ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL22°C
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 05 Mayıs 2013 Pazar 22:48

"Suriye'de yok olan her bir can, bilesiniz ki bizim canımızdır"


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Banyas'ta çocukların feryadı arşı inletirken, biz susan dilsiz şeytanlardan olmayacağız. Ey Beşşar Esed, vallahi bunun hesabını vereceksin. Başkalarına gösteremediğin cesareti, ağzında emzik olan kundaktaki bebeğe göstermenin bedelini çok ama çok ağır ödeyeceksin" diye konuştu.
     Erdoğan, Kızılcahamam'da düzenlenen ve iki gün süren 20. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanış ve değerlendirme konuşmasında, gündemdeki konuları değerlendirdi.
     Çanakkale'ye düşman gemileri yanaştığında, İstanbul, İzmir işgal edildiğinde, Ankara'da Büyük Millet Meclisi kurulduğunda, ordu Sakarya Meydanı'nda savaştığında dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların zafer için dua ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
     "Sadece Ankara'nın Hacıbayram Camisi'nde değil, sadece Diyarbakır'ın Ulu Camisi'nde değil, sadece Edirne'nin Selimiye Camisi'nde değil, Mekke'de, Medine'de, Harameyn-i Şerifeyn'de Müslümanlar bizim için dua ettiler. İslamabad'ın camilerinde, Saraybosna'nın, Üsküp'ün, Prizren'in camilerinde, Bakü'nün, Tebriz'in, Bağdat'ın, Basra'nın camilerinde, Kudüs'te Mescid-i Aksa'da, Şam'da, Halep'te Emevi Camilerinde bizim için eller semaya kalktı. Pakistan'da, sadece camilerde değil, evlerde, sokaklarda, okullarda bizim için dualar edildi. Ta Arjantin'de bizim için dualar edildi.
     Gazi Mustafa Kemal'in ifadesiyle, dini mübin-i İslam'ın son kalesine yönelik saldırı karşısında İslam coğrafyası gözyaşlarına boğuldu. Şundan emin olun; bugün de bizim için aynı dualar ediliyor. Bugün de bizim için eller semaya yükseliyor. Bugün de, Gazze'de, Kudüs'te, Beyrut'ta, Mekke'de, Medine'de bizim için gözyaşları içinde dualar ediliyor. İşte biz, böyle bir sorumluluğu taşıyoruz. Siz, sadece Edirne'nin, sadece Iğdır'ın sorumluluğunu taşımıyorsunuz. Siz sadece İstanbul'un, sadece Diyarbakır'ın sorumluluğunu taşımıyorsunuz. Siz, Bakü'nün, Lefkoşe'nin, Kabil'in, Saraybosna'nın sorumluluğunu üzerinizde taşıyorsunuz. Sizin üzerinizde Bağdat'ın, Erbil'in sorumluluğu var. Sizin üzerinizde Gazze'nin, Kudüs'ün sorumluluğu var. Sizin üzerinizde, Şam'ın, Halep'in, Hama'nın, Humus'un sorumluluğu var."
    
"Suriye'de yok olan her bir can, bilesiniz ki bizim canımızdır"
    
     Başbakan Erdoğan, Suriye'nin küçük bir şehrinde bir gecede alçakça, hunharca boğazları kesilerek, yakılarak katledilen çoğu çocuk ve kadın 250'den fazla Suriyeli mazlumun da sorumluluğunu taşıdıklarını söyledi.
     AK Parti teşkilatlarına özellikle seslendiğini ifade eden Erdoğan, "Suriye'de yok olan her bir can bilesiniz ki bizim canımızdır. Bunu böyle görmedikçe, kendinizden şüphe edin. Bu söylediğimin ne anlama geldiğini AK Parti'ye gönül vermiş kardeşlerimin özellikle bilmesi gerekiyor. Şu şöyle diyor, bu böyle diyor, onların hiçbiri bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren ancak inanlar kardeştir ölçüsüdür" diye konuştu.
     Yaşananlar karşısında iki seçenek bulunduğunu ya dünyaya, mazlumlara yüz çevirerek hiçbir şey olmamış gibi davranacaklarını ya da tarihin, ecdadın, milletin ve medeniyetin yüklediği sorumluğa sahip çıkarak mazlumların feryatlarına "yeter artık" diyeceklerini anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
     "Biz başka devletlere, başka milletlere benzemeyiz. Biz, dengeler adına, konjonktür adına, çıkarlar adına susacak bir millet, böyle bir devlet değiliz. Biz, İstanbul'da, cihan padişahı Fatih Sultan Mehmet'in huzuruna vardığımızda, alnımız ak varmak istiyoruz. Biz, cihan padişahı Kanuni'nin huzuruna vardığımızda, o manevi huzura başımız dik çıkmak istiyoruz. Biz, ruz-u mahşerde, kitap önümüze konulduğunda, hesabımızı yüreklice vermek istiyoruz.
     Banyas'ta çocukların feryadı arşı inletirken, biz susan dilsiz şeytanlardan olmayacağız. Ey Beşşar Esed, vallahi bunun hesabını vereceksin. Başkalarına gösteremediğin cesareti, ağzında emzik olan kundaktaki bebeğe göstermenin bedelini çok ama çok ağır ödeyeceksin. O çocukların arşı inleten figanı, inşallah, Rabbimin Müntakim sıfatı mucibince, Kahhar sıfatı mucibince, senin üzerine kutlu bir intikam olarak inecek. Allah izin verirse, bu caninin, bu katilin, dünyada hesaba çekildiğini görecek ve bundan dolayı hamdedeceğiz, şükredeceğiz. Yaşananlar, tahammül sınırlarını zorlar bir hale gelmiştir."
    
"Ela! İnne nasrallahi karib"
    
     Erdoğan, uluslararası camianın Suriye konusunda hala beklenen adımları atmadığına işaret ederek, Suriye'de, bugüne kadar hayatını kaybedenlerin sayısının 100 bine yaklaştığını, hayatını kaybeden bütün masumların vebalinin Suriye'deki gayri meşru rejime destek verenlerin de üzerinde olduğunu belirtti.
     Kendisini Müslüman nitelendiren hiç kimsenin, hiçbir devletin, böyle bir vahşetin arkasında duramayacağını kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
     "Buradan şunu da hatırlatmak istiyorum; Suriye'de, Şam'da, bu caniyle, bu katille fotoğraf çektiren CHP, buyursun, Banyas'taki katliamı açıklasın. Ey CHP, işte siz busunuz. İşte sizin yol arkadaşlarınız bunlar. İşte sizin aynı fotoğraf karesinde poz verdiğiniz yoldaşlarınız bunlar. Gurur duyup duymadığınızı gerçekten merak ediyor; sizi de milletime havale ediyorum.
     Buradan, Banyas'ta hayatını kaybeden kardeşlerimize Rabbim'den rahmet niyaz ediyorum. Mazlumların yakınlarına, Banyas halkına, tüm Suriyeli kardeşlerimize tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum. Meta nasrallah- 'Allah-ın yardımı ne zaman diye' soran Suriyeli kardeşlerime bir kez daha sesleniyorum; Ela! İnne nasrallahi karib. Hiç kuşkusuz Allah'ın yardımı yakındır."
    
"Tekrar tekrar anlatmamız gereken bir süreçtir"
    
     Başbakan Erdoğan, sadece dış politikayla değil çözüm süreciyle ilgili olarak da ümmetin dualarının kendileriyle olduğunu belirtti.
     Çözüm sürecinin milletle irtibatın en güçlü olması gereken bir dönem olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
     "Bu süreç, bir tek anımızı bile israf etmeden, bıkmadan, usanmadan, suyun adeta mermere işlemesi gibi tekrar tekrar anlatmamız gereken bir süreçtir. Bir kere şunu Türkiye'deki her bir vatandaşımızın bilmesini istiyorum. Hangi partiden olursa olsun. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun. Hangi partiye gönül vermiş olursa olsun. Her bir kardeşimin şunu anlamasını istiyorum. Çözüm süreci milli değerlerimize, manevi değerlerimize, hassasiyetlerimize gölge düşmeden, halel gelmeden ilerleyen bir süreçtir. Çözüm süreci hiç kimsenin hakkını elinden almayacak. Hiç kimseyi mağdur etmeyecek.
     Bu süreç, hiç kimseye de farklı imtiyazlar sağlamayacak. Herkes emin olsun ki bu süreç, 76 milyonu bir ve beraber olarak kardeş olarak buluşturacak, kucaklaştıracak olan bir süreçtir. Bizim niyetimiz, arzumuz budur. Zira bu süreç pazarlıkla, tavizle, al ver mantığıyla ilerleyen değil emin olun kalple, yürekle, gönülle, vicdanla yürüyen bir süreçtir. Değerli kardeşlerim. Bu süreç, vicdanı olan bir süreçtir. Ben bu sürece, vicdanını koyan tüm kardeşlerimi alkışlıyorum. Hepsini kucaklıyorum, tebrik ediyorum. İşte onun için herkesin vicdanıyla düşünmesini, vicdanına kulak vermesini, vicdanıyla karar almasını özellikle rica ediyorum."
    
"Lütfen vicdanınızın sesini dinleyin"
    
     Başbakan Erdoğan, çözüm sürecine etnik kökenlerin, dillerin, dinlerin, mezheplerin, gelir ve gider hesaplarının ötesinde herkesin ama herkesin sadece insani zaviyeden bakmasını özellikle rica ettiğini vurguladı.
     Erdoğan, "Tereddütü olan kardeşlerime sesleniyorum, lütfen vicdanınızın sesini dinleyin. İtirazı olan kardeşlerime sesleniyorum, lütfen vicdanınızın sesine kulak verin. Korkusu olan kardeşlerime sesleniyorum, lütfen vicdanın, barışın, kardeşliğin zaviyesinden meseleye bakın. Eğer vicdanla bakarsak, eğer insaniyet nazarıyla bakarsak, eğer kardeşlik hukukuyla bakarsak, inanın tehdit altında olan değil bölünen, parçalanan, zayıflayan değil, büyüyen, güçlenen, şahlanan bir Türkiye fotoğrafı görürüz" diye konuştu.
    
"Bu ilkbahar, Allan'ın izniyle hep kalıcı olacak"
    
     Daha sürecin bu kadar başındayken Türkiye'nin dört bir yanından güzel haberler almaya başlandığını belirten Erdoğan, ekonomi, yatırım ve kardeşliğe ilişkin sevindirici haberler aldıklarını söyledi.
     Erdoğan, "Huzura, istikrara, aydınlık bir geleceğe ilişkin güzel haberler alıyoruz. Bu güzel haberler inşallah çığ gibi büyüyecek. Bu ilkbahar, Allan'ın izniyle hep kalıcı olacak. Hep birlikte bu ilkbaharın güzelliğini yaşamaya devam edeceğiz" diye konuştu.
     Salondakilere seslenen Erdoğan, AK Parti teşkilatının, bu süreci kardeşlikle zafere ulaştırmanın iftiharını yaşayacağını belirtti. Erdoğan, şöyle devam etti:
     "Siz 10.5 yıl boyunca tarih yazdınız. Siz bugün de tarih yazıyorsunuz. Omuzlarınızda tarihin, milletimizin sorumluluğunu, insanlığın mesuliyetini iftiharla taşıyorsunuz. Her birinizin aşkla, sevdayla, heyecanla bu yeni sürece sahip çıkmanızı istiyorum. Milletle irtibatınızı çok ama çok güçlendirmenizi istiyorum. Soruların, soru işaretlerinin üzerine cesaretle gitmenizi istiyorum. Biliniz ki günün sonunda, yalancılar, iftiracılar, kan tutkunları, kan üzerinden siyaset yapanlar kaybedecek. Kazanan millet olacak, siz de bu zaferle iftihar edeceksiniz. Rabbim yolumuzu açık etsin."

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER