ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Parçalı Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 05 Nisan 2013 Cuma 01:44

''Sizlerden sorunların çözümü için destek bekliyoruz''


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Çözüm süreci adını verdiğimiz bu süreç, çok büyük hassasiyetle, büyük dikkatle, yaralı duyguları tamir etme, karşılıklı güven tesis etme, kardeşlik hukukunu yüceltme sürecidir'' dedi.
     Erdoğan, Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde gerçekleşen ''Çözüm Süreci Akil İnsanlar Heyeti İstişare Toplantısı''nın açılışındaki konuşmasında, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş aşamasına değindi.
     Başbakan Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk'ün 24 Nisan 1920'de ilk meclisteki ilk hitabını hatırlatarak, şöyle konuştu:
     ''Gazi Mustafa Kemal, meclisin açılışının hemen ertesi günü, 24 Nisan 1920'de ilk meclisteki ilk hitabını yapıyor. Bu uzun ve tarihi konuşmanın kısa bir bölümünü de burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Vatanımız olacak sınırları tarif ettikten sonra diyor ki Gazi Mustafa Kemal, 'Efendiler, bu sınır sadece askeri gerekçelerle çizilmiş bir sınır değildir, milli sınırdır. Fakat bu sınır içinde İslam unsuruna sahip yalnız bir milletin olduğu düşünülmesin. Bu sınır içinde Türk, Çerkez ve diğer İslam unsurları vardır. Bu sınır, karışık bir halde yaşayan, bütün amacını tam anlamıyla birleştirmiş olan kardeş unsurların milli sınırıdır'. Gazi Mustafa Kemal, bu sözleri söyleyince Genel Kurul'dan 'hepsi İslamdır, kardeştir' sesleri yükseliyor. Bunun hemen ardından Gazi Mustafa Kemal, Müslüman olmayan unsurlara Müslümanlarla aynı hakların verileceğini, bunun da son derece tabi olduğunu ifade ediyor. 29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti bu ruh, bu öz, bu kardeşlik üzerine inşa ediliyor. Ne var ki sonraları, bu ahde vefa gösterilmiyor. Bu öz ve ruh çiğneniyor. Kardeşlik hukuku ihlal ediliyor. Kuruluştaki bu ruh, bu öz, bu kardeşlik hukuku ihlal edilince işte o zaman tek parti döneminde, maalesef o yaşadığımız sıkıntılar, toplumun hemen her kesimine yönelik acımasız bir zulüm dönemi başlıyor.''
     Başbakan Erdoğan, ülkede bin yıllık birlikte yaşama kültürü, bir arada kardeşçe yaşamayı mümkün kılan bir sosyal yapı olduğunu ifade ederek, ''Bu kültürü, bu yapıyı bozmak, milletin fertleri arasına bariyerler koymak istediler. İmtiyazsız sınıfsız, kaynaşmış bir kitle inşa etmek diyorlardı buna. Ne var ki birileri bunu tek tip insan olarak anladı ve her türlü farklılığı inkar ettiler'' dedi.
     Bu ülkede, bu topraklarda aynı milletin fertleri olarak herkesin aynı zulmü iliklerine kadar yaşadığını dile getiren Başbakan Erdoğan, ''O anneler farklı olabildi, kimliklerimiz, etnik kökenlerimiz, mezheplerimiz farklı olabildi. Yapılan zulmün dönemleri, yapılan zulmün dereceleri farklı olabildi. Hepimiz aynı zalim zihniyet tarafından aynı zulümlere uğradık. Hepimizin kitapları yasaklandı. Hepimizin sesi kısılmak istendi. Hepimizin varlığı inkar edildi. Sadece etnik kökenler değil, inançlar, değerler dahi asimilasyona tabi tutuldu. Sadece dillerimizi değil, kelimelerimiz, tarihimiz, kavramlarımız dahi sakıncalı ilan edildi. Biz 10 yıldır işte bu örselenmiş duyguları tamir etmenin mücadelesi içindeyiz'' ifadelerini kullandı.
     Başbakan Erdoğan, 10 yıldır Cumhuriyetin kuruluşundaki, Kurtuluş Savaşı'ndaki o ruhu, inancı, özü ve öz kardeşliği tesis etmenin mücadelesi içinde olduklarını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
     ''Eksiklerimiz olabilir, hatalarımız olabilir ama niyetimiz yeni bir Türkiye, yeni Cumhuriyet kurmanın çabası değil, Türkiye'yi, Cumhuriyetimizi, özüyle ruh köküyle buluşturmanın gayreti içindeyiz. Dışlananların, zulüm görenlerin, inkar edilenlerin olduğu değil, herkesin bir olduğu, birinci sınıf olduğu bir Türkiye inşa etmenin sevdası içindeyiz. Bin yıl boyunca olduğu gibi bugün de yarın da herkes kendi kimliğiyle kendi kültürü ve gelenekleriyle yaşamını devam ettirsin. Bin yıl boyunca olduğu gibi bugün de yarın da fikirler özgürce ifade edilsin. Herkesin birbirine saygı duyduğu bir özgürlük ortamı inşa edilsin. İnançlara, değerlere, dinlere ve duygulara kimse karışmasın. Yasaklar, kısıtlamalar olmasın. Bundan hiç kimse korkmasın. Kimse tedirgin olmasın. Bu, Cumhuriyetin, kardeşliğin güçlenmesidir. Birliğin ve beraberliğin pekişmesidir. Bu, istikbalimizi aydınlatacak, Türkiye'yi kalkındıracak, demokrasimizi birinci sınıfa yükseltecek yegane yöntemdir.''
    
     -''10 yılda hayati adımlar atıldı''-
    
     Türkiye'nin son 10 yılda, ileri demokrasiye ulaşmak için hayati adımlar attığını ifade eden Başbakan Erdoğan, hayati reformlar gerçekleştirildiğini bildirdi.
     Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
     ''İleri demokrasi dediğimiz zaman bazı çevreler, 'nereden çıktı ileri demokrasi-' diyerek bizi tezyif etmeye kalktılar. Biz kendilerine 'istemeseniz de ileri demokrasi' dedik. Oralarda biz sabit kadem olduk. Ayaklarımızı sabit tuttuk ve daha fazla yapabiliriz. Ama daha fazlasını işte bu meseleyi çözerek, bu meseleyi artık Türkiye'nin gündeminden çıkararak gerçekleştirebiliriz. Böyle bir Türkiye'de sadece imtiyazlılar, fitneciler ve Türkiye düşmanları kaybeder. Ama böyle bir Türkiye'de, Türkiye kazanır, hep birlikte millet kazanır.''
     Acı ve korkuların üzerine gelecek inşa edilemeyeceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, acılardan ders çıkarılması, korkulara, tehditlere karşı uyanık olunması gerektiğini vurguladı.
    
     -Çözüm süreci-
    
     Erdoğan, geleceğin karşılıklı güven üzerine inşa edileceğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
     ''Çözüm süreci adını verdiğimiz bu süreç, çok büyük hassasiyetle, büyük dikkatle, yaralı duyguları tamir etme, karşılıklı güven tesis etme, kardeşlik hukukunu yüceltme sürecidir. Çözüm süreci, silahı aradan çıkarma, sözü, düşünceyi, siyaseti devreye alma sürecidir. Çözüm süreci, tavizlerin verildiği, pazarlıkların yapıldığı, teröre karşı geri adımların atıldığı bir süreç değildir. Miadını doldurmuş, Türkiye'ye büyük zararlar vermiş, kan akıtmış, gözyaşı akıtmış terörün sonlandırılması sürecidir. Büyük Türkiye'nin, kalkınmış, huzurlu Türkiye'nin, kardeşliğimizin önündeki son engel terördür. Terörü sonlandırmak suretiyle Türkiye'yi de milletimizi de kardeşliğimizi de güçlendirmekten gayrı hiçbir gayemiz, hiçbir hedefimiz yoktur.''
    
     -''Sizlerden sorunların çözümü için destek bekliyoruz''-
    
     Akil İnsanlar Heyeti'nin birbirinden değerli kişilerden oluştuğunu bildiren Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
     ''Bazılarınızı gençliğimizden itibaren hayranlıkla takip ediyoruz. Bazılarınızı genç olmanıza rağmen büyük bir takdirle izliyoruz. Şunu samimiyetle söylemek durumundayım; sizlerin seyircileriniz, hayranlarınız, izleyicileriniz, okurlarınız, takipçileriniz olarak, inanın eserlerinizin, sözlerinizin, yazılarınızın, şiir ve şarkılarınızın, eylemlerinizin etkisini sizlerden daha fazla hissediyor, çok daha fazla biliyoruz. Üstad Necip Fazıl, şairin şiir tarifini, arı ile bal arasındaki ilişkiye benzetiyor. 'Arı bal yapar, onu tarif edemez' diyor. Emin olun sizin ortaya koyduğunuz eserleri, takipçileriniz olarak sizlerden daha iyi biliyoruz. Çünkü siz filmlerinizde hayatımızı oynadınız, şarkılarınızla bizim gönüllerimize hitap ettiniz. Şiirlerinizde, yazılarınızda bize bizleri anlattınız. İş adamlarımız, iş kadınlarımız bizimle birlikte bize ürettiler. Sendikalarımız, derneklerimiz, vakıflarımız, bizimle birlikte bizim haklarımızı savundu. Köşe yazarlarımız, yazarlarımız, bizi eleştirdikleri kadar bizlere ayna tuttular. Bugüne kadar Türkiye'yi anlattınız, Türkiye'nin sorunlarına dikkati çektiniz. Şimdi ise sizlerden filmini yaptığınız, şiirini yazdığınız, notalara döktüğünüz, sayfalara aktardığınız tüm o sorunların çözümü için destek bekliyor, katkı bekliyor, inisiyatif bekliyoruz.''
    
     -''Eserleri kadar yüreklerini de sürece koymalarını istiyoruz''-
    
     Heyette yer alanlara seslenen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
     ''Bütün annelerin melek olduğunu hepimize anlatan değerli sanatçımız Hülya Koçyiğit'ten, Anadolu'nun, Trakya'nın melek misali annelerinin gözyaşlarını dindirecek yeni bir rol bekliyorum. O unutulmaz 'Tatar Ramazan' rolünde 'bir ekmeği beraber bölüşerek yemektir hüner' diyen sevgili Kadir İnanır'dan bir sofraya oturup bir somunu paylaşan 76 milyonun kardeşliğine yeniden vurgu istiyoruz. 'Dertler, benim, hasret benim, ömrüm senin olsun' diyen sevgili Orhan Gencebay'dan dertleri de hasreti de ortadan kaldıracak yeni bir duruş bekliyoruz. 'Vizontele' filminde 'bir yerde mutlu mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir. Burayı seversen burası dünyanın en güzel yeridir' diyen sevgili Yılmaz Erdoğan'dan daha fazla seveceğimiz, daha fazla mutlu, mesut olacağımız bir Türkiye'nin inşasında yeni katkılar arzuluyoruz. Bir röportajında 'ortak vicdanı temsil etmesi gereken sanatçılar arasında bile barışa kuşku duyulması gereken bir şeymiş gibi bakanlar var' diyen değerli sanatçımız Lale Mansur'dan, barışın kaybedenleri olmayacağını daha güçlü anlatmasını bekliyoruz. Meselenin sancısını yıllarca çekmiş Yılmaz Ensaroğlu kardeşimizden, yıllarca hapis yatmış sevgili Oral Çalışlar'dan, sayın Doğu Ergil'den, devletin değil, insanın özne olabileceğini güçlü şekilde savunan sayın Deniz Ülke Arıboğan'dan, andıçlanan Ali Bayramoğlu'ndan, hukukun sesi Kezban Hatemi hanımdan, milletin ve milliyetçiliğin derin analizlerini yapmış sayın Erol Göka'dan, tek tek ismini sayamadığım buradaki tüm dostlarımızdan artık eserleri kadar yüreklerini de sürece koymalarını istiyoruz.''
    
     -''Türkiye'nin iklimi her daim bahar olsun''-
    
     Heyetin her rengiyle, her sesiyle ve her nefesiyle bir Türkiye yansıması olduğuna inandığını dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:
     ''Bugün burada oluşan tablonun Türkiye'nin milyonlarca çiçeğinden derlenmiş buram buram Türkiye kokan bir bahçe olduğuna inanıyorum. Siz, sahaya dağıldığınızda, siz konuştuğunuzda, milletimizle irtibatınızı barış için, huzur için, kardeşlik için harekete geçirdiğinizde inanıyorum ki Türkiye hiç bitmeyen bir bahara da kavuşmuş olacaktır. Aziz milletimizin huzurunda bir kez daha sizlere teşekkür ediyorum. Bugüne kadar yaptıklarınız ve bundan sonra yapacaklarınız noktasında inanıyorum ki tarihi bir sürecin başlayacağını, bunun bir milat olduğunu hep birlikte yaşayacağız ve huzur dolu bir Türkiye'de inanın çok farklı bir geleceğin inşasını sağlayacağız. Ve tabi bu hepimize ayrı bir gurur, ayrı bir zevk verecektir. İyi niyetle, güzel bir niyetle çıktığımız yolumuz açık olsun, kardeşliğimiz daim olsun. Türkiye'nin iklimi inşallah her daim bahar olsun.''
     Başbakan Erdoğan'ın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı devam etti.

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER