ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL33°C
Az Bulutlu
KÜLTÜR-SANATTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 03 Şubat 2013 Pazar 18:23

Hüzünlü aşktan komediye ''Leyla ile Mecnun''


''Leyla ile Mecnun'' çöllere uzanan ölümsüz aşk hikayesi. Yüzyıllarca dilden dile anlatıldı, şiirler yazıldı, şarkılar söylendi, Yeşilçam'a kadar uzandı. Ancak ''Leyla ile Mecnun'' deyince herkesin içinin dağlandığı bu aşk, iki yıl önce başlayan diziyle gülmenin de adresi oldu.
     Havanın buz kestiği, yağmur ve karın çekimleri zorlaştırdığı bir günde ''Leyla ile Mecnun'' setinde, dizinin iki ana zıt karakteri ''Erdal Bakkal ve İsmail Abi'' AA muhabirine konuştu.
    
     -Büyük hayalli küçük adam-
    
     Erdal Bakkal, dizide olumsuz davranışlar sergileyen bir karakter. Onun bu kadar sevilen ve internette, sosyal medyada bir fenomen haline gelmesine oyunculuğuyla büyük katkı sağlayan Cengiz Bozkurt.
     ''Erdal Bakkal neden hem dizide hem de gerçek hayatta bu kadar sevildi-'' sorusuna Bozkurt, ''İnsanları Erdal Bakkal gibi karakterleri gördüklerinde 'Bizim bakkala ne kadar çok benziyor' diyebilirler'' yanıtını vererek Erdal Bakkal'ı şöyle anlattı:
     ''Maalesef hayat para ve sermaye üzerine kurulmuş, herkeste belli oranda açgözlülük var. Erdal Bakkal da mahallede yaşayan büyük hayalli küçük adam. Cazibesi herhalde o. Zaafı para ama mahallenin tam ortasında olduğunun da farkında, 'Bakkal mahallenini kalbidir, bizi değiştirmeye çalışıyorlar' diyor. Bir de bodoslama konuşuyor, fazla dobra. Olur olmadık şeyler söylüyor. O da seyirci için çekici geliyor.''
    
     -''Ben hala bakkaldan alışveriş yapıyorum''-
    
     Peki, herkesi gülümsetmesinin yanı sıra sabırları da zorlayan Erdal Bakkal gibi bir tanıdığı olsa Bozkurt ona tahammül edebilir miydi-
     ''Ederim'' diyen Bozkurt, ''Böyle adamlar eğlencelidir. Büyük hayalleri olan küçük insanlar her zaman eğlencelidir. Herkesin etrafında vardır böyle insanlar'' diye konuştu.
     Erdal Bakkal, bakkal olmasıyla övünen ve işine aşkla bağlı ve zamanın değişimini anlayan bir adam. Büyük marketlerin alış veriş merkezlerinin çoğalmasıyla bakkallar da bir bir kapanıyor. Bozkurt, bu ikilemde Erdal Bakkal gibi ''Her zaman bakkalların tarafında'' olduğunu belirtiyor.
     Bozkurt, ''Şaka değil, ben hala bakkaldan alışveriş yapıyorum mahallede. Zincirler yerine o bölgede tek şubesi olan ya da o mahallede yıllardır hizmet veren esnafı tercih ediyorum'' diyor.
     Bozkurt, şöyle devam ediyor:
     ''Küresel bir köye dönüşme hikayesi... Her yer birbirine benzemeye başladı. Çok sıkıcı hale geldi. Dünyanın bu kadar standartlaşması, bu kadar renksizleşmesi ülkemizin, köyümüzün, mahallemezin... İyi bir şey değil. Her yere gittiğinizde aynı markayı gördüğünüzde, aynı şekilde kahve aldığınızda.. Reyonlarda neyin nerede olduğunu bilmek biraz da bizi bizden uzaklaştıran şeyler.''
    
     -''Elektrik faturama baktım, TRT payı 8 lira''-
    
     Dizinin önceki bölümlerinde elektrik faturasındaki TRT katkı payını görüp itiraz eden Erdal Bakkal'ın, TRT'den parasını almak için mücadele etmesi ilgi çekmişti.
     Bozkurt, öyle bir şey olduğunu senaryoyu okuyana kadar bilmediğini ifade ederek, ''Elektrik faturama baktım, hakikaten varmış öyle bir şey. Şaşırdım, yüzde 2'lik bir pay. O ayki elektrik faturam da 400 lira gibi yüksek gelmişti, baktım yüzde iki bayağı tutuyor, 8 lira. Neyse geri alıyoruz diye sevindim TRT'ye çalışıyoruz ya'' diye konuştu.
     TRT'nin başından beri diziye büyük bir olgunluk gösterdiğini kaydeden Bozkurt, TRT'nin hiçbir şeye karışmadığını, kendilerini özgür bıraktığını söyledi.
     ''Yiğidi öldür hakkını yeme'' diyen Bozkurt, dizide TRT'nin eleştirildiği sahneler için de birçok insanın ''TRT'de nasıl TRT'yi eleştiriyorsun, böyle şey olur mu-'' sözlerini aktardı.
     Bozkurt, ''Yapınca oluyor. Hayatta en büyük korku, sansürün en kötüsü aslında otosansür. İnsanlar fazla otosansür uygulamaktan nereye kadar gidebileceklerini bilmiyorlar. Bir süre sonra kendi kendilerini kontrol etmeye, kendileri sansür uygulamaya başlıyor. Bu da sansürün en tehlikeli tarafı'' diye konuştu.
     Dizinin soldan, ortadan, İslami kesimden, ulusalcı kesimden, farklı etnik kökenden, her kesimden seyircisi olduğunu dile getiren Bozkurt, bazen sete gelen seyircilerin bakıp fotoğrafını çektiğini söyledi.
    
     -''Gençler ve kafası daima genç kalanların dizisi''-
    
     Bozkurt, dizinin önce gençlerle başladığını, onlar sosyal medyada çok paylaşarak diziyi meşhur ettiğini, sonradan bütün katmanlara yayıldığını ve eğlenerek yaptıkları işin seyirciye de sirayet ettiğini belirtti.
     Leyla ile Mecnun'un ''gençler ve kafası daima genç kalanların dizisi'' olduğunu söyleyen Bozkurt, dizide ileri geri gitmeler, hayaller, dönmeler olduğunu, bunun da kıvrak zeka gerektirdiğini söyleyerek, ''Demek ki böyle bir boşluk varmış onu doldurmuşuz'' dedi.
    
     -''Değişik adam olduğu için İsmail Abi'yi sevdik''-
    
     Sahilde birbirinden uzak duran 2 kişiden biri bağırıyor: ''İsmail Abi'', diğeri cevap veriyor: ''Hoop!''.
     Serkan Keskin, dizinin çok sevilen karakterlerinden İsmail Abi'ye can veriyor. İsmail Abi ilk başlarda beceriksiz, uğursuz, işsiz bir adam olduğunu, ancak zamanla yavaş yavaş şimdiki halinin ortaya çıktığını belirtti.
     ''Gerçekte olamayacak kadar değişik bir adam olduğu için İsmail, onu sevdik'' diyen Keskin, gerçek hayatta karşılaştığı diziyi sevenlerle yaşadıklarını anlattı.
     İnsanların kendisini gördükleri her yerde ''İsmail Abi'' diye bağırıp karşılık beklediklerini söyleyen Keskin, ''Ben 'hop' demeyince bozuluyorlar. Sonuçta bu bir karakter ve ben bütün hayatımı öyle yaşamıyorum. Bazen canım sıkkınken, bir şey düşünürken de oluyor. Sürekli çok zor İsmail...''
     Bu durumda insanların üzüldüğünü veya sinirlendiğini de kaydeden Keskin, şunları dile getirdi:
     ''İnsanlar sevdiği için beklentisi öyle. Ama ben Serkan'ım, bazen öyle olamayabilir o 'hoop' durumu. Yanlış algılanabiliyor, kızıyorlar, hop desene diye.. 'Niye hop diyeyim' diyorum sokak ortasında üzerimde parlak bir kostüm yok, ben varım. 'Tamam öyle olsun İsmail Abi' diye üzülenler oluyor; o üzücü.''
    
     -Favorisi dağa kaldırılan hala-
    
     ''Benim dedemin bacanağının... Benim büyük büyük dedemin... kuzeninin bacanağının, baldızının, eniştesinin... İsmail Abi'nin genleri çok meşhur.
     Hemen hemen her bölümde genlerinden kaynaklanan bir hikaye var. Peki Keskin, en çok İsmail Abi'nin hangi genini canlandırırken keyif aldı-
     Keskin, ''Dağa kaldırılan hala var, o tamamen o an doğaçlama çıkan bir şey oldu'' diyerek, hepsinde çok eğlendiğini söyledi.
     Dedikoducu Laz teyze ile Mona Lisa'yı hatırlatan Keskin, hepsinden keyif aldığı için ayrım yapmanın zor olduğunu ifade etti.
    
     -''Her şeyi sallasınlar, ama çayı sallamasınlar''
    
     Keskin, diziyi izlemeyenler için de ''İnsanların güldürmek için esprilerin farklı yerden algılandığı ya da belden aşağı vurulduğu bir iş değil bu. Ben ahlaklı bir iş olduğunu düşünüyorum. İlk 10 dakikayı atlattıktan sonra içine girmeye başlayabilirler'' dedi.
     ''En çok savunduğum tarafı iyi zaman geçirtip insanları güldürmek değil, o sırada mutlaka bir şey anlatmak ya da söylenmeyen bir şeyi söylemek gibi bir derdi var bu dizinin'' diyen Keskin, dizinin sosyal medyada kendine has bir dil oluşturup yaygınlaşmış olması için de şunları söyledi:
     ''Kesinlikle bu hale geleceğini hiçbir zaman düşünmedik. O an içimizden gelen doğaçlama şeyler, tekste yazılan şeyler değil. Biz kendi aramızda çok eğlendik, biz ne kadar çok eğlendiysek o da seyirciye o kadar geçti ve sevildi o laflar.''
     Keskin, diziyi izleyenler için de bir tavsiyede bulunarak, ''Her şeyi sallasınlar, ama çayı sallamasınlar, demli içsinler benim gibi'' dedi.
    
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER