ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL9°C
Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 25 Ocak 2017 Çarşamba 11:04

Yeni sürecin adı, artık 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir

Yeni sürecin adı, artık Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir

"Yeni sürecin adı, artık 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir. Bizim yaptığımız da mevcut durum ile anayasayı uygun hale getirmektir. Çift başlılığı ortadan kaldırıyoruz"


Başbakan Binali Yıldırım, "Yeni sürecin adı, artık 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir. Bizim yaptığımız da mevcut durum ile anayasayı uygun hale getirmektir. Çift başlılığı ortadan kaldırıyoruz." dedi.

Yıldırım, Çankaya Köşkü'nde gazete ve televizyonların ekonomi müdürleriyle bir araya gelerek, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Başbakan Yıldırım, şehirli ve hemşehrilik bilincinin geliştiği illerde, kalkınmanın daha hızlı olduğunu söyledi. Gaziantep, Kayseri ve Kahramanmaraş gibi illerde, şehirlerin vatandaşlar tarafından bir "aile" gibi düşünüldüğünü dile getiren Yıldırım, esnafların bir araya gelerek olaylara ortak akılla kafa yorduğunu anlattı. Böylece iller arasında bir rekabet oluşacağına, bunun da şehirlerin gelişmesine fayda sağlayacağına işaret eden Yıldırım, "Türkiye'de her bölge için teşvikler ve imkanlar var. Doğu ve Güneydoğu'da yapılan diğer bölgeleri olumsuz etkileyen bir şey değil, oraların yükünü hafifleten bir proje. Diyelim ki buralarda bir şey yapmadık. Terör var, şehirler boşalmış, binalar yıkılmış, moraller çökmüş. Ne olacak, bu olduğu gibi Orta Anadolu'ya, Batı Anadolu'ya, Batı'ya göçler olacak. Göçler geldikçe, sorunlar ağırlaşacak. Biz diyoruz ki artık terörle ilgili devlet güvenlik boyutuyla duruma hakimdir. Vatandaşlar artık bırakın bir bilinmeze göç etmeyi burada eğitim olsun, istihdam olsun, sosyal hayat olsun, her şey tekrar yeşerecek, daha da güzelleşecek. Geleceğimizi burada inşa edelim, dediğimiz budur, verdiğimiz mesaj budur. Dolayısıyla burada yapılan her şey, Orta Anadolu'ya da Batı Anadolu'ya da bir anlamda destektir." diye konuştu.

Her şeyin ekonominin kurallarına göre olması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nin (KİT) 1980'li yıllardan önce Türkiye kapalı ekonomideyken istihdam oluşturduğunu ancak bunların görevini tamamladığını belirtti. Türkiye'de özel sektörün geliştiğinin altını çizen Yıldırım, kamu kuruluşlarının görevini büyük ölçüde tamamladığını kaydetti. Türkiye Kömür İşletmeleri, Türkiye Şeker Fabrikaları ve Devlet Demiryolları gibi birkaç kurumunun kaldığına değinen Yıldırım, bunların da rehabilite edilerek ve çalışanların mağdur edilmemesi sağlanarak yavaş yavaş ekonomik ölçeğe uygun bir dönüşümün gerçekleştirileceğini söyledi.

 

- "Yeni sürecin adı, 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi' "

Anayasa değişikliğine ilişkin referandum sonucunun "evet" ya da "hayır" çıkması halinde de planları bulunduğunu anlatan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin bulunduğu bölge itibarıyla güçlü olması lazım. Güçlü olmanın yolu da güçlü iradedir, güçlü siyasi iktidardır. Mevcut karma sistemde, 2007'de Cumhurbaşkanı seçimini engelleyenlerin, icat çıkaranların bugün konuşmaya hakkı yok. Ciyak ciyak bağıranların, dönüp 2007'de yaptıklarıyla yüzleşmeleri lazım, bu bir kere şart. Artık onlar geçti, Türkiye 2007'den sonra yeni bir sürece girdi. Yeni sürecin adı, artık Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir. Bizim yaptığımız da mevcut durum ile anayasayı uygun hale getirmektir. Çift başlılığı ortadan kaldırıyoruz. Millet bir sandıkta iki iş yapıyor, meclisi, vekilleri, bir de ülkeyi yönetecek olanı seçiyor. Ülkeyi yönetecek cumhurbaşkanıdır, kanunları yapacak olan da vekillerdir. Seçtiği hükümeti daha doğrusu cumhurbaşkanını denetleyecek de yine milletin vekilleridir."

Yıldırım, her şeyin sandıkta hallolacağını dile getirerek, "Hükümet oldu olmadı, koalisyon oldu olmadı, millet bunlara kafa yormuyor. Diyor ki 'Ben sana yüzde 50 ile işi teslim ettim, istediğin her şeyi veriyorum. Ne vadettiysen 5 sene içinde bunları yap, tekrar gel. Beğenirsem ikinci dönem devam edersin. İkinci dönem bitince, iyi yapıyorsun ama kusura bakma herkes gibi sen de yoruldun kenara geç.' Sistem böyle gayet demokratik, milletin iradesini, doğrudan hesap vermeyi esas alan bir sistem. Güven oyu yokmuş... Güven oyunu millet veriyor zaten. Milletin güven oyu verdiğine, vekillerin tekrar güven oyu vermesi diye bir şey olmaz." diye konuştu.

-"Değişiklikler uzlaşma ve kriz çözme üzerine kurgulandı"

Yıldırım, Türkiye'de 1950'den bu yana 6 darbe olduğunu ve hemen hemen hepsinin cumhurbaşkanının millete veya milletin vekillerine seçtirilmemesi nedeniyle gerçekleştiğini belirtti.

Bu vesayet anlayışlarının 2014'te Cumhurbaşkanı seçiminden sonra bittiğine dikkati çeken Yıldırım, gündemdeki anayasa değişikliğinin seçilen cumhurbaşkanına yürütme yetkisini verdiğini, yargıda bağımsızlık ve birliği sağladığını, gençlerin siyasete daha fazla dahil olmasına imkan verdiğini söyledi.

Yıldırım, cumhurbaşkanının söz konusu değişiklikle mevcut anayasaya göre geniş yetkileri olacağını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanına yetki, hem siyaseten hem de cezai sorumluluğu beraberinde getiriyor. Mevcut anayasadaki orandan daha az bir oran ile Yüce Divan'a geliyor. Kafa karıştırıyorlar. Mevcut anayasada Cumhurbaşkanının Yüce Divan'da vatana ihanetten suçlanabilmesi için dörtte üç oran lazım, yani yüzde 75, şimdi üçte iki lazım. Biraz daha aslında bu anlamda emniyeti azaltmış oluyoruz. Hem suçlamalar çeşitleniyor, hem de (Yüce Divan'a) gönderilme şartları biraz daha gevşetilmiş oluyor. Hiç öyle 'vatana ihanet' diye tanımı belli olmayan bir suçlama da yok. Cumhurbaşkanına bütün işlediği düşünülen suçlarla ilgili soruşturma, kavuşturma yolu açılıyor. Ne oluyor 'Cumhurbaşkanı kararname çıkarıyor.' zaten Bakanlar Kurulu kararı çıkıyor, aynı şey. Her seferinde Meclis'e gelip yetki isteyecek hali yok. Orada da sınırlar var. O kadar çok sınır var ki çıkardığın kararname kanuna aykırı ise geçersiz. Temel hak ve hürriyetler ile ilgili kararname çıkaramıyorsun. Anayasada özellikle kanunla düzenlenmiş alanlar varsa kararname çıkaramıyorsun, Kararname ile vergi koyamıyorsun, çıkaramıyorsun, vilayet kuramıyorsun, ilçe kuramıyorsun."

 

- "Millet hesabını sorar, çocuk oyuncağı mı?"

Anayasa değişikliklerinin uzlaşma ve kriz çözme üzerine kurgulandığının altını çizen Yıldırım, "Meclis diyelim ki cumhurbaşkanı ile takıştı, ne yapacak? Seçim kararı alıyor. Kendi de cumhurbaşkanı da seçime gidiyor. Durup dururken neden seçime gideceksin? Yüzde 50 oy vermiş millet 'uzlaş' diyor. Şimdi seçildi, 'Ben beğenmedim bu Meclisi, Meclisteki milletvekillerinin çoğunluğu benim fikrimde değil, seçime gidelim.' Git, alırsın havanı, millet de hesabını sorar, çocuk oyuncağı mı? Bunlar uzlaşmayı getiriyor. Bunlar başka sistemlerde bugün yaşanan sorunları da çözecek ileri tedbirlerdir. Bizim bu anayasa değişikliği, cumhurbaşkanlığı veya diğer adı ile 'başkanlık sistem' olan diğer ülkelerde bugün tartışılan ve çözüme ulaştırılamamış konuları da çözüme kavuşturan bir anlayış ile hazırlandı."

Yıldırım, söz konusu düzenlemeler ile Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun mevcut sistem ile kıyaslandığında daha bağımsız olacağını belirtti.

(Bitti)

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER