Küçült Büyüt Yazete.com
    31 Temmuz 2010 Cumartesi ANASAYFAM YAP FAVORİLERİME EKLE İLETİŞİM KÜNYE REKLAM ARŞİV
YAZARLAR GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ YAŞAM MAGAZİN SPOR KÜLTÜR-SANAT OTO-MOTO TEKNOLOJİ EMLAK KADIN SAĞLIK FOTO GALERİ VİDEO
  ANA SAYFA  /  Yazarlar 27.04.2009 Pazartesi - 22:09  
Sorumluluk Bilinci
 Sorumluluk Bilinci
Necati Şaşmaz


Dünyayı beş duyu organımızla algılamaya başladığımız anlardan itibaren, üzerimize birtakım sorumluluklar yüklenir. Başlangıçta yasaklar ve yapmamız gereken davranışlardır yükümlülüklerimiz. Ailemiz, okulumuz, çevremiz birtakım dayatma ve öğretileriyle bizleri sorumlu davranmaya yöneltirler. Çoğu kuralların ve dayatmaların sebebini de sonradan anlarız.

Bilinçlenmeye başladığımız, dünyanın kendi etrafımızda döndüğünü sandığımız dönemlerde, algılarımızın yönlendirici etkilerine kapılırız. Kendi başımıza yerli yersiz sorumluluklar üstleniriz. Doğrular da yaparız, yanlışlar da.

Birey olmanın, kişilik kazanmanın bir gereğidir sorumluluk duygusu. Kendimize, yakınlarımıza, toplumumuza karşı yerine getirmeye mecbur hissettiğimiz davranışlarımız, ilke ve tercihlerimiz bizi gerçek anlamda birey yapmaktadır.
Sorumluluk sahibi olmak, istediğimiz her konuda yetkili olduğumuz anlamına gelmez. Bizlere dayatılan gereklilikleri, özgür irademizle, ahlaki normlarımızın süzgecinden geçirmeden yerine getirmeyiz. Ehil olmadığımız bir konuda aldığımız sorumluluklar da bizlerin başkalarına bir dayatmasıdır.

Hangi amaç uğruna yaşamayı seçmiş ve bunun anlamını da kavramışsak, bu amacın gerçekleşmesine yönelik çabalar gösteririz. Burada esas olan tercihlerimizdir. Yanlış tercihler sorumlulukları yerine getirmeye engeldir. Amaçlar doğrultusunda sorumluluklar üstlenmek, aynı amaçları başkalarının da gütmesi zorunluluğunu getirmez. Başkalarının amaçlarına yönelik sorumluluk alanlarına girmek, istenmeyen toplumsal çatışmalara yol açar.

Dünyaya çığır açmayı, içinde yaşadığımız topluma karşı iyi ve faydalı işler yapmayı istiyor olabiliriz. Bu durumda hangi alanlarda, hangi sorumlulukları alacağımızın bilincinde olmalıyız. Büyük amaçlar uğruna mücadeleler vermeye girişmek, bilgi, birikim, güç ve yetenek gerektirir.

Bunlara sahip olmadan, sosyal çevre ya da kendi egolarımızı tatmin etmek için, bilgisizliğimizi örterek, giriştiğimiz uğraşlar, hiç istemediğimiz sonuçları beraberinde getirir. Hırslarımız daima bizleri yanlışlar yapmaya sevk eder. Takıntılardan kurtulmadan alınan sorumluluklar ters teper. Hem kendi iç dünyamızda yaralar açabilir, hem de toplumsal travmalara neden olabilir.

Elbette ki insan olarak yalnızca biyolojik bir varlık değiliz. Sosyal yanımızla etrafımızda olup bitenlere duyarsız kalamayız. Umursamazlık, kendini ve ait olduğu toplumu sevenlerin tavrı değildir. Gerektiği yerde ve zamanda gerekli olan inisiyatifleri almak önceliklerimiz arasındadır. Ama önce inisiyatif alabilecek bilgiye ve yetiye sahip olmalıyız. Etrafımıza iyi ve faydalı işler yapabilmek için, kendimizi iyi yetiştirmek zorundayız.

En büyük kötülük cehalettir. Cehaletimizi yok etmenin uğraşısını veriyor muyuz? Memnun olmadığımız dünyayı değiştirmeden önce, kendi iç dünyamızda hangi çığırları açabilecek bilgiye ve bilince sahibiz? Değilsek ne yapıyoruz? Kitap okuyor muyuz? Araştırıyor, soruyor, sorguluyor muyuz? Yoksa televizyon ekranlarında her gün görmeye alıştığımız, yetkisiz ve konuştuğu konuda bilgisiz, birtakım sözde uzmanlar gibi boş laf kalabalıklarıyla gereksiz tartışmalar mı yapıyoruz? Eksikliklerimizi gidermeden, ideal toplum nutuklarıyla, kendi önyargı ve takıntılarımızı insanlara empoze etmeye mi çalışıyoruz?

En büyük erdem bilmediğini bilmektir. En büyük sorumluluğumuz da bilgiye ulaşma isteği olmalıdır. Niyetlerimiz ne kadar temiz, isteklerimiz ne kadar güçlü olursa olsun, amaçlarımıza ancak bilgiyle ulaşabiliriz.

Toplumların ve insanların iyiliği için gösterilen çabalar, bilinçli ve ehil olmayan insanlar tarafından uygulandığında, topluma ve insanlığa faydalı olamazlar. Hatta zarar bile verebilirler.

Tarlalarda ekinlerin sağlıklı büyüyebilmesi için, zararlı otlar temizlenir. Çapa yapılır. Su ve gübre verilir. Yetişen ürün sağlıklı ve lezzetli olur. Eğer kendimizi iyiye, faydalı olana ulaştırmak, sorumluluklarının bilincinde olan bir fert olmak istiyorsak; hatalarımızdan arınmalıyız. İçimizde var olan kötü duygulardan, zararlı alışkanlıklarımızdan, bencilliklerimizden kurtulmadan toplum içerisinde sosyal bir rol oynamaya hak kazanamayız. Kötü yanlarımızı tırpanlamak yetmez. Bunları, tarladaki çapa gibi, su gibi bilgiyle, kültürle beslemeliyiz.

Çevremizi, ülkemizi sevmenin, mücadele etmenin yolu, iyi insan olmaktır. İyi insan kendini yetiştirmiş, ehil olduğu işte çalışma bilincine sahip insandır. Sevdiğimiz ve bildiğimiz işi, dürüst ve azimle yapıyorsak, ancak o zaman gerçek anlamda ülkesini sevenler olabiliriz. Başkalarını eleştirip, kendi görevlerini eksik yapanlar, bilinçli sorumluluklar üstlenemezler.

Yükümlülüklerimizin ve haklarımızın belirleyicisi: Olumlu ve olumsuz duygular arasında yaptığımız tercihlerdir. Davranışlarımız üzerinde aile, çevre ve kültürlerin etkisi göz ardı edilemez. Ahlaki standartlarımız, kurallara itaat edilen sorumluluklar edinmenin bilincini oluşturur.

Otomatik korkularından kurtulmuş, önsezilerini faydanın itaatine adamış, söz ve düşünceleriyle, etrafında saygınlığın doruğuna çıkabilmiş insanlar ancak bilinçli sorumluluklar üstlenebilirler.




  Yazarımızın diğer yazıları
Muhabbetin Kapsama Alanı - 20.04.2009
Sevdam Benim Kavgamdır - 14.04.2009
Hoş Sada - 06.04.2009
Bütün Dostlara Merhaba - 30.03.2009
Google Yahoo Facebook Twitter
Del.icio.us Digg StumbleUpon FriendFeed





  Yazar yorumları (Bu yazıya kayıtlı 481 yorum var) - Bu yazıya yorum yaz!
songül yiğit - 03.10.2009 19:44:32
tebrik ederim yine döktürmüşsünüz.inşallah yazmaya devam edersiniz
Ahmet Diyarbakirli - 17.09.2009 05:41:53
bilineni pratige dökmektir. Yani salt bilgi, ne bu dünyaya ne de ahiret hayatina bir getirisi yok ne yazik ki. Elbette insanin okuyup kendini gelistirmesi gerekiyor ama bunun yaninda ögrenilen dogru bilgilerin hayata gecirilmesi gerekir. Tipki imanin Allah katinda kabul görmesi icin, iman etmenin yaninda salih amelin olmasi gibi. iste, asil zor olan, bir cok insanin bilip de uygulama konusunda aciz düstügü noktanin bu oldugunu düsünüyorum. Neyse.. Buna benzer yazilarinizin davami dilegi ile. Sa
Ahmet Diyarbakirli - 17.09.2009 05:27:23
Selam Necati abi, öncelikle bu ve buna benzer yazilariizdan dolayi size tesekür ederim. Alisilagelen yazarlardan ayri bir yol secmis olmaniz, kisiliniginizin ve hayata bakis acinizin bir göstergesi oldugunu düsünüyorum. Sorumluluk bilincine deginmekle, özelde türkiye halkinin, genelde ise yeryüzündeki bir cok insanin derinden kanayan aci gercegine isaret etmissiniz. Evet, dediginiz gibi; "En büyük sorumluluğumuz da bilgiye ulaşma isteği olmalıdır". Ama ondan daha da önemlisi; (devami geliyor)
şeyda yıldırım - 04.08.2009 19:38:23
sorumluluk bilincini kimi zaman insanlar yapmıyor uygulansa ülke çok daha iyiye gidecek
serkan turgut - 22.07.2009 13:35:59
ALLAHın kırbacı ATTİLA dan, anadolunun feryadı sultan ALPARSLAN, fetihlerin fatihi sultan MEHMET HAN dan, cumhuriyetimizin ulu önderi ATATÜRK e kadar ki gelmiş geçmiş büyük asaletimizin ulu yöneticleri halkına, vatanına ve milletine lider olmadan önce kendisine lider olurmuşlar. İlk önce kendi nefsine hakim olup kendi kindini dinleyerek asıl doğrulara ulaşrak terbiye edilrler. ve sonra halkını dinler milletini sever ve vatanını korurlar.... demm oki bizlerde bu uğurda sevelim sevdrelim ve ölelm
Fatih Binici - 04.07.2009 00:05:55
Selam necati abi yazılarını okuyom çok güzel yazmışsın eline sağlık...
mina aksu - 12.06.2009 01:58:16
Selam Bir gün daha gecti ve yine bazi bildigim konulari sayenizde tazelemis oldum bazi insanlara ve o yüzden yazmis oldugunuz konu icin tesekkür ederim.
kurtlar vadisi fan filiz - 10.06.2009 18:17:53
Hayatta yaptığımız her hata bize tecrübe olarak geri döner.İnsanlar hata yapa yapa ve bunlardan ders alarak doğruyu-yanlışı görür,hayatlarınıda ona göre yönlendirirler.Eğerki hayatta bir amacımız varsa ve doğruluğuna inanıyorsak bu uğurda gereken mücadaleyi yılmadan vermemiz gerektiğini düşünüyorum.Ancak sonuçları üstlenerek sorumluluk alır ve bu bilince sahip olabirz.Hırslarımızın bizi yanlışa değil bilakis başarıya götüreceği düşüncesindeyim.Tabiki inandığımız amaç üstlendiğimiz görev uğruna..
Orhangazi Osmanli - 07.06.2009 03:10:59
Insanoglu ilk bastan kendine olan özgüvenini,hürriyetini ve kim oldugu kimligini bilmesi gerekir bunlarin insanlar yanlis yapar bu ücün oldugu mühdetce bir gelir yanlislarin hesabini sorarlar. "sizlerle birseyleri paylasmak cok güzel saygi ve sevgilerimle".
Serap Türkoglu - 06.06.2009 04:42:47
Sence, insanlar sorumlulugun anlamini tam kavramadan üstelenmiyorlarmi, sorumlu bir pozisyona geldikten sonrada altindan kalkamayip kacamak yapmiyorlarmi? Ve sonunda Sorumlu olmaktan bile kacicaklarina, üstüne üstün “herkes ne isterse onu yapmalidir” deyip, insanlarin zor durumlara düsmelerine yardim ediyorlar.
Tüm yorumlar için tıklayın...
  Bu yazıya yorum yaz
Okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir, Yazete.com sorumlu değildir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar yayınlanmaz










1http://www.ezberim.com
2http://www.niot.net
3http://www.mesken.gen.tr
4http://www.hitfutbol.com
5http://www.Yurthaber.com
6http://www.msntube.net
7http://www.gizemliblog.org
8http://www.ixtanbul.com
9http://www.nickler.org
10http://www.oyunlive.com





ANA SAYFA    GÜNDEM    POLİTİKA    DÜNYA    EKONOMİ    YAŞAM    MAGAZİN    SPOR    KÜLTÜR-SANAT    OTO-MOTO    TEKNOLOJİ    EMLAK    KADIN    SAĞLIK