ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL3°C
Kar Yağışlı
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 07 Mart 2013 Perşembe 18:26

Dinleme Komisyonu Başkanı da dinlenmiş


İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Hukuk Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Şen, mevzuatta milletvekillerinin dinlenemeyeceğine dair bir hükmün bulunmadığını söyledi.
    
TBMM Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın başkanlığında toplandı.
    
Şen, komisyonda yaptığı sunumda, kendisine daha önce 17 milyon araca çip takılacağına dair soru yöneltildiğini belirterek, bu olayın ilk etapta güvenlik, kaybolan, kaçırılan insanların bulunması açısından çok masum göründüğünü söyledi.
    
Ancak Türkiye'de hukuk kültüründe bir sorun olduğu için bunun korkutucu tarafı bulunduğunu dile getiren Şen, şöyle devam etti:
    
''Bu insanın üzerinde taşıdığı cep telefonunun yanında aracına binip nereden nereye hareket ettiğinin takibine dönecekse ve oralarda kullanılacaksa çok kötü sonuçları var. Çünkü Türkiye'de en önemli mesele hukuka aykırı delillerin kullanılıp kullanılmadığından ziyade istihbarattır, istihbaratın gayri hukuki kullanımıdır.
   
  17 milyon araca çip takılması meselesi eğer gelirse, böyle bir düzenlemenin ilk sonucu şahsen size yansır veya yansımaz. Zaten şahsen yansıdığı zaman hangi sıfatta olursanız olun, kusura bakmayın çıplak kalıyorsunuz. Teksiniz, karşınızda kamuoyu, toplum. Türkiye bunu milletvekili adaylarında yaşadı. Bir anamuhalefet partisinin genel başkanın da dahi görebildik. 17 milyon araca çip takılması tehlikeli bir silaha dönüşebileceğini size şimdiden söyleyeyim.''
    
Türkiye'de insanların dinleme korkusuyla yaşadığını savunan Şen, ''Acaba bu bilinçli mi yapılıyor- Acaba bu takip edilme polis devleti olma ruhunun ortaya gizli görüntüsü olarak mı takdim edilmek isteniyor-'' diye sordu.
    
Şen, rahat olunması, böyle bir korku endişe içinde olunmaması gerektiğinin söylendiğine dikkati çekti. Şen, şunları kaydetti:
    
''Bu korkuyu Türkiye'de hissetmeyen kim var. İki kamu görevlisi, 'yarası olan gocunur, rahatsız olmayın, takip edilin ne olacak' dedi. Ben hukuk devletinde bunu istemiyorum. Kimsenin buna hakkı yok. Ben 4 duvarda istediğime küfrederim, isteğime konuşurum. Kimseyi de ilgilendirmez. Ben telefon konuşmalarında sevmediğim bir insana, 'sayın' demek istemiyorum. Bu bir haktır. Otoritede bulunduğunuzda belki sitem ve kızgınlıkla bakarsınız. Ama bu bumerangtır. Dönüp de terse geldiğinizde Türkiye Cumhuriyeti kısa tarihinde bunu yaşamıştır. İnanın o zaman o acıyı, insanları anlıyorsunuz.''
    
TCK'nin yüzde 50'sinin değiştiğini belirten Şen, ''Dünyanın neresinde görülmüş böyle bir kanun çıkarma tekniği. Şu anda 4. yargı paketi. Paketlerden gidiyoruz. Yine değişiklik gelecek anlaşılan 220. madde 8. fıkrasında bir oynama olacak, bitmeyecek'' diye konuştu.
    
''Telefon dinlemesi işkence iddialarının yerini almıştır''
    
Telefon dinleme, özel hayatın korunması noktasında uygulamada ciddi sıkıntılar olduğunu iddia eden Şen, ''maddi hakikate ulaşmak, başka türlü delile ulaşamamak'' noktasında ifrata gidildiğini, birincil delil olarak telefon dinlemenin görülmeye başlandığını savundu.
    
Şen, komisyon üyelerinin sorularını da yanıtladı. Şen, Yargıtay'ın dosyası okuma yeri değil, hukukilik denetimi yapan yer olduğunu söyledi.
    
''Türkiye'de delil elde etme yöntemi konusunda telefon dinlemesi, işkence iddialarının yerini almıştır'' diyen Şen, milletvekillerinin dinlenmesi konusunun dayanağının Anayasanın 83. maddesinin 2. fıkrası olduğunu söyledi. Şen, ''Oradaki eğer dar kapsam sayılan Anayasa 14 ve devamındaki ağır cezalık suç üstü hali kataloğa giriyorsa 135. maddesinin 6. fıkrası sizi de dinleyip takip edebilirler. İstisna koymamışlar. Kanunda da dinlenemeyeceğinize dair bir hüküm yok'' dedi.
    
AK Parti Bartın Milletvekili ve komisyon sözcüsü Yılmaz Tunç'un, ''Basına intikal eden ses kayıtlarınız oldu, internette yayınlandı. Soruşturma ne oldu- Bu ses kaydını dinleyenler, internete koyanlar noktasında bir tespit yapılabildi mi-'' sorusu üzerine Şen, şu yanıtı verdi:
    
''Takip ettiğim dosya. Dosyada hukuka aykırılıklar vardı. Hiç açıklama yapmamada gerek yok. Bütün süreç aleyhimize gelişmiştir. Maalesef aleyhimize bitmiştir. Konuştuğum söylenen o kişi de o kurula ve o dosyanın görüşülmesine de katılmamıştır. Hiç de rahatsız olmadım. Umurumda da olmadı. Bununla ilgili şikayet merciine gittim. Orada hedef şahıs ben değilim. Şikayetçi olma gereği de duymadım. Şikayet etmeme hakkını kullandım. O şikayetten bir şey çıkacağını da düşünmüyorum ayrıca.''
    
     ''Ben de dinlendim''

    
  Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Talay Şenol da haberleşme özgürlüğü ve özel hayatın gizliliğine yönelik ihlallerin önlenmesine ilişkin hukuki mevzuat hakkında bilgi verdi.
    
Şenol, avukatlık yaptığı dönemde kendisinin de dinlendiğini belirterek, ''O zaman dinleme yöntemleri ilkeldi. 'Çıt' sesi geliyordu, ben de kendimi savunuyordum. Sonra ileri gittiğimde gönül alıyordum'' dedi.
    
Talay Şenol, yasadışı elde edilmiş hiçbir delilin, delil sayılmaması gerektiğini kaydetti.
    
''Başbuğ'u dinleyelim''
    
Toplantının sonunda Komisyon Başkanı Zeyid Aslan, GSM şirketlerinin İstanbul'da olduğunu anımsatarak, ''Onları buraya çağırmadan İstanbul için bir komisyon kurabiliriz'' dedi.
    
Aslan, ileriye dönük İstanbul, Diyarbakır ve İzmir barolarının da davet edilebileceğini dile getirerek, komisyona görevinden ayrılan ve rahat konuşabilecek istihbaratçıların da çağrılabileceğini vurguladı. Aslan, şu ifadeleri kullandı:
    
''İşte Hanifi Avcı, şu anda cezaevinde. Kendisinin de masasında bir sürü görüntü kayıtları bulunduğu söyleniyor. Türkiye'de bu konuda duyulmuş isimlerden biri. Cezaevinde dinlenebilir. Bülent Orakoğlu, 28 Şubat döneminde istihbaratçı... Bu konuda artık hür olan ve belki rahat konuşabilme imkanı olabilecek İsimleri tespit edelim. Bu kurumsal yapılarda daha önce çalışmış Jandarma İstihbarat Başkanı şu anda cezaevinde olan Levent Ersöz. Yani aklıma geldi. Türkiye'de benzer isimler var, istihbarat konusunda.''
    
Bunun üzerine BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, ''Sayın Başbuğ'u da dinleyelim diğerleri zaten alttaydı'' sözleri üzerine Aslan, ''Bu işlerde işin başındaki ile onun amiri birbirinden farklıdır. İşin başındaki işi bilir. Amiri sadece verildiği bilgi kadar bilir. Eğer Levent Ersöz'ü dinleme kararı verirsek gittiğimizde sayın Başbuğ'u da ziyaret ederiz'' karşılığını verdi.
    
 

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER