ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Yağışlı
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 14 Aralık 2013 Cumartesi 09:38

2014 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulu'nda


Adalet Bakanı Sadullah Ergin, "Ülkemizde insan hakkı ihlallerine ilişkin şikayetleri tamamen ortadan kaldırmak kararlılığındayız. Bunun için çok önemli adımlar attığımızı herkes geçmişte yaşanan acı tecrübeleri düşündüğünde görecektir. Adalet sistemimize ilişkin mevzuat değişikliklerini yaparken dikkat ettiğimiz hususlardan birisi de insan hakkı ihlallerinin sona erdirilmesidir" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda bakanlığının 2014 Yılı Bütçesi üzerinde konuşan Ergin, 2014 yılı bütçesinin son otuz yıl içerisinde Adalet Bakanlığı'na tahsis edilen en büyük bütçe olduğunu belirterek, hükümete bu fedakarlığından dolayı teşekkür etti.

Amaçlarının sorunsuz işleyen bir adalet sisteminin Türkiye'ye kazandırılması, demokratik hukuk devletinin evrensel kabul görmüş ilkelerinin hayata geçirilmesi, özgürlüklerin genişletilmesi ve sonuç olarak, vatandaşın güven ve refah içinde hayatını sürdürmesine elverişli bir sisteme kavuşturulması olduğunu belirten Ergin, "İnsan haklarına saygılı ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir demokrasinin ülke yönetimine hakim kılınması günümüz medeniyetinin temelidir. İşte, tüm bunlardan dolayı hedefimiz adalet ve özgürlüklerin çıtasını hep daha yükseğe taşımak olmuştur. Bunun için her kesimin önyargılarından arınarak konuya ortak bir yaklaşım tarzı geliştirmesi gerektiğine de inanıyorum" dedi.

Adalet sisteminin son yıllarda önemli gelişmeler kaydederek adeta kabuk değiştirdiğini ifade eden Ergin, iyi bir mevzuat altyapısının sağlanması, insan kaynaklarının güçlendirilmesi ile teknik ve fiziki altyapının yenilenmesi alanlarında önemli gelişmeler yaşandığını aktardı. Adalet sisteminin hizmet odaklı bir anlayışa geldiğini, insan haklarına saygıyı esas alan ve çözüme odaklanmış adalet sistemine doğru yol alındığını, bu yolda ilerlerken belirlenen politikaların adım adım hayata geçirildiğini belirten Ergin, mevzuat altyapısı konusunda da önemli değişiklikler yaşandığını, temel mevzuatın yenilenmesinin önemli ölçüde tamamlandığını bildirdi.

Ergin, şöyle devam etti:

"Bunun yanı sıra yargının hızlanması ve insan hakları uygulamalarının geliştirilmesi için hazırlanmış yargı paketlerinin yasalaşması sağlanmıştır. Şimdi ise süreç içerisinde uygulama takip edilerek verimlilik ve iyileştirme adına gerekli müdahaleler devam etmektedir. Zira mevzuat alanının güncelliği dinamik bir yaklaşımı beraberinde getirmektedir. Önem verdiğimiz bir diğer alan ise altyapı hizmetleri olmuştur. Bu kapsamda ülkemizin dört bir yanında yeni adalet sarayları yükselmiş ve yükselmeye devam etmektedir. Altyapıya ilişkin önemli bir değişim ise bilişim altyapımızda yaşanmıştır. Bugün, adli birimlerde yargısal ya da idari tüm işlemler bilişim sistemi üzerinden yapılabilmektedir. Tüm bunların yanında, ceza ve infaz kurumlarımızın modernleşmesi için de önemli adımlar atılmıştır. Öte yandan, infaz anlayışı çok boyutlu hale getirilmiştir. Denetimli serbestlik, adli kontrol ve şartlı tahliye kapsamında geliştirilen seçimlik ve bireyselleştirilmiş infaz yöntemleri, elektronik kelepçe gibi uygulamalar bu çok boyutluluğun birer örneğidir.
Ülkemizde insan hakkı ihlallerine ilişkin şikayetleri tamamen ortadan kaldırmak kararlılığındayız. Bunun için çok önemli adımlar attığımızı herkes geçmişte yaşanan acı tecrübeleri düşündüğünde görecektir. Adalet sistemimize ilişkin mevzuat değişikliklerini yaparken dikkat ettiğimiz hususlardan birisi de insan hakkı ihlallerinin sona erdirilmesidir."

-"AİHM'e şikayetler azaldı"

Adalet Bakanlığı'nın en önemli kazanımının, sisteminin çözüm kapasitesinin artması olduğunu ifade eden Ergin, "Tüm adalet kurumları daha iyiye ulaşmak için sürekli bir arayış içerisindedir" dedi.
Ergin, özellikle son üç yıldır üzerinde çok yoğun emek harcadıkları konulardan birinin de insan hakları olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Şükür ki bu konuda önemli mesafe alınmış ve somut gelişmeler yaşanmıştır. Bize göre, sorunlar uluslararası kurumlara ihtiyaç duyulmaksızın ülke içerisinde oluşturulan alternatif yollar ile çözülebilmelidir. Bu yolda ilk olarak kurumsal yapılanma ele alınmıştır. İnsan Hakları Daire Başkanlığı'nın kurulması bu alanda atılan ilk adım olmuştur. Bu kurumsal yapılanma vasıtasıyla ilk defa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) nezdindeki süreçler tek tek masaya yatırılmış ve çözümler tartışılmıştır. Tüm bu çalışmalar AİHM ile her aşamada istişare ile yürütülmüştür. Bu çalışmaların neticesi, çözümler tek tek hayata geçirilmeye başlanmıştır. İnsan Hakları Tazminat Komisyonu'nun oluşturulması, bu alanda önemli bir aşama teşkil etmiştir.

Söz konusu komisyon, başka ülkeler tarafından da örnek alınmaya başlandı şu anda. 12 Eylül 2010'da kabul edilen anayasa değişikliğiyle sistemimize dahil olan Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı ile Kamu Denetçiliği Kurumu'nun faaliyete geçmesi, insan haklarının korunmasına ilişkin standartlarımızı güçlendiren diğer çalışma alanları oldu. Her iki başvuru yolundan da alınan sonuçlar kamuoyumuzun gündemine geldikçe çalışmanın değeri daha da iyi anlaşılacaktır.

Geçtiğimiz süreç içerisinde başta yargı reformu paketleri olmak üzere gerçekleştirdiğimiz mevzuat değişiklikleriyle getirdiğimiz iyileştirmeler de büyük önem taşımaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından yayımlanan istatistiklere göre Avrupa Konseyi'ne üye ülkeler arasında en çok şikayet edilen ülkeler sıralamasında Türkiye 2'nci sıradaydı ama bugün itibarıyla Türkiye, bu en çok şikayet edilen 2'nci ülkelikten 5'nci ülkeliğe gerilemiştir. Önümüzdeki günlerde bu konudaki tablonun daha da iyiye gideceği açıktır."

-"170'in üzerinde adalet sarayı hizmete açıldı"

Ergin, Bakanlığının AB üyelik müzakereleri çerçevesinde üzerine düşen sorumlulukları, önemli bir öncelik olarak gördüğünü, bu kapsamda yapılan çalışmalarla ciddi mesafeler alındığını ifade etti.
Adalet hizmetleri alanında başarı sağlanan konulardan birinin de insan kaynakları olduğunu belirten Ergin, "Her 100 bin kişiye düşen hakim sayısı 2002 yılında 7,5 iken, bugün itibarıyla 11,1'e yükselmiştir. Yine her 100 bin kişiye düşen savcı sayısı 4,5 iken bugün itibarıyla 6,2'ye yükselmiştir" dedi.

Eğitim çalışmalarına da büyük önem verdiklerini anlatan Ergin, gelişmiş ülkelerde yargı alanında önemli bir kurumsal aktör olan Adalet Akademisi'nin son 10 yıl içerisinde, bugünkü kurumsallaşmış yapısına getirildiğini kaydetti.
Ergin, bilişim sistemi konusunda önemli mesafe katedildiğini, 170'in üzerinde adalet sarayı hizmete açıldığını dile getirdi.

Ceza infaz kurumlarının mevcut halini incelediklerini, standartları uygun olmayan 235 ceza infaz kurumunu kapattıklarını ve yerine 80'in üzerinde yeni ceza infaz kurumu kampüsü şeklinde inşa edildiğini kaydeden Ergin, "Bu ceza infaz kurumlarının dönüştürülmesi çalışmalarını sadece yeni cezaevleri yapımı olarak algılamanın doğru olmadığını ifade etmek için bunun altını çiziyorum. Mevcut ceza infaz kurumu kapasitemizi günün modern anlayışına uygun, insanca cezaların infaz edilebildiği kurumlarla değiştirmek, ikame etmek amacıyla bu kurumlar inşa edilmektedir" dedi.

-"Avrupa Birliği ortalamalarından da üç puan aşağıya indi"

Ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutukluların durumuna değinen Ergin, şunları söyledi:

"Türkiye'de ceza infaz kurumlarımızda bulunan tutuklu hükümlü oranları şu an itibarıyla Avrupa Birliği ortalamalarından da üç puan aşağıya inmiştir. Bugün itibarıyla cezaevlerinde bulunan her 100 kişiden 19,7'si tutuklu, kalanı hükümlü. AB ortalaması yüzde 23,5'tur. Hükmen tutukluların da içerisinde olduğu oran... 2001 yılında hükmen tutuklularla beraber tutuklu oranı yüzde 60,4'tür. 2006 yılında hükmen tutuklularla beraber olanların oranı 62,5'tur. Yani tutuklu ve hükmen tutukluların oranı her 100 kişiden 62,5'tur 2006 yılında. Bugün itibarıyla, hükmen tutukluları katsak bile bu oran yüzde 28,2'dir.

Cezaevlerindeki hükümlü, tutuklu oranları itibarıyla çok önemli bir mesafe katetmiştir Türkiye. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Avrupa Komisyonu da bunları ilerleme raporlarında çok net ifade etmiştir. Bakınız, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin önünde Türkiye, en çok şikayet edilen ikinci ülkeydi, 16 bin 900 dosyamız vardı Strazburg Mahkemesi'nde. Bugün itibarıyla, Türkiye'nin, Strazburg Mahkemesi'ndeki dosyası son 11 ayda 16 bin 900'den 11 bin 200'e inmiştir ve Türkiye ikincilikten beşinciliğe gerilemiştir. Bu gerileyiş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki bu iyileşme bundan sonra da devam edecektir."

-"İhlale neden olan kanunları hızla değiştirdik"

Mevzuatta, Türkiye'nin ihlal almasına neden olan kanunları hızlı bir şekilde değiştirdiklerini anlatan Ergin, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin vermiş olduğu ihlal kararlarının gerekçelerini ortadan kaldıran önemli değişikliklere imza attık. Bunun sonucunda, hakim ve savcıların, AİHM içtihatlarına uyumlarını, uyumlu davranmalarını terfilerinde bir kriter olarak getirdik ve İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarını Türkçeye çevirerek hakim, savcılarımızın uygulamasına açtık, istifadesine açtık. Hakim ve savcılarımızı, Strazburg Mahkemesi'ne, dünyanın değişik merkezlerine, insan hakları uygulamalarını yerinde görmek üzere çalışma ziyaretleri için gönderdik" diye konuştu.
Tazminat Komisyonu'nun çalışmalarına değinen Ergin, komisyona 4 bin 493 dosya geldiğini, kısa süre içerisinde bu dosyaların karara bağlandığını bildirdi.

Avrupa Komisyonu'nun 2013 Türkiye İlerleme Raporu'nda Türkiye'nin yargı sistemine dönük eleştiriler olduğunu belirten Ergin, bu eleştirilerin dikkatle incelendiğini söyledi. Ergin, şöyle devam etti:

"Her şeyi bitirdik gibi bir iddiamız yok, eksiklerimizin farkındayız ve bu eksiklikleri de gidermek için önemli adımlar atıyoruz. Ama bu raporda Avrupa Komisyonu adalet konusuna şimdiye dek olmadığı kadar geniş bir yer ayırmıştır ve burada olumlu gelişmeleri peş peşe sıralamıştır. HSYK 2012-2016 Stratejik Planı'nı uygulamaya devam etmiştir. HSYK, Türkiye Adalet Akademisi ve diğer yargı organlarıyla işbirliği yaparak, ülkenin her yanından çok sayıda hakim ve savcının yeni mevzuat, insan hakları ve yargı etiği konularında eğitim almasını teşvik etmiştir.

Bir başka tespit HSYK, Adalet Bakanlığıyla işbirliği yaparak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının çevrilmesini ve yayınlanmasını teşvik etmiş ve AHİM tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlaline yol açtığı tespit edilen kararları verilen hakimlere bildirilmiştir. Yine HSYK içtihada ilişken yorumların ortaya konulması ve uygulamadaki hukuki kararların bütünlüğünün ve tutarlığının sağlanabilmesi amacıyla ilk derece mahkemelerini ve yüksek mahkeme üyelerini bir araya getiren hukuki istişare toplantıları yapmıştır. Sonuç olarak, HSYK kararlarının öngörülebilirliği ve şeffaflığı daha da güçlendirilmiştir."
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER