ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Parçalı Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 20 Kasım 2012 Salı 16:30

"Demokratik kültürümüz yeterli değil"


TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye'de demokrasi kültür altyapısının yeteri kadar oluşmadığını belirterek, ''Ne ailemizde ne sokağımızda ne ilimizde ne ilçemizde ne kurumlarımızda demokratik kültür istenilen seviyede oluştu'' dedi.
    
13. Ulusal Çocuk Forumu TBMM Çocuk Oturumu'nda konuşan Çiçek, 20 Kasım Çocuk Hakları Günü'nü kutladı. Çiçek, dünyada çocuk bayramına sahip tek ülkenin Türkiye olduğuna işaret etti.
    
Nüfusun üçte birinin çocuk olduğunu anımsatan Çiçek, çocuklarla ilgili çaba harcamaları ve çocukları mutlu kılmaları halinde, nüfusun bu kesiminin sorunlarını da belirli bir noktaya getirmiş olacaklarını söyledi.
    
Toplumların geleceğinin, çocukların üzerinden şekillendiğini belirten Çiçek, ''Toplum, çocuklara ne kadar önem verirse, onunla ilgili sorunlara ne kadar erken ve doğru çözümlerse, gelecek açısından da o kadar doğru adımları atış olur. Biz de uzunca bir zamandan beri Türkiye olarak bu çabanın içindeyiz. Sadece bunu, bir slogan olarak değil, politikalar haline de getirmeye çalıştık'' dedi.
    
Çiçek, Türkiye'nin, çocuk haklarıyla ilgili çaba göstermesinin, uluslararası taahhüdü olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
    
''Bugünlerde çocuk haklarının bir başka anlamı daha var. Maalesef acımasız bir dünyada yaşıyoruz. Çevremizde, Asya, Afrika, Ortadoğu, henüz yeteri kadar bilemediğimiz dünyanın başka yerlerinde yaşanan bir çok acı olaylar var, bizi üzen, yüreğimizi yakan gelişmeler var. Bunlardan da en fazla etkilenen çocuklardır. Maalesef bu konuyla ilgili uluslararası bir hassasiyetin de olmadığını görüyoruz. Bir çok ülke, kendi özel çıkarlarını, çocuklar üzerinden sürdürmeye çalışıyor, politikaların kaynağı bu acılar, bu dramlar, bu ızdıraplar. Hemen yanı başımızda çocukların ne büyük bir sıkıntı içinde olduğunu en yakın bilen, bunu yüreğinde hisseden insanlarız. Aksini söyleyen gidip kantara, televizyon programlarına baksınlar. Ne kadar dramatik bir olay, acı yaşadığımızı, bunun da en büyük acısının çocukların ve kadınların çektiğini inşallah yüzleri kızararak görür, anlarlar ve gereğini yaparlar.''
    
     ''Siyaset hukukunun güncelleştirilmesi çalışması''
    
Çiçek, Türkiye'nin doğru bir tercihle Cumhuriyet ve demokrasiyi seçtiğini, bu tercihlerin konjonktürel, mevsimlik değil, doğru, isabetli ve çağdaş tercih olduğunu vurguladı.
    
Bütün meselenin, Cumhuriyet ve demokrasiyi daha çok kökleştirmek, kurumsallaştırmak, özümseyip, benimsemek olduğunu dile getiren Çiçek, ''Kabul etmek gerekir ki demokrasi ve Cumhuriyet alttan gelen bir talep değil, üstten topluma telkin edilmeye çalışılan bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Üstten teklif edilen, kazandırılmaya çalışılan bu değerlerin, toplumun her kesimi tarafından benimsenmesi, benimsetilmesi önem arz ediyor. Aksi halde demokrasi şekli bir demokrasi olur'' diye konuştu.
    
Çiçek, Türkiye'de demokrasiyle ilgili bir çok yasal düzenlemelerin yapıldığına işaret ederek, siyaset hukukun güncelleştirilmesinin, demokrasinin kökselleşmesi açısından önemine değindi. Çiçek, siyasi partilerin kabul etmesi halinde, bununla ilgili ortak çalışmayı bu dönem başlatıp, sıkıntılardan bunları temizleyebileceğini belirtti. Bunu bir teklif olarak sunduğunu dile getiren Çiçek, partilerden bir cevap gelmesini temenni etti.
    
     ''Demokrasi, bir kültür''
    
Demokrasinin sadece yasa ve yasal düzenlemelerden ibaret olmadığını vurgulayan Çiçek, ''Belki de en önce üzerinde durmamız gereken konunun gereğini yapamadığımız için o alandaki boşluğu yasa çıkararak doldurmaya çalışıyoruz. Bu eksik bir yöntem oluyor'' dedi.
    
Çiçek, demokrasinin bir kültür olduğunu, bu olmadığında yerini çatışma, kavga, demokrasi dışı arayış ve çözümlerin aldığını belirtti.
    
Türkiye'de demokrasi kültür altyapısının yeteri kadar oluşmadığını, gelişmediğini dile getiren Çiçek, şunları kaydetti:
    
''Ne ailemizde ne sokağımızda ne ilimizde ne ilçemizde ne kurumlarımızda demokratik kültür istenilen seviyede oluştu. Eğer demokrasiyi bir kültür olarak kabul ediyorsak, bunun başlangıcı çocuğun eğitiminden geçiyor. Sadece belli bilgilerin verilmesi değil, demokrasi kültürü ve bilgisinin daha çocuk yaştan verilmesi gerekiyor ki bugün yaşadığımız sıkıntıları geride bırakmış olalım. Demokrasi kültürü olacaksa da önce çocuğa değer vermemiz lazım. 'O bir şeyden anlamaz, bilmez' tarzındaki genel geçer yaklaşım ve onun adına konuşmak yerine, artık hak talep edecekse, bunun çocuğun kendisi talep edebilmeli. Bunun imkanını, özgürlüğünü vermemiz gerekir. Onun yerine başkası konuşmamalı, konuşacağı yerler olabilir ama bugünün çocukları, emin olun teknolojik imkanlarla pek çok orta yaşlı, yaşlıdan kendi ihtiyaçlarının bilinci içinde. Konu sadece yasal düzenlemeden ibaret olsa, emin olun Türkiye'de en kolay çözüm yasa çıkarmaktır. Ancak işin kültür, eğitim boyutu önemli. Eğitim hakkı ve çocuk hakları eğitimi, bu işin odak noktasıdır. Önce çocuk hangi haklara sahip olduğunu, bunu nereden talep edeceğini, hak ihlali varsa nereye başvuracağını bilecektir. Forumdaki 4 başlık önemlidir. Çocuk gelinler konusu, yürek paralayan bir konudur. Toplumumuzun yasalardan daha çok geleneklerden, cahillikten, kültür eksikliğinden kaynaklanan bir toplumsal sorun. Çocuk işçiliği ise fırsatçılıktan kaynaklanıyor.''
    
Türkiye'nin her geçen gün yasal ve kurumsal anlamda kadın ve çocuk haklarıyla ilgili önemli bir çabanın içinde olduğunu belirten Çiçek, yeni anayasada, çocuk haklarıyla ilgili kapsayıcı anayasal hükümleri kabul etme imkanı bulmalarını istedi.
    
     ''Çocuklar için adalet''
    
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, çocukların istiklalleri, istikballeri; dünleri, bugünleri ve yarınları olduğunu söyledi.
    
Çocukların, sadece öğrenci değil, aynı zamanda öğretmenleri olduğunu dile getiren Şahin, ''Sizin gözünüzle hayatı öğrenmek, sizin heyecanınızı, sizin masumiyetinizi hep beraber öğrenerek, hayatı güzelleştirmeye, hayattaki hedeflerimize ulaşmaya çalışıyoruz'' dedi.
    
Şahin, çocukların en temel hakları olan yaşam, barınma, eğitim, sağlık, gelişim ve katılım haklarını çok önemsediklerini ifade etti.
    
Anayasa'nın 10 ve 41. maddelerini, çocukların lehine çevirdiklerini anımsatan Şahin, hukuki alanda yapılan düzenlemeler hakkında bilgi verdi.
    
Şahin, BM'ye 6 ay önce gittiklerinde çocuk haklarıyla ilgili yaptıkları güçlü sunumda, dünyadaki bir çok olumsuzluklara rağmen Türkiye'deki değişim ve gelişimin çok önemli olduğunun raporlarla kendilerine sunulduğunu kaydetti.
    
Önlerinde başarmaları gereken bir sivil anayasa ve toplumsal mutabakat olduğunu ifade eden Şahin, ''Burada 'çocuklarımız kendileri için nasıl bir anayasa istiyor, geleceklerine dair bu toplumsal sözleşme içinde çocuk gözüyle ne istiyor'u çalıştık. Sayın Başkan'a bunu götürdüğümüzde, 'Daha yetişkinler bu bilinçte değil' dedi. Bizim çocuklarımızın geldiği vizyon ve ufku gösteren önemli bir çalışmaydı. Çocuk, kadın, engelli gözüyle anayasa, toplumun bütün kesimlerinin kendine orada yer bulduğu bir anayasayı da başarmak durumundayız'' diye konuştu.
    
Şahin, Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden daha fazlasının Milli Eğitim Bakanlığı'na ayrıldığını anımsattı. Çocuk gelinler ve çocuk işçiliği istemediklerini vurgulayan Şahin, bunun için de öncelikle kaynakları güçlendirmeleri gerektiğini, eğitimin de ana damar olduğunu söyledi.
    
Bakan Şahin, ''Önümüzde başarmamız gereken en önemli şey; çocuklar için adalet sistemi. Çocuklarımızla ilgili rehabilite edici, topluma kazandırıcı çalışmaları, Adalet Bakanımız ile birlikte çalışıyoruz. 3,7 milyar liralık bütçeyi, projeyi bu alan için hazırladık. Uluslararası hukuk ve uluslararası toplumun başardığı modelleri, kendi yerli modellerimiz içine koyuyoruz. Adaleti herkes için çok istiyoruz ama çocuklar için adaleti de bir o kadar önemseyerek, yolumuza devam ediyoruz. Sevginin, hoşgörünün, merhametin, şefkat medeniyetin evlatlarıyız. Bu yüzden sevgi dilinin çoğalmasını, barışın hakim olmasını, Yunus Emre, Mevlana, Hacıbektaş-ı Veli, Pirsultan Abdal'ın diliyle sizleri geleceğe hazırlamak istiyoruz'' diyerek, sözlerini tamamladı.
    
     ''Hayatları kararmamalı''
    
TBMM Çocuk Haklarını İzleme Komitesi Başkanı, AK Parti İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu, TBMM'de çocuklara yönelik çalışmalara değinerek, internet bağımlılığı ve üstün zekalı çocuklar için Meclis Araştırma komisyonları kurulduğunu anımsattı.
    
Çocukların cinsel istismara uğramasını istemediklerini belirten Dağoğlu, bu çocukların ve ailelerinin hayatını karartmaya kimsenin hakkı olmadığını söyledi. Dağooğlu, bununla ilgili en yüksek cezanın uygulanması için kanun teklifi verdiğini ifade ederek, ''O bir hayat kararttıysa, onun da kararmalı'' dedi.
    
Dağoğlu, taş atan değil, taş attırılan çocuklar bulunduğunu, bu çocukların, psikolog, sosyolog, pedagog eşliğinde, eğitimin içinde yer alması gerektiğini kaydetti.
    
13. Ulusal Çocuk Forumu, bu yıl eğitim hakkı, çocuk gelinler ve erken evlilikler, çocuk işçiliği, çocuk hakları ve eğitimdeki sorunlar başlığını ele aldı.
    
Forumdan, erken evlilikler konusunda ailelerin eğitilmesi, çocuklarını evlendiren ailelere ceza verilmesi, silah kullanımının yasaklanması, erken evlendirilen çocuklar için şikayet birimleri oluşturulması, sınıf mevcutlarının azaltılması, çocuk işçiliğinin önlenmesi için ailelerin desteklenmesi, okulların ödeneğinin artırılması, FATİH projesinin yaygınlaştırılması önerileri çıktı.
    
    

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER