ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL22°C
Parçalı Bulutlu
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 01 Eylül 2013 Pazar 17:50

AK Parti Karabük İl Başkanlığı Danışma Meclisi Toplantısı


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Başkomutan" sıfatıyla 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Çankaya Köşkü'nde verdiği resepsiyona ilişkin, "Türkiye'de demokratik değişim ve dönüşümün belki bazılar farkında değil ama en çarpıcı örneklerinden birisidir" dedi.
Şahin, partisinin Karabük İl Başkanlığı Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türk tarihinde ağustos ayının önemli bir yer tutuğunu anlatarak, 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi ve 30 Ağustos Zaferi'ne tanıklık ettiğini, ayrıca bu ay içinde bazı üzüntüler de yaşadıklarını söyledi.
Türkiye'de ilk defa bu zaferlerin diğerlerinden vatandaşlarla farklı kutlandığını vurgulayan Şahin, "Gençlik ve Spor Bakanlığımız Malazgirt Zaferi'ni adı Alparslan olan 1071 genci Malazgirt'e götürdü ve farklı bir anlayışla kutlama yaptı. Bu kutlamalarda bir slogan da söylendi. '1071 kaderimiz bir' diye. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, son kongrede 2013 hedeflerinin yanında bir hedef daha göstermişti. O da Malazgirt Zaferi'nin bininci yıl dönümü olan 2071. Neden 2071? İşte o neden biraz önce söylediğim sloganda gizli. Biz Anadolu'yu kendimize vatan yaparken, o başarıyı gösterirken o topraklarda yaşayan Müslümanlar, Türk'ler Kürt'ler hep birlikte zafer kazandık. Kaderimiz birdir. İnşallah 2071'e de aynı ruh, beraberlik anlayışı ile gireceğiz. Bizi kimse bölemeyecek. Kimse fitne sokamayacak aramıza" diye konuştu.
Şahin, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü'nünün ülkede ilk defa farklı bir şekilde kutlandığını dile getirerek, "Gençlik ve Spor Bakanlığımız, 10 bin genci Kütahya'daki Zafer Tepe'ye götürdü ve zafer bayramı kutlandı. Geçmişine sahip çıkmayanın geleceği olmaz. Geçmişinden ders almayan ve önüne yol haritası olarak koymayan milletler başarılı olmazlar. AK Parti Hükümeti olarak biz hep geçmişimizden ders aldık, sahip çıktık ve yol haritamız yaptık. Biz de AK Parti olarak ağustos ayında yola çıkmıştık" ifadesini kullandı.
30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü nedeniyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bir resepsiyon verdiğini ve kutlamaları "Başkomutan" sıfatıyla kabul ettiğine dikkati çeken Şahin; bu resepsiyonun daha önceki yıllarda Genelkurmay Başkanlığı'nın kutlamaları düzenleyerek kabul ettiğini belirtti.
- "Bu değişim ve dönüşüm basit bir şey değildir"
Bu yılki bayramda kutlamaları Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kabul ettiğini hatırlatan Şahin, şunları kaydetti:
"Anayasamız, 'Türk Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Cumhurbaşkanıdır' der. 'Bu görevi de TBMM adına yerine getirir' der. Daha önceki yıllarda Genelkurmay Başkanı kabul ederdi ve başbakan da kendisine bağlı kurumun organizasyonuna gider tebrik ederdi. Bakan olarak ben de gittim. Bu yıl bu sorumluluğu Başkomutan Cumhurbaşkanı aldı. Türkiye'de demokratik değişim ve dönüşümün belki bazılar farkında değil ama en çarpıcı örneklerinden birisidir. Türkiye'de sivil siyaset, ülkenin her meselesine hakimdir. Zafer Bayramı'nda artık asker ve sivil bürokratlar değil, halkın seçtiği TBMM'nin seçtiği Cumhurbaşkanı, Başkomutan'nın görevini yerine getirebilmesinin heyecanını Çankaya Köşkü'ndeki resepsiyonda yaşadık. Bu farkı fark etmeliyiz. Bu değişim ve dönüşüm basit bir şey değildir."
Şahin, Türkiye'de sivil siyaseti tek başına yönetim şekli olarak gören herkesin bu değişimi fark etmesi, bu heyecanı yaşaması ve Çankaya Köşkü'ndeki resepsiyonda olması gerektiğini anlatarak, "Maalesef ana muhalefet partisi ve MHP yoktu. Neden yoktunuz? rahatsız mı oldunuz?, Başkomutan sıfatıyla Cumhurbaşkanı'nın kutlamaları kabul etmesi sizi rahatsız mı etti? Bu değişim ve dönüşümden sizde heyecan duymalısınız" dedi.
Sivil siyasetin güçlendiğini, Türkiye'de demokrasi ve demokrasi taşlarının yerine oturduğuna vurgu yapan Şahin, "Vesayet anlayışı ve vesayet sevdalıları bir darbe daha yemiştir. Vesayet rejimi bir adım daha geri adım atmak durumunda kalmıştır. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu o resepsiyonda olmalıydı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli olmalıydı" diye konuştu.
- "Kılıçdaroğlu'nun 30 Ağustos'taki ziyareti manidar"
Şahin, Kılıçdaroğlu'nun resepsiyonun olduğu gün Silivri'ye eski Genelkurmay Başkanı İlker Bağbuğ'a "geçmiş olsun" demek için gittiğini ve bunu bir insancıl davranış olarak gördüğünü belirterek, şöyle devam etti:
"Başbuğ Türk Silahlı Kuvvetleri'nde önemli görevlerde bulunmuş değerli bir komutandır. Birlikte mesai yaptık. Dava nedeniyle hüküm giymesinden kişisel olarak bir insan olarak üzüntü duydum. Kılıçdaroğlu'nun da davranışı insancıldır. Ama bunun 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda olmasını manidar buluyorum. Türkiye'de demokrasi adına bunca güzellikler yaşanırken sivil siyasetin aktörlerinden birisi olarak Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı olarak resepsiyonda olması gerekirdi. Kılıçdaroğlu, ziyaretini başka zaman da yapabilirdi. Artık bu ülkede her kurumun, herkesin, her siyasi partinin, vesayet rejimi sevdası içlerinde hala yanıyorsa bu yangını söndürsünler artık. Türkiye AK Parti iktidarı ile değişti. Türkiye artık millet iradesinin tek belirleyici olduğu bir yönetim haline geldi. Cumhurbaşkanımızı görevine sahip çıkmasından dolayı Karabük'ten tebrik ediyoruz."
- Mısır ve Suriye'de yaşanan olaylar
Türkiye'de demokrasi adına yaşanan güzelliklerin, diğer ülkeler ve özellikle halkı Müslüman olan ülkelerde de yaşamasını arzu ettiklerini anlatan Şahin, Suriye, Mısır, Tunus, Fas, Cezayir gibi Ortadoğu'daki ülkelerde de demokrasinin hakim olmasını istediklerini kaydetti.
Şahin, Mısır'daki darbeye karşı çıktıklarını ve çıkmaya devam ettiklerine işaret ederek, kendilerinden başka yaşananları doğru okuyan ve dik duruş sergileyen kimsenin olmadığını kaydetti.
Mısır'daki darbeye karşı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan başka dik duran bir liderin de bulunmadığını ifade eden Şahin, şöyle devam etti:
"Eleştirenler olabilir ama bu duruş, doğru bir duruştur. Bu dik duruşa sadece Türkiye'nin değil dünyanın ihtiyacı var. 'Dün dündür bugün bu gündür' diyen ve bugün başka, ertesi gün başka konuşan yöneticiler yüzünden bölgemiz ve dünya sıkıntılar çekiyor. Böyle giderse çekmeye de devam edecek. Suriye ile ilişkilerimiz iyi olduğu dönemde de biz hep uyarıda bulunduk Suriye'ye. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e anayasalarını değiştirmeleri yönünde önerilerde bulunduk. Orada tek parti var. Başka partinin yaşaması mümkün değil. Bir aile bir sülale iş başında. 30 yıldır baba Esed şimdi oğlu. Dünya artık farklı yöne gidiyor Suriye halkı kitle haberleşme araçları ile başka ülkelerde yaşanan demokratik gelişmeleri görüyor ve istiyor. Bu nedenle silahsız ve saldırısız sokağa çıkıyor işte 100 bini aşkın insan hayatını kaybediyor. Allah bilir şehit oluyorlar. Hala devam ediyor."
Şahin, kimyasal silah saldırıları sonunda ölen bebeklerin görüntülerinin yüreklerini dağladığını belirterek, "Hangi insan vicdanı dayanır buna. Ama diyor ki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Size ne bundan ölürse ölür, ne karışıyorsunuz siz?' Hatta bir ara demişti ki Suriye'den ülkemize kaçarak gelen göçmenler için, 'Biz iktidarda olsaydık bunların hiçbirini almazdık' Bunlar bizdeki vatandaşların akrabaları. Geçmişte de Peşmergeler gelmişti. O dönemin yöneticileri de almıştı. Yine aynı böyle sahip çıkmıştı. Sınırlarımızı açmıştık. Bu bir insani tavırdır. Biz de Suriye'den gelenlere aynı insanı görüşle sahip çıktık. Suriye'den gelenler için şu ana kadar harcadığımızı para 2 milyar lirayı aşmıştır. Başka hiçbir ülke, başka bir halk böyle bir fedakarlığı göstermez bizden başka. Ey Esed, halkının feryadını duy. Halkın istediğini seçmek istiyor. Ama bir kaç gün daha iktidarda kalabilmek için elinde ne tür silah varsa, kimyasalı da kendi halkının üzerine atıyor. Bir kaç gün daha kalabilmek için" ifadesini kullandı.
Batılı ülkeler ve Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ile görüştüklerinde "Neden seyirci kalıyorsunuz?" diye sorduklarında aldıkları tek cevabın "Esed giderse yerine kim gelecek" olduğunu aktaran Şahin, "Esed giderse yerine gelecek kim olursa olsun ondan daha kötü olamaz. Sanıyorum son kimyasal saldırılardan sonra dünyanın önemli bir bölümü bunu fark etti. O giderse yerine gelecek kesinlikle onda kötü olamaz" dedi.
Şahin, BM'nin bundan önce yaşanan dramların önüne nasıl geçtiyse Ortadoğu ve Suriye'de yaşanan dramlar karşısında da o görevini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER