ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL26°C
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 26 Mart 2013 Salı 22:20

"Beş kişi dışında kimsenin yapılanlardan haberi yok"


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İmralı ile yürütülen müzakere süreci ile ilgili milletin derin kaygı ve endişeler taşıdığını belirterek, “Bu kaygıyı gidermek senin görevin. Kaygıyı gidermiyorsun, derinleştiriyorsun. 5 kişi dışında, kimsenin yapılanlardan haberi yok.” dedi.

    Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Abdullah Öcalan’ın, 16 Şubat 1999’da yakalanarak Türkiye’ye getirildiğini hatırlattı. Kılıçdaroğlu, “Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit. Öcalan yakalandı, getirildi, PKK’nın tüm unsurları yurt dışına çıktı. Türkiye’de terör sonlandı. 2002’ye kadar kimsenin burnu kanamadı. Şimdi soruyorum, 2002 den 2013’e ne oldu, nasıl PKK’nın silahlı örgütleri tümüyle gelip Türkiye coğrafyasına yerleşti. İktidarda kim vardı? Hükümetin başında kim vardı? Onun adı Erdoğan mıydı acaba? Ecevit’in yaptığı bakın Erdoğan’ın yaptığına bakın. Sosyal demokratların yaptığına bakın, AKP’nin yaptığına bakın.” diye konuştu.

    “İSMET İNÖNÜ’NÜN DEDİĞİ GİBİ, HADİ CANIM SENDE, DEMEK BENİM GÖREVİM”

    Barışın ve huzurun saç ayakları olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Bunlardan birisi hukuk devleti ve demokrasidir. Bunların olmadığı yerde barıştan söz edemezsiniz. İkinci ayağı insan hakları ve özgürlüklerdir. İnsan haklarının ve özgürlüklerin sınırlandığı bir ülkede barıştan ve demokrasiden söz edemezsiniz. Üçüncü ayak toplumsal uzlaşmadır. Demokrasi uzlaşma rejimidir zaten. Demokrasi içinde hukukun üstünlüğü önemlidir. Devlet meşru bir tüzel kişiliktir. Hukukun dışına çıkmaz. Hukukun dışına çıkanları cezalandırır. Yargı bunun için vardır. Bu kaygıları dile getirdiğimizde ‘CHP barışa karşı’ diyorlar. Bugüne kadar hiçbir CHP’li hiçbir çocuğumuzun, gencimizin saçının teline dahi zarar gelmesini asla ve asla istemedi ve istemeyecektir. İfade özgürlüğünü ayaklar altına alacaksın, medya özgürlüğünü ayaklar altına alacaksın, yargıyı susturacaksın. Sonra kalkıp demokrasi dersi vereceksin. Sana İsmet İnönü’nün dediği gibi, hadi canım sende, demek benim görevimdir.”

    “BEŞ KİŞİ DIŞINDA KİMSENİN YAPILANLARDAN HABERİ YOK”

    Devam eden müzakere sürecinin kaygı ve endişe oluşturduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, “Millet ortak paydasından endişe duyuyor. Bu kaygıyı gidermek senin görevin. Kaygıyı gidermiyorsun, derinleştiriyorsun. Hiç kimsenin yapılanlardan haberi yok, 5 kişi dışında. AKP milletvekillerine soruyorum: Gelişmelerden haberiniz var mı, yapılanlardan haberiniz var mı? Yoksa onlara şu soruyu sormak hakkımız değil mi? Siz nasıl iktidar milletvekilisiniz? Kapıkulu musunuz? Neden sesinizi çıkarmıyorsunuz. Ülkenin bağımsızlığından ve özgülüğünden yana neden tavır almıyorsunuz? Kapalı kapılar ardında terör örgütü ile oturacaksınız anayasa görüşmeleri yapacaksınız, TBMM’yi noter gibi göreceksiniz. Bunu asla kabul etmiyoruz.” dedi.

    "BİZ Mİ SİZİN İŞİNİZE SON VERDİK?"

    Millette oluşan kaygının giderilmesinin siyaset kurumunun görevi olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Kaygıyı, endişeleri gidermezseniz olmaz. Türkiye’de demokrasi eksikliği var. Bunu herkes iyi bilmeli. Aydınların bunu bilmesi lazım. Sizi susturuyorlar. Susturan kim? Size yazdırmıyorlar. Yazdırmayan kim? Sizi işinizden atıyorlar. İşinizden attıran kim? Oturuyorsunuz sabahtan akşama kadar CHP’yi eleştiriyorsunuz. Biz mi sizin işinize son verdik? Parlamento’ya güven artırıcı demokratik önlemler gelirse kimsenin endişesi olmasın. Demokrasiden, haklardan özgürlüklerden yana CHP oy kullanacaktır.” diye konuştu.

    “LİDER SULTASINA SON VERELİM, NEVRUZ’U BAYRAM İLAN EDELİM”

    Kılıçdaroğlu, şunları dile getirdi: “Hükümete sesleniyorum. Siz demokrasi konusunda samimi misiniz? Barış konusunda, insan hakları konusunda samimi misiniz? Samimi iseniz benim önerilerim olacak. 1, özel yetkili mahkemeleri kaldıralım. Sıkı Yönetim Mahkemesi, Devlet Güvenlik Mahkemesi, bunları bırakın. Efendim biz kaldırdık. Halkı kandırmaktan vazgeçin. Çalışıyorlar şakır şakır… 2, 2006 dan bu yana verilen kararların tamamını yeniden görüşülmek üzere doğal mahkemelere gönderelim. Yeniden yargılama yolu açalım. Çünkü bu mahkemeler siyasi otoritenin elinde olan mahkemeler. Baskı aracı olan mahkemeler. Erdoğan’ın sopa olarak kullandığı mahkemeler. Bu mahkemeler adaletsizlik dağıtan mahkemeler. Siyasi emirle karar veren mahkemelerin kararlarını bozmalı ve yeniden yargılama yolunu açmalıyız. 3, milletin seçtiği milletvekillerini hangi gerekçe ile hapislerde tutuyorsunuz? Millet onları Parlamento’da görev yapsınlar diye seçti. Açın kapıları o milletvekilleri gelip Parlamento’da görev yapsınlar. 4, uzun tutuklamalar var. Her hakimin keyfine bağlı. Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Birinci Başkanı, siyasi partilerin liderleri şikayet ediyor. Neden çözülmüyor? Demokrasi mi istiyorsunuz, getirin değiştirelim. 5, terör suçunu yeniden tanımlayalım. Kalem tutan adamla elinde silah tutan adamı nasıl aynı kefeye koyarsınız. Yazarı çizeri, gazetecisi hapiste. Silah elinde olan, O da Başbakan Erdoğan’ın yol arkadaşı. Masanın karşısında. 6, toplantı gösteri yürüyüşleri yasasını değiştirelim. Bir devlet adamı kimliği olan Süleyman Demirel, ‘yürümekle yollar aşınmaz’ demişti. Bırakın millet yürüsün, haykırsın, enerjisini boşaltsın. Neden yapmıyorsunuz? Yeter mi? Yetmez. 7, özel yetkili mahkemeler yüzünden bir çok üniversite öğrencisi okuldan atıldı, hapse konuldu. Bu ayıba son verelim. 8, Siyasal Partiler Yasası'nı getirin değiştirelim. Açıkça söylüyorum, Lider sultasına son verelim, diyorum. Milletvekillerini kim seçiyor? Oturuyor liderler masanın başında, yazıyoruz alt alta isimleri, vatandaşın önüne koyuyoruz, bunlara oy vereceksin, diyoruz. Başbakan Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum, milletin vekillerini milletin kendisi seçsin… Başbakan, Diyarbakır’da, size modern bir hapishane yapacağım, eskisini yıkacağım dedi. Dünyanın hiçbir ülkesinde demokrasi algısı bu kadar gelişmemiş bir insan görmedim. Siz hapishane yapacağım diye vaatte bulunuyorsunuz. Hangi çağda yaşıyorsunuz? Diyarbakır Cezaevi'ni demokrasi ve insan hakları müzesi yapalım. Uludere’nin üstünü kapatıyorlar. Hangi demokrasiden, insan haklarından özgürlükten söz ediyorsunuz. Demokrasi bir ummandır, bunlar da yetmez.”

    ULUDERE OLAYI

    Geçen yıl yaşanan hava bombardımanında onlarca kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Uludere olayına da değinen Kılıçdaroğlu, “9,Uludere Komisyonu’nu getirelim, her siyasi partiden eşit sayıda milletvekili olsun. Katledenleri çıkartalım. Demokrasi ayıbından bu ülkeyi kurtaralım. Ama sen getiremezsin, çünkü demokrasiyi içine sindirememişsin. 10, bir demokrasi hırsızlığı yaşanıyor bizim ülkemizde. Vatandaş A partisine oy veriyor, B partisi milletvekili çıkarıyor. Bunun adı oy hırsızlığıdır. Buna yol açan yüzde 10 seçim barajıdır. Gel şu barajı ya kaldıralım, ya 5 yapalım, ya 1 yapalım. Getirir mi, getirmez. Oturup terör örgütü mensupları ile bunu konuşacağına, adam gibi yasayı getir, Parlamento’da konuş. 11, herkesin inancına saygı göstereceksin, herkes nerede ibadet yapmak istiyorsa onun imkanını sağlayacaksın. Böylece devlet tüm yurttaşlarına eşit davrandığını gösterecek. Sen bunu yapamazsın ve bana insan haklarından bahsedeceksin. 12, son zamanlarda gizli tanık, gizli dinleme, gizli takip modası çıktı. Özel hayatın gizliliği diye bir kavram var. Kişinin hayatı devletin güvencesi altındadır. Siz bunu darmadağın ettiniz. Bu demokrasi ayıbıdır. O yargıçlar, savcılar bunların altında kalacaktır. Demokrasi istiyorsan buna son verin.12, Nevruz’u yasakladın. Sen istediğin zaman Bakanların ateşleri üstünden atlamasın. Barış olacaksa gel Nevruz’u da bayram yapalım. Bu ülkede herkes bayramını kutlasın. 19 Mayıs’ı, 23 Nisan’ı yasaklayan zihniyetten demokrasi mi beklenir? Kendi ülkesinin tarihine sahip çıkmayan insanlardan demokrasi mi beklenir? 13, bir ülkede medya özgürlüğü yoksa vatandaşın haber alma özgürlüğü yoktur. Sen barış mı istiyorsun, özgür bir medya mı istiyorsun; gel alt yapısını oluşturalım, yasasını çıkartalım, medya özgür olsun. Senin talimatınla haber yapmasın, gazetecilerin işine son verilmesin… Her siyasi partinin lideri çıkıp ‘medya özgürlüğüne saygı duyacağım, söz veriyorum’ diye millete taahhütte bulunsun.” dedi.

    CHP’nin söylediği her sözün arkasında durduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bu söylediklerimin tümü ile ilgili CHP’nin kanun teklifi vardır. Bizim sözümüz sözdür. Biz başkalarının yaptığı gibi bugün söyleyip ertesi gün sözümüzden vazgeçmeyiz. Yalancıdan Başbakan olmaz.” şeklinde konuştu. 

KAYNAK:
CİHAN
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER