ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL22°C
Hafif Sağanak Yağışlı
KÜLTÜR-SANATTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 12 Mayıs 2013 Pazar 11:30

Parktaki bank "sanat eseri" olabilir


Geniş kitlelere ulaşmak isteyen ve sanatta farklı üretimler peşine düşen Türkiye ve ABD'den bir grup sanatçı sokakları, parkları, otelleri, metroları ve terk edilmiş alanları kullanarak eserlerini kamusal alanda sergiliyor.
     Mari Spirito'nun, sokakları sanat galerileri haline getirmek amacıyla kurduğu Protocinema, genç ve deneyimli sanatçıları İstanbul ve New York sokaklarında halkla buluşturuyor.
     Daha önce Dominique Gonzalez Foerster ve Tristan Bera İstanbul'da, Ahmet Öğüt'ün de New York'ta sergi açtığı etkinlik çerçevesinde, sanatçı Can Altay, New York Halk Kütüphanesi Seward Park'ta, "Inner Space Station" adıyla bank olarak tasarladığı heykeli sergiliyor.
     Altay, sergiyle ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, heykelinin iki ay boyunca burada sanatseverlerle buluşacağını söyledi.
     İki metre çapında, beton bloklardan yapılmış, bir park bankı yüksekliğinde yuvarlak bir yapı olarak tasarlanan ve oturan kişinin yüzü ne tarafa dönük olursa olsun kendini çemberin içinde ya da dışında bulacağı heykelin, seyircisini içine çekmek istediğini belirten Altay, "Eser neyin, ne zaman ve ne şekilde kabul edilebilir olduğu, kamusal mekandaki sınırlar, içerisi-dışarısı ayrımı ya da içerideyken dışarıda olabilmek üzerine felsefi açılımlar sunuyor ve bireyin davranışları bu sınırları ne kadar zorlayabilir, bu heykel, işlev kazanıp bir iç gözlem mekanı olabilir mi sorularının peşine düşüyor. İlk bakışta boş bir kaide, çekirdek çitlemek için bir ünite ya da kent mobilyası gibi görülebilecek heykel, bir sanat eseri olarak New York şehir hayatına bir müdahale, bir katkı sunacak" dedi.
    
     -"Kamusal mekanda "pek çok şey" ve "pek çok insan" bir arada"-
    
     Protocinemanın galerilerden, anlaşmalı sanat kurumlarından değişik ve daha esnek bir yapı önerdiğini vurgulayan Altay, eserlerini galeride sergilemekle kamusal alanda sergilemek arasında çok önemli bir fark olduğuna dikkati çekti.
     Kamusal mekanda "pek çok şey" ve "pek çok insanın" bir arada bulunduğuna işaret eden Altay, şunları kaydetti:
     "Sanat eseri, bu pek çok şeyle altyapıyla üst yapıyla gelip geçenlerle bir arada var olmak durumunda. Bu uyumlu bir bütün değil, içinde çatışmalar da var. Bir dokunun parçası oluyor eser. Galerideki ayrıcalıklı halinden ziyade, sokakta ya da parkta olmanın getirdiği başka sorumluluklar var. Bir eser böyle bir bağlamda nasıl barınıyor, insanlarla nasıl konuşuyor, kendini nasıl gösteriyor ve en önemlisi bu dokunun içinde farklı bir boyut açabiliyor mu, insanları düşünmeye davet edebiliyor mu gibi sorular sormak gerekiyor. 'Inner Space Station' da benzer sorulardan yola çıkıyor, bir yandan içerilere dalabileceğimiz bir durak öneriyor, öte yandan kamusal mekandaki sınırlarla, ya içeride ya da dışarıda kalmak zorunda olmamızla ilgili sorular soruyor."

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER