ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL19°C
Çok Bulutlu
MAGAZİNTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 14 Aralık 2013 Cumartesi 18:36

Mutsuzken çalışmam

Mutsuzken çalışmam

O uzun zamandır dur durak bilmeden çalışıyor. “Delirmek Belirmektir” adlı bir şiir kitabı çıkardı.


Geçtiğimiz haftalarda “Kabin” oyunu için hazırladığı “Kara” şarkısına Gonca Vuslateri’yle klip çekti, dijital platformlarda satışa sundu. Üçüncü albüm için de kolları sıvamış durumda... Can Bonomo ile buluştuk, stilinden hayata bakışına her şeyi konuştuk.

* Son görüşmemizde Eurovision için teklif aldığını ve gideceğini saklamıştın benden. Şimdi nasıl bir bomba var aklında?

- Sürprizli bir durum yok. 2014 mayısına -belki eylül ayına da kalabilir- yeni albüm gelecek. Şiir kitabım “Delirmek Belirmektir” ve “Kara” single’ı çıktı işte.

* “Kara” neden sadece dijital platformlarda çıktı?

- Gonca Vuslateri’nin “Kabin” oyunu için yapmıştım bu şarkıyı. Aslen üçüncü albüme koymaya niyetliydim. Ama bütün yaz bir şekilde sahnede “Kara”yı çaldık. Yaza dair hatıra olsun dedim. Bir de parçayı kaydet gönder diye tutturdular.

* “Kara”da başka bir döneme aitmiş gibi bir tat var. Klibi de siyah beyaz.

- Bize de öyle bir tat verdi. Parçanın dokusu öyle hakikaten. Öte yandan günümüzde isyan ettiğimiz birtakım şeylerden de dem vuruyor. Zamansız oldu biraz.

* Şiir kitabına bakınca da görüyorum, Gonca Vuslateri ile düşünme tarzınız, fikirleriniz ne kadar benzer.

- Olabilir tabii, yakın arkadaşız. Aramızda öyle bir duygu geçirgenliği olabilir.

HÂLÂ DİVİT UÇLU KALEMLE YAZIYORUM

* Olay kalemde mi bitiyor?

- Aynen öyle. Benim için mürekkep önemli. Her şey bir kağıt kalem ile başlıyor. Sanata dair her şey...

* Evde kalem koleksiyonu var mı?

- Tabii var. Hâlâ divit uçlu kalemle ve mürekkeple yazıyorum yazılarımı. Terapi gibi geliyor bana.

* Mesai gibi yazıyor musun?

- Bayağı öyle. Yazdığım şeylerin yüzde 70’i çöpe gidiyor ama işim bu benim. İşten geldiğim zaman hobi olsun diye değil, aksine işim bu olduğu için okuyup yazıyorum.

* Ne okuyorsun bu ara?

- Çok fazla şiir kitabı ve roman okuyorum. Şimdi Hakan Günday’ın “Daha”sına başladım.

* Roman da çıkar mı senden yoksa tek istediğin şiire devam etmek mi?

- Şiire devam etmek istiyorum. Aslen şair de değilim ama şiir yazıyorum çok uzun zamandan beri. İlk kez paylaşma cesaretini buldum.

NE KADAR İYİ ŞİİR YAZIYORUM, BİLMİYORUM

* Şiir çok yalnız, çok kişisel bir eser. Senin için ne demek?

- Başka bir şekilde dokunmak demek. Şiir, hayata dair her şeyin bizim görmediğimiz kısımları... Üçüncü bir boyut benim için.

* Sen o üçüncü boyuta geçmeyi başarmışsın.

- Duygu geçirgenliğini sağladığım anlarda belki... Okurların benim hayal dünyama girmekte zorlanabilecekleri şiirler de vardır belki kitapta... Ben bir şair değilim, sadece şiir yazıyorum. Bunu ne kadar iyi yapıyorum, onu da bilmiyorum.

ŞARKI SÖYLERKEN SAHNE HAYVANI OLURUM

* Kitabı annene ithaf etmişsin. Anneye özlem de mi var motivasyon kaynakların arasında?

- Elbette. Duygu doyumu çok yüksek bir şeydir şiir. Bunların büyük bir kısmı da bilinçaltımla alakalı. Her çocuk, erkek ya da adam gibi, benim bilinçaltımın büyük bölümünde de annem var. Anneme ithaf etmem en doğrusuydu. Zaten ilk yaptığım albümden beri tüm işlerimi ona ithaf ettim.

* “Cesaretimi annemden aldım” diyorsun. Nasıl bir cesaret bu?

- Medeni cesaret... Alevlerin üzerinde yürümek gibi değil yani... Hoş aynı zamanda paraşütçüyüm.

* Görüyordur seni. Yaptığın her işte “beni izliyor şimdi” diyor musun?

- Ne güzel bir fikir. Umarım öyledir.

* Bir de “Dağınıklığımı ve mahcubiyetimi maruz görün” diyorsun. Şiir yazarken mi bu hale geliyorsun? Dağınık ve mahcup?

- Şiir konusunda çok fazla üstat var. O nedenle böyle bir ürün vermiş olmak mahcup ediyor beni. Aynı zamanda cesur da bir hareket. Ama sahnede başka... Orada en neşeli halimle oradan oraya manyak gibi zıplar, sahne hayvanı olurum. Şiir okuduğum zamansa beni görme o sahnede, öyle kıpkırmızı, ilkokul çocuğu gibi okuyorum şiirlerimi.

* Senden daha zıpır işler beklenirdi... Bu duygusallık şaşırttı.

- Her zaman bu noktadaydım aslında. Sadece paylaşmadığım bu tarafımı yeni görüyor insanlar. Sahnede ya da televizyon şovunda kendimi ifade ettiğim biçim bana uzak, alter egoma ait bir hâl... Aslen daha sakin bir insanım. 26 yaş da çok iddialı bir yaş değil şiir kitabı için. 11-12 yaşımdan bu yana şiir yazıyordum. Tabii saçma sapan şiirler yazarak başladım, ama hiç bırakmadım. Şimdi dergilere de yazıyorum. Ama bu, benim çok üzgün biri olduğum manasına gelmesin. Öyle bir algı var ya şiirle uğraşanlarla ilgili...

* Tam da onu diyecektim, sanki depresyon patlamaları bu ortaya çıkanlar.

- Mutsuzken yazamam ben. Mutsuzsam, adam gibi oturur mutsuz olurum. Niye çalışayım ki mutsuzken! Ondan beslenemem. Bir de ya beğenirsem o hali, sürekli depresyona mı sokacağım kendimi? Benim ustam Küçük İskender... O hem bu kitabın editörlüğünü üstlendi hem de önsözünü yazdı. Kendisi bir Fenerbahçe fanatiğidir. Ama kimse bunu yakıştıramaz bir şaire. O yüzden sürekli “Ne demek ya... Ben şiir yazıyorum ama lanet olsun Fenerbahçe’yi de çok seviyorum” diyerek kafa tutar.

* O algı bana birkaç şiirindeki ‘ayrılmak’, ‘gitmek’ göndermelerinden geçti mesela.

- Bunların hepsi fikirdir. Sonuçta kurgu... Yoksa benim günlüğüm olurdu.

* Seni yükselten şeylerin olması çok normal değil mi?

- Normal tabii. Neşeli şiirler de var kitapta. Bu çocuk da ne acılar çekmiş gibi bir fikir yok yani ortada.

TEHLİKELİ ŞEYLER EĞLENCELİDİR

* Paraşüt, nasıl bir deli cesaretidir? Gerçi deli olduğunu birkaç kez söylemiştin ama...

- O hayvani bir cesaret.

* Hepimiz yukarıdan sana karınca gibi görünüyoruz, bu mu hoşuna gidiyor?

- Karınca gibi durmaya başladığınız nokta çok eğlenceli. Eliniz yüzünüz gözükmeye başladığı zaman geç kalmışlık oluyor o (gülüyor). Tercih edilmeyen bir şey. Ama çok keyifli, eğlenceli. İnsanı çok dinlendiriyor. Tehlikeli şeyler yapmak eğlencelidir her zaman. Çocukken de ateşle oynayıp prizlere elimizi sokardık ya, bu onun yetişkin hali herhalde.

BENDE YILDIZ IŞIĞI YOK

* “Love Me Back”, “Eurovision”... Bunlar önünü açtı mı?

- Bilmiyorum ki. Pop müzik yapsaydım çok işime yarardı.

* Yıldızlaşmak değil de sen-ben olmak istiyorsun değil mi?

- Öyle bir heves yok bende. Olmaz zaten, öyle bir ışık yok. 

* Hâlâ öğrenci evi gibi mi ev?

- Aynen. Sadece artık daha az makarna yiyorum (gülüyor).

SANATÇI DEĞİL İCRACIYIM

* İllüstrasyon yapıyor, müzik yapıyor, bir de şiir yazıyorsun. Kendini sanatçı olarak hissediyor musun?

- Ben sanatçı değil, icracıyım.

* Ama bu kitabın devamı gelecek.

- Gelecek tabii ki çünkü ben yazmaya devam edeceğim.

* İllüstrasyonlardan da bir sergi beklentim vardı benim. Var mı öyle bir düşünce?

- Vardı ama önce bir şeyin hakkını vermek lazım. Şiir kitabının arkasında biraz daha durmam gerekiyor. Daha bunu beceremeden başka bir tarafım daha ortaya çıkarsa, insanlar anlayamayacaktır.     

KAYNAK:
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER