ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL14°C
Yağışlı
POLİTİKATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 13 Aralık 2013 Cuma 17:21

2014 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulu'nda

Devlet sanat üretimini yeniden yapılandırıyor.


Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, çözüm sürecinin getirdiği noktada, Güneydoğu Anadolu'ya ve Doğu Anadolu'ya yatırım konusunda çok büyük bir ilginin söz konusu olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Avrupa Birliği Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile bağlı kurumların bütçelerinin görüşmeleri devam ediyor.
Bakanlığı'nın bütçesi üzerine söz alan Çelik, bir milletin ordusunun mağlup olabileceğini, sahip olduğu bazı toprakları kaybedebileceğini, sanayisinin tahrip edilebileceğini, ekonomisinin çökertilebileceğini, ancak tarih içinde varlığını sürdüren milletlerin, kültürü bir varoluş kodu olarak algılayarak bunu gelecek nesillere aktaran milletler olduğunu ifade etti.
Ömer Çelik, bugün dünyada kültür devleti olarak anılan devletlerin, Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında, savaş başlar başlamaz ilk verdikleri emrin ordulara değil, milli kütüphane ve müze gibi kültür kurumlarına olduğunu, buraların korunmasının istendiğini kaydetti.
Türkiye'nin de siyasi coğrafyasının çok ötesine geçen bir kültür coğrafyasına sahip olduğunu belirten Çelik, bunun, Türkiye'nin büyüklüğünü, milletin derinliğini gösterdiğini söyledi. Çelik, bu coğrafyanın varlığının, bugün siyasi ve ekonomik olarak, Türkiye'nin hem bölgesinde hem bölgesinin ötesindeki bir takım olaylara müdahalesinde ve oradaki halklarla kaynaşmasında önemli bir rol oynadığını ifade etti.

-"Devlet sanat üretimi ilişkisi yeniden yapılandırılmalı"

Bakanlık olarak, Türkiye'de bütün kimliklerin varlığını milli miras olarak kabul ettiklerini belirten Çelik, bu nedenle kültürler arasında, kültürel mirasın korunması konusunda hiçbir ayrım gözetmediklerini kaydetti.
Türkiye'nin daha fazla ilerlemesi için özellikle kültür ve sanat alanlarında yüksek üretimlere imza atması gerektiğine işaret eden Çelik, şöyle devam etti:
"Bu yüksek üretimlere imza atılması için şimdiye kadar emek vermiş bundan sonra da emek verecek olan sanatçılarımızın kıymeti konusunda bir tartışma yoktur. Cumhuriyetin daha ilk kurulduğu yıllarda kültür ve sanat kurumlarına verilen destek, cumhuriyeti kuranların büyük vizyonunu göstermektedir. Bugün geldiğimiz nokta da bunların daha da büyütülmesi, bu ülkenin geleceği açısından vazgeçilmez bir durumdur.
'Kültür sanat kurumları kapatılıyor' gibi bir yaklaşım, bizim vizyonumuzun dışındadır. Bahsettiğimiz şey, Türkiye'de devlet sanat üretimi ilişkisi yeniden yapılandırılması ve çağdaşlaştırılmasıdır. Sanatçının memur olduğu, devletin bu kadar kültür ve sanat alanı içinde mali bir güce sahip olduğu kültür sanat ortamı, hiçbir şekilde çoğulcu ve özgürlükçü olmaz.
Kültür ve sanat, nihayetinde rekabetle kendisini yükselten ve rekabetle ayakta duran ve rekabetle geleceğe yürüyen alanlardır. Bu alan içerisinde hiçbir ideolojik, oligarşik yaklaşıma, hiçbir ideolojik önceliğe yer verilmemesi gerekir. Bu alan, bir kadrolaşma alanı değildir. Bu alanda, isimler üzerinden siyaset üretilmesi bu ülkeye yapılabilecek en büyük zarar olur. Şunu kabul etmek gerekir: Türkiye'nin yaptığı ve bugün geldiği noktada ürettiği pek çok reforma göre, kültür sanat alanı kısır kalmıştır ve devlet sanat üretimi ilişkisinin yeniden yapılandırılması gerekir. Burası rekabete açılmalıdır, daha yüksek sanatsal performanslarla ve kültürel aktivitelerle evrensel olanla yarışacak bir noktaya gelmelidir.
Size Avrupa Birliği içerisindeki büyük bir kültür devletinin değerlendirme ölçütleriyle ilgili birkaç şey okuyacağım: Örneğin, kültür sanat alanındaki kurum ve kuruluşların değerlendirilmesi, bunun ölçüleri. Sanat sektöründe yenilikçi olması, geniş kitlelere erişebilmesi, ilgili sanat dalında kaliteli hizmet sunulması, finansal yeterlilik ve sürdürülebilirliğe sahip olması, etkin yönetim yapısına sahip olması. Sanatsal altyapısının değerlendirilmesi. Farklı kültür ve topluluklara yönelik sunum kapasitesi, amatör ve yeni yetişen sanatçıların desteklenmesi, coğrafi yaygınlık, uygun raporlama.
Şimdi, bizim elimizdeki devlet-kültür sanat kurumu ilişkisi, hiçbir şekilde, bugün, kültür devleti olarak dünyada etkinlik gösteren modellere uymamaktadır. Elimizdeki ilişki Sovyetler Birliği'nde bile 1995'te terk edilmiş bir modeldir. Bahsettiğimiz şey şudur: Kültürel alanı genç insanlara, daha çoğulcu bir şekilde ve özgürlükçü bir biçimde açmaktır."

-"Külliyen yanlış bir bilgi"

Tiyatroların ödeneklerinin kesildiğine yönelik eleştirileri yanıtlayan Çelik, "Külliyen yanlış bir bilgidir. Anadolu'da, şimdiye kadar dışlanmış, fırsat verilmemiş genç tiyatrolara, hiç destek almamış tiyatrolara, sanat kurumlarına verilen destek bu sene yüzde 80 oranında artırılmıştır. Burası ideolojik bir alan değildir" diye konuştu.
Milli Kütüphane ile ilgili basında yer alan bazı haberleri anımsatan Çelik, kütüphanede envanterde olmayan eserlerin envantere geçirilmesi, korunmayan eserlerin korunması konusunda tam bir kararlılık gösterdiğini ifade etti. Çelik, "Ama bunun yapılması konusunda ihmali olan bürokratları görevden aldığım zaman, o zaman arkadaşlarımın buraya çıkıp da 'Siz tecrübeli bürokratları görevden aldınız' diye beni eleştirmesi, Milli Kütüphanede'ki o aksaklıkların devam ettirilmesine destek vermek anlamına gelir" dedi.

-"Büyük ilgi söz konusu"

Ömer Çelik, çözüm sürecinin getirdiği noktada, Güneydoğu Anadolu'ya ve Doğu Anadolu'ya yatırım konusunda çok büyük bir ilginin söz konusu olduğunu, bu nedenle özellikle tur operatörleriyle konuşarak buralara dönük yatırımların, yabancıların turistik ziyaretlerinin artması konusunda özel bir perspektif geliştirdiklerini ifade etti.
Kaleler ve diğer alanlarla ilgili restorasyon projelerine değinen Çelik, "Bunlara genel bir restorasyon projesi değil ama her birinin kendi kriteri içerisinde değerlendirildiği bir perspektifle yaklaşmaya çalışıyoruz. Önümüzdeki dönem bunların hem kültürel varlık olarak korunması ama kültürel varlık olarak korunmasının ötesinde de buraların turizm alanına açılarak insani diplomasi açısından, oradaki hareketliliğin artırılması açısından da aynı zamanda kültürel varlıklarının dünyaya tanıtılması ve kıymetlendirilmesi bakımından çok önemli olacaktır" diye konuştu.

-"Bakanlığım müddetince bir kere uğradım"

Çelik, İkinci Meclis binasında kendisine ait makam odası yaptırdığı yönündeki iddialara da yanıt verdi. Bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Çelik, şunları söyledi:
"Yüce Meclis'e arz ederim ki benden önceki bakanlar hangi makam odalarını kullanıyorsa ben de onları kullanıyorum. Ama tam tersine, kültürel varlığımızı korumak için bir işlem yaptım ve burada tam tersi anlatılıyor. Üstelik bu, soru önergelerine konu oldu, bu kürsüde dile getirildi.
Ben bakan olduğumda orayı da gezdim. Atatürk'ün Meclis'i, bir kapıyı açarak seyrettiği locayı gördüm. O locanın karşısında bir oda var. 'Burası neydi?' dedim. 'Misafirleri geldiği zaman Atatürk buradan Meclisi gösterirdi. Şu anda burayı, o zamanki, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü kullanıyor' dediler.
Ben buranın bir bürokrat ya da siyasetçi tarafından makam odası olarak kullanılmasını kabul edemedim. 'Burası boşalacak, yeniden düzenlenecek ve devlet büyükleri ve yabancı ziyaretçiler ikinci Meclis'i ziyaret ettiği zaman burada ağırlanacak' dedim. Bakanlığım müddetince bir kere uğradım sonucu görmek için."
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER