ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Parçalı Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 05 Nisan 2013 Cuma 01:36

''O örgüte inanılmaz fırsatlar sunanlar da o kadar suçlu''


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bu ülkede teröre, kazanacağı veya kaybedeceği oy penceresinden bakanlar oldu ve bunlar halen de var. Bu ülkede gençlerin ölümüne, tiraj kaygısıyla, reyting endişesiyle bakanlar oldu ve bunlar halen de var. Bu ülkede ocaklara düşen ateşe, kaybettiği ve kazandıklarıyla, kasasına giren ve çıkan parayla bakanlar oldu ve bunlar da halen var. Akan kana bakarken, kendi canlarını, kendi çocuklarını, kendi kardeşlerini gözünün önüne getirmeyip, sadece reytingini, şöhretini, imajını düşünenler oldu ve bunlar da halen var'' dedi.
     Erdoğan, Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde gerçekleşen ''Çözüm Süreci Akil İnsanlar Heyeti İstişare Toplantısı''nın açılışındaki konuşmasında, 14 Ağustos 2001'de AK Parti'yi kurarken, terör meselesine ilişkin görüşlerini ve çözüm önerilerini programda net şekilde açıkladıklarını anımsattı.
     Başbakan Erdoğan, ''O zamandan itibaren de bu meseleyi çözmek, Türkiye'nin ayağına takılan bu prangayı söküp atmak, enerjimizi bu meseleye değil, büyümeye, kalkınmaya, daha fazla demokrasiye hasretmek için yoğun gayret içinde olduk. Çok açık söylüyorum; bütün bu süreçte yalnız olduk, yalnız kaldık, yalnız bırakıldık'' ifadelerini kullandı.
     ''Birlikte yol yürüdüğümüz milyonları kast etmiyorum'' diyen Erdoğan, ''Elbette bizimle aynı sızıyı yüreğinde hisseden, eliyle, diliyle, kalemiyle, hiç olmazsa gönlüyle bir şeyler yapanları, yapmaya çalışanları kast etmiyorum. Gücü, yetkisi, birikimi, tecrübesi, imkanı ve fırsatı olduğu halde bu can alıcı, can yakıcı meselede inisiyatif almayanları, elini taşın altına koymayanları mazur görmemiz mümkün değil'' şeklinde konuştu.
     Erdoğan, ülkede teröre, kazanacağı veya kaybedeceği oy penceresinden bakanlar olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
     ''Bu ülkede gençlerin ölümüne, tiraj kaygısıyla, reyting endişesiyle bakanlar oldu ve bunlar halen de var. Bu ülkede ocaklara düşen ateşe, kaybettiği ve kazandıklarıyla, kasasına giren ve çıkan parayla bakanlar oldu ve bunlar da halen var. Akan kana bakarken, kendi canlarını, kendi çocuklarını, kendi kardeşlerini gözünün önüne getirmeyip, sadece reytingini, şöhretini, imajını düşünenler oldu ve bunlar da halen var.
     Bütün kalbimle, samimiyetimle söylüyorum; isterdim ki bir başbakan olarak, siyasetçi olarak ben sadece yol açsaydım, yolu temizleseydim, yolu aydınlatıp, o yoldaki engelleri kaldırsaydım, açtığımız o yoldan bilim insanları, mütefekkirler, münevverler, gönül insanları, kanaat önderleri, aydınlar, sanatçılar, en önemlisi de siyasetçiler ilerleseydi. Ne yazık ki, biz yolu açtık ama o yol sadece kendimiz, milletimiz -kimsenin hakkını yemeyelim- bir avuç o da gönül insanıyla devam ediyor. O yolda ilerlemesi, bizi takip etmesi değil, bize yol göstermesi gereken niceleri, 'Hele siz gidin, bakalım biz de arkanızdan belki geliriz' dedi. Niceleri, yola hendekler kazdı. Niceleri yola tuzaklar döşedi. Niceleri bizi o yoldan saptırmaya çalıştı. Yol boyunca taşlandık, tehdit edildik, saldırıya uğradık. Partimizin kapatılması tehdidinden tutun, Danıştay saldırısına, müdahale senaryolarından tutun sabotajlara, provokasyonlara kadar nice badire atlattık ama hiçbir zaman vazgeçmedik, hiçbir zaman yılgınlığa boyun eğmedik, umutsuzluğa kapılmadık, vazgeçmeyi aklımızın ucundan bile geçirmedik. Çünkü biz bu süreçte şunu çok net olarak gördük; Eğer bir ülkede demokrasi açığı, hukuk açığı varsa o ülkede her alandaki sorunlar birbirini besleyerek derinleşiyor. Eğer bir ülkede tek tipçi, dayatmacı, inkarcı bakış açısı, bir zihniyet, devlet ve siyaset anlayışı varsa, orada karmaşa, çatışma, huzursuzluk eksik olmuyor. Eğer bir ülkede, milletin iradesi gasp ediliyorsa, çeteler, karanlık odaklar cirit atıyorsa, vesayetçi odaklar kendini hakim olarak görüyorsa, orada ne huzur ne refah ne hak ne özgürlük olur.''
    
     ''O örgüte inanılmaz fırsatlar sunanlar da o kadar suçlu''
    
     Terörü sadece silahlı saldırı, sindirme hareketi olarak görenlerin ciddi şekilde yanıldığını belirten Erdoğan, terörün ekonomik, diplomatik, sosyal, siyasal, psikolojik boyutları olan bir mesele olduğunu söyledi.
     Erdoğan, ''Terör, bir ülkeye, millete karanlık bir istikamet çizme yöntemidir. Terör, hükümetleri sıkıştırmak, seçimleri yönlendirmek, toplum mühendislerine imkan sağlamak için bir araca, bir taşerona dönüşmüştür. Maalesef terör 29 yıl boyunca kısmen de olsa bu noktalarda başarı sağlamıştır'' dedi.
     Terör ve şiddetin ekonomiye, sosyal, psikolojik yapıya zarar verdiğinin altını çizen Erdoğan, konu ele alınırken bunların göz önünde bulundurulması gerektiğine işaret etti.
     Erdoğan, ''Silaha, teröre, bölücü anlayışlara sarılanlar ne kadar suçluysa, başta Diyarbakır Cezaevi olmak üzere insanlık dışı muameleyle, işkenceyle o örgütün adeta kurulmasına çanak tutanlar da o kadar suçludur. Kan döken örgüt ne kadar suçluysa, o örgüte inanılmaz fırsatlar sunan, hiçbir yerde bulamayacağı istismar bataklıkları sunanlar da o kadar suçludur. Sadece şu son birkaç ay içinde kimi siyasetçi, kimi akademisyen ve kimi yazarların sergilediği faşizm, inanın terör örgütünün 29 yılda yaptığı tahribattan çok daha fazlasını yapmıştır'' şeklinde konuştu.

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER