ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL29°C
Parçalı Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 26 Kasım 2012 Pazartesi 15:52

İhale itirazlarında acil çözüm sağlanıyor


Kamu İhale Kurumu Başkanı Mahmut Gürses, kuruma yapılan şikayet başvurularının 2011'de yüzde 74'ünün, 2012'de ise yüzde 77'sinin 30 günden daha az sürede sonuçlandırıldığı dikkate alındığında, uygulama ve kararlarında kurumun büyük ölçüde oturmuş bir yapıya kavuştuğunun söylenebileceğini kaydetti.
    
Gürses, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, kurumunun 2013 yılı bütçesini sundu.
    
Türkiye'de 2011 yılında 91 milyar 771 milyon 406 bin TL kamu alımı yapıldığını belirten Gürses, bu tutarın, 2011 yılı bütçesinin yaklaşık yüzde 29'una tekabül ettiğini söyledi.
    
Gürses, kuruma 2011 yılında 4 bin 670 şikayet başvurusu yapıldığını, 2012 yıl sonu itibariyle bu sayının 5 bin civarında olacağını tahmin ettiklerini bildirdi. 2011'de şikayet edilebilir ihale sayısının 124 bin 626 olduğu dikkate alındığında, 4 bin 670 olarak gerçekleşen şikayet sayısının, toplam ihale sayısının yaklaşık yüzde 4'üne denk geldiğini ifade eden Gürses, ''Şikayetlerde, bu başvuruların 2011'de yüzde 74'ünün, 2012 yılının ilk altı ayında ise yüzde 77'sinin 30 günden daha az sürede sonuçlandırıldığı dikkate alındığında, uygulama ve kararlarında kurumun büyük ölçüde oturmuş bir yapıya kavuştuğu söylenebilir'' dedi.
    
Gürses, ihale işlemlerinin etkin, şeffaf ve hızlı bir şekilde yürütülmesi, işlem maliyetlerinin azaltılması, ihalelere katılımın ve rekabetin artırılmasının en etkin yollarından birisinin elektronik ihalenin hayata geçirilmesi olduğunu vurguladı. Türkiye'nin e-Devlete geçiş hedefini gerçekleştirmedeki önemli adımlardan biri olan, Elektronik Kamu Alımları Platformu'nu (EKAP) 1 Eylül 2010 tarihi itibariyle kademeli bir şekilde devreye alındığını dile getiren Gürses, bu sayede idarelerin, ihale dokümanını EKAP üzerinden hazırlamaları imkanına kavuştuğunu söyledi.
    
2011 yılında 247 kamu kurum ve kuruluşunda 4 bin 397 katılımcıya standart ihale eğitim programı verildiğini kaydeden Gürses, şöyle konuştu:
    
''Bu bilgi ve istatistiklerden hareketle, Kurumun tüm problemleri çözdüğünü, sorunsuz pürüzsüz bir yapıya kavuştuğunu söylemeye çalışmıyoruz. Bilakis, adeta bütün isteklilerin, ihaleyi kazanmanın kendilerine hak olarak gördükleri ve kendisi dışında biri kazanmışsa mutlaka bir yanlışlık haksızlık yapıldığı kabulüyle hareket ettikleri bir zeminde hakemlik görevinin zorluğunun farkındayız.
    
Gerek bir meslek personelinin kapsamlı bir incelemeyi iki gün gibi kısa bir sürede tamamlamak zorunda kalması ve gerekse kurulun da haftada ortalama 100 inceleme raporunu karara bağlamak zorunda olması, Kurumun ciddi bir handikabıdır. Bunu aşmak ve daha sağlıklı inceleme ve değerlendirme yapabilmek için artan şikayet sayısını azaltabilmek için, öncelikle düzenleme alanına daha ciddi biçimde eğilmiş bulunuyoruz.''
    
Mahmut Gürses, 2013 yılına ilişkin hazırlanan kurum bütçesinde elde edilecek gelirin 105 milyon TL olarak tahmin edildiğini bildirerek, bu gelirin 93 milyon TL'sinin kurum giderleri için harcanacağını, geriye kalan 11 milyon 500 bin TL'sini ise gelir fazlası olarak Hazine'ye aktarılacağını ifade etti.
    
  ''Çok parçalı ve dağınık yapı tek elde toplandı''
    
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanı Seyit Ahmet Baş da Avrupa Birliği'nde 2008 yılında yaşanan ekonomik krizin, kamu gözetimine ilişkin düzenlemelerde çeşitli değişiklikler yapılmasını gündeme getirdiğini, tek yetkili otorite olacak şekilde kamu gözetiminden sorumlu olacak kurumların oluşturulmasını sağlayacak düzenlemelerin yapılması yönünde adımlar atıldığını söyledi.
    
Türkiye'de bağımsız denetim uygulamalarının geçmişinin çok eski olmadığını belirten Baş, Maliye Bakanlığı başta olmak üzere, Hazine Müsteşarlığı, BDDK, SPK; Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulu gibi çeşitli kurum ve kuruluşların sorumluluk alanlarıyla ilgili olarak yapılacak bağımsız denetim faaliyetlerine ilişkin düzenlemeleri bulunduğunu, bunun da çok parçalı ve dağınık bir yapı arzettiğini kaydetti.
    
Baş, bu çok parçalı yapının, hem işletmeler açısından yarattığı sıkıntılar hem de uluslararası düzenlemelere uyum açısından sürekli eleştiri konusu olduğunu ifade ederek, bu eleştirileri ortadan kaldırarak etkin bir kamu gözetimi sistemi kurmak amacıyla ilk olarak yeni TTK'da çeşitli düzenlemeler yapıldığını anlattı.
    
''Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu, finansal raporlama standartları hazırlama ve yayımlama konusunda genel kabul görmüş bir otoritedir'' diyen Baş, AB'nin, büyük şirketler için uluslararası muhasebe standartlarının kullanımını 2005 yılından itibaren zorunlu hale getirdiğini bildirdi. Baş, kurumun, kuruluşunun ardından, Türkiye Muhasebe ve Denetim Standartları'nın oluşturulması amacıyla; üyeleri akademisyenler, kamu kurum ve kuruluşları ve meslek örgütleri temsilcilerinden oluşan toplam 20 adet çalışma ve danışma komisyonları oluşturarak çalışmalarına başladığını anlattı.
    
Baş, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu'nun kurulmasıyla, AB Şirketler Hukuku faslı kapanış kriterlerinden muhasebe ve denetime ilişkin kriterin sağlandığını vurguladı.
    
Kurumun kurulmasıyla ayrıca muhasebe, finansal raporlama ve bağımsız denetim konusunda yetkinin tek elde toplandığını ve AB açısından konusunda tek muhatap kurum olduğunu belirten Baş, Türk denetçilerinin uluslararası alanda akreditasyonu sağlanarak denetim piyasasını yurtdışına açılmasının da sağlanacağını söyledi.

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER