ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL31°C
Parçalı Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 06 Ocak 2014 Pazartesi 13:47

TBB Başkanı Feyzioğlu'nun önerisi


TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun Özel Yetkili Mahkemeler (ÖYM) ile ilgili önerisine karşı çıkarak, "Barolar Birliği Başkanı sıfırdan yargılamanın önünü açacak bir süreç ve af öneriyor. Bu yargılamada, yargılananların küçüğü büyüğü tahliye olur. Eğer bu önerisi kabul edilirse, darbe suçunun da cezasız kalma ihtimalini içeren bir süreçle karşı karşıya kalırız" dedi.
Üstün, düzenlediği basın toplantısında, "2013 yılında Avrupa'da Türkiye kökenlilere yönelik ırkçı ve yabancı düşmanlığı içerikli eylemler" raporunu açıkladı.
Avrupa'da daha önce Türklere yönelik yapılan saldırılar ile ilgili hazırladıkları raporlar hakkında bilgi veren Üstün, 2013 yılında Türklere karşı gerçekleştirildiği tespit edilen ırkçı ve yabancı düşmanlığı motifli eylem sayısının 70 olduğunu, bu sayının daha fazla olduğunu tahmin ettiklerini kaydetti.
Üstün, en çok yabancı düşmanlığının 38 olay ile Almanya'da yaşandığını belirterek, Bulgaristan'da 9, Hollanda'da 6 ve Belçika'da 5 olayın gerçekleştiğini bildirdi. Üstün, bu saldırıların 2014 yılının ilk günlerinde de devam ettiğini ifade etti.
En sık eylem yöntemlerinin saldırı, kundaklama ve tehdit mektubu olarak kayıt altına alındığını vurgulayan Üstün, saldırı olaylarının; dayak, sözlü küfür ve hakaret, cami, dernek ve işyerlerini taşlama, camlarını kırma, Müslüman mezarlıklarını tahrip etme, işyerlerini basarak işyeri sahipleri ile çalışanlarını darp etme, evleri basarak aileleri darp ve tehdit etme şeklinde meydana geldiğini dile getirdi. Üstün, kundaklama olaylarının da patlayıcı madde yerleştirme, ev, cami ve işyerlerine yanıcı madde atma, yangın çıkarma; tehdit türü eylemlerin ise evlerin, derneklerin, camilerin ve işyerlerinin posta kutusuna dini ve mille değerlere hakaret içeren mesajlar ve mektuplar bırakma, mektup yoluyla ölümle tehdit şeklinde olduğunu belirtti.
Üstün, bu eylemlerin anaokul çocuğundan yaşlı bir çifte, lokanta işletmecisinden tren bekleyen gence kadar herkese yönelik olduğunu söyledi.
Irkçı saldırılardan örnekler veren Üstün, eylemleri gerçekleştirenlerin çoğunun 25 yaş altında olduğunu anlattı. Üstün, saldırılardan en çok camilerin zarar gördüğünü ifade ederek, olaylar karşısında o ülke polislerin tutumunun ırkçı yönde olduğunu, siyasetçilerin ise daha duyarlı davrandıklarını söyledi.
Komisyon Başkanı Üstün, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık fikrinin İslam karşıtlığına dönüştüğünü kaydederek, "Yapılan saldırılarda İslamiyet'e hakaretler ön plana çıkmaktadır. Kişiler, ırki nedenlerden ziyade Müslüman oldukları için saldırıya uğramaya başlamışlardır. Tüm bu manzaranın Avrupa ülkeleri için ürpertici olması beklenmektedir. Yabancı düşmanlığı ve ırkçılık düşüncesinin üzerine topyekün gidilmeden bu nefretin bitirilmesi mümkün görünmemektedir. Bu ırkçı saldırıların yüzde 10'u dahi Türkiye'de olsa, Türkiye'ye başta Avrupa Konseyi olmak üzere, uluslararası bir çok kurumdan tart ederlerdi" dedi.

-Barolar Birliği Başkanı'nın önerisi

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu'nun, "özel yetkili mahkemelerin devam eden davalarda da kaldırılması" yönündeki açıklaması ile ilgili görüşü sorulan Üstün, bu konuda Hükümetin bir çalışma yürüttüğünü anımsattı.
ÖYM'lerin daha önce kaldırıldığını, ancak bu mahkemelerinin yetkisinin baktıkları davalar yönünden devam etmesinin hükme bağlandığını belirten Üstün, şöyle konuştu:
"Bu çerçevede sizin de bildiğiniz bazı davalar sonuçlandırılabildi. Dava bitmiş ve davada bir yanlışlık var ise önümüzde tüketilmesi gereken birtakım süreçler var. Bunlardan bir tanesi, bir yanlışlık varsa mutlaka Yargıtay'da aynı Balyoz davasında olduğu gibi ince ayarlı bir çalışmayla mağdur olan kişilerin mağduriyetlerini giderecek bir Yargıtay kararı çıkarılabilir.
İkincisi Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakları vardır, bu henüz tüketilmemiştir. Bunun nasıl etkin bir rol olduğunu son milletvekili tahliyesinde gördük. Üçüncü bir hak da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitme hakları vardır. Ama Barolar Birliği Başkanı, bu süreçler ortada dururken, verilmiş kararı tümden ortadan kaldıracak ve daha sonra, sıfırdan bir yargılamanın önünü açacak bir süreç öneriyor. Sıfırdan bir dava başlar ise bütün deliller yeniden toplanacak, bütün ifadeler yeniden alınacak, savunmalar yeniden yapılacak ve bizim önümüzde 4-5 yıllık bir yargılama süreci olacak demektir. Anayasa Mahkemesi'nin uzun tutukluluk süreleri ile ilgili verdiği içtihatı da gözönüne aldığımızda, bu yargılama süreci sırasında yargılananların küçüğü büyüğü burada tahliye olur. Barolar Birliği Başkanı, hemen tahliyeyi içeren bir öneri sunuyor ve affı öneriyor. Eğer Barolar Birliği Başkanı'nın önerisi kabul edilirse; içerisinde ciddi insan hakları ve demokrasiye karşı tehlike suçu içeren bir darbe suçunun da cezasız kalma ihtimalini içeren bir süreçle karşı karşıya olduğumuzu söylüyorum. Bu direkt tahliyeleri getirir ve ardından Dev-Genç davalarında gördüğümüz gibi 30 yılı bulan yargılamalar ve cezasızlık durumu ile karşı karşıya kalırız."
Üstün, eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun önerisinin anımsatılması üzerine, Kanadoğlu'nun, "kanun yararına bozma maddesini kullanarak, Yargıtay'ın kesinleşmiş kararlar için bir bozma gerekçesi oluşturmak istediğini" söyledi. Üstün, "(ÖYM'lerin, görülmekte olan davalarla ilgili yetkileri devam eder) hükmü kalktıktan sonra, bu biraz zorlama olur. Ama zorlama ile birlikte böyle bir yol aralanabilir mi? Aralanabilir. Çünkü artık bu davaların arkasında psikolojik olarak durulmadığı ortaya çıkarsa, her türlü ufacık bir aradan da istifade edilebilir" diye konuştu.
Üstün, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bahsettiği yeniden yargılama ile Metin Feyzioğlu'nun önerdiği yetkinin kaldırılması meselesinin çok farklı olduğunu söyledi.
Başka bir soru üzerine Üstün, cezaevleri alt komisyonunun, Sincan Cezaevi'nde kötü muameleye uğradığı iddia edilen çocuklar konusunu görüşmek üzere bugün cezaevine gideceğini dile getirdi. Bu konuyla ilgili raporun beklenmesi gerektiğine işaret eden Üstün, "Çünkü bazen bu iddialar boş çıkabiliyor ve cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlüler de 'adlarının böyle bir olayla anılmasından dolayı' bu durumdan rahatsız olabiliyor" dedi.
Üstün, KCK tutuklularının Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvurularının sözkonusu olduğunun anımsatılması üzerine ise "Anayasa Mahkemesi'nin kararı artık içtihat oldu. Mahkemeler bu durumu dikkate alacaktır. 3 yıl, 4 yıl, 5 yıl tutuklu kalmışsa bir zaman ayarlaması yapacaktır" diye konuştu.
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER