ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL31°C
Parçalı Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 07 Ağustos 2014 Perşembe 00:05

Gazzeli yaralılar için hava köprüsü

Gazzeli yaralılar için hava köprüsü

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, "Gazze'den ağır yaralıları getirmek için, ambulans uçaklardan oluşan bir hava köprüsü kurmak istiyoruz" dedi.


 

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ülke Tv'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Davutoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı olması durumunda kendisine başbakanlık teklif edilirse ne cevap vereceği konusunda, gündeminde Irak, Suriye, Gazze başta olmak üzere çok önemli başlıkların ve 10 Ağustos'ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin olduğunu, bunun dışında bir konuyla ilgilenmediğini belirtti.

Dışişleri Bakanı olarak üstünde önemli ve sorumluluğu yüksek görevler olduğunu belirten Davutoğlu, son iki gündür Irak'taki Türkmenlerin durumu, Gazze'de ateşkesin uzatılması ve insani yardımların ulaştırılması, Musul'da alıkonulan Türkiye konsolosluğu çalışanlarının durumu, Suriye'deki gelişmeler başta olmak üzere çok önemli konularla ilgilendiğini ve yoğun bir çalışma temposu olduğunu anımsattı.  

Bunların yanı sıra Konya'da da halka bir araya geldiğini ve 10 Ağustos'ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine odaklandıklarını kaydeden Davutoğlu, "Sonraları hesap ederek, bir siyasi mücadele yürütmüyoruz. Şu an hepimiz 10 Ağustos'a kilitliyiz" dedi. 

Gazze'deki son duruma da değinen Davutoğlu, Türkiye'nin Gazze'deki yaralıların getirilmesi için bir hava köprüsü kurmaya dair çalışmalarının olduğunu söyledi. Davutoğlu, "Ağır yaralıları getirmek için, ambulans uçaklardan oluşan bir hava köprüsü kurmak istiyoruz" derken, bu konuda önlerinde iki sıkıntının olduğunu belirtti.

Birinci sıkıntının, "Gazze içindeki yaralıların havaalanına nakli" olduğunu kaydeden Davutoğlu, ikinci sıkıntının ise "Mısır ya da İsrail'in havaalanını açması" olduğunu ifade etti. Davutoğlu, bu konuda görüşmelerinin sürdüğü belirterek, hava köprüsünün kurulamaması halinde bölgede bir sahra hastanesinin kurulmasının planlandığını ve sağlık bakanlığından ekiplerin derhal bölgeye intikal edeceklerini açıkladı. 

Şu an 72 saatlik ateşkesi uzatmak için gerekli temasları sürdürdüğünü belirten Davutoğlu, Gazze'deki en büyük ihtiyacın ise su ve elektrik olduğunu kaydetti. 

Davutoğlu, 2009 ve 2012'deki Hamas-İsrail savaşlarında da sürecin içinde olduğunu ve yakından bildiğini kaydederek, "İsrail'in en fazla zaiyat verdiği, uluslararası alanda en fazla yıprandığı ve kendi içinde en fazla travma yaşadığı savaş, bu savaş oldu" dedi. 

2006'da Başbakan başdanışmanı görevindeyken Halit Meşal ile görüşmesinin arıdan, Türkiye'de "amiral gazete" olarak nitelendirilen bir gazetede, kendisinin boy fotoğrafının yayınlandığını ve "Hamas'ın ardından da o çıktı" şeklinde ifade kullanıldığını anımsatan Davutoğlu, "Şu anki kara kampanyayı yapanlar, o zaman da onlardı" dedi.

İhsanoğlu'nun eleştirileri

Cumhurbaşkanı Adayı Ekmelettin İhsanoğlu hakkındaki düşüncelerinin sorulması üzerine Davutoğlu, İhsanoğlu'nun "sığ, basit ve olayları saptıran tavrı" karşısında cevap vermek zorunda kaldığını söyledi. İhsanoğlu'nun dış politikaya dair eleştirilerini "samimiyetsiz ve riyakarca" olarak değerlendiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Eğer dış politika eleştirilerinizde samimiyseniz, neden 10 yıl birlikte çalıştığınız ekibi hiç uyarmadınız. 10 yıl boyunca, cumhurbaşkanı adayı olana kadari hep dış politikayı övdü ama makam için bütün bunları yok sayıp, karşımıza geçip yalan söyledi. Şimdi anlıyoruz riyakarane bir ilişki sürdürdüğünü; bizi üzen bu. Bizim memurumuz olarak bizimle ilişki içindeyken, bana gelip bir tane konuda eleştiri mi getirmiş? Bu durumda 10 dil bilseniz ne olur, önemli olan gönül dilini bilmek, insanlarla dürüst iletişim kurabilmektir." 

İhsanoğlu ile Myanmar'a gerçekleştirdiği bir ziyarette yaşadıklarını anımsatan Davutoğlu, Myanmar halkının kendilerini dinlemek için toplandığı bir alanda yaşadıkları hadiseyi şöyle aktardı: 

"Kalabalık halka eline megafonu alarak hitap eden İhsanoğlu, birkaç defa ingilizce 'susun' dedi. Ancak halk ne dediğini anlamayınca yine ingilizce olarak, 'susun, yoksa gideriz' dedi. Bunun üzerine dayanamadım ve megafonu da almadan, 'Esselamualeyküm' dedim. Tüm kalabalık 'aleykümselam' dedi. Yedi kez tekrarladım. Önemli olan yürekten konuşmak, dil bilmek değil."

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER