ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL19°C
Sağanak Yağışlı
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 24 Eylül 2013 Salı 14:41

BDP’li Baluken: "Paketten umutvar değiliz"

BDPli Baluken: "Paketten umutvar değiliz"


BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Demokratikleşme Paketi'nden umutvar olmadıklarını söyledi.

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Demokratikleşme Paketi başta olmak üzere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baluken, son 6 aydır hükümetin Kürt sorununun çözümü için somut bir adım ortaya koyamadığını belirtti. Demokratikleşme Paketi'nin hazırlanma yönteminin demokratik olmadığını söyleyen Baluken, “AKP’nin kamuoyundan saklayarak, tüm Türkiye halklarından gizleyerek bir çalışma yürütmesinin doğru değil, bu süreç içinde ortaya çıkmış somut bir çalışma var ise başta partimiz olmak üzere bütün toplumsal kesimlerle ortaklaştıracak şekilde bir yol yöntem izlenmesi gerektiğini ifade ettik. 30 Eylül’de bu paket açıklanacak mı açıklanmayacak mı? Bilmiyoruz ama bahsettiğimiz yöntem ve metodoloji ile hazırlanan bir paketin daha başından beri antidemokratik bir içerik ile çıkacağını, Türkiye’deki demokrasiye katkı sunmak yerine AKP’nin siyasal programına katkı sunmayı amaçladığını ifade edebiliriz.” diye konuştu.

PAKETLE İLGİLİ UMUTVAR DEĞİLİZ

Paket ile ilgili umutvari bir noktada olmadıklarını söyleyen Baluken, “Beklenti yaratan ve içerisinden bir şey çıkmayan paketler değil, bir halkın varlığının kabul edilip edilmemesi hususu olduğunu vurgulamak istiyorum. Yani AKP, 30 Eylül itibari ile şunu ortaya koymalı. AKP Kürt halkını bir halk olarak tanıyor mu? Türkiye’deki bütün halkları, inançları, kimlikleri asimile etmeye çalışmadan kendi farklılıklarına saygı duyacak şekilde kabul ediyor mu etmiyor mu? İradesinin ortaya konmasıdır. Kürt halkının bir halk olarak varlığı tanınıyorsa bu halkın diline, kimliğine, kültürüne kısacası ortaya koymuş olduğu siyasal iradeye saygı duyulacak mı duyulmayacak mı? Beklentimiz AKP’nin, 30 Eylül’de yapacağı açıklamada bu belirttiğimiz hususlara cevap vermesidir. Burada beklenti yaratıp sihirli bir paketten farklı bazı sonuçlar elde etmeye çalışmak var olan toplumsal gerilim üzerinde giderek enerji biriktiren bir fay hattı üzerinde küçük enerji boşalmaları sağlayacak şekilde palyatif çözümlerle yaklaşmak bizce daha büyük sıkıntıların, sorunların gelecekte yaşanmasından başka herhangi bir sonuç vermeyecektir.” ifadesini kullandı.


Baluken, bir soru üzerine AKP’nin izlediği yol ve yöntemin sadece Başbakan’ın iradesinin esas alındığı, Başbakan’ın onayı ile şekillenen bir çalışmayı gündeme getirmek olduğunu kaydederek, “Bu yaklaşımla AKP toplumsal sorunları çözme yönünde politik çalışmalarını devam ettirirse ülkedeki sıkıntıların her geçen gün artacağı kanaatindeyiz.” dedi.

Baluken, Demokratikleşme Paketi’nin İmralı’ya gittiği yönündeki haberleri de yalanladı. Bir soruyu cevaplarken de, BDP’nin İmralı’dan bağımsız siyaset üretmediği yönündeki söylemlere de tepki gösterdi. Baluken, Kürt sorunun çözümündeki en önemli aktörün Öcalan olduğunu ifade etti.

ÖZEL OKUL FORMÜLÜNE TEPKİ

Özel okullarda çoktan seçmeli dil ile ana dilde eğitimin önünün açılacağı yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Baluken, bunun kendilerini ikna etmeyeceğini aktardı. Baluken, “Düzenleme yaparım ama bu düzenlemeden 'Kürt halkının parası olan yüzde 5’lik bir azınlık yararlanabilir' anlayışı, bu halkın talebini karşılama noktasında son derece eksik ve yetersiz kalır.” şeklinde konuştu.

28 ŞUBAT TUTANAKLARI

MGK’nın 28 Şubat tutanakları ile ilgili soruya karşılık Baluken, darbelere karşı olduklarının altını çizdi. Baluken, “Tutanaklar incelendiğinde Bir Genelkurmay Başkanı’nın ya da bir kuvvet komutanının halkın iradesini temsil eden bir Başbakan üzerindeki tahakküm kurma anlayışını gördük. Bunun hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunu ifade ediyoruz.” dedi.

DERBİ GERGİNLİĞİ

“Derbi ile ilgili, Çarşı ile ilgili tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki soruya karşılık Baluken, “Hükümetin yapmış olduğu açıklamalar çok çelişkili. Dün iki Sayın Bakan’ın, Sayın Başbakan Yardımcısı’nın yapmış olduğu açıklamaları bir araya getirdiğimizde çok çelişkili noktalar görüyoruz. Ortada şöyle bir gerçeklik var. Bilinçli olarak yaratılmış olan bir güvenlik zaafiyeti var. Binlerce taraftarın biletsiz olarak, herhangi bir kontrol yapılmadan içeri girmiş olması güvenlik zaafiyetinin bilinçli olarak yaratıldığı algısını bizlerde oluşturuyor. Olaydan sonraki açıklamalara bakıldığında daha çok Gezi direnişindeki pozisyonu itibari ile Çarşı grubunu hedefleştirmeye yönelen bir kampanyanın başlatıldığını görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER