ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL17°C
Sağanak Yağışlı
KÜLTÜR-SANATTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 30 Kasım 2012 Cuma 10:01

Mustafa Çevik işin sırrını açıkladı

Mustafa Çevik işin sırrını açıkladı

Vadi'nin Vedo'su Mustafa Çevik, yeni romanı "Hükümdar"ı yazete.com okuyucularına anlattı.


NEŞE ALVER'İN RÖPORTAJI - YAZETE.COM ÖZEL

Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin senaryo ekibinden Mustafa Çevik'in ilk romanı Hükümdar geçtiğimiz ay yayınlandı. 

Vadi’de canlandırdığı "Vedo" karakteriyle tanınan  şiir, senaryo ve oyunculuk çalışmalarının yanında şimdi de tarihi bir romanla sevenleriyle buluşan Mustafa Çevik'le yazete.com ailesi olarak keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Mustafa Bey,  uzun süre yurt dışında Türkçe öğretmenliği yapmış, vazifesini tamamladıktan sonra yurda dönmüş ancak Türkçe sevdasından hiç emekli olmamış bir edebiyat öğretmeni. O da Elazığ'lı. Vadi'yle olan yolculuğu çocukluğundan başlıyor. 

Sohbetin ilk dakikalarında hayli heyecanlı olduğunu gördüğümüz yazarın bu halini  "Hükümdar"ın  onun ilk göz ağrısı oluşuna verdik. Sohbet ilerdediğinde ya fazla gerçekçi  yada hakikaten mütevazı birisi olduğuna kanaat getirdik.

İşte Orta Asya'nın bozkırlarından, Oğuz Kağan'ın otağına doğru gidilen, zaman ve mekanı unutturan Hükümdar'ın serüveni...

Mustafa Bey, Hükümdar, sizin ilk roman çalışmanız mı?

- Evet ilk romanım.

Senaryo, şiir, oyunculuk... Aslında edebiyat öğretmenisiniz. Türkçe’yi çok mu seviyorsunuz?

Tabiki de mesleğim bu. Öğretmen olmamın dışında ben bir Türkçe hayranıyım.

Türk Destanlarının da hayranısınız...

Türk Destanları, Türk Tarihi... Türklerle ilgili her şeyin hayranıyım.

Milliyetçi misiniz peki? Böyle denebilir mi?

Sonuna kadar!

Sonuna kadar! Peki, milliyetçi olmak eski, demode bir durum değil mi?

Milliyetçilik demode olacak bir kavram değilki!

Küreselleşiyoruz ama!

İstediğin kadar küreselleş, istediğin kadar evrenselleş, milliyetçilik insanların içersinde, genlerinden getirdiği ve hiçbir zaman kaybolmayan bir durumdur. Ayrıca milliyetçi olmak küreselleşmenin önünde bir engel de değildir. İnsanın evrensel değerlere verdiği önem farklıdır, özel, kültürel değerlere verdiği önem farklıdır. Basit  milliyetçiliktir. Irka dayalı milliyetçilik değildir.

O halde romanınızdaki  milliyetçilik hangi türden?

Hükümdar’daki milliyetçilik; kansal, ırka dayalı bir milliyetçilik değildir. Aynı amaç ve duyguları paylaşan, kendini bir devletin birliği, ayidiyeti duygusu içersinde  gören herkes aynı milliyetten kabul edilmiştir. Bu Türk tarihinde de böyledir. Günümüzde de böyledir. Bunun bir başka yorumu daha yoktur. İstediğin kadar evrenselleş, istediğin kadar küreselleş; ben evrenselim diye aileni bir tarafa atamazsın, mahalleni, şehrini, ülkeni bir tarafa atamazsın. Ben filan yerliyim, Türk’üm, Türkiyeli’yim dersin. İşte bu milliyetçiliktir ve bu hiçbir zaman kaybolmaz.

Bu yaptığınız milliyetçilik tanımı ürküten bir tanım değil. Aksine oldukça da makul...

Milliyetçiliğin hiçbir tanımı ürküten bir tanım değildir. Milliyetçilik kelimesiyle ürkütme kelimesi yanyana bile gelmemelidir. Bahsettiğiniz şey farklıdır, ırkçılıktır. Irkçılığı sorarken, milliyetçiliği kastetmek de hatalıdır. Irkçılığı mı kastediyoruz yoksa milliyetçiliği mi?

 Açıkcası bu türden bir romanı yazan kişinin kafasındaki “milliyetçilik anlayışı”nı merak ettik. Irksal anlamda nasıl bakıyorsunuz peki?

Günümüzde dünyanın neresinde olursa olsun saf bir ırkın olduğuna inan-mıyorum. Bu yüzden de ırkçılık denen kavramın altının boş olduğuna inanıyorum.

İnanç birliği mi, buradaki temel duygu?

Sadece inanç da değil tabi. İnanç birliği önemli bir unsurdur; inanç birliği, dil birliği, kültür, duygu, sevgi birliği. Aynı şeylere inanmak, aynı şeyleri sevmek, aynı amaçtan zevk almak, aynı hedefleri paylaşmak... Budur insanların birarada olmasına sebeb olan temel. Bunlar bir arada ise, evet onlar bir millettir. Birbirlerini severler. Ayit oldukları topluluğu seven bu insanlar da milliyetçidir zaten.

Şiir de yazıyorsunuz. Paylaşacak mısınız şiirlerinizi de?

Şiir yazıyorum ama kendime. Bazan facebook sayfamdan paylaşıyorum, şimdilik bu kadar.

Aşk temalı şiirler mi bunlar?

Aşk temalı, aruz ve hece ölçüsüyle yazıyorum.

Aruz ve hece ölçüsüyle mi? Pes öğretmenim!

Serbest şiirlerim de var ama bu öğretmen olduğum için değil. Edebiyat öğretmeni olmak ve edebiyatla ilgilenmek farklı şeyler bunlar. Edebiyat öğretmeni işin teknik kısmıyla, öğreten kısmıyla ilgilidir ve bunları bilmek zorundadır. Ama özel ilgi olarak edebiyatı icraa etmek farklı bir şey... Ben icraa ediyorum. Bunu yaparken de işin teknik tarafını, iç yapısını bilmenin avantajlarını kullanıyorum.

Bir ara Kurtlar Vadisi dizisinde oynadınız. “Vedo” karakteriyle tanındınız dersek sürç-i lisan etmiş olur muyuz?

Yani beni çok tanıdıklarını düşünmüyorum. 7-8 bölüm oynadım.

Sevilen karakterler arasında yer aldınız?

Yok ben pek sanmıyorum. Çok fazla başardığımı da sanmıyorum

Hem edebiyat öğretmeni hem mütevazı...

Yok yani böyle. Oyunculuk benim işim değilmiş. Hoş bir anı-hatıra olarak kaldı.

Geçiyoruz o halde Vedo’yu.... Sık sık yurtdışına gidiyorsunuz. Kiev’de de yaşadınız. Kiev maceranızdan bahseder misniz?

Ben Kiev’e resmi görevli olarak gittim, öğretmen olarak.

Ne kadar yaşadınız orada?

10 yıl kaldım. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderildim. Görevimi tamamladıktan sonra da Türkiye’deki resmi görevimden ayrılıp Kiev’de, üniversitede görev yaptım. Yabancılara Türkçe eğitimi verdim. Görevim bitince Türkiye’ye döndüm ve Pana Film’de senarist olarak devam ediyorum.

Siz de Vadi’nin senaryo grubundasınız yani?

Tretman ekibindeyim.

Tretman denildiğinde ne anlamalıyız. Gençler, bu işin meraklıları hayli fazla. Onlara da faydalı olmak için anlatır mısınız? Ne yapar tretman ekibi...?

Tretman, senaryonun en önemli parçasıdır. Ana yapı, sahneler tretmanda belirlenir. Senaryonun çerçevesidir. Bu çerçevenin içini daha sonra senaristler doldurur.

Yan ve öbek hikayelerin çıktığı yer midir?

Yan, genel, ana, bütün  çatı tretmanda kurulur. Senaristler de bu çatının içini yazarlar, sahnenin mizansenini yazarlar.

Peki senaryo yazmak mı roman çalışmak mı? Farklı şeyler mi bunlar?

İkisi birbirinden çok farklı çalışmalar. İkisi birbirine çok uzak; senaryo metni hiçbir zaman edebi bir metin değildir tamamen teknik bir metindir. Senaryo hiçbir zaman okunmak için yazılmaz. Çekilmemiş senaryonun hiçbir zaman bir değeri, önemi yoktur. Ancak çekildiği zaman bir şey ifade eder. İşin sanat kısmını icraa eden ise yönetmendir. Senarist değil. Yazan kişi, sanat yapmaz. Senarist, sanatkar değildir. Zanaatkardır. Senarist,  filmi yönetmene anlatır. Yönetmen de işi realize eder.

Ya romancı?

Romancı, kelimelerle bir dünya yaratır. Yönetmenin filmde yaptığı işi romancı kelimelerle, romanında yapar. Romanın dili teknik değil tamamen edebidir.

Hükümdar’a değinelim tekrar yeri gelmişken, roman dedik, Hükümdar 200 sayfaya yakın. Türk Destanının özeti diyebilir miyiz?

Özet diyemeyiz. Tam tersi; siz bu kadar uzun bir Türk Destanı okudunuz mu? Oğuz Kağan Destanını okudunuz mu? Oğuz Kağan Destanı 3-5 sayfalık bir metindir. Destanlarda detay anlatılmaz. Her şey çok hızlı geçer, olay olur ve biter. Burada benim yapmak istediğim, Oğuz Kağan destanıyla tarihteki Mete Han karakterini birleştirmek.

Hem Oğuz hem Mete Han yani, öyle mi?

Bir tarafıyla Destandaki Oğuz Kağan bir tarafıyla da tarihteki Mete Han’ı yansıtmaktadır, ana karakterim.

Bir çeşit ete kemiğe büründürme işlemi yani?

Aynen. Destanda çok hızlı geçen Oğuz Kağan ne yer ne içer nasıl yaşar?

Nasıl sever?

Nasıl sever, evet. Bunların içini doldurmaya çalıştım, karakteri inşaa ederken. Biraz da kendi kurguladığım sahnelerle de süsleme yaptım diyebilirim.

Yani kısa bir roman değil, size göre?

Kesinlikle öyle. Çok uzun metin okuru sıkar. Bazı şeyleri çok uzatmamak gerekir.

Hükümdar’ın dili de çok sarih... açık ve akıcı olmuş. Buna özel hassasiyet mi gösterdiniz?

Romanda destanın ve eski Türk tarihinin dilini kullanmaya özen gösterdim. İslamiyet öncesi Türk şiirinden sözler, mısralar alarak yaptım bunu.

Eski Türkçe- Öz Türkçe kelimeler de geçiyor sıklıkla. Yeni neslin kulağı işitsin diye mi bunlar?

Yani, tarihi bir roman yazarken bunlara da yer verilmeli. Duruma göre geçen adlar, tarihte olması muhtemel isimlerdir. Dili kurgularken özellikle çok fazla yabancı kelime kullanmamaya özen gösterdim.

Günümüz Türkçesine ait bir dil, her yaştan okurun kolaylıkla anlayacağı türden...

Tabi, buna özen gösterdim.

Kitabın bir bölümünde Oğuz Kağan ve eski Türklerin özelliklerini anlatırken şu ifadeye yer vermişsiniz, Eski Türklerde kadına el kaldırılmaz, kadın kesinlikle dövülmezdi. El üstünde tutulurdu, Hakan’la eşit statüye sahipti. Günümüzde kadına şiddet olayları sık sık medyaya yansıyor. 

Acaba siz bir yazar olarak, bugün yaşanan bu olaylara tarihten bir bakış mı vermek istediniz?

Bu niyetle yazdığımı söyleyemem. Bahsettğiniz olaylar maalesef yaşanıyor, münferid olarak. Ama romanda anlatmak istediğim,  Kadının,  Türk toplumundaki yeri ve önemi. Biz tabi, pek çok özelliğimizi unuttuk, hala da unuttuğumuz şeyler var. Kadın yönetimde söz sahibi olur, Hakan ile eşit haklara sahiptir. Hatta halka bir buyruk yazıldığında “Hakan ve Hatun buyurur ki...” diye başlık atılır.

Yine romanın bir parçasında Yalavaç Noma adı geçiyor. Nuh Peygamber demek, sanıyorum. Noma, sizin kurgunuz mu?

Hayır, Noma yani Nuh (a.s)  kaynaklarda, destanlarda bu şekilde geçer.

Türklerin kökeniyle ilgili de bir işaret bu, Türkler Yalavaç Noma’nın soyundan mı geliyor?

Bir takım efsane ve destanlarda; özellikle destanlarda iki varyant var, islamiyet öncesi ve sonrası her ikisinde de bu özellik nakledilmiştir. Kesin bilgidir denemez, bu bir inanıştır.Şahsen bunun güzel bir düşünce ve inanış olduğunu düşünüyorum. Destanda anlatılanın dışında bir şey anlatmam da mümkün değil.

Bütün Türk Kadınları birer Ay Hatun’dur! 

Hükümdar’ın annesi Ay Hatun, romanın ana karakterlerinden bir tanesi. Oğluna ve onun inandığı değerlere sadık, sabırlı, doğruyu yanlıştan çekip ayırabilen bir anne-kadın olarak karşımıza çıkıyor. Ay Hatun’la tanıştığımızda onda kendimizden bir parça görüyoruz; ben de böyleyim, ben olsam aynısını yapardım gibi bir hal oluyor.

Bu işin sırrı nedir?

 Eğer okura böyle bir his geçtiyse bundan çok memnun oluruz öncelikle. Yazarın  karakteri okuruna ne kadar geçmişse o kadar amacına ulamış demektir. Ve aslında  "Bütün Türk Kadınları birer Ay Hatun’dur! Bizim genlerimizde var bu."

Arketipal bir durum mu bu?

Bence öyle. Aradan binlerce yıl geçse de genlerimizde taşıdığımız o kodların, ben, unutulduğunu sanmıyorum. Hiç ortaya çıkmaya bilir ama bazan bir anda karşımıza da çıkabilir. Romanlarda  da somut bir şekilde karşınıza çıkar, mümkündür bu. Tüm kadınlar Ay Hatun’dur!

Uluğ Bey Oğuz Kağan’ın ruh babası yani hocası...

Bir diğer önemli karakter de Oğuz Kağan’ı  ilahi bir bilgiyle yetiştiren Uluğ Bey var. Oğuz Kağan’ı öz babası Kara Han’dan ziyade etkileyen, onu yetiştiren bir hoca. Kurtlar Vadisi’ndeki Ömer Baba gibi... Bu hep böyle mi olur?

Türk destan, efsane ve masallarında hatta halk hikayelerinde, geleneksel anlatım sanatlarımızda belli bazı motifler vardır. Bu motifler binlerce yıldır günümüze kadar gelmiştir. Bu gün karşımıza çıkan bu türden her romanda mutlaka bir ak saçlı ihtiyar, ya bir evliya, ermiş, ya bir arkadaş, hoca mutlaka vardır. Destanlarımızda kahramının yanında ona akıl veren, yol gösteren, doğruyu gösteren, onu eğiten birisi mutlaka olur. Bilge Han ve Kültigin’in yanında Tonyukuk vardır. Oğuz Kağan’ın yanında Uluğ Bey vardır. Alp Arslan’ın yanında Nizam-ül Mülk vardır. Osman Bey’in yanında Edebali vardır. Bu bize aittir. Bunların içinde en önemlisi Dede Korkut’tur. Buna  “Mentor” diyoruz.

(Mentor; ingilizce kökenli bir kelime, yol gösteren, olayın perde arkasında durup işlemleri yöneten kimse yada nesnel durum.)

Mentor’u senaryoda da kullanıyoruz biz. Senaryoda kullanılması da doğru değildir ama romanlarda ve anlatım sanatında önemli bir yeri vardır.

Koruyucu, kollayıcı, yol-ışık gösterici özelliği olan bir kişi Uluğ Bey (mentor kişisi)

Bizim kültürümüze ait bir şey, dinimizde de yeri var, Hızır Aleyhisselam. Hızır kavramı da böyledir. Umulmadık yerde ortaya çıkar ve yardım eder.

2 kıta gibi Alp ve Hükümdar... Alp olmadan Hükümdar olunmuyor.
Romanın ilk bölümünün adı ALP.  Yani Alp olma serüveni.

Evet. Alp kısmı, Oğuz’un Kağan olana kadarki yetişme serüvenini anlatıyor. Oğuz’la birlikte eski Türklerin örf, adet ve yaşayışlarını da anlatmaya çalıştım, kaynaklardan edindiğim bilgiye göre. Türklerin hayatında Alp, Alplik çok önemli bir yer tutuyor. İslamiyet öncesi ve sonrasında da böyledir bu.

Demir ocakta dövüldü şimdi sıra Hükümdar’ın...

Evet, ilk bölümde bir lider nasıl yetişirden sonra bir lider nasıl olmalı, nasıl davranmalıdır ki devlet kursun, büyüsün. Oğuz Kağan ekseninde bunu anlatmaya çalıştım, Hükümdar kısmında. Birinci bölüm destan ağırlıklı, ikinci bölüm daha çok tarihte, bildiğimiz Hun İmparatoru Mete Han’ın savaşları, yükselme dönemini anlatır.

Daha geniş, daha uzun olabilir miydi bu çalışma?

Elbette ama ben uzatmak istemedim, tadında olsun istedim. Destandan ve tarihten çok fazla uzaklaşmak istemedim. Senaristliğin getirdiği avantajlardan yararlanıp pek çok sahne de yerleştirebilirdim ama dediğim gibi eksenden uzaklaşmamaya çalıştım.

 Aklınızda başka roman çalışmaları da var mı? Yazarsanız yine bu türden bir şey mi olur?

 İnşallah. Her zaman için yazmayı isterim. Yazmaya başlayınca bir kere daha da durulmaz. Yine böyle destanlar ve Türk tarihi üzerinden de gidebilirim ama başka bir türü de deneyebilirim.

Pana Film’le tanışma serüveninizden bahseder misiniz?

Pana Film’i kuran insanlarla 25 yıllık bir dostluğum var.

Hükümdar’ın girişinde Zübeyr Şaşmaz ve Bahadır Özdener’e teşekkür etmişsiniz...

Evet, öyle. Çoçukluktan beri gelen bir dostluk bu.

Siz de Elazığ’lısınız...

Öyle... Kurumsal olarak tanışıklığım ise şirketin kuruluşuyla birlikte başlar.

 

Peki, sosyal medyayla aranız nasıl? Facebook, twitter kullanır mısınız?

 Facebook kullanıyorum ama fazla değil, sıkılıyorum.

Bir gününüz nasıl geçiyor? Hep iş, hep senaryo, hep Vadi mi?

Evet iş. Onun dışında ise sürekli okumak ve yazmakla geçiyor günlerim. Ve düşünmekle...

Okurlarınız sizinle nereden ve nasıl irtibat kurabilirler?

Hükümdar’a ait facebook’ta sayfam var, oradan görüşlerini iletebilirler.

KİTAP HAKKINDA DETAYLI VE GÜNCEL BİLGİ İÇİN RESMİ FACEBOOK SAYFASINI TIKLAYIN

KAYNAK:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER