ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL4°C
Hafif Kar Yağışlı
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 27 Nisan 2013 Cumartesi 14:58

"Süreçte en büyük sorun muhalefetteki kafa karışıklığı"

"Süreçte en büyük sorun muhalefetteki kafa karışıklığı"


Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, yeni anayasa ve çözüm sürecinin konuşulduğu toplantıda, en büyük sorunlarının muhalefetteki kafa karışıklığı olduğunu söyledi. Şahin, süreci konuşacak katılımcılara, “Aslında bizim muhalefetle birlikte bu yolculuğu çok hızlı bir şekilde götürebilsek, belki sizlerin bu kadar zamanını almamıza ve yormamıza da gerek kalmayacak.” dedi.

Bakan Şahin, Şehitkamil Kongre ve Kültür Merkezi’nde, Sivil Dayanışma Platformu, Anadolu Platformu ve Bülbülzade Vakfı’nın işbirliği ile düzenlenen ‘Yeni Anayasa ve Sürecin Değerlendirilmesi’ konulu toplantıya katıldı. Burada, akademisyen, hukukçu, gazeteci ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerine seslenen Şahin, “Aslında geldiğimiz günden beri hürriyet ve ekmeğin ikiz kardeş olduğunu, yasakçı, vesayetçi, dayatmacı, asimile eden tek tipçi bir anlayışla bu ülkenin sürdürülebilir kalkınmasının başarılamayacağını, mutlaka yasakların kaldırılması gerektiğine inandık. O yüzden Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ni, OHAL’i kaldırdık. O yüzden Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’ni sivilleştirdik. O yüzden EMASYA Protokolü’nü kaldırdık. Geldiğimiz noktada en önemli sınavımız da bu masada yapılan konuşmada olduğu gibi anayasayı da başarmamız gerekiyor.” diye konuştu.

Ne zaman takılsalar, milletin sağduyusu ve ferasetinin her zaman kördüğümü çözdüğünü belirten ve buna örnek olarak da 367 krizinin çözümünü gösteren Şahin, şunları söyledi: “Dolayısıyla biz burada doğru neyse onun arkasında durmak durumundayız. Bizim ihtiyacımız olan, kendi siyasi çıkarımız, ikbalimiz, partimiz için değil, adaletli bir şekilde, benim işime gelmiyorsa bile benim kendi bireysel geleceğimi negatif biçimde etkiliyorsa bile, haklıysa ve doğruysa bunun arkasında durabilmektir. İşte bu yüzden geldiğimiz noktayı çok önemsiyoruz. Çatışmadan, kandan, gözyaşından nemalanan bir siyaset anlayışımızı ayağımızın altına alıyoruz. Aslında zoru tercih ediyoruz. Çünkü buradan beslenmek çok kolay. Çok fazla çalışmana gerek yok. İki kutup birbirini besliyor zaten ve her zaman var oluyor. Aristo’nun söylediği yöntemi kullan: 'Çatıştır, barıştırma, hakemlik yap.’ Biz daha uzun yıllar bu süreci böyle devam ettirebiliriz. Ama bu insanlığa, bu ülkenin geleceğine hakkımız olmadığını düşünüyoruz. Biz yok olacaksak, bizim partimiz yok olacaksa, bizim makamlarımız yok olacaksa varsın yok olsun. Ama bu devletin, milletin, insanların, bizim çocuklarımızın geleceği adına almamız gereken kararları cesaretle almak durumundayız. Vizyonumuzu ortaya koymak durumundayız. Samimi ve cesaretli olduğumuz zaman milletimizin duasını ve gücünü her zaman arkamızda hissettik. O yüzden bugün gelinen nokta da budur.”

Muhalefete de eleştiride bulunan Şahin, “En büyük sorunumuz da demokrasilerdeki temel ihtiyaç olan muhalefetteki kafa karışıklığıdır, zihin karışıklığıdır. Kendi içindeki çözüme ulaşamamadır. Kendi içinde liderlik sorunudur. Aslında bizim muhalefetle birlikte bu yolculuğu çok hızlı bir şekilde götürebilsek, belki sizlerin bu kadar zamanını almamıza ve yormamıza da gerek kalmayacak. İşte o zaman bu gelinen noktada hızlandırıcı etkiniz, üretici gücünüz ve takılan noktayı milletimizle beraber çözebilme anlayışıdır. “ değerlendirmesinde bulundu.

PAKER: BARIŞ SÜRECİNİN SONU, TÜRKİYE’DEKİ DEMOKRATİKLEŞMENİN BAŞLANGICI OLUR

Akil İnsanlar Doğu Anadolu Heyeti Başkanı ve TESEV Başkanı Can Paker de çözüm sürecine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Biz Doğu Anadolu grubu olarak şu talep ve istekle karşılaşıyoruz. ‘Barış süreci tamam olsun, ama anayasa nasıl değişecek? Bizim bölgedeki insanların bireysel hakları, insani hakları, sahip olması gereken haklar ne olacak?’ Şunu anlatıyoruz. Gerek anayasa değişimi, gerek insan hakları açısından Türkiye’nin daha demokratikleşmesi, gerekse Türkiye’nin insan hakları konusunda geri kaldığı konuları hızla ele alması, ancak ve ancak bu barış sürecinin sonunda başlayabilir. Yani barış sürecinin sonu, Türkiye’deki demokratikleşmenin başlangıcı olur. Çünkü iki nedenden. Silahların bırakılmadığı bir yerde demokratikleşmenin yürümesi imkansızdır. Çünkü silah var bir tarafta. Bu güne kadar zaten bize söylenen veya karşı çıkamadığımız argüman, ‘Güvenlik meselesi vardır. Özgürlükler bir ölçüde kısıtlı kalabilir’ argümanıdır. Dolayısıyla güvenlik meselesi bitmeden, özgürlüklerin daha ileri bir noktaya gelmesi imkansız. Bunu Doğu Anadolu’daki insanlara, hitap ettiğimiz kitlelere anlatmaya çalışıyoruz.” 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER