ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL9°C
Yağışlı
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 24 Mayıs 2013 Cuma 23:08

"Anayasa Mahkemesi'ne götürme düşüncemiz yok"


CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, "Nasıl üçüncü köprünün güzergahına, Kars'taki heykelin yıkılmasına, üçüncü havaalanının nereye inşa edileceğine Başbakan karar veriyorsa, kime içki ruhsatı vereceğine de Sayın Başbakan karar verecektir" dedi.
     Hamzaçebi, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin alkollü içki sınırlaması adı altında Türkiye'de alkollü içkiyi yasaklaması sürecini başlatmaya yönelik teklifinin TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildiğini ifade ederek, görüşmelerin "AKP'nin saldırgan bir anlayışla yaklaşımı sonucu oldukça gergin geçtiğini" kaydetti.
     "Görüşmelerde, fikir özgürlüğüne saygı duymayan, CHP'lilerin eleştirileri karşısında demokratik olmayan en sert tepkileri gösteren bir AKP grubu vardı" diyen Hamzaçebi, dün gece cep telefonlarıyla bile haberleşmeyi sakıncalı gördüğü için jammerleri çalıştırarak milletvekillerinin haberleşme özgürlüğünü engellendiğini söyledi. Jammer'lerin çalıştırılmasının TBMM Başkanı ve birleşimi yöneten Başkanvekili'nin talimatıyla verilebileceğini anlatan Hamzaçebi, şöyle konuştu:
     "Sayın Meclis Başkanı'nın böyle bir talimatı olmadığını biliyorum. Dün sabah bunu farketmem üzerine Başkanvekili'ne söyledim. Kendisine, milletvekillerinin haberleşme özürlüğünün engellendiğini, ihtiyacını duyduğum konuda bilgi alamadığımı ifada ettim. Başkanvekili bunun kendisini ilgilendirmediğini söyledi. Bu şekilde antidemokratik yaklaşım gösteren Başkanvekili'nin yönettiği oturum, demokrasiye, İçtüzüğe, Meclis'in teamüllerine aykırıdır. Sayın Başkanvekili'ni buradan kınıyorum. AKP, Meclis'te eşkıyalık yaptı. AKP Meclis Grubu, konuşan milletvekiline saldırıda bulunarak, kürsüye yönelerek kürsüyü kuşatma anlayışıyla davranmak suretiyle eşkıyalık yapmıştır. Bizim arkadaşlarımızın o şekilde tepkiyi gerektiren hiçbir ifadesi olamamıştır. Mesele AKP'nin demokrasiye tahammülsüzlüğünden kaynaklanıyor. Demokrasiyi, hak ve özgürlükleri içselleştiremeyen bir Hükümet anlayışı ve grup yönetim anlayışı var."
    
"İdeolojik tavır var demektir"
    
     Alkol bağımlılığını önleme adı altında bireyin özel yaşam alanına, özgürlüklerine müdahaleci anlayışını dün Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu'nda olduğunu gördüklerini anlatan Hamzaçebi, insan sağlığına önem veren bütün ülkelerde alkollü içkiler sektörünün devletlerin çizdiği ve belirlediği düzenleyici ve denetleyici çerçeve içinde faaliyet gösterdiğine işaret etti. Bunun nedeninin aşırı alkol tüketimine bağlı olarak ortaya çıkan alkol bağımlılığının insan ve toplum sağlığını olumsuz etkilemesinden kaynaklandığını ifade eden Hamzaçebi, bu nedenle devletlerin alkollü içkiler tüketimini özendirecek bir takım politikaların uygulanmasından kaçındıklarını, tam tersine özendirici uygulamaları kontrol altına alacak düzenlemeler yaptıklarını söyledi.
     Bu düzenlemelerin hareket noktasının alkol bağımlılığı ve aşırı alkol tüketiminin insan sağlığına olan zararı olduğuna işaret eden Hamzaçebi, şöyle konuştu:
     "Devletin görevi insan sağlığına olan zararı ortaya koymak, vatandaşlara bunu anlatmaktır. İçki içmek bir erdem değildir, içmemek de bir erdem değildir. Bu tamamen sağlıkla ilgili bir konudur. Öte taraftan onu tercih eden vatandaşlar da olabilir. Bu tercihi vatandaşın kendisi ortaya koyacaktır. Eğer devletin bu konudaki görevini insan sağlının korumanın ötesinde dinsel gerekçelere oturtursanız yanlış yapmış olursunuz. AKP'nin hareket noktası, bireyin hak ve özgürlüklerine müdahale etmektir. Kendi benimsemediği yaşam biçimini Türkiye'de ortadan kaldırmaktır. AKP hükümetleri, Sayın Başbakan İslam'ın herkese yasak emriyle, demokrasilerde yetişkin bireyin sağlığa zararlı da olsa seçme özgürlüğü arasında uzun süre sarkaç hareketi gibi gitti geldi, tavrını açıkça ortaya koyamadı. Onun gönlü, tamamen yasaklamaktan yana, yasakçı tavırdan yana. Ama bireysel hak ve özgürlüklerin evrensel gücü karşısında gönlünden geçeni uygulamaya koyamadı. İlk adımı dün attılar. Elbette alkollü içki tüketimi özendirilmeyecektir, reklamları kısıtlanacaktır, gençlerin alkol tüketiminine yönelik uygulamaları devlet denetleyecektir. Ama bunların ötesine geçerek bireyin yaşamını dizayn etme anlayışıyla yasal düzenleme yapılıyorsa, ortada ideolojik tavır var demektir. AKP şimdi bunu yapmaktadır. Düzenlemenin temel gerekçesinin altında yatan budur. Otoriter anlayışla, muhalefete söz hakkı vermeyen anlayışla dün bu yasayı gerçekleştirdiler. Bu AKP'nin ilk davranışı değil. Dün KİT Komisyonu'nda benzeri davranışları arkadaşlarımıza sergilediler. Arkadaşlarımızın denetim görevini yapmasını engellediler. AKP, muhalefetin denetim görevi yapmasını istemiyor. Tek adam yönetiminin sonuçlarıdır bunlar. Başbakan'ın gönlünde, aklında yatan, bugün Başbakan olarak sürdürdüğü bu tek adam yönetimini Başkan olarak da sürdürmek istemesidir. Bu Türkiye'nin ne kadar büyük tehlikeyle, demokrasi karşıtı anlayışla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. İnanıyorum, Sayın Başbakan'ın bu hayali, hülyası hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir. Bu anlayışı milletimiz tasfiye edecektir. Bunu ilk seçimlerde göreceğiz."
    
"Anayasa Mahkemesi'ne götürme düşüncemiz yok"
    
     Hamzaçebi, yasayla ilgili bundan sonraki süreçle ilgili sorulara karşı, "Sayın Cumhurbaşkanı bu değerlendirmeyi kendisi yapacaktır" dedi.
     Var olan işletmelerinin ruhsatların zaman içinde tasfiye edilerek alkollü içki sunan işletmelerin ortadan kaldırılmasına yönelik anlayışın düzenleme içine serpiştirildiğini savunan Hamzaçebi, "Asıl sorun buradadır. İkinci Abdülhamit dahi bu konuda AKP hükümetinden çok daha özgürlükçü anlayışa sahiptir. Örnek veriyorum; bugün 100 metre yasağı vardır. İkinci Abdülhamit zamanında bu 100 arşındı. Metreye vurursak 67 metreydi. İkinci Abdülhamit bu sınırı, camiler için getirmişti. İstiklal Caddesi'ndeki St. Antuan Kilisesi için getirmemişti" diye konuştu.
     Hamzaçebi, var olan işletmelerin müktesep haklarını korurken, o işletmenin ileride oradan kaldırılması, hizmetine son verilmesine dönük düzenlemeyi doğru kabul etmenin mümkün olmadığını belirterek, ruhsatların mülki amirlerce verilmesi anlayışının kanunda olduğunu vurguladı.
     Şu anda alkollü içki ruhsatlarının Tütün ve Alkollü İçkiler Düzenleme Kurulu'nun denetiminde ticaret odaları tarafından verildiğini anlatan Hamzaçebi, bu yetkinin mülki amirlere bırakılabileceğini, iktidarın dün bu niyeti Genel Kurul'da ifade ettiğini söyledi. Hamzaçebi, "O nereye bağlı, Başbakan'a bağlı. Nasıl üçüncü köprünün güzergahına, Kars'taki heykelin yıkılmasına, üçüncü havaalanının nereye inşa edileceğine Başbakan karar veriyorsa, kime içki ruhsatı vereceğine de Sayın Başbakan karar verecektir. Böyle bir düzenlemenin makul olduğu savunulabilir mi- Mesele niyettedir. Alkollü içki tüketimini elbete özendirmeyeceğiz, her türlü önlem alınacaktır, her türlü sınırlamalar yapılabilir ama 'benim hayat anlayışında bu yoktur, kimsenin hayatında da olmayacak' derseniz, bireyin yaşam alanına, özgürlüklerine müdahale etmiş olursunuz. Sayın Başbakan bu değerlendirmeyi en iyi kendisi yapacaktır" dedi.
     Hamzaçebi, bir soru üzerine düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi'ne götürme düşünceleri olmadığını söyledi.
     Alkollü içki satışına yönelik saat sınırlamasının yapılabileceğini, diğer ülkelerde de bu tip yasakların olduğunu belirten Hamzaçebi, "Belli saat veya belli günlerde, alkollü içki satışı bir çok ülkede yasaktır. Burada küçük esnafın durumunu dikkate almak gerekir. Küçük esnaf bundan zarar görürse önlemini almak lazım. Bu yasağı yasa yerine, yerel yönetimlere bırakmak daha doğru olurdu. Yasaya koymak yanlış olmuştur. Elbette belli saatlerde alkollü içki tüketiminin yasaklanması mümkündür, olabilir" diye konuştu.
     Hamzaçebi, Abdullah Öcalan'ın yanına 8 mahkumun konulmasına yönelik sorulara, ''İlgili mevzuata göre Hükümet öyle bir karar almış olabilir. Daha önce da başka mahkumlar konmuştu. Olabilir'' karşılığını verdi.

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER