ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL3°C
Kar Yağışlı
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 04 Şubat 2013 Pazartesi 14:15

Arınç: "Gel bakalım Öcalan' diyemeyiz"

Arınç: "Gel bakalım Öcalan diyemeyiz"

Başbakan Yardımcısı Arınç, hükümetin İmralı sürecinin içinde yer almadığını söyledi.


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İmralı ile görüşmelere ilişkin, “Hükümet, Başbakan, bakan olarak, 'Gel bakalım Öcalan, seninle oturalım, pazarlık yapalım.' diyemeyiz. Bunu dersek millet bizi affetmez, böyle bir şey olmaz.” dedi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, Manisa'da yeni açılan AK Parti il başkanlığı binasında düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin İmralı görüşmelerine yönelik sorusu üzerine, sürecin içinde şu anda hükümetin bulunmadığını, böyle bir sürecin Türkiye şartları içerisinde bir yol haritasına bağlı olduğunu söyledi. Bu süreçte MİT'in görev aldığını kaydetti. Dünyadaki bütün istihbarat teşkilatlarının kanundışı örgütlerle mücadele konusunda kendisine verilen görevi yerine getirdiğini, Türkiye'de de MİT'in önleyici çalışmalar yaptığını, bu sayede faillerin, "elini tabancayı götüremeden" yakalandığını ifade etti. Arınç, şunları kaydetti: “Bunları gazeteler yazmıyor. '100 kilo patlayıcıyla, şu plakalı araç, şuradan şuraya gidiyor.' diye haber alsak, biz bunu bütün Türkiye'de takip ediyoruz. Takip ettiğimiz bir yerde de kıstırıyor, yakalıyoruz. O patlayıcı hedefine kadar gitse ikinci bir Gaziantep, ikinci bir Kayseri faciası olabilirdi. Emniyet ve askeri istihbaratın da MİT'in de tek gayesi vardır, suçun işlenmesine engel olmak, önceden haber almak. Çok büyük bir olayı çok küçük şeyle atlatmış olabilirsek bu, istihbaratın faydasıdır. Burada MİT, PKK gibi acımasız bir bölücü terör örgütüyle mücadelede çok önemli rol üstleniyor. Denilmiş ki, 'Öcalan'la temas kurulursa, bundan sonrası için bir şeyler yapılabilirse örgüt silah bırakabilir.' Bu bir varsayım. Gerçekleşme ihtimali var mı? Bakmışlar olabilir. Ondan sonra ne yapılacak? MİT kendisiyle bir irtibat kurmuş. Bu irtibatın sonunda, 'Ben bazılarıyla görüşmek istiyorum.' demiş. Bazıları gittiler görüştüler. 'Bundan sonra şöyle şöyle de olabilir.' MİT'in aklı yatarsa, 'Peki o da olsun.' diyebilir. Şimdi ne Başbakanımız ne içimizden birimiz ne de parti grubumuzdan bir kimsenin bu görüşmelerle en küçük ilgisi bile yok. Olsaydı 'AK Parti işin içinde', 'Hükümet işin içinde,' derlerdi.''

MİT'in yürüttüğü görüşmelerin siyasi bir karar alma gerekliliği noktasına gelmesi durumunda bunu öncelikle AK Parti ve hükümetin, daha sonra Meclis'in alacağını vurgulayan Bülent Arınç, “Şu anda biz daha işin neticesinin bir ışığını görme noktasında değiliz. Sadece bu bile milletimizde, 'terör bitecek' diye bir heyecana, ümide yol açtı. Hakkari'de bile sanki güneş açtı, insanlar sokağa çıktılar, hal hatır sormaya başladılar. Artık kepenkler açıldı. 'Türkiye çözüme gidiyor.' diye bir heyecan duydular.” dedi. Çözüm umudu ve heyecanını Manisa'da da Diyarbakır'da da Şırnak'ta da görmenin mümkün olduğunu belirten Arınç, güvenlik güçlerinin etkili çalışmasıyla terör örgütünün acımasız eylem yapamaz duruma geldiğini, son altı aydır çökmüş halde olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin 30-35 yıldır terör yüzünden büyük kayıplara uğradığını, bu meselenin bitmesi için çaba sarf ettiklerini dile getiren Arınç, toplumun desteğinin yanlarında olduğunu söyledi: “Bu işi bitirmek için elimizden gelen, aklımızın erdiği her şeyi yapıyoruz. Biz MHP, CHP gibi zaman tünelinde kalmış partilerden değiliz. Eğer silahla, öldürmekle, bombalamakla bu işler çözülmüş olsaydı 1990, 1991, 1992, 1993'te çözülürdü, 1999'da Öcalan yakalandığında çözülürdü. Gerisini söylemeyeceğim ama çözülmedi. Demek ki o zaman silahla çözüm noktasından biraz uzaklaşmış, aslında ekonomik, siyasi, toplumsal başka şeyler de yapmamız gerektiğine inanmış noktadayız. Bunu AK Parti yapacaktır. Millet AK Parti'ye inandığı için bu süreç başladığından şu ana kadar yüzde 80 desteği hükümetimizin arkasındadır. Medyanın, halkın, sivil toplum kuruluşlarının, şehit ailelerinin desteği, 'Bu işin çözün, biz size güveniyoruz.' noktasında AK Parti'nin arkasındadır. Yeter ki biz yanlış yapmayalım. Milletimizin bu güvenini boşa çıkaracak bir şey yapmayacağız.” şeklinde konuştu.

Süreçle ilgili değerlendirme yapmanın sürece zarar verebildiğine işaret eden Başbakan Yardımcısı Arınç, “Ortada sıcak bir hava var. Milletvekilimin bir tanesi böyle edepsizlik yapmış, öbürü yanlış bir şey demiş. Konuşmasalar keşke, bunları yapmasalar keşke ama milletin bunlara başını çevirip baktığı yok. Milletin gözü, bu işin sonuçlanacağı konusunda hükümetimizin üzerinde. Duası arkamızda. Millet bize güveniyor. Size güvenseydi, sizi işbaşına getirirdi. Sizden nefret ettiği için bak CHP 63 senedir tek başına iktidara gelemiyor. 63 sene yahu, emeklilik yaşı. Danışmanım bile 65'e girdi, emekli oldu, CHP hâlâ iktidara gelemiyor. Yüzde 25'i aldı mı oynuyor, seviniyor, davul çaldırıyor. Biz ise 15 aylık partiyken tek başına iktidara geldik, yüzde 50'lere geldik.” dedi.

Bir gazetecinin, ''İmralı'yla ikinci görüşme olacak mı?'' sorusu üzerine Arınç, bunun MİT inisiyatifinde yürütülen bir süreç olduğunu, Ahmet Türk ve Ayla Akat Ata'nın Öcalan'la görüştüğünü belirtti. Bülent Arınç, şunları söyledi: “Örgütün silah bırakması ve Türkiye sınırları dışına çıkmasının, bu görüşmeler devam ettikçe belki sağlanabilecek bir sonuç olduğunu ifade etmişlerdir. Daha sonra BDP'li eşbaşkanlar, Bizim de gitmemiz lazım.' diye konuştu. Bu, parti açısından kendilerinin söyleyeceği bir söz, garip bir şey değil. Giden iki milletvekili de BDP milletvekiliydi. Her ne kadar Ahmet Türk resmen BDP'li olmasa da, bağımsız milletvekili sayılsa bile. Bildiğiniz gibi Bakanlar Kurulu toplantısından sonra İmralı ile yapılacak görüşmelerin statüsünü açıklamıştım. İnfaz Kanunu'nun bazı hükümleri var. Ziyaretçi Yönetmeliği'nin hükümleri var. Eğer bir veya birkaç milletvekili, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum bir insanla görüşmek isterse, bu Öcalan da olabilir, bir başkası da olabilir, bildiğiniz gibi Öcalan'ın yanında 5aynı cezadan hüküm giymiş beş kişi var. Ayrı yerde kalıyorlar ama zaman zaman biraraya gelebiliyorlar, çünkü infazları aynı hükme tâbi. Bunlardan birisini milletvekili ve milletvekilleri ziyaret etmek isterse bu konuda karar verme yetkisi Adalet Bakanlığı'na aittir. Bakanlık bunu değerlendirir, 'Uygun görmedim' der, bugüne kadar olduğu gibi izin vermeyebilir. 'Uygundur, şunlar şunlar gidebilir.' der. Gittikleri zaman da nasıl görüşme yapılacağı yönetmelikte anlatılmıştır. Bildiğim kadarıyla birkaç milletvekilinin yeniden adaya gitme isteği olmuştur. Bu konu, Adalet Bakanlığımız tarafından halen inceleniyor. Talep hakkında bir karar verilmedi, verilebilir. Şu ana kadar gitmeleri konusunda bir karar verilmemişse bu ret anlamına gelmez, verilmeyeceği anlamına gelmez. Günü geldiğinde, 'Şunlara şunlara izin verilmiştir.' denebilir. Bence süreci böyle takip etmekte fayda var.”

Seçimlerden sonra yayımlanan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bulunduğu bir karikatürü hatırlatan Arınç, ''Tayyip Bey onlara diyor ki, 'İçinizden hanginiz bana oy verdi?' Sonunda bak, Allah ne güzel denk getiriyor. Kılıçdaroğlu'na televizyonda soruyorlar, 'Cumhurbaşkanı adaylarından biri Abdullah Gül olursa oy verir misin?' diye. 'Veririm tabii.' diyor. Yani ne oldu? Tayyip Bey'in sözü yerine geldi. Hanginiz bize oy verdiniz? Birisi hazır, öbürü de bekliyor. Böyle olacak arkadaşlar. Bu gurur değil, milletimizin kararı. Allah'a hamd ederiz ki son anketlerde AK Parti yüzde 54'tür, CHP 21-22, MHP ise 11-12 bandındadır.'' diye konuştu. 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER