat üstün olduğunu belirterek, "21. yüzyıl Türkiyesinde ayağımızda bir pranga olan bu problemi çözmemiz gerektiğine karar verdik. Öldürerek bu sorun çözülmez, konuşarak, diyalog yoluyla. Dışarının maşası olmadan, demokratik talepleri dinlemekten niye korkalım. Bunlardan Türk milletini rahatsız edecek hiç bir şey yoktur. Rahatsız edecek şeyler de var. Bölücü örgütün sembollerini belli bir süre gündemde tutuyorlar, propaganda yapıyorlar. Biraz sabredersek çözülecek. Çözüm süreci milletin talebi. Bu talebin karşısında kim durursa ezilir." dedi.

TBMM Başkanı Çiçek ve Bakan Yılmaz, Sivas Kongresi'nin yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde açılan ilçeler sergisini gezdikten sonra havayoluyla Sivas'tan ayrıldı.

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER