ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL19°C
Parçalı Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 12 Ağustos 2014 Salı 13:52

MKYK'da fikir birliğine vardılar

MKYKda fikir birliğine vardılar

Başbakan Yardımcısı Arınç, "Erdoğan da MKYK üyeleri de seçilen genel başkanın başbakan olması noktasında birleştiler. Bu Abdullah Gül'e karşı alınmış bir karar değildir" dedi.


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. 

Cumhurbaşkanı seçimi sonuçlarını değerlendiren Arınç, sonuçların kendileri için çok büyük bir başarı olduğunu söyledi. 

Seçime katılım oranının düşük olduğu yönündeki eleştirilere katılmadığını belirten Arınç, Avrupa ülkelerinin çoğunda bu kadar katılım görülemeyeceğini ifade etti. Seçime yüzde 74,1'lik katılım oranının küçümsenmemesi gerektiğini kaydeden Arınç, seçime katılmayanlarla ilgili kırktan fazla sebep sayılabileceğini, bunu tatilcilerin üzerine yıkmanın insafsızlık olacağını dile getirdi. 

Arınç, "Hiç bir mazerete gerek yok. AK Partinin adayı seçilmiş, Demirtaş oyunu yükseltmiş, kaybeden İhsanoğlu ve onu destekleyen liderler olmuştur" dedi. 

Genel Başkan ve Başbakan kim olacak?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Partime döneceğim" açıklamasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Arınç, partide dün gerçekleştirilen toplantıda, seçim analizi yaptıklarını söyledi. 

Cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ne zaman göreve başlayacağı, devir-teslimin ne zaman yapılacağı, partisi ve milletvekilliğiyle ilişiğinin ne zaman kesileceğinin tartışma konusu olduğunu kaydeden Arınç, toplantıda bu tartışmanın da yapıldığını bildirdi. 

"And içmenin esas olduğu kabul edildi"

Arınç, "seçilenin partisiyle ilişiği kesilir, milletvekilliği düşer" şeklindeki Anayasa'nın 101. maddesinin son fıkrası ile 103. maddesindeki yeminle ilgili düzenlemelerin çelişki içinde olduğu yönünde kamuoyunda tartışmalar yaşandığını anlattı. 

Anayasadaki, "seçilenin partisiyle ilişiği kesilir, milletvekilliği düşer" düzenlemesi ile "and içerek göreve başlar" düzenlemelerinin nasıl anlaşılması gerektiği konusunda görüşlerin ortaya konulduğunu söyleyen Arınç, şunları söyledi:

"Sonuçta ittifakla karar aldık. 103. madde esastır. Çünkü milletvekilleri de and içerek yasama görevine başlıyor. Burada da and içmenin esas olduğu kabul edildi. Diğer Cumhurbaşkanımızın görev süresinin dolduğu gün and içecek, 28 Ağustos'ta Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan mazbatasını alacak, Parlamento'ya gelecek, and içecek, Köşke çıkacak, devir teslim olacak ve görevine başlayacak. Bunu hepimiz kabul ettik."

"Kimsenin kafası karışmasın"

Yüksek Seçim Kurulu'nun 15 Ağustos'ta kesin seçim sonuçlarını açıkladığı gün bu işlerin olabileceği yönündeki tartışmaları bir kenara bıraktıklarını belirten Arınç, kimsenin kafasının karışmaması gerektiğini dile getirdi. 

Arınç, Erdoğan'ın görev süresinin 28 Ağustos'a kadar devam edeceğini, Abdullah Gül'ün de görev süresinin 28 Ağustos'ta biteceğini göz önünde bulundurarak, yeni genel başkanın ne zaman, nasıl seçilmesi konusunu ele aldıklarını anlattı. Bülent Arınç, "28'ine kadar görev süresi devam edecekse, bundan bir gün evvel genel başkanlık boşalacağı için 27 Ağustos'ta büyük kongrenin tarihi de tespit edilmiş oldu" dedi. 

Tek maddelik yapılacak kongrede genel başkan seçiminin yapılacağını kaydeden Arınç, genel başkan ve başbakanın aynı sıfatta birleşmesi gerektiği kanısına da vardıklarını bildirdi.

Bülent Arınç, kongrede seçilecek genel başkanın istişarelerle ortaya konulacağını belirterek, şunları kaydetti:

"Bunun dışında da bir genel başkan adayı olması siyasetin bir gereğidir. Çıkarsa tüzüğümüzdeki hükümlere göre delegelerin en az yüzde 20'sinin teklif etmesi lazım. Milyonda bir, binde bir, yüzde bir ihtimal de olsa bir başkasının genel başkan adayı olması da mümkündür, muhtemeldir. Kendi iç yapımıza dönük söylüyorum ki, bu istişareler sonucunda bir adayın üzerinde ittifak edilirse o arkadaşımız 27 Ağustos günü genel başkan adaylığını açıklayacaktır ve delegelerimizin büyük bir kısmı o aday üzerinde ittifak edecektir. 27'sinde genel başkan olan kişi de zannediyorum ki 28'indeki devir teslimden sonra, zannediyorum ki 30 Ağustos'u da geçirmiş olacağız, Sayın Başbakanımız Cumhurbaşkanı olacak ve o genel başkana hükümeti kurma görevi verecek, Başbakanlık görevi o şahsın üzerinde birleşecek. Bugün yazılan çizilen isimlerin içinden birisi de olabilir, tamamen farklı bir isim de olabilir. Bu parti teşkilatlarımızın geniş yapacağı gerçek istişareler sonucu belirlenebilecek bir kişi olacağını tahmin ediyorum."

"AK Parti'de başımızın üstünde yeri vardır"

Arınç, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün tekrar siyasete devam etmesinin, siyasi bir aktör olarak Türkiye'ye yararlı hizmetler yapmasını gönülden arzu ettiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Peki bu siyaseti nerede yapacak? Elbette hepimiz, 'AK Parti'de başımızın üstünde yeri vardır' diyerek, partiye kendilerini davet ettik. O da her zaman güvendiğimiz gibi başka yerlere gözünü bile çevirmeden 'geleceğim yer AK Partidir' dedi ve bu kararını ifade etti. 'Gelecek ama siz kongre yapıyorsunuz.' Ne yapalım, siyasetin gereği bu. Yapmasak olur mu, yapacağız. 28'inde görev bitecekse, siyasette devamlılık esastır. Boşluk kabul etmez.

Şöyle de düşünebiliriz, 'Sayın Gül kongrede genel başkan olsun.' İyi ama bunun pratik bir faydası yok. Genel Başkan olacak, Başbakan olamayacak. Çünkü milletvekili değil. Ne zaman milletvekili olabilir, matematik hesaplara göre, şimdilik 2015 Haziran'ına kadar olamaz. Bayburt, Gümüşhane modeli var, bunların hepsi zaman içinde ihtiyaçlara göre uygulanmış formüllerdir. Siirt seçimleri iptal edilmesiydi Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın milletvekili seçilmesi mümkün olmayacaktı. Şu anda iptal edilen bir seçim olmadığına göre ancak tek milletvekili olan bir ilde, milletvekilinin ayrılmasıyla belli süre sonra seçim yapmak mümkün olabilir. Ama böyle zorlama bir formülü Sayın Cumhurbaşkanımız Gül kabul eder mi, parti böyle bir formüle sıcak bakar mı, bunun tartışmasını yapmak lazım. Bu tartışmaya da gerek yok. En kolayını söylüyorum, Sayın Gül dönme ihtimali olduktan sonra biz kongreyi yapsaydık ve oy birliğiyle kendisini de genel başkan seçmiş olsaydık, başbakan olması mümkün değildi. Bu Anayasa gereği. Dolayısıyla sayın Başbakanımız Erdoğan da MKYK üyeleri de şimdilik seçilen genel başkanın başbakan olması ve bunun partiye devamlılık, süreklilik, istikrar kazandıracağı noktasında birleştiler. Bu Sayın Abdullah Gül'e karşı alınmış bir karar değildir. Partinin kendi iç dinamikleriyle ve bugünkü şartların zorlamasıyla alınmış hukuki bir karardır. Sayın Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanımızın bundan dolayı üzüleceğini tahmin etmem. Arkadaşlarımız da bunu ona karşı yapılmış bir eylem ve karar olarak da lütfen değerlendirmesinler."

"Abdullah Gül dolgu malzemesi değildir"

Arınç, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresinin sona ermesinin ardından AK Parti'ye döneceğini açıklamasıyla ilgili olarak, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu Ona yakışan bir asalettir. Çünkü başkaları başka hesapların peşinde olabilir. 'Bize gel, yeni parti kur, Tayyip Erdoğan ile çatış, orada seni sevenlerle sevmeyenler var onların arasını iyice aç, siyasi provakasyona gir.' Bunu teklif edenler, düşünenler, planlayanlar da olabilir. Bunların hepsini elinin tersiyle itip, 'Ben AK Parti'ye aidim, benim Adalet ve Kalkınma Partisine dönmem gerekir' diye düşünmesi Abdullah Gül'e yakışan bir davranıştır. Hemen gelip genel başkan olmasına, hemen gelip başbakan olmasına da şu aşamada gerek yok. Dönecektir, birlikte siyaset yapacağız, belki hiçbir görev almadan bu devam edecektir. Belki de şartlar gerektirdiği zaman önümüzdeki süreç içerisinde kendisine, 'gel senin yerin burasıdır' diye teklifte bugün bu kararı alanlar da bulunacaktır. Bugüne ait bir kararı bu şartlar içerisinde değerlendirmemişlerdir."

Bugün bir gazetede Gül'ün yakın çevresine dayandırılarak, cumhurbaşkanlığı yapmış birinin sade üye olarak partiye dönmesinin beklenmemesi gerektiği ve Gül'ün hesaplarının 2015'e yönelik olduğu yönündeki haberin anımsatılması üzerine Arınç, şunları söyledi:

"Bunun bir tanesi doğru bir tanesi yanlış. Evet 2015'ten itibaren Sayın Abdullah Gül'ün AK Parti içerisinde çok önemli çok büyük sorumluluklar alması mümkündür. Bunu hep beraber göreceğiz ama onun öncesinde de yani 2015 öncesinde bir başka düşünceye sahip olmaması gerekebilir. Şu anlamda söylüyorum, bugün için biz Sayın Abdullah Gül'e cumhurbaşkanlığı yapmış bir insana, 'partimize gel' denildiğinde 'önce bir asker olarak yazıl da ondan sonra bakalım' diyecek halimiz yok. Bunu düşünenler varsa kendilerini bir yoklasınlar. 'Gel seni grup başkanvekili yapalım' diyecek halimiz de yok. Sayın Abdullah Gül dolgu malzemesi değildir. Sayın Abdullah Gül geldiği zaman, Sayın Abdullah Gül'e yakışan bir görev mutlaka kendisine takdim edilir, verilir, verilmesi gerekir. 'Seni Kayseri'den milletvekili yapacağız bu yeter' kimse diyemez. O, partimiz için çok büyük bir değerdir. Mutlaka bu değeri karşılığında bir karşılık da bulacaktır."

"Herkes çevresindeki insanlara sükunet tavsiye etmeli"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çevresindeki bazı kişilerin zaman zaman gazetelere servis ettikleri bir takım duyumların iki devlet adamı arasına girme çabalarından başka bir şey olmadığını ifade eden Arınç, şöyle konuştu:

"Bunlar danışmaları olabilir, ikisi hakkında konuşma hakkını kendinden fazladan görebilenler olabilir. Demek ki şu aşamada bir işe daha dikkat etmemiz lazım. Herkes çevresindeki insanlara hem sükunet tavsiye etmeli, hem de bu kardeşliği, bu hukuku bozabilecek davranışlara da müsaade etmemeli. Yani Sayın Abdullah Gül'de bir başkası da. Mesela üç dönem kuralı gereğince 2015'te tekrar milletvekili adayı olamayacaklardan biris de benim ama benim gibi 70 arkadaşım daha var. Bunları ayıplı malzeme olarak görmeye çalışanlar varsa, birkaç kişi olabilir, bunlar da kendilerine bir dikkat etsinler. Bu partiyi var eden hiçbir kimse bir eksiklik değildir, ayıplı malzeme, dolgu malzemesi değildir. Onların bir değeri vardır. Bazılarının özgül ağırlığı vardır, bazılarının da bu süreç içerisinde çok büyük hizmetleri vardır. Yani yeni yetmelerin kendilerine bir şeyler evham ederek, mevhum bazı değerler üzerinden 'aslında öyle olması gerek, aslında böyle olması gerekir' diye hesaplar vermesi bizim aramızda yıllardan beri bozulmayan kardeşliği zedeleyebilir. Bence herkesin çevresindeki bu tür insanlara karşı, onları ayıplayıcı, 'aman böyle yapma, şöyle yap' diyen bir tavır alması lazım."

"Partimde 40 Arınç, 20 Çiçek, 10 Babacan çıkar"

AK Parti'deki üç dönem kuralının çok güzel bir kural olduğunu belirten Arınç, kendisinin bu kuralın ne kadar doğru bir karar olduğunu savunduğunu anımsattı. 

Bir kişi için 40 yıl siyasi hayatın ve 20 yıl parlamenterliğin bir noktası olması gerektiğini savunan Arınç, konuşmasına söyle devam etti:

"Bu parti bir kadro partisi, bu kadroda çok değerli insanlar var. Onların da önünün açılması lazım. Bir insanı sorumlu bir mevkide denemediğinizde ona bir yetki ve sorumluluk vermediğiniz aslında onun kapasitesini  ölçme imkanınız olmaz. Ama bir yetki ve sorumluluk vererek denediğiniz zaman  onun gerçek değeri ortaya çıkar. Benim partimde inanıyorum ki en az 40 tane Bülent Arınç çıkar, en az 20 tane Cemil Çiçek çıkar, en az 10 tane Ali Babacan çıkar. Biz böyle güçlü bir partiyiz. Arkasının gürül gürül geldiğine de şahsen inanıyorum. Ama bugünkü değerlerimizi bir zafiyet olarak görmek, onlardan kurtulmaya çabalamak veya onların eksikliklerini, dedikodularını, gürültüsünü yapmak. İnanıyorum ki çok az sayıda bunlar ama bu biraz önce söylediğiniz gazetedeki yorumların bence gerçek kaynaklarından bir tanesi odur. Birilerini zayıf göstererek, birilerini parlatmak faydalı bir iş değildir. Eğer mesele Abdullah Gül ise Abdullah Gül bu partide değeri karşılığında yer bulacaktır. Bunu da kimsenin engellemesi mümkün değildir ama bu süreç içerisinde MKYK aldığı karar fevkalede doğrudur."

"Yeni başbakan hiçbir zaman Erdoğan'ın karizmasını dolduramayacak"

Arınç, yeni başbakanın nasıl biri olacağı yönündeki bir soru üzerine, "Bence bir genel başkan ve başbakanın Recep Tayyip Erdoğan'dan sonraki konumunun zor olduğunu söylemek istiyorum. Sayın Recep Tayyip Erdoğan çok güçlü bir lider. Hiçbir partide olmayan liderlerden birisi ve Türk siyasi hayatında örnek figürlerden birisi oldu. Sözü dinleniyor. Kitleleri harekete geçiriyor, fevkalade güçlü bir başbakan, her şeyi takip ediyor, gece gündüz çalışıyor ve topluma faydalı işler yapıyor. Onun arkasından binlerce insan gözyaşı döküyor, binlerce insan coşuyor. Böylesi kitleleri heyecanla sürükleyen bir insanın arkasında genel başkan ve başbakan olacak kişinin herhalde liderlikte daha çok iyi bir genel başkan ve iyi bir başbakan olması lazım" yanıtını verdi.

Yeni başbakanın her zaman Erdoğan ile kıyaslanacağını belirten Arınç, "Hiçbir zaman bu kişi Erdoğan'ın karizmasını dolduramayacak ve onun gücüyle bütün meselelere nüfuz eden, sirayet eder bir durumda olmayacak. Bu bir eksiklik değil. Bu yaratılıştan gelen bir şey. Her siyasi partide de böyle bir şeyle karşılaşabilirsiniz. Böyle bir profilde pekçok arkadaşımız var" dedi.

Yeni genel başkanın kim olması konusunda dün MKYK'da herkesten bir isim yazması istendiğini ve kendisinin de bir isim yazdığını vurgulayan Arınç, bunun partinin diğer yetkilileri ile de yapılacağını söyledi. 

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER