ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Parçalı Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 04 Mayıs 2013 Cumartesi 01:14

"Bu Öcalan'ı sevdiğimiz anlamına gelmez"

"Bu Öcalanı sevdiğimiz anlamına gelmez"


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, MİT tarafından terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın, teröre silah bıraktırmaya doğru gidecek bir başlangıç noktası olabileceğinin tespit edildiğini belirterek, "Bu onu sevdiğimiz anlamına gelmez ama akıllı olan siyaset, ondan istifade etmeye çalışır. Eğer ona inanmış kitleler varsa ve 'Senin iraden bizim irademizdir' diyerek açık senet imzalamışlarsa bu insan, bu sürecin başarıyla sonuçlanmasına katkı sağlayacaksa şu veya bu şekilde, ondan istifade etmemek bence akılsızlıktır" dedi.

Arınç, CNN Türk televizyonunda yayınlanan "Eğrisi Doğrusu" programında gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.

"Son zamanlarda TBMM'de siyasi tansiyon yüksek olduğu için mi kaba ve incitici konuşmaların önceki dönemlerden fazla" olduğuna ilişkin ifadelerin kısmen doğru olduğunu, bunu kimsenin tasvip edemeyeceğini söyledi.

Arınç, "Şüphesiz bir milletvekilimizin fevri bir hareketle, çok öfkelenerek ağzından kaçırdığı bu kelimeler, çok üzücü oldu, kendisi de partimiz de bunun farkında" dedi.

TBMM başkanlığı döneminde bu kadar yoğun, kaba, incitici konuşmaların olmadığını anımsatan Arınç, seçilmiş kişilerin hal, tavır ve sözlerine toplumda, herkesten çok daha özenli olması gerektiğinin altını çizdi.

Geçmiş dönemde en ağır eleştirileri yapanların harika üslupları olduğunu belirten Arınç, Bülent Ecevit'in konuşmalarının buna örnek gösterdi.

TBMM'de 1 Mart tezkeresinin gibi konuların görüşüldüğü kapalı oturumlarda, çok sert tartışmaların yaşandığını bildiren Arınç, "Oradaki konuşmalarda bile bir zarafet vardır, bir nezaket vardır, bugünkü gibi gelişigüzel, 'vatan hainleri, işbirlikçiler, bölücüler, şunu satanlar, bunu atanlar' bir tek cümle sarf edilmemiştir, bu örnek bir davranıştır" diye konuştu.

Bülent Arınç, 2007'den itibaren tablonun değiştiğini, cumhurbaşkanlığı seçimi ile AK Parti'nin kapatılması noktasında Anayasa Mahkemesinin kararının kırılma noktaları olduğunu ifade etti.

AK Parti'den cumhurbaşkanı seçilmemesi için siyasi mücadele başlatıldığını anımsatan Arınç, "CHP, 2007'de emellerine ulaşamadı. Çünkü onların tek hedefi AK Parti'yi yıpratmak, AK Parti'nin tek başına iktidar olmasını engellemekti, bunda başarılı olamadılar, ümitlerini Anayasa Mahkemesine bağlamışlardı bir ölçüde" dedi.

2007 seçimlerinden sonra CHP'nin Meclis'teki tavrının değiştiğine işaret eden Arınç, demokrasiye bağlı olduğunu gördükleri, üslubuna dikkat eden partinin kavgacı, hırçın ve suçlayıcı hale geldiğini kaydetti.

Arınç, 2011 seçimlerinde yüzde 50'yi yakaladıklarını, 12 Eylül referandumu sürecinde de meydanlarda ağıza alınmayacak hakaretlere maruz kaldıklarını söyledi.

Arınç, "Bu düşmanlık körüklene körüklene adeta siyasi partiler birbirinin rakibi olmaktan çıktı düşmanı haline geldi" değerlendirmesinde bulundu.
     Eskiden cinayet sebebi olacak pek çok şeyin kanıksanmaya başladığını vurgulayan Arınç, CHP'nin de MHP'nin de "sorunlar çözülüyor, elde kalan kronik sorunlar da çözüme doğru gidiyor, biz ne olacağız, ne anlama geliyoruz, bundan sonra niçin oy isteyeceğiz" düşüncesiyle telaşa kapıldığını, cumhurbaşkanına, başbakana ve kendilerine hakaret edecek insanları "yürüyün aslanlarım" diyerek meydana sürdüğünü söyledi.
     "Partinizin hiç mi kusuru yok- İktidar olarak Türkiye'yi sakinleştirmek konusunda size hiç görev düşmüyor mu" sorusuna Arınç, gerginliklerin iktidarın işine yaramayacağı cevabını verdi.
     Arınç, "Sayın Başbakan özenle yumuşak olmaya, kişileri hedef almamaya, sert davranmamaya çalışıyor, Allah için ben buna inanıyorum. Fakat o gün duyduğu bir şey, yaşadığı bir olay ve maalesef buna karşı bir tepki vermek ihtiyacı onu bu noktaya getiriyor ama bu bir çare değil şüphesiz. Yani bizim üslup konusuna örnek olmamız lazım" dedi.

ÇÖZÜM SÜRECİ

Başbakan Yardımcısı Arınç, terör örgütü PKK'nın silah bırakmasına ilişkin farklı takvimlerin olduğu yönündeki değerlendirmeye ilişkin, çözüm sürecini madde madde anlatacak, ne şekilde son bulacağı sorusuna yanıt verecek Türkiye'de kimsenin olmadığını dile getirdi.

Arınç, şöyle devam etti:

"Terör konusunda, konvansiyonel silah ve usullerle bir kavga, savaş yapmıyoruz, bir savaş içerisinde değiliz. Bize tamamen yabancı, farklı argümanları elinde taşıyan, yerelleşmiş bir kötü işle karşı karşıyayız. Asimetrik, nerede ne zaman çıkacağı belli değil, nereye gizlendiği belli değil, Dersim de değil, Şeyh Said de değil, başkası da değil. Orada hedefler belli, yapılanlar belli, tasvip ettiğim için söylemiyorum, yapılan noktasında söylüyorum.

Siyasallaşma var, başka şeyler var, yerel unsurların desteği var, dışarıdan girişler var, içeriden yukarıya çıkışlar var, kendi insanın sabah okulda öğretmen olarak görüyorsunuz akşam poşuyu sarıyor eylem yapıyor. Söylenecek çok şey var da yeri değil. Bütün bunlara karşı yapabildiğimiz yaptık bugüne kadar, geçmişi de kötülemek için söylemiyorum."

KCK operasyonlarıyla insanların eziyetten kurtulduğunu, şehirleri de rahatlattığını söyleyen Arınç, şu bilgileri verdi:

"Ben, operasyonlar noktasında iyi sonuç alınmaya başladığını ve kendi hedeflerine ulaşamadıklarını çok iyi biliyorum. 2011 hedefti; sıfır. 2012; artık son, final yılıydı, kendilerinin final yılı oldu bir noktada. Halkın da onlardan sıtkı sıyrıldı, ihbar etmeye başladı, yaşatmamaya başladı, imkan vermemeye başladı. Yani vatandaştan da yüz bulamaz oldular. Bu Şemdinli'de yaşanan olaylar yarın filmlere konu olacak olaylardır. Yani halkın orada terör örgütüne karşı olan direnişini 75 milyon alkışlamalıdır. Camilerde dualar edilmiştir, evlerde dualar okunmuştur, asker korusun diye, güvenlik korusun diye. Zannetmeyelim ki Şemdinli halkı bu PKK örgütünün arkasındadır, peşindedir.

Dört kadının cenazesi taksinin içerisinden çıktı, 218 tane mermi saydılar. Batman'da kadıncağız karnında çocuğuyla şehit oldu, Bingöl meydanında alışverişe giden kadın çocuklarının üzerinde bombayla parçalandı. Bu kadar vahşeti irtikap etti bu örgüt ama bunun karşılığı verildi, Amanos'takilere de verildi, oradakilere de verildi ve yıllarca girilemeyen Ali Boğazı'na ilk defa askerler, güvenlik güçleri girdi. Bu komutanlara ne kadar teşekkür etsek, güvenlik güçlerine ne kadar teşekkür etsek azdır."

Mücadeleyi anladıkları dilden yapmaya başladıklarını ancak kesin sonuç alınamadığını ifade eden Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Başka şeyler yapmamız da gerektiğine biz hükümet olarak ikna olduk. Bu yüzden 13-14 yıldan beri cezaevinde bulunan, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum insanın, bir şekilde bu sürecin, teröre silah bıraktırmaya doğru gidecek bir başlangıç noktası olabileceği MİT tarafından tespit edildi.

'Onun da düşüncelerinde bu istikamette birtakım değişiklikler olduğu' ifade edildi, hem mektupları hem talimatları hem sözleriyle. Bu onu sevdiğimiz anlamına gelmez ama akıllı olan siyaset, ondan istifade etmeye çalışır. Eğer ona inanmış kitleler varsa ve 'Senin iraden bizim irademizdir' diyerek açık senet imzalamışlarsa bu insan, bu sürecin başarıyla sonuçlanmasına katkı sağlayacaksa şu veya bu şekilde, ondan istifade etmemek bence akılsızlıktır."

"PARTİLERDEN BİRİ KARŞI OLURSA VAZGEÇERİZ"

Arınç, konuyla ilgili komisyonda, uygulama usul ve esaslarında bir madde bulunduğunu, buna göre 4 partiden birinin gelen teklife "hayır" derse bunun görüşülmeyeceğini ifade ederek, "Madem ki bu kadar 'chcek balance'ın en koyusu var bu işin içerisinde, başkanlık sistemi de konuşulsun, taraftar bulursa 4 parti tarafından, gelsin. Ama 4 partinin birisi, ikisi, üçü karşı olursa 'biz bundan vazgeçeceğiz' dedik" yorumunu yaptı.

Başkanlık sistemine 3 partinin de karşı olduğunun ifade edilmesi üzerine ise Arınç, "Başkanlık sistemine üçü karşı da diğer konulardan daha yüzde 20'si görüşülmedi. Yani bir bütün olarak... 'Burada şuna karşıyız, burada buna karşıyız' diye bir not getirmediler önümüze. 'Başkanlık sistemi bir kenarda kalsın bakalım, diğerlerini konuşalım' diyoruz. Daha onun esasına da giremedik" diye konuştu.

Arınç, "Eğer, şu anda karar noktasındaysalar, 4 partinin üçü de 'biz sizin getirdiğiniz başkanlık sistemine, yarı başkanlık sistemine karşıyız' diyorsa bizim teklifimiz düşecek. O zaman bugünkü parlamenter sisteme göre diğer konular görüşülecek, müzakere edilecek. Veyahut da diğer konular görüşüldüyse bununla iş bitmiş olacak" dedi.

''Diyelim ki bu komisyon bitti. Arkadan bizim bir 'B' planımız var ya, meşhur... Anamuhalefete gideriz, MHP'ye gideriz, diğerine gideriz. 'Sen bizimle var mısın, yeni bir anayasaya' diye sorarız. İkinci defa bize 'varım' diyen bir partiyle de yeni bir müzakereye başlarız. O ayrı bir konu" ifadesini kullanan Arınç, ortada bir de çelişki bulunduğunu söyledi.

Arınç, halkın seçeceği bir cumhurbaşkanı olacağını ancak parlamentonun seçeceği cumhurbaşkanının yetkilerini kullanacağını anlatarak, "İşte bu çelişkiyi giderebilmenin bir noktası da madem ki halk bundan sonra cumhurbaşkanını seçecekse yeni bir başkanlık veya yarı başkanlık sistemiyle bu yetkilerin tekrar tanzim edilmesinde fayda vardır görüşü var. Ben de ona saygı duyuyorum" diye konuştu.

Bu konu tartışılır, kamuoyundan da kabul görürse, bu sefer bundan taraf olacağını belirten Arınç, "Yeter ki yeni anayasada mutabakatla bu konu çözülmüş olsun" değerlendirmesini yaptı.

"BDP ILE ITTIFAK YOK"

Arınç, elektronik posta yoluyla gönderilen "BDP ile anayasa konusunda ittifak yapacak mısınız" yönündeki soruya karşılık, böyle bir algının oluşmasının "çok kötü" olduğunu söyledi.

"Sadece BDP ile değil, başka konularda da sanki pazarlık varmış gibi takdim ediliyor, böyle bir algı meydana getirilmeye çalışılıyor. Kesinlikle böyle bir şey yok" diyen Arınç, uzlaşma komisyonunda teklif üzerinden mutabakat sağlanması durumunda bunun demokratik bir mutabakat olacağını kaydetti.

Yeni, sivil, demokratik bir anayasa yapma iddialarının bulunduğunu, başka bir partinin böyle bir iddiası bulunmadığını belirten Arınç, 2007'den beri fiilen bu işin içinde olduklarını söyledi.

Arınç, darbe sonucu bir anayasanın yürürlükte bulunmasının utanç olduğunu ifade ederek, bu utançtan Meclis'in kurtarması gerektiğini, yeni bir anayasa yapması gerektiğini söylediklerini bildirdi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, 1,5 yıl geçmesine rağmen bu işin olmayacağı anlaşılmışsa karar mercinin TBMM Başkanı olduğunu vurgulayarak, onun vereceği karara uyacaklarını dile getirdi.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun bir iş yapmayacağına inanmaları durumunda arkasından kendi teklifleriyle anamuhalefetin kapısını çalacaklarını anlatan Arınç, yeni bir anayasa için yeniden çalışmaya başlayacaklarını bildirdi.

Arınç, anamuhalefetin "hayır" demesi durumunda MHP'ye gidebileceklerini bildirerek, "Sonunda bir siyasi partidir, şüphesiz BDP'ye gitmek durumunda da kalırız. Ben BDP'yi baştan reddeden bir insan değilim" dedi. BDP'nin "evet" demesi halinde de işin zorluğu bulunduğunu, parlamentodan çıkması için 330 oy alması gerektiğinin altını çizdi.

BDP'nin 2010 referandumunda demokratik taleplere karşı durduğunu dile getiren Arınç, bundan dolayı BDP oylamalarda "ne yapar" diye bir endişeleri olabileceğini, ayrıca gizli oy olduğu için AK Parti içinden de farklı oy kullanabileceğini kaydetti.

Arınç, eğer fireler olacaksa limit sayıdaki bir 330'a güven bağlayamayacaklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bir, sayıyı bulamayız. İkincisi BDP ile bu işi yapmanın hem yurtiçindeki iç politikada, hem de dışarıda nasıl anlaşılıp kabul edileceğine de sosyolojik olarak bakmamız lazım. Yani MHP ile bunu yapmanın bir anlamı olabildiği gibi, anamuhalefetle bunu yapmanın bir artısı, getirisi olabildiği gibi, BDP ile yapmanın hem bizim açımızdan hem BDP açısından götürüsü olabilir. Bu iç politikada nasıl kullanılır bunu az çok tahmin edebiliyoruz. Ama şuna kani olursak, yani bizim anayasa değişiklik teklifimiz 350'leri, 360'ları bulabilecek bir noktadaysa aklımız, gözümüz, kalbimiz buna yetiyorsa biz bu işi yaparız."

Arınç, CHP'nin, cumhurbaşkanının parlamento tarafından seçilmesini istediğini, kendilerinin de cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinden yana olduklarını ifade etti.

Bunu kabul etmedikleri için onların da başkanlık sistemini kabul etmediğini anlatan Arınç, "Benim söylediğim en geçerli mantık. Onlar diyecekler ki 'biz başkanlık sistemini tartıştık ama kabul etmiyoruz. Bunun dışında kalan konuları tartışalım'. Bu konuya gelirsek diğer konularda mutabakat olursa sistem bu şekilde çıkar. Ama diğer konularda da mutabakat olmazsa bu tamamen kadük olur. Bunun üzerine kimse konuşmaz artık" yorumunu yaptı.

"İÇ TÜZÜK YAPALIM"

Anayasanın yapılmasını canı gönülden istediklerini vurgulayan Arınç, şunları kaydetti:

"Türkiye 32-33 yıl sonra hala kendi, parlamentoya dayalı anayasasını yapamıyorsa biz de bu ayıbın içindeyiz, diğer partiler de bu ayıbın içinde. Yani yeni bir anayasa yapmak üzere birilerinin kapıyı çalmasını mı bekliyoruz- Böyle bir beklenti artık mümkün değil. O zaman gelin, herkes hür iradesiyle ve iyi niyetle önümüzdeki seçimlere kadar yeni bir anayasayı bu parlamentodan geçirelim. İkincisi de iç tüzükte değişiklikler yapılacaksa yeter ki önümüzdeki dönemden sonra yürürlüğe girsin ama yeni bir iç tüzük yapalım. Bu rezaletleri bir daha yaşamayalım parlamentoda."

"Ağır yaptırımlar getirilmesi" anlamında mı iç tüzük değişikliğinden bahsettiğinin sorulması üzerine Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yaptırımlar değil, hiçbir şeyin müeyyidesi yok. Kınamanın bir müeyyidesi yok ki. Yani sadece bu bir arkadaşımızın fevren söylediği sözler kabul edilmez o ayrı, ben de çok ağır eleştirdim. Sonradan da üzüldüm ama diğerlerinin söylediklerine bir bakın. Vallahi yüzün kızarır. Ben onlara bazen diyorum, 'kendinizi bir videodan seyredin, ikiniz de şu tutanakları alın bir okuyun'. Yahu, yüzünüz kızaracak. Sizin oğlunuz, gençler yarın bu tutanakları okuduğu zaman 'bu parlamentodan kimler gelmiş geçmiş' diyecek. İyi sözlerle hatırlanın, iyi davranışlarla örnek olun.

Yanlışta değil, doğrularda örnek olmaya mecburuz. Yeni iç tüzüğe ihtiyacımız var. İç tüzük suistimal ediliyor, haklar kötüye kullanılıyor. Böyle bir iç tüzüğü maalesef şu güne kadar çıkaramadık. Dört parti bir araya geldiler, çalışıyorlar ama netice yok. Desinler ki bu dönemde değil de öbür dönemden itibaren. Vallahi hazırız. Yoksa bu iç tüzükle biz hiçbir yere gidemeyiz."

HSYK'DA ÜYE SEÇİMİ KONUSU

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) 22 üyesinden 16'sını yargının kendisi seçtiği halde, "AK Parti'nin hazırladığı taslakta yargının seçtiği üye sayısının 6'ya indirildiğini, kalanın yarısını partili başkanın, yarısını da başkanın Meclis'teki arkadaşlarının seçtiğinin" belirtilmesi üzerine Arınç, bu konudaki eleştirileri takip ettiğini bildirdi.

Arınç, başkanlık sistemi için söylediklerinin bunun için de geçerli olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Biz bir sistemi önerdik ve tartışılmasını istedik. İkinci aşaması onun kabulüdür veya reddidir. Birisi reddederse tamamen reddedilmiş olacak. Anlaşmamız öyle. Dolayısıyla biz başkanlık sistemini teklif ettiğimize göre, bu başkanlık sistemine uygun bir yapılanmayı burada da istemiş olabiliriz. Ama o reddedilirse bu da reddedilmiş olacak. İkincisi 12 Eylül 2010 referandumunun en önemli maddesi budur. Ondan önceki 5 üyeli, al gülümlü ver gülümlü HSYK, ideolojik kamplaşmanın merkezi HSYK gitmiştir, kriterler, Avrupa'nın kriterleri önemlidir. Bir, çoğulculuk sağlanmıştır, demokratik rejim daha da güçlenmiştir."

Yargıda, yürütmede, başkanlık sistemine bağlı olarak getirilen yeni düzenlemeler bulunduğunu belirten Arınç, "Ana teklif reddedilirse ona bağlı olanlar da düşmüş olacak" dedi.

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER