ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL22°C
Sağanak Yağışlı
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 06 Mayıs 2013 Pazartesi 23:42

Kılıçdaroğlu: Başkanlık sistemi konusunda itirazlarımız var


Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeni anayasa çalışmalarında karşılarına çıkan başkanlık sistemini kabul edemeyeceklerini söyledi. Bu konuyla ilgili kafalarında soru işaretleri olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “İyi niyetlerle masaya oturduk ama başkanlık sistemi geldi. Orada soru işaretlerimiz var. Ve bu konuda itirazlarımız var. Çünkü 150 yıllık bir parlamenter rejimimiz var. Oturmuş bir rejimdir.” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Of-Hayrat Kültür ve Yardımlaşma Derneği Anadolu Yakası Şubesi’nin düzenlediği geceye katıldı. Kadıköy Büyük Kulüp’de gerçekleştirilen geceye Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, milletvekilleri ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantıda dernek yetkilileriyle yemek iyen Kılıçdaroğlu, daha sonra bir konuşma yaptı.

Yeni anayasada yer alan başkanlık sistemiyle ilgili kafalarında soru işaretleri olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Yeni bir anayasa yapılıyor. Partide görevlendirdiğimiz arkadaşlar var. Bunlar uzlaşma komisyonunda görev yapıyorlar. Amacımız Türkiye’nin demokratik, laik, sosyal hukuk çerçevesinde ve yazılacak anayasanın da ülkede yaşayan 74 milyon yurttaşın da kabul edebileceği bir anayasa olması. Anayasalar bütün demokrasilerde toplumsal uzlaşma metinleridir. Her yurttaş anayasa kitapçığını eline aldığında bu benim anayasam diye gurur duyar. Bizim de amacımız böyle bir anayasayı Türkiye’ye kazandırmak. Çok iyi niyetlerle masaya oturduk zaman zaman aksamalar oluyor. Ama unutmamamız gereken bir şey demokrasiler bir uzlaşma rejimleridir. İyi niyetlerle masaya oturduk ama başkanlık sistemi geldi. Orada soru işaretlerimiz var. Ve bu konuda itirazlarımız var. Çünkü 150 yıllık bir parlamenter rejimimiz var. Oturmuş bir rejimdir. Zaman zaman sorunları var ama sorunları aşmakta siyaset kurumunun görevidir. Bunu bu çerçevede ele alıp değerlendirmemiz gerekiyor.” diye konuştu.

‘KAPALI KAPILAR ARASINDA YAPILAN MÜZAKERELER KAFAMIZDA SORU İŞARETİ YARATIYOR’

Çözüm süreciyle ilgili de konuşan Kılıçdaroğlu, kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerden rahatsız olduklarını belirtti. Süreçle ilgili yeterince bilgilendirilmediklerini söyleyen Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz bir imparatorluğun küllerinden cumhuriyeti kurduk. Her etnik kimlikten insanımız var. Bunlar bizim zenginliğimizdir. Hiç kimseyi ötekileştirme hakkımız yok. Herkesin kimliğine herkesin inancına saygı duymak her şeyden önce bir siyasetçinin görevidir. Çünkü biz her yurttaştan oy isteriz. Mademki her yurttaştan oy istiyoruz her yurttaşa eşit davranmak zorundayız. Meseleye böyle bakınca hiç kimse kendi ülkesinde terör olsun istemez. Herkes barıştan yanadır. Barışı dünyada hiçbir ülke reddetmez. Barış varken savaşa, teröre ne gerek var. Barış üzerine odaklanmamız gerekir. Ama barışın koşulları vardır. Biz kendi ülkemizde barış isterken kendi ülkemizin üniter yapısından ödün vermek istemeyiz. Kendi ülkemizin çıkarlarını terör örgütleriyle pazarlık yaparak çözmek istemeyiz. Biz kendi ülkemizde barışı kendi irademizle kurmak isteriz. İşin özü budur. Zaman zaman bizi eleştirirler Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu konuda görüşü yoktur diye. Oysa bu konuda en çok çalışan, emek harcayan, görüş belirten parti biziz. Biz sorunu akılla mantıkla ülkemizin birliği ve bütünlüğü içinde çözmek isteriz. Eğer siz sorunu uluslar arası masalarda çözmeye kalkarsanız hiç kimsenin endişesi olmasın o çözüm Türkiye’nin aleyhine olur. Eğer siz kapalı kapılar ardında pazarlık yapar halkın destek vermeyeceği anlaşmaların altına imza atarsanız onun karşısında biz durmak zorundayız. Sorum şu; neyin karşılığında barış. Ben bilmek zorundayım. Bu ülkenin işçisi, işvereni, gazetecisi bilmek zorunda. Nedir peki bu işin özü nedir. Ülkemizi, insanımızı seviyoruz. Barış istiyoruz. Ama kapalı kapılar ardında yapılan müzakereler bizim kafamızda kocaman bir soru işareti yaratıyor. Biz Kandil'de yapılan pazarlıkları, Kandil'deki açıklamalardan öğrenmek istemiyoruz. Biz bu ülkenin yetkililerinin halkın karşısına çıkıp gerçekleri anlatmasını istiyoruz. Hükümet yetkilileri çıkacak halkın karşısına biz bu sorunu şöyle çözeceğiz diyecek. Katılır yada katılmayız. Biz vurarak, kırarak değil, oturarak, konuşarak sorunları çözmekten yanayız. Biz sokakları harekete geçirerek alevlendirerek camı çerçeveyi indirerek değil, makul, kendi ülkesine saygı gösteren, insanına saygı gösteren, aklı, sorunun çözümünde egemen kılmak isteyen bir politikadan yanayız.” 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER