ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL31°C
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
KÜLTÜR-SANATTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 02 Kasım 2013 Cumartesi 12:42

'Türk İslam sanatları alaylı olarak geldiği için felsefi yönü anlaşılamıyor'


Uludağ Üniversitesi (UÜ) İlahiyat Fakültesi Türk İslam Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Hicabi Gülgen, ebru, hat ve tezhip gibi sanatların Osmanlılardan günümüze ‘alaylı’ olarak geldiğini söyledi. Gülgen, “Geleneksel sanatlarımız akademik ortamlarda yapılırsa, işin felsefi arka planı daha iyi anlaşılacağı için geleceği de parlak olacaktır.” dedi.

İlahiyat Fakültesi Türk İslam Sanatları öğretim üyesi Dr. Hicabi Gülgen, asıl branşı sanat tarihi olmasına rağmen 17 yıldan bu yana ebru sanatı ile ilgileniyor. ‘Uludağ’ın Zirvesindekiler’ ödül töreninde geleneksel Türk ebrusunun nasıl yapıldığına dair örnekler sunan Gülgen, “Geleneksel sanatlarımızın hepsine büyük bir revaç var. Hat, ebru, tezhip adına gerek ülkemizde, gerekse yurt dışında büyük çalışmalar var. Ancak Osmanlılardan günümüze geleneksel sanatlarımız gelirken bazı kırılmalardan geçmiş. Özellikle son yüz yıla geleneksel sanatlarımız alaylı olarak gelmiş. Nadiren güzel sanatlar akademilerinde eğitim veriliyor. Ne kadar geleneksel sanatlarımız akademik ortamlarda yapılırsa, işin felsefi arka planı da daha iyi anlaşılacağı için geleceği de parlak olacaktır. Sadece alaylı olarak ele alınca iş bir zanaata dönüşüyor. İşin sanat yönü, felsefi yönü ve felsefi arka planı ve İslam düşüncesindeki yeri maalesef görünmez oluyor.” dedi.

Uludağ Üniversitesi’nde ellerinden geldiğinde işin hem teorik, hem pratik kısmını gerçekleştirmeye çalıştıklarını ve öğrencileri yetiştirmeye çalıştıklarını belirten Gülgen, “İşin hem alaylı, hem mektepli yönü, ikisi bir arada olsun ve işin zanaat ve sanat yönü tam kavranabilsin çabasındayız.” diye konuştu.

Şu anda 60 dolayında öğrencisi olduğunu anlatan dile getiren Gülgen, şunları söyledi: “Her dönem değişiyor ama şu anda 60 civarında öğrencim var. Uygulamalı olduğu için daha fazlasına müsaade edemiyoruz. Çok talep var aslında fakat biz kısıtlamak zorundayız. Çünkü bire bir o tekniği göstermemiz lazım. Buradaki öğrencilerimizin hepsi üniversite öğrencisi ama dışarıda halka yönelik atölye çalışmalarımız da devam ediyor.”

SANATIN FELSEFİ YÖNÜ ANLAŞILMAZSA OYNAŞTAN İBARET KALIR

Bu sanatın inceliklerinin teknik ve felsefi incelik olarak ikiye ayrılacağını anlatan ebru sanatı öğreticisi Hicabi Gülgen, şöyle konuştu: “En önemli kısmı aslında felsefi yönüdür. Bizim gerek ebru sanatımız, gerekse diğer geleneksel sanatlarımızda olsun, bu sanatların İslam düşüncesi ve felsefesinde ki yeri tam anlaşılmazsa İslam felsefesinde ki düzleme oturtamazsak, yani İslam düşüncesinde sanat nedir? Allah kul ve kainat arasında ki üçlemde nereye oturuyor ve kişiyi nasıl bir hedefe yönlendiriyor? Eğer biz bunları çok iyi çözemezsek sanat sadece bir oyun ve oynaştan ibaret ve sadece bir eğlence aracı olabilir. Ne zaman ki ebru bizim için felsefi arka planı ile birlikte ele alınan bir konu olursa, ne zamanki ebru, hat, tezhip diğer sanat kolları ile bir bütünlük teşkil edecek tarzda ele alınır, incelenir, tarihi dokusu incelenir, günümüze ve geleceği dönük planları yapılırsa o kadar iyi olacaktır.”

Sanatın teknik inceliklerinin de birkaç hususa dayandığını ifade eden Hicabi Gülgen, sözlerini şöyle tamamladı: “Bunlar sığır ödü. Tekneye koyduğumuz su var. Bu su çeşitli şekillerde ayarlanabiliyor, biz buna astar veya tekne suyu da diyebiliriz. Bunun ve boyanın ayarı ile bunlarda ki fiziki dengeler bizim için çok önemli.”

 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER