ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Çok Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 10 Temmuz 2014 Perşembe 14:46

"Cumhurbaşkanı iki ayda seçilir mi?"

"Cumhurbaşkanı iki ayda seçilir mi?"

İhsanoğlu: “İki ayda ancak siz evi taşırsınız. Ama bir cumhurbaşkanı iki ayda seçilir mi?” dedi.


Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin kampanya sürecinin 2 ayla sınırlandırılmasının tuhaf olduğunu belirterek, “İki ayda ancak siz evi taşırsınız. Ama bir cumhurbaşkanı iki ayda seçilir mi?” dedi.

Ekmeleddin İhsanoğlu, Çırağan Sarayı’nda düzenlediği basın toplantısı ile seçim bildirgesini açıkladı. Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan İhsanoğlu’na Aydın gezisi sırasında Ortadoğu’daki gerginliklere ilişkin söylediği sözleri soruldu. “İsrail’in Gazze’ye saldırıları devam ediyor. Türkiye’nin tarafsız kalması gerektiğini düşünüyor musunuz?” sorusu üzerine İhsanoğlu, “Benim söylediğim taraf tutmama meselesi Filistin’le ilgili değil. Arap ülkeleri kavgalarıyla, Arap liderleri arasındaki kavgalarla ilgili söyledim. Bu konuda taraf tutmanın, bölgeye ve Türkiye’ye neler getirdiğini izah etmeye ihtiyaç var.

O bakımdan bunu bir daha açıklama ihtiyacı duymuyorum. Filistin’le ilgili olarak benim böyle bir sözüm yok. Bunu söyleyenler herhalde yanlış bilgi edindiler bir yerden. Benim 9 sene içerisinde genel sekreter olarak yaptığım, Filistin halkına yaptığım hizmet herkesin bildiği konudur” şeklinde konuştu.
“Filistin davasına yaptığım en büyük hizmetlerden birisi, Filistin’in BM ve bağlı kuruluşlarına üyeliğini sağlamaktır” diyen İhsanoğlu, “Bunları yapan bir insana siz nasıl diyebilirsiniz ki Filistin’e hizmet etmedi? Bana bütün bunların hepsinden en üstünü, Gazze’ye gidip birkaç defa o insanlarla temas etmek, tarihimizin 20’nci ve 21’nci yüz yılın kara lekesi olan Filistin davası, oradaki insani yaşama şartlarının altında yaşayan Gazzelilerin halini görmek ve yardımcı olmak. İkinci gururum, Mescidi Aksa’da, Hazreti peygamberimizin miraca yükseldiği noktada namaz kılmayı nasip etti. Gerisi beni ilgilendirmez” dedi.

İhsanoğlu’nun toplantı sırasında söylediği Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” sözünün gereğinin yapılmadığı yönündeki sözlerini hatırlatan bir gazeteci, “Bugünkü dış politikayı nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye sordu. İhsanoğlu, “Ben size referansımı söyledim. Bugün pilotlarınız, diplomatlarınız rehin alınıyorsa ve içeride dışarıda siz hedef oluyorsanız komşularınızla herhalde bir sıkıntı vardır. Birkaç ülkede büyükelçiniz yoksa ve eski ticaret yollarınız kapatılmışsa, herhalde burada bir sıkıntı var. Gerçekten bunu gidermenin zamanının geldiğine inanıyorum. Aksi takdirde bizim dünyadaki yalnızlığımız daha da artacak ve ekonomik imkanlarımız zorlanacaktır” yanıtını verdi.

“BİR CUMHURBAŞKANI İKİ AYDA SEÇİLİR Mİ?”

Ekmeleddin İhsanoğlu, bir soru üzerine dünyanın hiçbir yerinde cumhurbaşkanlığı seçiminin iki ayda yapılmadığını ifade ederek, “ABD’de iki sene falan devam ediyor. Biz iki aya indiriyoruz, bu tuhaf bir şey. Mesele diyoruz ki ‘devlet para vermesin’. Birileri devletin imkanlarıyla yararlanıyor? İki aday neden yararlanmasın? Ondan sonra iki ayda ancak siz evi taşırsınız. Ama bir cumhurbaşkanı iki ayda seçilir mi? Demek ki öyle düşünülmüş” dedi.

“SOPAYI KULLANARAK İNSANLARI SUSTURMAK KABUL EDİLEMEZ BİR ŞEY”

“Hükümetin yürüttüğü çözüm sürecine nasıl bakıyorsunuz?” sorusu üzerine de İhsanoğlu, Kürt meselesinin Türkiye’nin en hassas meselesi olduğunu söyledi. İhsanoğlu, şöyle devam etti:

“Barışla bu işi halletme yollarını bulmamız lazım. Bu barışı sağlamak için bizim çok önemli tecrübelerimiz var. Biz bin senedir beraber yaşıyoruz. Birbirine baktığınız zaman kimin Kürt, kimin Türk olduğunu fark etmek mümkün değil. Ama dil farkı var. O dile karşı da ülkemiz hata yapmıştır. Biz her şeyi sopayla halletmeye alışmış bir mirastan geliyoruz maalesef. O sopayı kullanarak insanları susturmak, ana dillerini konuşmamalarını sağlamak kabul edilemez bir şey. Ben yabancı bir ülkede doğdum. Benim için ana dilim, ana sütü gibi, ana dili insanın temel hakkıdır. Ana dilini konuştuğu yer vatandır. Eğer siz ana dilinizi konuşamıyorsanız siz vatanınızda yaşamıyorsunuz. Bu olacak şey değil, çok büyük haksızlık oldu. Bunun giderilmesi şarttır. Bunu nasıl yapacağız? Bu bin senelik tarihin, genlerimize işlemiş kodlarıyla, bugün insan hak ve hürriyetlerinin anayasa konması, kanunların geliştirilmesi, hedef aldığımız AB normlarını getirmektir ve bu gibi problemi meselesi olan tek ülke biz değiliz.

Bunları yaparken sonunda siz bunu muhakkak Meclis’e götürmeniz lazım. Parlamentonun bunu kabul etmesi lazım. Ülkede bir milli mutabakatın olması lazım. Bunu sağlamadığınız takdirde bu barış aksak bir barış olur. Doğuracağı sıkıntılar menfaatlerden daha fazla olur. Ateşkesin devam etmesi lazım. İnsanların hürriyet içerisinde istedikleri yerde yaşamaları lazım. Bunu yaparken, ülkenin toprak bütünlüğünü, hakimiyet milletindir, anayasal sisteminin korunması lazım, bayrağın birliği ve resmi dilin birliği konusunda büyük bir anlayış görüyorum. Biz bu imkanlara sahibiz. Elbette cumhurbaşkanı bunları kolaylaştırıcı rol oynaması lazım.”

“BİZ DEVLETİ İLK DEFA İDARE EDECEK DEĞİLİZ”

Ekmeleddin İhsanoğlu, “Cumhurbaşkanı seçilmeniz haline hükümetle ilişkiniz nasıl olacak?” sorusu üzerine de “Biz devleti ilk defa idare edecek değiliz” dedi. İhsanoğlu, “Türkiye 90 senelik bir devlet. Arkasında bin senelik bir mazi var. Biz devleti ilk defa idare edecek değiliz. Bu milletin her ferdinin bir tarihi müktesebatı vardır. Ben 100 devlet gezdim, 9 senede altmış devri alem yaptık. Biz bu işleri ilk defa yapacak değiliz. Bu işleri yapan ilk biz değiliz. Bu sistemi biz icat etmedik. Parlamenter sistemi biz cumhuriyetle değil saltanat döneminde kabul ettik.

Atatürk cumhuriyeti kurdu, milli istiklal mücadelemizin kahramanı Mustafa Kemal Paşa devleti kuruyor, başvekile devrediyor. Bizim geleneğimiz bu. Bu görevler anayasada ilgili kanunlarımız var. Birisi kalkar der ki, ‘ben bu sistemi beğenmiyorum, başkanlık rejimi daha iyidir.’ Gayet tabi bunun tartışılması lazım, ama bunun Meclis’te kabul edilmesi, anayasanın değiştirilmesi lazım. Siz anayasanın 104’ncü maddesine göre seçiliyorsunuz, yukarı çıkıyorsunuz ben beğenmiyorum diyorsunuz, bu olamaz, anayasanın ihlalidir. Amerikan sistemiyle bizim ülkemizin ilgisi yok. Bizim böyle bir şeyimiz yok ki. Bizim tek devletimiz var. Bazı arkadaşların söylediği gibi güçlü bir iktidar. Güçlü iktidar var işte başbakanının elinde, icrada. Cumhurbaşkanının icra yetkisi var mı acaba? Ben bilmiyorum. Ama eğer ben seçildikten sonra, meclis bu anayasayı değiştirir, yeni hükümler getirir, elbet cumhurbaşkanı onayladıktan sonra, yürürlüğe girmesinden sonra onu uygulamak mecburiyetindedir” şeklinde konuştu.

“SAYIN BAŞBAKANLA ÇOK MÜKEMMEL BİR DOSTLUĞUM VARDIR”

Bir soru üzerine de “Benim sayın başbakanla çok mükemmel bir dostluğum vardır” diyen İhsanoğlu, “Ben zaten AK Partililerden oy alacağımı biliyorum. Bana böyle bir teklif geldiği zaman kurucuları arasında dediler ki lütfen kabul ediniz, ben buna güveniyorum. Ben AK Parti’nin aleyhinde değilim ki, böyle bir şey yok. Ben AK Parti’nin adayının da aleyhinde değilim. Halkın bunu seçmesi lazım. Zaten biz diyoruz ki, oyunuzu istediğinize veriniz, ama gelecek seçimde siz bildiğiniz partilere veriniz. Siz ekonomiden memnunsanız yine gidin AK Parti’ye veriniz, bu gayet basit bir şey” dedi.

’’HAŞİM KILIÇ’IN BEYANATINA İMZA ATIYORUM’’

Haşim Kılıç’ın ‘bağımsız ve tarafsız bir yargıya ihtiyaç var’ şeklindeki açıklamasının sorulması üzerine de İhsanoğlu, “Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç beyin beyanatına imza atıyorum. Sayın Kılıç, insan hak ve hürriyetleri konusunda çok zor imtihanlarda başarılı olmuştur. Bugün de bu biraz önce okuduğunuz ifadelerine saygıyla bakıyorum ve aynen imza, sırf hemşehri olduğum için değil aynı fikirde olduğum için söylüyorum” şeklinde konuştu.
İhsanoğlu, 17-25 Aralık soruşturmalarına ilişkin soru üzerine ise adli vakaların siyasileştirilmemesi gerektiğini söyledi. İhsanoğlu, şunları söyledi:

“Bir adli vaka olmuşsa, bu suçlamanın doğru olup olmadığının ispat edileceği yer mahkemedir. Memleketi ikiye bölüp savunanlar ve suçlayanlar, toz duman içinde gerçeklerin gözden kaçmasını sağlamak bence iyi bir şey değildir. Geçen hafta Sarkozy’le ilgili Fransız adaleti sessiz derin soruşturma yapmış ve bu halka açıklandı ve adalet mecrasına yöneldi. Biz Avrupa normları diyorsak önümüzde güzel bir örnek var. Bizim adalet sistemimizin her şeye rağmen doğru karar vereceğine, yeter ki ülkede hakimler olsun.”

1915 olaylarına ilişkin görüşü sorulan İhsanoğlu, olan hadiselerin kendilerini her zaman üzdüğünü, üzmeye de devam edeceğini söyledi. İhsanoğlu, hükümetin başsağlığı mesajının ise doğru ve yerinde olduğunu belirtti.
İhsanoğlu yabancı bir gazetecinin sorusu üzerine de Anayasanın değişmeye ihtiyacı olmadığını söyledi.
“Gezi süreciyle ilgili düşünceleriniz nelerdir?” diye sorulması üzerine de İhsanoğlu, “Gezi Parkı’na ilk gün gelen gençler çok vatanperver insanlardır. Şimdi o gençlere sopa gaz yerine iletişimle yaklaşsaydı farklı olurdu. Gençlerle diyalog kurmak lazım, ötekileştirme olmaması gerekir” dedi.

Ekmeleddin İhsanoğlu, “Kampanyanızı halka nasıl aktaracaksınız?" sorusuna ise şöyle karşılık verdi:
“Bu seçim çok farklı bir seçim. Yol yapmak, köprü yapmak vaadiyle seçime gelemezsiniz. Başbakanlığı namzet değilsiniz. Bunu yapanlar var. Benim siyasetle ilgili olmadığım varsayımı. Aktif siyasetin içerisinde olmadım ama her zaman çok yakınındayım. 1970’den beri siyasete girme teklifleri gelmiştir. Sonra AK Parti zamanında da aynı şeyler oldu ama ben her zaman kariyeri tercih ettim. Siyasette çoğu kişiyi yakın tanırım. Siyasetin yabancısı değilim. Böyle bir imaj yürütülüyor ama böyle bir şey yok. Bu ikisini bilen bir adam bu memlekete hizmet eder.”

KAYNAK:
İHA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER