ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 25 Ekim 2014 Cumartesi 07:07

Bakan Çelik: IŞİD niye Kobani'ye geldi, proje, dizayn izlenimi var

Bakan Çelik: IŞİD niye Kobaniye geldi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Yugoslavya'da yapılan dizaynın Ortadoğu'da uygulanmak istendiğini öne sürdü.


Suriye'de 'IŞİD' adında bir örgüt olduğunu belirten Çelik, "Vuruyor, kırıyor, kesiyor, doğruyor. Bu örgüte giydirilen mezhebi bir özellik var. Ama bu örgüt nerede Sünni toplum varsa onların üzerine gidiyor. Çok anlamlı değil mi? Biraz düşünmenizi istiyorum. Kobani’ye niye geliyorsun? Kobani, Suriye’de Kürtlerin yaşadığı bir bölge. Bir yere gidiyordunuz, oradan niye dönüp de niye Kobani’ye döndünüz? Bunların hepsi izaha muhtaç konulardır. ‘Mezhep farklılığı var’ diyorsunuz, mezhep çatışması görüntüsü de vermiyorsunuz. Ama bir dizayn görüntüsü veriliyor, Ortadoğu’nun, o coğrafyanın bir projenin, bir planın uygulandığı izlenimini alıyorsunuz. Cümleleri hassas seçmek durumundayız, kelimeler de çok önemli diplomaside onun için son derece arif bir toplum olarak ne söylemek istediğimi çok iyi anlıyorsunuz" dedi.

"TÜRKİYE'NİN TEK SIĞINILACAK ÜLKE OLDUĞUNU HERKES GÖRECEK"

Bursa Çelik Palas Oteli’nde düzenlenen 36. Rumeli Bursa Buluşması’na katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Avrupa Birliği’nden (AB) gelen bakanların Ortadoğu’daki ortamı Çelik Palas Otel'deki yemek masasında oturdukları gibi gördüklerini dile getirdi. Avrupa Konseyi Başkanı ile iki gün önce Roma’da toplantı yaptığını belirten Çelik, şunları söyledi: "Avrupa’dan gelip değerlendirme yapıyorlar ki tıpkı yemek masasında oturur gibi değerlendirmeler yapıyor. Sanki bölge öyleymiş gibi. Bursa’yı izler gibi değerlendirmeler yapıyorlar. Belçika’dan bakıyor; gördükleri doğrultusunda; birikimleri doğrultusunda Güneydoğu’daki, Irak’taki, Suriye’deki olayları değerlendiriyor. Roma’da iki gün önce Avrupa Konseyi Başkanı ile görüştüm. Avrupa konseyi başkanında bakış açısına hayret ettim. Geldiklerinde Ankara’ya, İstanbul’a İzmir’e gelip buradan geri dönüyorlar. Gelin Şanlıurfa’yı ve Hatay’ı görün ki ne oluyor ne bitiyor aradan görün de Suriye ve Irak olayını yerinde görerek Avrupa’dan öyle konuşun. Orasını görmeden yaşananları nasıl anlayacaksınız. Birilerinin anlattıkları ile Avrupa’ya yön vermeye çalışıyorlar. Bu son derece yanlış bir yaklaşımdır. Türkiye’nin tek sığınılacak bir ülke olduğunu herkes görecek. Herkes ülkesinden kaçıyor. Iraklılar kaçıyor, bazen İranlı kaçıyor, Bazen Suriyeliler ve civar bölgedeki tüm halklar gele gele gelebilecekleri Türkiye Cumhuriyeti’dir. Şu anda gelen Suriye ve Iraklı 2 milyona yaklaştı. Bir an için düşündüğünüzü farz edin, Allah göstermesin. 76 milyonun başına böyle bir şey gelse bizim sığınacağımız bir ülke olmadığını unutmadan bu şerefli şehit kanlarıyla sulanmış olan topraklarda şerefli bir şekilde yaşamanın ne kadar anlamlı olduğunu ancak o zaman anlayabiliriz. Aksi taktirde anlamak mümkün değil ve oradaki nüfus hareketliliğini başka türlü anlamak mümkün değil. Allah kimseyi vatansız bırakmasın."

"SURİYE’DEKİ BU KATLİAMLARA KARŞI TÜRKİYE OLARAK ÇİZGİYİ ÇEKTİK"

Türkiye’yi bu kaos ortamına çekmek isteyenlerin olduğuna dikkat çeken Bakan Çelik, "Suriye ile biz çok iyi dosttuk. Bir ara ben devlet bakanlığında, ‘bakan arkadaşlarla görüşeyim’ dedim, Türkiye’de bakan kalmamıştı, bakanların tamamı Suriye sınırında Suriyeli bakanlarla anlaşma yapıyorlardı. Çok güzel ilişkilerimiz vardı. Şimdi burada çok farklı yaklaşımlar sergileniyor, ‘Böyle iyi ilişkileriniz vardı da ne oldu Suriye ile aranızda?’ diye. Arap baharı çerçevesinde meydana gelen olaylarda Suriye'de katliamlar başlayınca biz açıkça söyledik; ‘insan mı, dostluk mu?’. İnsanlar katledilsin dostluk devam edilsin, yoksa insanlar yaşasın da dostluğumuzla birlikte mi yaşasın konusunda çok net şekilde Suriye’deki bu katliamlarına karşı Türkiye olarak çizgiyi çektik. Sayın Başbakanımız, Dışişleri Bakanlığı döneminde bu konuyla ilgili saatler süren toplantılar gerçekleştirdik. Türkiye, Suriye’nin yanındaydı, yönetiminin de yanındaydı. Ama; yönetim öldürmeyi tercih etti. Öldürmeyi tercih edince bu kaosun Türkiye’deki yansımalarını çok iyi gördü. Yönetim, Türkiye’nin bu ikazlarını dinlemedi, öldürmeyi, bombalamaya, yakmaya devam etti. Türkiye’de bunun karşısında Suriye halkından yana tavır koyarak gelmek isteyenlere kucak açtı" şeklinde konuştu.

"IŞİD NİYE KOBANİ’YE GELDİ, PROJE İZLENİMİ VAR"

Türkiye’nin bu kaosun içine çekilmek istenildiğini anlatan Çelik, şöyle devam etti: "Türkiye ne yaptığını bilen bir ülke. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Ama bunun yanında en önemli hadise; çözüm sürecini akamete uğratmaya dönük bir yönü de var bu gelişmelerin. Birazcık düşünün. Suriye’de, ‘IŞİD’ denen bir örgüt var. Vuruyor, kırıyor, kesiyor, doğruyor. Bu örgüte giydirilen mezhebi bir özellik var. Ama bu örgüt nerede Sünni toplum varsa onların üzerine gidiyor. Çok anlamlı değil mi? Biraz düşünmenizi istiyorum. Kobani’ye niye geliyorsun? Kobani, Suriye’de Kürtlerin yaşadığı bir bölge. Bir yere gidiyordunuz, oradan niye dönüp de niye Kobani’ye döndünüz? Bunların hepsi izaha muhtaç konulardır. ‘Mezhep farklılığı var’ diyorsunuz, mezhep çatışması görüntüsü de vermiyorsunuz. Ama bir dizayn görüntüsü veriliyor, Ortadoğu’nun, o coğrafyanın bir projenin, bir planın uygulandığı izlenimini alıyorsunuz. Cümleleri hassas seçmek durumundayız, kelimeler de çok önemli diplomaside onun için son derece arif bir toplum olarak ne söylemek istediğimi çok iyi anlıyorsunuz."

"ÇÖZÜM SÜRECİNİN AMACI KARDEŞLİK PROJESİ, BİR ARADA YAŞAMA PROJESİ"

Türkiye’de 30 yıldır 50 bine yakın insanın terör belasından dolayı hayatını kaybettiğine dikkat çeken Faruk Çelik, şunları söyledi: "Türkiye çözüm sürecinde bir şey gerçekleştirmek istiyor. ‘Önce kendi içimizde birliği, dirliği sağlamak istiyoruz’ diyor Türkiye. Ama bir bakıyorsunuz hiç beklenmediği anda Kobaniýe bir saldırı gerçekleşiyor. Ve çözüm sürecinin amacı kardeşlik projesi. Amacı; bir arada yaşama projesi. Bir arada yaşamayı nasıl gerçekleştirebiliriz, derdimiz bu. Bunun da akamete dönük bazı gelişmelerin yaşandığını unutmayalım. Yeni bir dizayn var. Bu dizaynın Balkan coğrafyasındaki versiyonlarını herkes çok iyi biliyor. Yugoslavya 7 parçaya ayrıldı. Halen birilerine göre 7 parçaya daha ayrılması gerekiyor. Gizli bazı unsurlar mevcut kurulan devletçiklerin bile bölünmesi konusunda gayret içerisine giriyor. Ama şimdi 7'ye ayrılan Yugoslavya’da hangi devletin yetkilisi ile görüşürseniz görüşün size şunu söyler; 'keşke Yugoslavya olarak kalsaydık, keşke birlikte yaşamanın o güzel tadını birlikte sürdürseydik'. Ama şimdi 2 milyonluk, 5 milyonluk devletçikler haline getirilen bir anlamda kolay lokma bir anlamda kolay yönetilebilir bir anlayışın Ortadoğu versiyonuyla karşı karşıya olduğumuzu unutmamamız lazım. Bundan dolayı gerek Suriye’deki gelişmeler gerekse Irak’taki gelişmeler gerekse bunların etkileri ile Türkiye’de oluşturulmak istenen atmosferin 76 milyon tarafından çok hassas değerlendirilmesi gerekiyor. Ucuz politik malzemesi yapılmaması gerekiyor. Çok kritik bir süreçten geçtiğimizi unutmadan bizim bölgeye dönük politikamızı akıllı bir şekilde Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda sürdürmemiz gerekiyor."

"VANDALLARDAN HESAP SORACAĞIZ"

Yaşanan vandallıkların hepsini herkesin gördüğünü ifade eden Çelik, şu görüşleri dile getirdi: "Burada da amacımız; vatandaşın güvenliğini korumaktır. Demokrasi güzel, Avrupa standartlarının önünde düzenlemeler yapmak güzel, Türkiye bu cesareti gösterdi. Çok önemli yasalar çıkardık biz 2004, 2005 ve 2006 yıllarında. O yasal düzenlemeleri gerçekleştirdik; ama bunların nasıl istismara yol açtı, hep beraber gördük. Onun için demokrasiye evet, insan hakları evet, onurlu bir şekilde şerefli bir şekilde yaşayan vatandaşın yaşama zevkinden, kalitesinden bir şey kaybettirmeden, onun huzurunu kaçırmaya çalışanlara hayır diyen bir yapılanmayı da önümüzdeki günlerde parlamentoya taşıyoruz. İnşallah bu vandalların hesabını soracak olan Türkiye Cumhuriyeti devletidir kimsenin endişesi olmasın."

"1200 TEDBİR ALIYORUZ"

Geceye yaklaşık iki buçuk saat geç katılan Faruk Çelik, mazeretini salondakilere şöyle anlattı: "Geleceğe dönük Türkiye’yi bekleyen risklere karşı 23 dönüşüm programı açıklanacak. Sayın Başbakan önümüzdeki günlerde geleceğe dönük Türkiye'yi bekleyen risklere karşı 23 dönüşüm programını açıklayacak. Bu dönüşüm programı içinde 1200'ün üzerinde tedbir, çözüm ve reformlar var. Bu küresel ekonomi tabloyu gören, bundan etkilenmeme adına önlemlerini çok önceden alan Türkiye olduğundan bu süreçleri son derece başarı ile atlatabiliyor. Önlem paketleri Türkiye'nin önünü açıyor. Türkiye, yüzde 5'in üzerinde büyümeyi harekete geçirebilecek noktadadır. İnşallah kısa sürede bunları yakalayacağımız inancı içindeyiz." Konuşmaların ardından Bakan Çelik, yeni üyelere rozetlerini taktı.













KAYNAK:
CİHAN
ÖNCEKİ HABER

Bremen'in Alevilik kararı uyumu bozmak için

SONRAKİ HABER

Arınç’tan duygusal açıklama