ÖNE ÇIKANLAR :
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 28 Aralık 2012 Cuma 02:27

Arınç: ''Ümitli olmak lazım''


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, başkanlık sistemiyle ilgili, ''4 partinin de anlaşamadığı bir konuyu bir kenara çekmek zorunda kalacağız. Fakat şu olabilir, mevcut sistem içerisinde cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle birlikte yetkilerinin yeni anayasa çalışmasıyla yeniden belirlenmesi gündeme gelebilir'' dedi.

Arınç, Kanal D Televizyonunda yayınlanan, ''32. Gün'' programında gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.

''Sizin zaman zaman çıkışlarınız olduğunda 'AK Parti'nin vicdanıdır, dobra dobra içinden geleni söyleyen bir insandır' öyle tanırız sizi. Fakat zaman zaman sizin vicdanınızla Başbakanın vicdanı üst üste oturmuyor. Diyarbakır Emniyet Müdürü'ne destek verdiniz, Başbakan 'hayır' dedi. 'Bu durumda dağa çıkardım' dediniz 'dağa çıkılır mı' dedi. Bu görüş farkı olabilir ama ardından siz geri adım atıyorsunuz 'ben öyle demek istemedim' diye. Başbakandan korkuyor musunuz-'' sorusu üzerine Arınç, Başbakan Erdoğan'ı yıllardan beri tanıdığını, bir ağabey kardeş ilişkisinin dışında yıllardır beraber siyaset yaptıklarını, aynı doğrulara birlikte koştuklarını söyledi.

''Bugün Başbakan Yardımcısıyım. Ona hürmette kusur etmem, onunla yine aynı doğruları paylaşırız. Partimin genel başkanıdır, ona itaat ederim, gösterdiği hizmetleri yaparım. Alınan hükümet kararlarını uygulama noktasında onun söylediklerinin dışına çıkmam'' diyen Arınç, ''Şuna dikkat etmemiz lazım, biz tornadan çıkmış insanlar değiliz. Benim farklı bir uslubum, farklı düşüncelerim olabilir. O düşünceleri hayatım boyunca özel düşüncelerim olarak ifade ederim ve muhafaza ederim'' ifadesini kullandı.

Kendisine ne sorulursa bildiği takdirde cevabını verdiğini dile getiren Arınç, ''Bu cevabı verirken de sağa sola bakmam. Bana kim ne der, ne demez- Bunların ölçüsünde olmam ama şuna dikkat ederim, her söylediğim doğru olmalı ama her doğruyu her yerde söylemek doğru değil. Siyaseten böyle olması lazım'' diye konuştu.
    
''Bütünden çıkan anlama bakılır''
    
Evrensel hukuk kurallarında da konuşmanın sadece bir cümlesine değil, bütününden çıkan anlama bakıldığını vurgulayan Arınç, şöyle devam etti:

''Konuşmanın bütününde güzel bir şey var ama içinden cımbızla çıkarırsanız, o sorunlu bir cümle olabilir. Emniyet Müdürünün sorunlu cümlesi de şu; 'Dağda ölen teröriste ağlamayan da insan değildir' ama onun dışında da konuşmuş. Ben bütününü alarak söylüyorum. Sayın Başbakan o cümleden bahisle, 'hayır, biz ağlamayız veya ağlayan yanlış yaptı' diyor. Nedir endişesi Sayın Başbakanımızın, bir, terörle mücadelede bir zafiyet olur mu- İki, Türkiye'de şehit aileleri var. Hepimiz acılarını yakından biliyoruz. 'Şehide ağlamak gerekirken, teröriste ağlamak neyin nesi' diyenler çıkabilir. O cümleyi hedef alarak yaptığı eleştiriyi haklı buluyorum ama ben bütününü dikkate alarak bunun insancıl bir yaklaşım olabileceğini söyledim. Niye biliyor musunuz- Bizim askerimiz şu anda hukuk içinde terörle mücadele etmeye çalışıyor. Teröristin ağzına sigara veriyor, üstüne parkasını giydiriyor, karnını doyuruyor. Onu annesine götürmek için bir gün mağaranın ağzında dil döküyor. Şimdi bu insani yardımı götüren bir terörle mücadele anlayışında dağa çıkan da bir insandır.''

Öğrencisi olduğu Faruk Erem'in, ''Bir Ceza Avukatının Anıları'' kitabındaki, ''Suçluyu kazıyın, altından insan çıkar'' cümlesini paylaşan Arınç, ''Suçludur ama insandır. Onu o suça iten sebepleri de ayrıca düşünmemiz lazım'' ifadesini kullandı.

''Dediğiniz doğruydu. O işkenceyi gören dağa çıkardı'' denilmesi üzerine Arınç, ''Çıktı da zaten. Geçmişte bu yaşandı'' diye konuştu.

Arınç, şunları söyledi:

''Bu cümleler sebebiyle Başbakanın birkaç tane endişe duyduğu konu olabilir. Başbakan, ülkeyi yöneten sıfatıyla benim gördüğüm açıdan değil, bir başka açıdan olaya bakmış olabilir. Ben onu anlayışla karşılıyorum ama bunları çark ederek değil. Bu cümleye, bu cümleye dikkat ederseniz burada sorun olabilir ama ben konuşmanın bütününde burada bir acının olduğunu söylüyorum. 'Bu acıyı paylaşmazsanız, bu sebepleri ortaya koymazsanız, terör bir sonuçtur, bu sonuca varamazsınız' diyorum ve arkadan ekliyorum, 10 yıldır AK Parti hükümetleri döneminde çok şükür artık ret ve inkar yok, işkence, faili meçhul yok. Aksine bunların yargılandığı bir Türkiye'deyiz. Bu sonuçlara bakmadan içindeki sorunlu cümleleri görürseniz eleştiren herkese de haklılık payı vermek lazım.''
    
''Beni üzecek, kıracak bir hareketi olmadı''
    
Başbakan Erdoğan'ın, kendisine bu iki konuda, ''Şurası yanlış oldu'' demediğini belirten Arınç, şöyle dedi:

''Saygısından, nezaketindendir ama konuşmada yeri geldiğinde de şüphesiz benim konuşmamı hedef alarak bir cevap verdi. Ne kadar doğru, ne kadar yanlış onu eleştirecek durumda değilim ama ben ne maksatla bu sözleri söylediğimi bir başka vesileyle de izah ediyorum. Beni üzecek veya beni kıracak bir hareketi bugüne kadar hamdolsun hiç olmadı. Bundan sonra da olmayacaktır. Onu bana söylediği zaman beni üzeceğini tahmin eder ama yeri geldiğinde de Başbakan sorumluluğuyla bu sözleri eleştirir, eleştirebilir. Ben bundan hiç yüksünmüyorum.''
    
''Benim yapımı herkes bilir''
    
''AK Parti'yi kuran, bugüne taşıyan 3 kişisiniz. Bülent Arınç, Gül, Erdoğan. '3 kişiyiz 2'si başbakanlık yaptı. Cumhurbaşkanlığı yapacaklar. Ben de şunu yapacağım' diye geçmiyor mu içinizden-'' sorusuna Arınç, ''Geçmiyor ki her şeyi çok önceden söylemek gibi bazılarına göre bir yanılgı içindeyim. Daha iki senemiz var. Allah ömür verirse ben şimdiden seçimlerde yokum. Artık bir dönem en azından sonrasını bilemem tabii ne milletvekili ne belediye başkanı olmayacağını söyleyen bir insanım'' yanıtını verdi.

''Bir 8 aylık Başbakanlık istemez mi insan-'' denilmesi üzerine Arınç, şöyle konuştu:

''Benim yapımı herkes bilir. Bu tür şeylerin beklentisi içinde değilim. Biz 3'ümüz de, 5'imiz de veya 10'umuz da hizmet ve görevden başka bir şey bilmiyoruz. Allah bizi nereye kısmet eder, bu ülkeye hizmette bize hangi görevler nasip olur- Biz hepsine varız. Meclis Başkanlığı'ndan ayrıldığımda Sayın Başbakan'a 'ben sade milletvekili olmak istiyorum. Bana nerede görev düşüyorsa orada görev verin' dedim. İki sene hiçbir görev almadım. Sonra beni hükümete aldılar. Dolayısıyla ne 8 ayında, 10 ayında ne daha sonrasındayız ama şartlar o noktaya geldiğinde şüphesiz tekrar Türkiye gerçeğine bakacağız.''

''Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olacağı, Abdullah Gül'ün Başbakan veya başka bir görev alacağı konuşuluyor. Bir sistem değişikliği yaşanıyor. Bu partinin 3 ağabeyi olarak ne oluyor diye konuşmuyor musunuz-'' sorusuna karşılık Arınç, ''Ben şahsen konuşmadım. Bizde 'olanda hayır vardır' diye bir ölçü var'' dedi.

Meclis, Cumhurbaşkanını anayasada yazdığı şekliyle seçmiş olsaydı bugün halkın seçiminin gündeme gelmemiş olacağını vurgulayan Arınç, şunları söyledi:

''Mesela 367 ucubesi diye bir şey olmasaydı. Siyasetçiler ona sarılmasa, Baykal'ı kastediyorum. Anayasa Mahkemesi de altına nasıl imza attı hala bilemem. Meclis, Cumhurbaşkanını seçecekti ve Meclis'in Cumhurbaşkanı seçmesi devam edecekti ama önümüze o engel gelince iki şey yaptık, 'artık bu mecliste cumhurbaşkanı seçilmez, o zaman halk seçmeli' dedik, anayasayı değiştirdik, ikincisi milletvekillerinin 5 yılını 4 yıla indirdik. 367'yi kaldırdık. Onun yerine çoğunluğu başka bir rakam olarak koyduk. Kaderi zorlamamak lazım.''

Başbakan Yardımcısı Arınç, Başbakan Erdoğan'ın, 1991 seçimlerinde tercihli oyla milletvekili olamadığını ancak ''kaderi zorlamam'' diyerek itiraz etmediğini, 3 sene sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na geldiğini belirtti. Arınç, ''91'de girseydi bu çizgi devam etmezdi. Ben kendi hayatımdan da bunu biliyorum. Dolayısıyla her şey normal çığrında devam ederse biz 2014'te halkın seçtiği bir cumhurbaşkanını hep beraber göreceğiz. Ondan sonraki süreç parti içinde nasıl olacak, milletvekili seçimlerinden sonra AK Parti iktidarı nasıl şekillenecek zamanı geldiğinde düşüneceğiz'' diye konuştu.
   
''Ümitli olmak lazım''
    
''Bugünkü yetkilerle anayasayı değiştirmeye sayınız yetmiyor. Anayasa Uzlaşma Komisyonu'ndan netice alınamazsa, hiçbir değişiklik olmazsa ileride cumhurbaşkanı, başbakan kim olacaksa bunlar sürtüşürler' diyorlar. Aynı fikirde misiniz-'' sorusu üzerine Bülent Arınç, cumhurbaşkanının sahip olduğu yetkilere karşın vatan hainliği dışında sorumluluğu bulunmadığını anımsattı.

Halkın seçeceği cumhurbaşkanının mevcut yetkilerle devam edeceğini belirten Arınç, şunları söyledi.

''Nerede ne çıkar- Onu şu anda görmek mümkün değil. Şöyle de söylenebilir. Halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı olacak, AK Parti iktidarı olacak, onun bir başbakanı olacak. O cumhurbaşkanı ile bu başbakan arasında bir çelişki veya çatışma çıkar mı- Şu anda yeni bir sistemin üzerinde çalışıyor Anayasa Uyum Komisyonu. Hatta AK Parti'nin teklifiyle başkanlık sisteminin farklı konseptleri de tartışmaya açıldı ama şu ana kadar bildiğim kadarıyla 3 parti buna rıza göstermedi. Dolayısıyla 4 partinin de anlaşamadığı bir konuyu bir kenara çekmek zorunda kalacağız. Fakat şu olabilir, mevcut sistem içerisinde cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle birlikte yetkilerinin yeni anayasa çalışmasıyla yeniden belirlenmesi gündeme gelebilir. Yıl sonuna geldiğimiz için komisyonun görev süresi de bitiyor. İnisiyatif Meclis Başkanı'nda, derse ki 'neredeyse sonuna geldik, yıl bitiyor diye bu işi bitirmeyelim 3 ay daha çalışalım' ve Sayın Başbakan ve diğer genel başkanlar rıza gösterirse bu komisyonun çalışmaları sürecek ve ben eminim iyi şekilde sonuçlanacak. Ümitli olmak lazım.''

''Olmadığı takdirde tehlike görmüyor musunuz-'' sorusuna karşılık, tehlike görmediğini belirten Arınç, ''Sürtüşme belki olabilir veya yetki karmaşası olabilir veya ülke yönetiminde farklı bir tablo mu ortaya çıkar. Tehlike olarak görmüyorum. Uygulama sırasında çelişkiler olabilir. Herkes kendi yetkisini bir şekilde kullanmaya kalkarsa ortaya başka çelişkiler çıkabilir'' ifadesini kullandı.

''Erdoğan cumhurbaşkanı, biriniz de AK Parti içinden başbakan olacak senaryosunda konuşuyorsunuz'' denilmesi üzerine Arınç, isim zikretmediğini söyledi.

''Yarın başka bir cumhurbaşkanı seçilebilir, başka partinin çoğunluğu olabilir. O zaman birbirine girecek'' denilmesine karşılık ise Arınç, ''Girmez, iyimser olacağız. Girerse de her şeyin sorunu demokrasi. Demokrasinin kalbi Meclis. Bir anayasa değişikliği yapılır geçer gider. 2013 daha iyi olacak, 2014 daha iyi olacak. Türkiye artık yeni bir Türkiye, çelişki, yetki karmaşası olursa bunun çaresi TBMM'' dedi.

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER