ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL16°C
Parçalı Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 18 Mayıs 2013 Cumartesi 00:30

"Meseleler siyaset içinde çözülsün"


Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, çözüm sürecine ilişkin, "Şu anda da başta planlandığı gibi her şey yürüyor. Bu konuda güven önemlidir, süreç içinde hassasiyetler önemlidir. Bütün hassasiyetler, güven korunuyor" dedi.

Atalay, Habertürk televizyonunda yayımlanan Basın Kulübü programında soruları yanıtladı.

"Reyhanlı'daki saldırı çözüm süreciyle de ilintili olabilir mi- Sadece Türkiye, Suriye arasındaki gerilime odaklı olarak değerlendirmek ne kadar doğru- Türkiye çok önemli bir dönüşümden geçiyor. Çözüm süreci Türkiye Cumhuriyeti tarihinde atılan en önemli adımlardan biri. Bir şekilde bununla da irtibat kuruyor musunuz" sorusuna Atalay, "Çözüm süreci yürürken daima bu konuda bunu baltalamak isteyen, provokatif gelişmelerin olabileceği, bunu sabote edici gelişmelerin olabileceği hepimizin zihnindedir. Ve en önemli hassasiyetimiz budur" cevabını verdi.

Meydana gelen her olayı bu manada irtibatlı gördüklerini belirten Atalay, "Bunu sadece çözüm süreciyle ilgili olarak şüphesiz görmüyoruz. Ama Türkiye'nin büyük bir yürüyüşü var şu anda, büyüyen bir ülke. Ve emin adımlarla, öz güvenle gidiyor. Bunu ne kadar yıpratırsanız o kadar kardır, bunu yapanlarca, düşmanlarca, Türkiye'nin bu yürüyüşünden mutsuz olanlarca. Bu da böyle bir şey. Yani hepsi birbiriyle irtibat içinde denilebilir" diye konuştu.

Türkiye'nin zulüm gören Suriyeli kardeşlerine çok büyük destek verdiğini, onları rahat ettirmek için elinden geleni yaptığını belirten Atalay, olayın, o konuyla irtibatlı olduğunu düşündüğünü söyledi.

Atalay, çözüm sürecinden, ülkenin iyiliğini istemeyen herkesin rahatsız olduğunu, Türkiye'nin bu sorununu çözmesini istemeyen çok fazla gücün, kişinin ve tarafın olduğunu ifade etti.
    
"Oslo süreci deşifre edildi"
    
"Daha önce ciddi adımlar atıldı. Özellikle Oslo süreci olarak adlandırılan o süreçte olan neydi, bugün olan ne- Bugün çok daha pozitif bir tablo olmasını neye bağlıyorsunuz-" sorusuna Atalay, sürecin, AK Parti'nin kurulduğu yıldan başladığını, çok büyük hazırlıkla hükümete geldiklerini söyledi.

Atalay, bütün insanların sevildiği, hiç kimsenin ötekileşmediği, herkesin her rengiyle büyük Türkiye'de yaşamasının idealleri olduğunu vurgulayarak, bu yönde ilk günden beri adımlar attıklarını, Türkiye'nin normalleşmesi için olağanüstü hali kaldırdıklarını hatırlattı.

"Olağanüstülükler, hukuk dışılıklar, yanlışlar, işkenceler, faili meçhuller, insanların ana dilini konuşamaması ve benzeri bütün bunları önleye önleye biz bugüne geldik" ifadesini kullanan Atalay, sosyal ve siyasal değişimin iyi yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Demokratikleşme sürecindeki adımların büyük kısmını 2009'da attıklarını, birçok yasa çıkardıklarını, Kürt kökenli vatandaşların ihlal edilmiş haklarının iadesini sağladıklarını dile getiren Atalay, "Bir yandan da görüşmeleri başlattık. İşte Oslo görüşmeleri dediğiniz bunlardı. Daha değişik kesimlerle görüşmeler yürüyordu. Ve o görüşmeler boş değildi. Görüşmeler gayet verimli gidiyordu" yorumunu yaptı.

Atalay, 2011'deki seçimlerin sonrasına çok büyük umut bağlandığını bildirerek, "Seçim bitti, yüzde 50 ile biz yeniden iktidar olduk. İşte yeni anayasa yapılacak, bu görüşmeler devam edecek, Türkiye'nin bütün sorunları çözülecek, daha güçlenmiş bir hükümet, daha fazla cesaretli adımlar atacaktı ama ne olduysa oldu" dedi.

Silvan'da 14 Temmuz 2011'de terör saldırısı sonucu askerlerin şehit edildiğini, daha sonra da Oslo görüşmelerinin deşifresinin yapıldığını anlatan Atalay, "O niçin oldu- Biz analiz ettik, orada yabancı unsurlar vardı. Görüşülen kesimler vardı, bütün onarı tahlil ettiğinizde güven sarsıcı bir gelişme oldu" ifadesini kullandı.

Şimdi yeni bir stratejinin belirlendiğini, muhatapların biraz daha farklı olduğunu, Türkiye'nin bunu tamamen kendisinin yürüttüğünü ifade eden Atalay, uluslararası alanda destek görmek için paylaştıklarını ama sürecin Türkiye içinde yürüdüğünü söyledi.

"(Değişik kesimler vardı) diyerek masada sadece PKK'nın değil farklı ülkelerin de varlığını ifade ettiniz" denilmesi üzerine Atalay, "Zaten orada, Avrupa ülkelerinde oluyor. Dolayısıyla Avrupa'da bir yerde olunca başkalarının rol alması kaçınılmaz" karşılığını verdi.

"Silvan saldırısını hemen ardından yaşanan olayları da masada oturan ülkelere mi bağlıyorsunuz" sorusuna Atalay, "Hayır, kimseye bağlamıyorum ama deşifre edildi. Biz deşifre etmedik" yanıtını verdi.

"Siz deşifre edenleri biliyor musunuz" sorusu üzerine de Atalay, "Aşağı, yukarı biliyoruz. Büyük oranda çalıştık, tespit ettik" diye konuştu.
    
"Meseleler siyaset içinde çözülsün"
    
Atalay, şu anda yürütülen süreçte geçmiş tecrübelerden yararlanıldığını belirterek, daha iyi ve verimli bir sürecin yürütüldüğünü söyledi.

"BDP'nin dokunulmazlıklarının kaldırılması Meclis'te konuşuluyordu, bir taraftan idam tartışmaları gündeme gelmişti. Derken bir anda bir şey oldu" denilmesi üzerin Atalay, "Bir anda bir şey olmadı" karşılığını verdi.

Yürüyen günlük siyasetin kendine göre üslubu ve gündeminin olduğunu anlatan Atalay, bu konuların günlük siyasetin ötesinde, geri planda, iyi stratejik çalışmalarla yürütüğünü bildirdi.

Çözüm sürecine ilişkin çalışmalarının yaklaşık bir yıl önce başladığını dile getiren Atalay, 30 Eylül 2012'de 4. büyük kongrelerini yaptıklarını, bu süreçte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "görüşmelerin yapılabileceğini, bu konularda çalışmalar yapıldığını" söylediğini kaydetti.

"Bugünkü şeklinde kimse anlamadı ama o zaman artık o noktaya gelinmişti" değerlendirmesinde bulunan Atalay, bu işin hazırlık ve değerlendirme safhasının olduğunu belirtti.

"İmralı görüşmeleri de kongre sürecine denk gelen günlerde mi başladı" yönündeki soruya Atalay, "Daha sonra, o neticede takip eden zaman içinde değerlendirildi" karşılığını verdi.

Atalay, bu sürecin baştan sona stratejisini kuranın, planlayanın, inisiyatifi alan ve yürütenin hükümet olduğunu dile getirerek, "Burada bütün kurumlar kendi üzerlerine düşen görevleri yapar. İşe İmralı'yla görüşmeleri istihbarat birimlerimiz yürütmüştür. Biz siyaset kesimi olarak terör örgütü kesimiyle hiçbir görüşme yapmadık" dedi.

"İmralı'ya bunun dışında hiç sivil gitti mi" sorusuna da Atalay, şu cevabı verdi:

"Hayır, istihbarat birimlerimiz yürütmüştür. Biz hükümet, siyaset kesimi olarak hiçbir görüşmede bulunmadık, hiçbir görüşme yapmadık. Ama siyaset kesimini nasıl devreye soktuk- BDP'yi bu sürecin siyasi kesimi olarak devreye soktuk. Ve BDP o görüşmeleri yaptı hem İmralı ile hem diğer yerlerle. Yani onunla da şu mesajı verdik, burada siyaset esastır. Türkiye bütün meselelerini siyaset içinde çözsün. Terör bitsin, şiddet olmasın ama her şey konuşulsun. Siyaset kurumu her şeyi konuşsun ve çözsün. Nihai hedef de o zaten ve BDP de orada rol almış oldu. Şu anda da başta planlandığı gibi her şey yürüyor. Bu konuda güven önemlidir, süreç içinde hassasiyetler önemlidir. Bütün hassasiyetler, güven korunuyor. Orada bizim ileriye dönük kendi politikalarımız var. Bu politikaları da tabi biz yürütüyoruz. Bizim demokratikleşme adımlarımız bu sürece bağlı değil, bu süreçten bağımsız 11 yıldır yürüttüğümüz demokratikleşme adımları var."
    
"Süreci şeffaf yürütüyoruz"
    
"Muhalefetin ağır eleştirileri var size. Özellikle anamuhalefetin süreci bütün yönleriyle anlatmadığınızla ilintili olarak. Ana muhalefetle ilgili bu noktada bir çekince mi var, neden paylaşmıyorsunuz" sorusu üzerine Atalay, ne kamuoyuyla ne de anamuhalefetle paylaşmadıkları hiçbir şeyin olmadığını söyledi.

Atalay, bu sürecin 11 yıllık çalışmanın son adımı olduğunu bildirerek, süreci mümkün olduğunca şeffaf yürütme kararlılığı içinde olduklarını kaydetti.

"Ne vaat edildi, hangi pazarlık yapıldı" gibi vehmedilenlerin olduğunu ifade eden Atalay, şöyle konuştu:

"Bir ülkenin başbakanı diyor ki 'hiçbir pazarlık yapılmadı, vaat edilen bir şey yoktur'. Bundan daha açık bir ifade olabilir mi- Ama buna güvenmeyen, inanmayan, kabul etmeyen varsa istediğini düşünebilir. Bizler, başbakanımız ömründe, kendi bireysel hayatında da bireysel ilkelerimiz içinde daima doğrularla siyaset yaptık. Hayatımızda bir cümlelik yalan söylemektense bu işlerin hepsini bırakacak kişileriz. Biz siyaseti öyle yaparız. Öyle geleneksel siyaset yapmıyoruz. İlkelerimizle yaşayarak siyaseti yürütüyoruz. Onun için de ne söylüyorsam odur. Bunun ötesinde başka şeyler vehmedenler bir şey varsa bildikleri söylesinler."

Anamuhalefet partisi veya muhalefete adeta yalvardıklarını, randevular istediklerini belirten Atalay, "Randevu vermiyor görüşmek için bir tanesi. Birisi geldi başbakanımızdan randevu istedi, hemen verdik. Teklif ettik, birlikte çalışalım. Ondan sonra bunların hiçbiri yürümedi, kabul etmediler. Şimdi muhalefetin bizi suçlayacak neyi var ben doğrusu anlamıyorum" yorumunda bulundu.

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER