ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 05 Kasım 2014 Çarşamba 14:16

Bütçe görüşmelerinde Atatürk'e hakaret tartışması

Bütçe görüşmelerinde Atatürke hakaret tartışması

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, Atatürk'e hakaret ifadelerinin kabul edilemeyeceğini belirterek, bunların şiddetle kınanması ve gereken cezanın verilmesi gerektiğini söyledi.


Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Atatürk'e hakaret ifadelerinin kabul edilemeyeceğini belirterek, bunların şiddetle kınanması ve gereken cezanın verilmesi gerektiğini söyledi. 

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Başbakanlığa bağlı ve ilgili kurumların 2015 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.  CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, "Basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede yaşamaktan utanç duyuyorum. 12 yılda bin 800 gazetecinin işsiz kalması büyük utançtır. Telefonla bir başbakan haber yazdırabiliyor, telefonla gazeteci kovdurabiliyor, patron ağlayana kadar azarlanabiliyor veya program sansürlenebiliyor.  Parti liderleri meydanlarda konuşurken gazetecilere yuh çektiriliyor" dedi.

Seçim döneminde sıkıntılar yaşandığını, RTÜK ile YSK arasında çatışma olduğunu ve bunun yazışmalara da yansıdığını savunan Kuşoğlu, toplumda kutuplaşmaya izin verilmemesini istedi.

RTÜK Üyesi Ali Öztunç'a saldırıyı kınadığını, RTÜK Başkanı'nın konuyla ilgili açıklamasının üzüntü verici olduğunu ifade eden Kuşoğlu, "Kanal A'da bir programda kendisini akademisyen olarak tanıtan, meczup diyeceğim kişilerin Cumhuriyet'in kurucuları Atatürk'e, İnönü'ye hakaret etmeleri ve bu hakaretlerin iktidara yakın üyelerin oylarıyla cezasız kalması üzücü durumdur" dedi.  

"Yarınki toplantıda tekrar değerlendirilecek" 

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Kuşoğlu'nun sözleriyle ilgili olarak, "Tabii bu ifadeler kabul edilemez.  Hangi kanal, ne olursa olsun ve kim tarafından yapılırsa yapılsın. Kabul edilebilir bir durum değildir, şiddetle kınanmalıdır ve gereken ceza da verilmelidir. Bu konuda bir şüphe olduğunu da sanmıyorum. Gereken değerlendirmeyi yapıp, gerekli cezayı vermek durumundadır" diye konuştu.

CHP İzmir Milletvekili Musa Çam'ın "vermedi sayın Bakan" demesi üzerine Akdoğan, "Vermedi değil. Anlaşılamadığı için,' şu maddeden mi verelim, bu maddeden mi verelim' diye. Yarınki toplantıda tekrar değerlendirilecek. Ceza verilmesin kararı çıkmadı. Ceza verilmesi gereken maddelerde anlaşmazlığa varılmış. Bu da bence doğru değil. Ben bunu da doğru bulmuyorum. Zaman geçirmeden buna gereken cezanın verilmesi lazım" diye konuştu. 

CHP'li Kuşoğlu, Akdoğan'a teşekkür ederek, "Hassasiyetinizden gurur duyarız sadece" dedi.

BYEGM, RTÜK ve Tanıtma Fonu Kurulu Sekreterliği bütçesi 

Akdoğan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM), Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ve Tanıtma Fonu Kurulu Sekreterliği'nin 2015 yılı bütçelerine ilişkin de bir sunum yaptı.

BYEGM'nin kuruluşu ve çalışmaları hakkında bilgi veren Akdoğan, Kurtuluş Savaşı'ndan itibaren önemli görevler icra ettiğini, yurt içinde ve dışında devlet enformasyonu alanında ülkenin en köklü kurumlarından biri haline geldiğini söyledi.

Genel Müdürlüğün dünyadaki gelişmelerin karar vericilere zamanında ve doğru yansıtılması, yerli ve yabancı basın mensuplarının çalışabilmeleri için uygun ortam oluşturulması, Türkiye'nin dünyaya daha iyi tanıtılması, basın kuruluşları ve çalışanlarının çalışma koşullarını en iyi seviyeye çıkarma yolunda önemli görevleri yerine getirdiğini anlatan Akdoğan, bilgi teknolojilerindeki gelişmelere ayak uydurmanın Genel Müdürlüğün en önemli hedeflerinden olduğunu ve bu süreçte önemli adımlar atıldığını ifade etti.

Genel Müdürlüğün habere dayalı enformasyon faaliyetlerini, mevcut donanım ve sistemlerini, bilişim ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelere uyarladığı ve "Devlet Enformasyon Sistemi" adı altında projelendirdiği bilgisini veren Akdoğan, proje kapsamımda her gün dünyanın önde gelen yayın kuruluşlarının takip edildiğini, dünya üzerinde daha geniş bir coğrafyadan sürekli haberdar olma imkanının elde edildiğini belirtti.

Akdoğan, genel müdürlüğün hem Türkiye'deki yerleşik uluslararası basın kuruluşu temsilcilerinin hem de dünyanın 5 kıtasında gazetecilik mesleğini icra eden ve Türkiye'ye ilgi duyan basın emekçilerinin mesleki çalışmalarına yardımcı olmak için faaliyetler yürüttüğünü, dünya kamuoyunun Türkiye'ye olan ilgisini artırma ve Türkiye'nin hikayesini önde gelen kanaat önderlerinden biri olan gazeteciler aracılığıyla anlatma yoluyla ülkenin tanıtımına katkı sağladığını söyledi.

Türkiye'de faaliyet gösteren yerleşik yabancı basın mensubu sayısı 2000'li yıllarda 30-40 kişiyken, rakamın bu yıl 375'i bulduğuna işaret eden Akdoğan, davet edilen ve resmi ziyaretlere eşlik eden basın mensubu sayısının bu yıl Eylül ayına kadar olan dönemde 520'ye ulaştığını aktardı.

Uluslararası Medya Forumları ve Türkiye Medya Eğitim Programı hakkında da bilgi veren Akdoğan, 2012 yılında düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı 9. Enformasyon Bakanları Konferansı'nda İslam İşbirliği Medya Forumu'nun kurulmasının kararlaştırıldığını, Türkiye'nin tanıtımına ve yeni işbirliği alanlarının tesisine olumlu katkı sunacağı düşünülen ve merkezi İstanbul olarak belirlenen formun sekreterya faaliyetlerinin BYEGM tarafından yürütülmesinin planlandığını kaydetti.

Yerel medyanın güçlendirilmesi 

İfade özgürlüğünün sağlanmasının ve farklı görüşlerin kamuoyu nezdinde tartışılmasının en önemli yollarından birinin basın kuruluşlarının çeşitlenmesi ve küçük bütçelerle yayın yapma çabası gösteren basın kuruluşlarının seslerini duyurmalarını sağlayacak ortamın yaratılması olduğunu dile getiren Akdoğan, bu kapsamda yerel medyanın güçlendirilmesinin Genel Müdürlüğün asli görevlerinden olduğunu belirtti.

Genel Müdürlüğün ilki 1998 yılında Diyarbakır'da olmak üzere, yerel medyanın sorunları ve çözüm önerilerinin görüşüldüğü 25 Yerel ve Bölgesel Medya Buluşması gerçekleştirdiğini aktaran Akdoğan, 26'ncı medya buluşmasının "spor ve medya" temasıyla gelecek yıl Samsun'da düzenlenmesinin planlandığını bildirdi.

Yerel medyayı teşvik etmek amacıyla her yıl "Anadolu Basınını Özendirme Yarışmaları" düzenlendiğini de belirten Akdoğan, ayrıca, Türkiye'deki yaklaşık 8 bin blog yazarı  ve yerel medya sitesini bir araya getirerek blog yazarlarıyla iletişime geçilmesini ve yerel medyanın dijitalleşmesinin sağlayan "blobr" isimli portalın yayına başladığını söyledi.

Akdoğan, tüm Türkiye'den 500'e yakın yerel gazeteye günlük olarak tek mobil uygulamayla ulaşılmasını sağlayan "Anadolu'nun Sesi" uygulamasının da yerel medyanın dijitalleşmesinin teşvik bakımından önemli bir faaliyet olduğunu kaydetti.

İletişim  Fakültesi öğrencilerine yönelik düzenlenmesi planlanan yeni bir yarışma ile genç gazeteci adaylarının teşvik edilmesinin amaçlandığını dile getiren Akdoğan, gelecek yıl "Genç Haberciler Özendirme Yarışmasının" ilkinin gerçekleştirilmesinin planlandığını aktardı.

3'üncü çalıştay İstanbul'da 

Gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştirmek hedefiyle çalıştaylar düzenlendiğini de anlatan Akdoğan, ilki 25 Eylül 2014'te Ankara'da, ikincisi 6-7 Kasım 2014'te Erzurum'da gerçekleşen çalıştayların nihayi sonuçların çıkacağı 3'üncü ve son çalıştayın gelecek yıl İstanbul'da yapılmasının düşünüldüğünü bildirdi.

Akdoğan, şöyle devam etti:

"Basın emekçilerinin yaşadığı mağduriyetler, sıkıntılar biliniyor. Bırakın 212 sayılı Basın Kanunu'na tabi olarak çalıştırılmaları, bir çok basın emekçisinin kayıt dışı çalıştırıldığını da görüyoruz. Bu konuda ciddi bir takım tedbirler alınması için var olan kanunun kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesine dönük çalıştaylar sürüyor.

Genel Müdürlük, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye'nin kamu diplomasisi faaliyetlerinin yürütülmesinde ve Türkiye markasının oluşmasında medya stratejilerinin belirlenmesi faaliyetleri başta olmak üzere ülkemizi tanıtmak, uluslararası arenada işbirliklerini geliştirmek, devletin önemli bir enformasyon kurumu olmak ve medyamızı güçlendirmek için daha da artan bir etkinlikle çalışmaya devam edecektir. Bu bilgiler ışığında, 2015 yılında Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü için 235 milyon 985 bin lira bütçe öngörülmüştür."

RTÜK 

Daha sonra RTÜK ve çalışmaları hakkında bilgi veren Akdoğan, yayıncılık sektöründeki gelişmeler, yeni ihtiyaçlar, toplumun beklentileri ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gözönünde bulundurularak, AB standartlarına bağlı kalınarak yayıncılık mevzuatının tamamen yenilendiğini söyledi.

Akdoğan, 3 Mart 2011'de yürürlüğe giren 6112 sayılı Kanun kapsamında RTÜK tarafından ilk olarak Türkiye'nin karasal yayın standardını belirlediğini anımsatarak, gerçekleştirilen ihalelerde ulusal yayın türü için 820 milyon 850 bin, bölgesel yayın için 14 milyon 760 bin, yerel yayın için 40 milyon 352 bin lira teklif alındığını ancak açılan davalar nedeniyle karasal sayısal yayıncılığa geçiş sürecinin kesintiye uğradığını kaydetti.

Türkiye'nin sayısal yayıncılığa geçiş sürecinin aksamaması için gerekli önlemlerin alındığını ifade eden Akdoğan, "Bu bağlamda yapılan mevzuat değişikliğiyle radyo frekanslarının tahsisi televizyon ihalesinden bağımsız hale getirilmiştir. Ayıra karasal yayıncılıkta teknolojik dönüşümün gerçekleştirilebilmesi ve 2015 yılında karasal sayısal yayına geçilebilmesi için alternatifler değerlendirilmektedir" dedi.

Türkiye'de kablo ortamında 140, uydu ortamında 410 yayın kuruluşuna lisans verildiğini belirten Akdoğan, karasal ortamda ise 245 televizyon ile bin 59 radyo kuruluşunun lisans başvurusu bulunduğunu aktardı.

Akdoğan, uydu ve kablo platformları ile IPTV yayınlarının bu yılki abone sayılarının toplamının 6 milyon 617 bin 693 olduğunu bildirdi.

Radyo ve televizyon yayınlarının yapılabilmesi için kullanılan frekans ve kanalların ülkelerin doğal kaynaklarından olduğunu ifade eden Akdoğan, kanal ve frekans ihalesi gerçekleştirilemediğinden karasal ortamda yayın yapan kuruluşlardan 1994 yılından bu yana herhangi bir kullanım bedeli tahsil edilemediğini anlattı.

Akdoğan, 6112 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle 2011 yılından itibaren ilk kez kullanım bedeli tahsil edilmeye başlandığını ve özel yayıncılık sektöründen kanal ve frekans kullanım bedeli olarak 130 milyon lira tahsilat yapıldığını kaydetti.

"Denetleme faaliyetleri AB normlarına uygun" 

Radyo ve televizyon kuruluşlarının yayınlarına yönelik denetleme faaliyetlerinin AB normlarına uygun ve uluslararası yayıncılık ilkelerine bağlı kalınarak tarafsız yürütüldüğünü vurgulayan Akdoğan, uydu, kablo ve karasal ortamda yaklaşık 110 televizyon ve 80 radyo yayınının 7 gün 24 saat boyunca kesintisiz olarak üst kurulun Ankara'daki merkezinde Sayısal Kayıt Arşiv ve Analiz Sistemi (SKAAS) aracılığıyla izlendiğini anlattı.

Akdoğan, sistemin yüksek bilişim teknolojileri kullanılarak kurulun yayın izleme ve denetleme yükümlülüğünün etkin şekilde yerine getirilmesi amacıya TÜBİTAK ile milli bir proje olarak gerçekleştirildiğini söyledi.

Denetimler kapsamında bu yıl Eylül ayına kadar olan dönemde 2 bin 969 radyo ve televizyon değerlendirme raporu hazırlandığını belirten Akdoğan, "Bu raporların Üst Kurul tarafından değerlendirilmesi sonucunda, bin 871 müeyyide kararı alınmıştır. Müeyyide kararlarının bin 364'ünün konusunu reklam ihlalleri oluşturmuştur" dedi.

Seçim dönemlerinde yayınların Yüksek Seçim Kurulunun belirlediği ilkeler çerçevesinde denetlendiğini, yayın ihlali halinde YSK tarafından müeyyide uygulandığını anlatan Akdoğan, şu bilgileri verdi:

"2014 Mahalli İdareler Seçiminde YSK ilke kararları doğrultusunda 198 adet değerlendirme raporu düzenlenmiş, 161 adet değerlendirme raporunda ihlal olduğu kanaati belirtilmiş, YSK tarafından 113 adet raporla ilgili müeyyide uygulama kararı verilmiştir. Yine 2014 yılında yapılan Cumhurbaşkanı seçiminde YSK ilke kararları doğrultusunda 226 değerlendirme raporu düzenlenmiş, YSK tarafından 123 rapora müeyyide uygulama kararı verilirken, 49 raporla ilgili müeyyideye gerek olmadığı yönünde karar verilmiştir."

86 bin bildirim

RTÜK İletişim Merkezi'ne gelen yayınlarla ilgili bildirimlere de değinen Akdoğan, bu yıl Eylül ayına kadar olan dönemde geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 20 oranında düşüş olduğunu ve toplam 86 bin 44 bildirim yapıldığını söyledi.

Akdoğan, bu bildirimlerin yüzde 31'inin reklam, yüzde 20'sinin dizi filmler, yüzde 12'sinin haber bültenleri, yüzde 10'unun beceri ve direnç yarışmaları, yüzde 6'sının kuşak programları, yüzde 3'ünün "talk show"lar, yüzde 2'sinin naklen yayınlarla ve yüzde 16'sının diğer programlarla ilgili olduğunu aktardı.

Yapılan araştırmalarda Türkiye'nin her yaştan çocuğun günde 2-4 saat gibi uzun sürelerle televizyon izledikleri bir ülke olarak dikkati çektiğini belirten Akdoğan, bunun çocukların okul öğrenmelerinde bozucu etkiler yaratmasının kaçınılmaz olduğunu kaydetti.

Bu tür problemlerle baş etmenin en etkili yolunun eğitim olduğunun altını çizen Akdoğan, son 30 yılda üzerinde önemle durulan medya okur yazarlığının, 2007 yılından itibaren seçmeli ders olarak milli eğitim müfredatına girdiğini belirtti. Akdoğan, bugüne kadar bu dersi seçenlerin sayısının 4 milyonu aştığını söyledi.

RTÜK için 2015 yılında 248 milyon lira bütçe öngörüldüğünü bildiren Akdoğan, RTÜK'ün kurulduğu yıl dışında genel bütçeden pay almadığını, buna karşılık her yıl bütçesinden harcanmayan kısmı düzenli olarak hazineye aktardığını, 2015 yılında da cari transferler ödeneğinin 142 milyon 347 bin liralık kısmından 120 milyon lira genel bütçeye aktarılacağını kaydetti.

Tanıtma Fonu'nun da amacının Türkiye'yi yurt içi ve yurt dışında tanıtmakla görevli kuruluşların kaynaklarını artırmak, Türk kültür varlığının yayılmasını sağlamak, devlet arşiv hizmetlerini müessir hale getirmek, milletler arası kamuoyunu ülkenin menfaatleri istikametinde yönlendirmeye çalışmak olduğunu anımsatan Akdoğan, Türkiye'nin yeni hikayesinin küresel düzeyde gerçekçi biçimde aktarılması ve 5 kıtada gerçekçi bir Türkiye algısının oluşması açısından kamu diplomasisinin kritik araçlarından olduğunu sözlerine ekledi.

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

CHP’li vekiller salonu terk etti

SONRAKİ HABER

Çiçek:"Parti kapatmalar kabul edilemez"