ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Az Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 04 Nisan 2013 Perşembe 16:16

BDP'den AK Parti'nin teklifine destek

BDPden AK Partinin teklifine destek

BDP AK Parti'nin çözüm sürecine ilişkin Araştırma Komisyonu kurulması önerisine, CHP ve MHP'nin aksine destek vereceğini açıkladı.


BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, AK Parti’nin çözüm sürecine ilişkin Araştırma Komisyonu kurulması önerisine destek vereceklerini söyledi.

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ‘Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar Kürt sorununun çözümsüzlüğünden ötürü ortaya çıkan sorunların belirlenip demokratik siyaset çizgisinde çözülmesi, Türkiye’de demokratikleşmenin geliştirilmesi, toplumsal barışın tesisi ve özgürlüklerin genişletilmesi amacıyla’ Meclis Araştırması açılması içi önerge verdiklerini belirtti.

Bir gazetecinin, "Bu öneriniz AK Parti’nin verdiği önergenin alternatifi mi olacak?" şeklindeki sorusu üzerine Baluken, "Alternatif bir öneri değil." cevabını verdi. AK Parti’nin hazırladığı araştırma önergesini önemsediklerini, Parlamento’nun sürecin dışında kalmasını doğru bulmadıklarını aktardı. Baluken, "Yeni süreç ile ilgili mekanizmaların oluşmasının, bu sürecin biran önce tüketilerek asıl çözüm projelerinin devreye konmasının çabasını defalarca dile getirdik. AK Parti’nin önergesi bu yönüyle önemlidir. Ancak gerekçede eleştirilmesi gereken çok ciddi hususlar var. Sorunun Kürt sorunu olarak, Türkiye’nin demokratikleşmesi olarak adlandırılmasından çekinilmiş, terör sorunu olarak ortaya konmuş. Terörün bitirilmesi şeklinde de formüle edilmiş sorunlu bir tanımlama. Yaşanılan sorunun adı Kürt sorunu ve Türkiye’nin demokratikleşmesi sorunudur." diye konuştu.

Baluken, 90 yıllık terör sorunu olarak görülen bir zihniyetin algısından yola çıkılarak, yeni sürece denk düşecek bir önergenin gerekçelendirilmesinin doğru olmadığını söyledi. Baluken, "Yetersiz ancak Parlamento’nun inisiyatif alması ve yeni süreçte Parlamento’ya ait mekanizmaların kurulması için önemli ve desteklenmesi gereken bir önerge." ifadelerini kullandı.

"MHP’NİN TAVRI BİZİM İÇİN SÜPRİZ DEĞİL"

CHP ve MHP’nin, Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi Komisyonu’na üye vermeyecekleri yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Baluken, “MHP’nin tavrı bizim için sürpriz değil. Gönül isterdi ki MHP kan, gözyaşı ve acı dışında bu ülkeye hiçbir şey kazandırmamış mevcut politik yaklaşımını gözden geçirsin ve yeni süreçle ilgili yapıcı bir çaba içine girmenin gayretini göstersin.” dedi.

"GENEL BAŞKANLARINI BOŞA ÇIKARTACAK AÇIKLAMALARININ GEREKÇESİNİ MERAK EDİYORUZ"

CHP’nin süreçle ilgili net bir duruş ortaya koyamadığı eleştirisinde bulunan Baluken, “Kendi içindeki politik yapının parçalı olmasından kaynaklı hala tam olarak neyi savunduğunu bilmiyoruz; yeni süreçle ilgili hangi pozisyonda duracaklarını çözemedik.” şeklinde konuştu. CHP’nin bu süreçte ana aktör olarak mutlaka devrede olması gerektiğini söyleyen Baluken, “Tüm barış ve demokratikleşme süreçlerinde sosyal demokrat partiler o süreçlerin ana motoru olarak işlev görürler ancak CHP bu kimlikten son derece uzakta, statükocu anlayışı savunan, ulusalcı bir pencereden olaya yaklaşıyor." dedi.

CHP’nin komisyonla ilgili tavrının, Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyduğu çerçeveyi yok saydığını ileri süren Baluken, "Açıklamayı talihsizlik olarak görüyoruz.” ifadesini kullandı. CHP’nin siyasal pozisyonunu yeniden gözden geçirmesi gerektiğini kaydeden Baluken, “Kendileri ile yeniden fikir alışverişi yapmayı düşünüyoruz. Ancak ne olursa olsun CHP ve MHP’nin tavrında bağımsız olarak komisyonun çalışmasını yürütmesi için çaba içinde olacağız.” diye konuştu. Baluken, "Kendi, genel başkanlarını boşa çıkartacak söylem ve açıklamalarda bulunuyorlar. Bunun hangi gerekçelerle olduğunu öğrenmek istiyoruz."dedi.

Komisyonun iki partiden oluşması halinde meşruiyetinin tartışılıp tartışılmayacağının sorulması üzerine Baluken, "Meşruiyeti sağlayan asıl şey komisyonun ortaya koyacağı çalışmalardır. Komisyonun önüne konan görev tanımı 90 yıldır ülkede yaşanan özgürlüklerle ilgili yaşanan süreçlerle ilgili çalışmalardır. Bu doğrultuda Kürt sorunu ile ilgili tüm süreçlerin barışçıl bir politika şeklinde sonlandırılması. Bundan daha meşru bir görev tanımı ya da çalışma alanı olabilir mi?" cevabını verdi.

KAYNAK:
CİHAN
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER