ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL23°C
Az Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 18 Aralık 2013 Çarşamba 12:16

BDP'nin tahliye talebinin reddedilmesi

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.


TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, Anayasa Mahkemesi'nin uzun tutukluluk süresi ile ilgili kararında, "milletvekilinin görevini yerine getirmesi engellenmiştir" dediğini belirterek, "Mustafa Balbay, eğer Anayasa Mahkemesi'nin bu kararına göre tahliye ediliyorsa, daha hafif bir suçtan yargılanan ve hüküm dahi giymeyen İbrahim Ayhan'ın 10 defa tahliye edilmesi gerekirdi" dedi.

Üstün, "Anayasa Mahkemesi'nin uzun tutukluluk süreleri ile ilgili kararının ardından, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay'ın tahliye edilmesini, ancak BDP'li milletvekillerinin tahliye edilmemesini" AA muhabirine değerlendirdi.
Uzun tutukluluk sürelerinin, Türkiye'nin gündemine oturan, uzun süreden beri tartışılan ve uluslararası boyut kazanan bir konu olduğunu belirten Üstün, Hükümet'in bu sorunu çözmek için adımlar attığını anımsattı.

Üstün, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru hakkının uygulanabilirliği açısından çok önemli bir karar aldığını ve uzun tutukluluk sürelerini eleştirdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Anayasa Mahkemesi, kararında, 'uzun tutukluluk süresi, başvurucunun, yani Sayın Balbay'ın seçilme hakkını kullanmasını engellemiştir, milletvekili görevini yerine getirmesini engellemiştir' diyor. Burada sadece uzun tutukluluk süresini öne çıkartmıyor; öne çıkarttığı konu, 'milletvekilinin görevini yerine getirmesi engellenmiştir' diyor. Kim için söylüyor bunu? Yargılaması bitmiş ve 34.5 yıl hapis cezası almış bir milletvekili için söylüyor bunu. Peki Anayasa Mahkemesi'nin ileri sürdüğü bu ilkeler, şahsa bağlı ilkeler mi? Hayır, şahsa bağlı ilkeler değil. Bunlar genel ilkeler. Uzun tutukluluk süresi, seçilme hakkının kullanılamaması, genel bir kavramdır. Mahkemelerin emsal kabul edeceği ilkelerdir."
Üstün, komisyon olarak gerçekleştirdikleri Şanlıurfa Cezaevi ziyaretinde, BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan ile koğuşunda görüştüğünü söyledi.

Ayhan'ın KCK üyeliğinden yargılandığını ifade eden Üstün, "Balbay'ın durumu ile karşılaştırdığımızda Ayhan'a atfedilen suç daha hafif bir suç, Balbay'a göre daha az ceza alacak bir suçtan yargılanıyor. Kaldı ki henüz hüküm de giymemiş. Uzun tutukluluk süresine baktığımızda, en az Balbay kadar o da tutuklu kalmış ve o da Balbay gibi seçilmiş bir kişi. Anayasa Mahkemesi'nin tarif ettiği kriterler onda fazlasıyla var. Balbay, eğer Anayasa Mahkemesi'nin bu kararına göre tahliye ediliyorsa, - tahliye edilmesini memnuniyetle karşıladık - İbrahim Ayhan'ın 10 defa tahliye edilmesi gerekirdi. Çünkü daha hafif bir suçtan yargılanıyor ve hüküm dahi giymedi" dedi.

- AİHM kriterlerine göre de tahliye edilmesi gerekirdi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) son kararlarında, "hüküm kesinleşmemiş olsa dahi, bir kişinin yerel mahkemede hüküm giyerek ceza almasını tutukluluktan ayırdığını" ifade eden Üstün, "Yani AİHM, 'bir kişinin cezası kesinleşmemiş olsa dahi, eğer yerel mahkemece kendisi hakkında bir ceza verilmişse, artık bu kişi tutuklu olarak kabul edilmez, artık ben bunu hükümlü olarak kabul ederim' dedi. Dolayısıyla AİHM kriterlerine göre tutukluluk durumundan hükümlülük durumuna geçmiş bir kişi için tahliye verilebiliyorsa, henüz hükümlü durumuna geçmemiş, hakkında ceza tayin edilmemiş, tutuklu olan bir kişi hakkında hayli hayli tahliye kararı verilmesi gerekir" diye konuştu.
Komisyon Başkanı Üstün, bu olmayınca, vatandaşlar arasında yargı kararlarına karşı, "kararlar acaba kişiye göre mi oluşuyor diye?" güvensizlikler oluştuğunu belirterek, "Benzer olayda farklı kararlar çıkması, vatandaşlarımızın vicdanlarını yaralıyor" sözlerini sarfetti.

- Bir numaranın tutuksuz, diğerlerinin tutuklu olması çifte standart

"28 Şubat davasında, bir numaralı sanık olan dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı tutuksuz yargılanıyorken, diğerlerinin tutuklu yargılanıyor olmasının" çifte standarda güzel bir örnek olduğunun altını çizen Üstün, "Bu yargılamada iddianamenin bir numaralı sanığı tutuksuz yargılanıyor ama daha az sorumluluğu olabilecek kişiler tutuklu yargılanıyor. Bu tür çifte standartlar insanlar arasında yargıya bakışı maalesef biraz sorunlu hale getiriyor. Maalesef bu olayda da belli bir standart yakalanamadı" dedi.

"Yerel mahkeme bir tek, kaçma şüphesi varsa böyle karar verebilirdi" diyen Üstün, yerel mahkemenin kararında böyle bir kaçma şüphesinden bahsedilmediğini, aksine çok zayıf bir gerekçe olan, "bireysel başvuru yapmamışlar" dediğini bildirdi.
Üstün, Anayasa Mahkemesi'nin, "Mustafa Balbay'ın kara kaşına, gözüne bakarak bu kararı verdim" demediğini, "temel ilkeleri ortaya koyduğunu ve buna göre karar verilmesi gerektiğini" söylediğini belirterek, "Anayasa Mahkemesi'nin kararında belirttiği uzun tutukluluk süresi, seçilme hakkının ihlali ilkeleri tam da İbrahim Ayhan'ın durumunu karşılayan ilkeler" diye konuştu.


HDP'li milletvekillerinin açlık grevi


Ayhan Sefer Üstün, HDP'li milletvekillerinin açlık grevi ile ilgili olarak da "Açlık grevleri bu sorunun çözümünde bir yol olamaz. Siyasetçiler bir yol bulacaklarsa fikirleri ve konuşmalarıyla bir çözüm üretebilirler.

Daha önce cezaevlerinde de açlık grevleri yapılmıştı. O zaman Öcalan onlara mesaj gönderdi ve 'bu yöntem eski bir mücadele yöntemidir, bugünün mücadele yöntemi değildir, yapmayın' dedi" diye konuştu.

Açlık grevlerinin siyasetçi açısından bir mücadele yöntemi olamayacağına işaret eden Üstün, çözümün hukuk içerisinde aranması gerektiğini vurguladı.
 

KAYNAK:
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER