144 Türk uzaya çıktı!
144 Türk uzaya çıktı!
Dünya dışı varlıklarla ilgilenen Haktan Akdoğan'dan çok çarpıcı iddialar... Sirius Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan, bazı insanların dünya dışı varlıklar tarafından alıkonulduğunu, kendilerine çip takıldığını, dünyada binlerce insanın çipli olduğunu, Türkiye’de de 144 kişiyi tespit ettiklerini söyledi. İşte Eli Key’in Gazete Habertürk’teki çarpıcı röportajı.

Dünya dışı varlıklar tarafından alıkonan insanlardan bahsediyorsunuz.
Dünyanın birçok ülkesinde milyonlarca insan uzay gemilerine alındı. Ama bu insanlar kaçırılmıyor, bir süre için alınıp geri bırakılıyor. Aldıkları insanı uyku halindeyken bir ışık hüzmesiyle gemiye çekiyorlar. Yanınızda eşiniz de olsa ruhu duymaz, çünkü onu da paralize ediyorlar. Gemide sizden doku, kan örnekleri alıyorlar, çalışmasını yapıyor sonra tekrar bırakıyorlar. Bizden çok daha ileri teknolojide olduklarından onların sadece bizim hava sahamızda görünüp kaybolmalarını beklememek lazım, gezegeni inceliyorlar, bizim DNA’mıza bakıyorlar.

Çip takma nereden çıktı?
Alıkonulduğunu iddia eden insanlar hipno-terapistler tarafından transa sokuluyor. Bilinçaltına geri dönülen, bu deneyimleri yaşayan insanlar uzay gemilerinde yapılan prosedürlerde kendilerine mikroçip takıldığını anlatıyor.

Nereye takıyorlar bu çipleri?
Büyüklüğü ne? 2-3 milimlik çipler, genellikle sinir uçlarına takılıyor. Alın, el, bacak, boyun, sırt kısmına çip yerleştirilenler var. Hipno-terapi sırasında deneklerin iddia ettiği bölge cihazlarla taranıyor ve hakikaten o bölgede tanımlanmayan bir cisim bulunuyor. Dr. Roger Leir bu konunun en önemli uzmanlarından birisi, çipi çıkarır ve analizini yapar. Bu analizler sırasında da dünyada bilinmeyen, olmayan, farklı elementler içeren maddeler bulundu. Kendi kendine üreyen bir metale dahi rastlandı.

İnsanlara neden çip takıyorlar, bizi burada MOBESE gibi mi kullanıyorlar?
Genetik bir materyal topladıkları kesin. Bir de sinir uçlarına takılmasının sebebi şu: Duygularımızı taklit edebilmek için takip ediyorlar. Bazı kadınlar var, sevgilisi yok ama regl olmuyor, doktora gidiyor, hamile olduğu ortaya çıkıyor. Bir ay sonra bir daha kontrole gidiyor, cenin alınmış, rahim temiz. Şimdi biz bunun melez ırk yaratma prosedürü olduğunu düşünüyoruz. Yarı dünyalı, yarı onlardan, dünyada üremeyen, gemide büyüyen varlıklar yaratıyorlar.

DÜNYALIYI ZETALAR KAÇIRIYOR

Kaçırılanlar gemiyi nasıl tarif ediyor?

Hafif soğuk bir ortam, etraf flu, genelde bir, en fazla üç varlık var.

Peki hangi dilde anlaşıyorlar?
Telepatik. Diyorlar ki, “Korkacak hiçbir şey yok. Kötü bir niyetle burada değiliz. Irkımızın geleceği açısından bazı bilgilere ihtiyacımız var.” Çok nadir sözsel iletişim de var. Mekanik bir ses çıkıyor. Zaten onlar için bizim dilimizi aksansız konuşmak bir saniyelik iş. Bu arada bazı insanların zihninden de bu bilgiyi siliyorlar, gerekçeleri de şu; “Dünyada bundan sonra hiçbir şeye ayak uyduramazsınız. Her şey anlamsız gelir.” Gemiye alınan insanlar genelde rüya gördüğünü sanıyor, zaman içinde bu flashback’ler üst bilince geliyor. Şüphelenip bize başvuruyorlar.

Hatırladıkları kadarıyla uzaylının tipi nasıl?
Gözler çok büyük, ama Zeta’lar gibi simsiyah değil, bizim gibi gözbebeği var. Zeta’larda göz simsiyahtır. Zaten bu kaçırma olaylarını da dünyadan 4.3 milyon ışık yolu uzaklıktaki Zeta Reticuli’ler daha çok yapıyor.

Uzaylıların hepsi iyi mi?
Bizim gibi, iyileri de var kötüleri de.

Ne yapıyorlar yukarda?
Evrende sizin tahayyül edemeyeceğiniz boyutlarda ve teknolojilerde savaşlar oluyor.

Kimle kim savaşıyor?
Milyonlarca uygarlık, yıldızlararası galaktik federasyonlar var, hiyerarşik bir düzen olduğundan bahsediliyor. Ama politik bir sistem değil bu, daha çok bilgeliğin ön planda olduğu bir yapı. Ekonomik sistemleri de farklı, para mara yok. Temel ihtiyaçları karşılamak onlar için çok basit. Oradaki varlıklar kendilerini bilime ve sanata adıyor.

Bizim ne kadar ilerimizdeler mesela?
Big Bang’in oluşumu 13.7 milyar ışık yılı öncesi başladı deniliyor. Uzaylılar buna gülüyor. Onlar, “Bu rakamı trilyonlarla çarpın” diyor.

Uzaylıların güldüğünü nereden biliyorsunuz?
Onların da duyguları var. “Farkımız yok. Bizim evrimsel sürecimiz daha evvel başladı” diyorlar.

Tipleri nasıl?
120 ayrı tip var. Dişi, erkek gibi ayrımlar var. Çocuklar klonlama yoluyla meydana geliyor.

Boyutları minik mi?
1.30 da, 5-6 metre olan da var.

O kadar yol git gel üşenmiyorlar da...
Dünyada bizim ulaşamadığımız sekiz, on tane yerleşik üsleri var. Türkiye geçiş kapılarından birinin Niğde-Aksaray taraflarında olduğundan şüpheleniyoruz. Ayın karanlık yüzünde de üsleri olduğu konuşuluyor. Fark ttiyseniz Ay programı da iptal edildi. Ay işgal edilmiş vaziyette, Mars’ta, Satürn’ün halkasında da üsleri var.

Keşke gelseler!
2011 yılında bu ziyaretler çok sıklaşacak. Ben 2020’ye kadar dünyalılarla açık temasa geçeceklerini düşünüyorum. Şu an hazırlık sürecindeyiz, bu süreç hızlanacak. Onların kendilerini göstermek gibi bir dertleri yok. Kesin tarihi bizim kolektif şuurumuz belirleyecek.

144 TÜRK KESİN KAÇIRILDI

Çipli Türk var mı?

Belki binlerce insan kaçırılmıştır ama bize son yıllarda “Kaçırıldım” diye 470 kişi başvurdu. Yaptığımız testler sonucunda bunların 144 tanesinin kaçırıldığından, dokuz kişiye de çip takıldığından eminiz.

Türkiye’deki dağılımı ne bu çipli insanların?
Bu dokuz kişinin beşi İstanbul’da, biri Antalya’da, biri İzmir’de, biri Ankara’da, biri de Güneydoğu’da yaşıyor.

Kimlere takılıyor çip? Bir özellikleri var mı?
Bizim gibi insanlar. İçlerinde işadamları, ünlü sanatçılar var.

Mesela, Reyhan Karaca da kaçırıldığını iddia ediyor.
Reyhan’la biz bir görüşme yaptık, ama hipnoz yapmadık. Dr. Roger Leir’i bekliyoruz. Reyhan gibi deşifre olmamış, çok önemli ama deşifre olmak istemeyen insanlar da var. İşadamı da var, çok tanınmış, çok meşhur sanatçılar da var. Leir, 15 gün burada kalacak. Bu süre içinde tüm analizlerimizi yapacağız. Ve onay veren dört kişinin ameliyatla çipleri çıkarılacak.

Erol Büyükburç da “Spermlerimi çaldı uzaylılar” dedi...
Kendisiyle bir temasımız olmadı. Bilemiyorum.

Peki bu çipliler deşifre olacaklar mı?
Aralarında birkaç tanesi deşifre olmaya karar verdi. İşadamları sosyal çevreleri etkilenmesin diye deşifre olmuyorlar

Geldiler, ameliyat edip gittiler
Bir arkadaşımızın 9 tane boyun fıtığı vardı. Ameliyat olmazsa felç olacaktı. Ameliyattan bir gün önce, bir aygıt balkonun önünde duruyor, içeriye iki varlık giriyor. Geceliğinin arkasını yırtıyorlar ve ellerinde matkaba benzer bir aletle sırtına üç yerinden saplıyorlar. İp gibi sinirleri çıkarıp, kadına gösteriyorlar, geldikleri gibi gidiyorlar. Kadın hemen doktora gidiyor. Doktor da inanamıyor. Bu bir mucize! Bunun raporları var. Tedavi ediyorlar. Yalnız bu kadının bir özelliği var, biyoenerji gücü olan ve insanlara 10 senedir şifa veren bir insan. Bu onun mükâfatı!

Haber Tarihi: 12 Aralık 2010 Pazar 11:56Haber Adresi: http://www.yazete.com/yasam/144-turk-uzaya-cikti-66445.html