ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL14°C
Yağışlı
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 09 Ekim 2013 Çarşamba 22:40

Kurtulmuş, Yozgat'ta


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Kendi kimliğini ortaya koymaya korkan bir devlet vardı. Ondan korkan, dindardan korkar, Alevi'den korkar, Kürt'ten korkar, gayrimüslimden korkar, herkesten korkardı. Neden korkardı? Biliyor ki kendisi zulüm ediyordu. Zalim korkar" dedi.
Kurtulmuş, partisinin Bilal Şahin Kültür Merkezi Konferans Salonu'nda düzenlenen Yozgat İl İstişare Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin birçok dönemeçten geçtiğini söyledi.
Türkiye'de ezanın 18 yıl Türkçe okunduğunu anımsatan Kurtulmuş, "18 sene Yozgat'ın köyleri dahil, 'Tanrı uludur, Tanrı uludur, Tanrıdan başka yoktur tapacak' diye bir sesi, ezan diye bu millete dinlettiler. Çünkü bizim adam olmamız lazımdı, eski hurafelerden kurtulmamız lazımdı onların zihniyetinde. Ankara burnunuzun dibi. Yozgat'tan hiçbir Yozgatlı hanımefendi başında yemenisiyle, çarşafıyla Ankara'nın caddelerine girip dolaşamadı. Hiçbir Yozgatlı, şalvarıyla ayağında potiniyle Ankara'nın merkezine gidip dolaşamadı. Çünkü bizim modern olmamız lazımdı, bizim medeni olmamız lazımdı, o atalarımızın giydiği kıyafetleri giyemezdik, bunlar geri milletin kıyafetleriydi" diye konuştu.
28 Şubat döneminde birçok genç kızın başörtüsü yüzünden üniversite kapılarından döndürüldüğünü ifade eden Kurtulmuş, şunları söyledi:
"6 kere gidip 7 kere gelen zat döndü. Ankara'daki konser salonunda 28 Şubat'ın en karanlık zamanlarının birisinde ayağa kalktı, konçertoyu dinledikten sonra 'İşte çağdaş Türkiye bu' dedi. Halbuki o salonda kendisi de dahil kimsenin müzikten de fazla bir şey anladığını zannetmiyorum. Nice insanların üniversite kapılarından döndürüldüğünü biliyoruz. İstanbul Üniversitesi'nin kıdemli hocalarından birinin 28 Şubat'ta bir cumartesi günü başörtülü olan eşi ile birlikte üniversitenin bahçesinde dolaşmak için geldiğinde bahçeye sokulmadığını biliyoruz. Türkiye bu günlerden geçti. Bu söylediğim milattan önce değil, 1997, 1998'lerden bahsediyorum."
- Kamuda başörtüsüne özgürlük
Hafta başında başörtüsünü kamuda serbest bırakan bir kararname ile durumun değiştiğini anımsatan Kurtulmuş, "Çok şükür şu anda devlet memuru olan bütün arkadaşlarımızın önünde başörtüsü serbestliği kazanılmış oldu" dedi.
Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Türkiye'de 1946'dan bu yana 66 yıllık, 67 yıllık süreçte 5 olağanüstü dönem var. Bunlardan birinde rahmetli Adnan Menderes idam edildi. Bir tanesinde rahmetli Necmettin Erbakan'ın milletin helal oyları ile verdiği iktidarı, zorla altında koltuğu çekilerek elinden alındı. 12 Mart'ta, 12 Eylül'de bu milletin bütün siyasi hayatına bütün toplumsal hayatına müdahale edildi.
27 Nisan'da elektronik muhtıra falan filan diye son zamanlarda bu da moda oldu. Eski muhtıranın adıyla yeni muhtıranın adı farklı ama mahiyeti aynı. Aslında fırsat bulsa müdahale edecek, 12 Mart'tan farkı olmayacak ama gücü yetmediği için orada elektronik muhtıraya bilgisayarda kaldı. Efendim 2007 şartlarını hatırlayın, 2007 şartlarında cumhurbaşkanı seçilmez, 367 diye bir şey çıktı. Ondan evveli olmayan bir şey, 367 milletvekilin olmazsa oturumu açamıyorsunuz. Açsan zaten seçeceğin cumhurbaşkanını, oturumu açamadığın için seçemiyorsun. Hatırlayın mevcut cumhurbaşkanımızın seçim sürecinde bir sürü işler oldu. Yetmedi, AK Parti hakkında iktidarda tek başına olmasına rağmen kapatma davası açıldı."
- "Birçok büyük zatın son derece şaibeli ölümleri var"
Eski Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu, Hrant Dink, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy cinayetlerine değinen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hatta ve hatta devletin ve milletin önünde görülen birçok büyük zatın, önde olan kişinin son derece şaibeli ölümleri var. Rahmetli Turgut Özal zehirlendi mi? Yoksa eceli ile öldü, zehirlenmedi normal yollarla mı vefat etti? Halen kocaman büyük bir soru işareti var. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu kardeşimizin helikopter kazası, kaza mıdır? Bir müdahale sonrası mı düşmüştür? Rahmetli Recep Yazıcıoğlu valinin trafik kazası, rahmetli Bedri İncetahtacı Gaziantep milletvekilimiz... O da çok şaibeli bir konu üzerinde meclis üzerinde çalışma yapıyordu. Muhtemelen elinde de birçok delil vardı. Bir trafik kazasında gitti. Hakikaten trafik kazası mı yoksa Ali Cengiz oyunu ile mi götürüldü? Eşref Bitlis Paşa'nın helikopteri buzlandı, raporlar öyle demiyor. Ama üstü örtülüyor. Bir sürü büyük kişi yani önde olan kişinin şüpheli ölümü var eski Türkiye'de. Fırat'ın doğusunda 10 binin üzerinde faili meçhul cinayet var.
Eski Türkiye'de 1 Mayıs olayları var, eski Türkiye'de kanlı pazar var, eski Türkiye'de Çorum olayları var, Maraş olayları, Sivas olayları var, Gazi olayları var. Toplumun bütün kesimleri birbirlerine düşürülmeye çalışılıyor. 7 bin gencecik evladımız sağcı, solcu diye 12 Eylül öncesinde toprağa girdiler. Sonradan anlaşıldı ki aynı silah sabah solcuyu öldürdü, akşam sağcıyı öldürdü."
- "Bir avuç Rum azınlıktan korkan bir devlet vardı"
Devletin zihniyet değiştirdiğini dile getiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Önceden 16 yaşındaki çocuğun başörtüsünden korkan bir devlet vardı. Önceden Kürt vatandaşlarımızın çocuğuna Kürt kökenli isim vermesinden korkan bir devlet anlayışı vardı. Nüfus memurlarının elinde isimler vardı. O isimlere uymuyorsa o isimleri koyamazdınız çocuklarınıza. Hatırlayın yakın zamana kadar İbrahim Tatlıses'in Kürtçe şarkı söylemesinden de korkan bir devlet anlayışı vardı. Daha ilerisine gidin 6-7 Eylül olayları öncesinde İstanbul'da bir avuç Rum azınlıktan korkan bir devlet vardı. Vatandaşının kendi yaşadığı yere Dersim demesinden korkan bir devlet anlayışı vardı. Kendi kimliğini ortaya koymaya korkan bir devlet vardı. Ondan korkan, dindardan korkar, Alevi'den korkar, Kürt'ten korkar, gayrimüslimden korkar, herkesten korkardı. Neden korkardı? Biliyor ki kendisi zulüm ediyordu. Zalim korkar.
Temel prensibimdir bu. Biz atalarımızdan devlet yönetimi ile ilgili üç şey öğrendik. Devlet yönetimi bizim şahıslarımızın görüşlerine göre değişecek bir şey değildir. Bir, bize ne dendi? 'Adalet mülkün temelidir.' İki, 'Zulümle abad olunmaz.' Üç, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.' Bu devlet, adaletle hüküm olur, adaletle yönetilir. Adaletin olmadığı yerde mülk olmaz. Adaletin üstündeki kaftan tevazudur."
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER