ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL9°C
Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 17 Mayıs 2013 Cuma 22:06

Zirve Yayınevi'ndeki cinayetlere ilişkin dava


Zirve Yayınevi'nde 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesi olayına ilişkin davanın 69. duruşmasında, gizli tanık "Deniz Uygar" kod adıyla bilinirken kimliği deşifre olan İlker Çınar, video konferans sistemiyle görüntüsü karartılarak ifade vermeye devam etti.
     Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, cinayet tarihi ve öncesine ilişkin bilgiler veren Çınar, Ortadoğu Kiliseler Birliği'nin hiç var olmadığını, masa başında Eski Malatya Jandarma Alay Komutanı Mehmet Ülger ve ekibi tarafından varmış gibi gösterilmeye çalışıldığını ileri sürdü.
     Kendisinin TUSHAD'da Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Beyaz Kuvvetler bünyesinde 'kontrespiyonaj' yapmakla görevli olduğunu iddia eden Çınar, Zirve Yayınevi cinayetleriyle hiçbir ilgisinin olmadığını, eylemin korkutma maksatlı yapılacağını sandığını savundu.
     Cinayette kullanılan Emre Günaydın'ın adını ilk kez 2007 yılının başlarında çalıştay için geldiği Malatya'da Ruhi Abat'tan duyduğunu belirten Çınar, "17 Mart 2007 tarihinde Ruhi Abat'la yaptığımız bir görüşmede kendisi bana Emre Günaydın'dan söz ederek, misyonerlere yönelik bir korkutma eyleminin olacağını söylemişti. Ben Emre Günaydın'ı tanımadığım için kendisinin haber elemanı olabileceğini sanmış ve korkutmadan kastın, basın açıklaması veya demeç verme gibi olacağını düşünmüştüm" dedi.
     18 Nisan 2007 tarihinde Zirve Yayınevi cinayetlerini medyadan gördüğünü savunan Çınar, şöyle konuştu:
     "Televizyon izlerken olayı gördüm. Bu sırada Emre Günaydın'ın adını duyduğumda ise çok şaşırdım ve öfkelendim. Çünkü bana eylemin korkutma maksatlı olacağını söylemişlerdi. Cinayetlerin yaşandığı gece 00:15'te Ruhi Abat beni aradı. Çok öfkeli olduğumdan bu öfkemi kendisine belli ettim. O da ses tonunu yükselterek, 'Bak abicim, güzel kardeşim, beni iyi dinle ve kafanın bir köşesine şunu yaz, bu işten artık dönüş yok. 'Vurun' dedik öldürmüşler. Sen de bize yardım edeceksin tamam mı-' diye çıkıştı. Bu görüşmemiz 625 saniye sürmüştü. Ertesi gün saat 13:44'te yeniden arayan Ruhi Abat, 105 saniye süren görüşmemizde, bana bazı mailler atacağını ve onlara iyi çalışmam gerektiğini akşam arayacağını ve o metne göre yapacağımız görüşmenin manipülasyon amaçlı kaydedileceğini söyledi. Haydar Yeşil'den ele geçirilen hard diskte bulunan ses kaydı o gece 22:03'te yaptığımız bin 221 saniyelik görüşmenin yalnızca 10 saniyelik kısmıdır."
     "Mehmet Ülger ve ekibinin işlettiği cinayetleri" TUSHAD'a rapor etmek istediğini dile getiren Çınar, şöyle devam etti:
     "Cinayetleri rapor ederek maaşımı getiren kuryeyle TUSHAD'a iletecektim. Ancak Abdullah Atılgan bana olaydan TUSHAD'ın haberdar olduğunu, Mehmet Ülger'in TUSHAD'dan gelen talimatları yerine getirdiğini, raporun da mektubun da bana fayda sağlayamayacağını söyledi. Ergenekon terör örgütü yapısını ve içinde bulunduğum örgütün esasında nasıl bir örgüt olduğunu Malatya'daki menfur cinayetlerle anlamış oldum."
     Konuşmasını Mehmet Ülger'e yönelik sürdüren Çınar, "Mehmet Ülger, hani 'işte kapı, işte sapı'ydı, hani bana kimse yardım edemezdi. Hakan Çevikoğlu'nu öldürdünüz. Ben ise 7 yıldır bu günü bekledim" diye konuştu.

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER