ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL14°C
Sağanak Yağışlı
GÜNDEMTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 07 Mayıs 2013 Salı 21:38

Yaşanan sistem sancısıdır"


Akil İnsanlar Heyeti İç Anadolu Bölgesi Grubu Başkanı Ahmet Taşgetiren, "Memleketin başörtülüsüne, dindarına, Alevisine, Türk'üne, Kürt'üne yeniden bakan, yüreği geniş bir Ankara var" dedi.
     Taşgetiren ile Başkan Vekili Beril Dedeoğlu, Sekreter Cemal Uşşak, grup üyeleri Erol Göka, Doğu Ergil, Hilal Kaplan, Celalettin Can ve Vahap Coşkun, Çankırı'da bir otelde sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kanaat önderlerini dinledikten sonra değerlendirmelerde bulundu.
     Grup Başkanı Taşgetiren, burada yaptığı konuşmada, evlere artık şehit cenazesi gelmemesini, gençlerin cansız bedenlerinin, toprağa düşmemesini istediklerini söyledi.
     Şehit ailelerin "6 ay önce bu süreç başlasaydı, benim evladım şehit olmayacaktı" dediğini aktaran Taşgetiren, "Şehit ailelerini ziyaretimizden yüreğimiz yangın ayrılıyoruz. Kolay değil. Şehitler, bayrak, vatanın bütünlüğü konusundaki hassasiyetimizin sınanmasını asla kabul etmiyoruz. Sorunların büyük kısmı insan haklarıyla ilgilidir" diye konuştu.
    
"Yaşanan sistem sancısıdır"
    
     Taşgetiren, Türkiye'de asıl yaşananın, "sistem sancısı" olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
     "Gerekli olan sistem restorasyonudur. 'Türk olsun da çamurdan olsun' yanlış, 'Kürt olsun da çamurdan olsun' yanlış, insan olsun. Biz bunu arıyoruz. Karısını 21 yerinden bıçaklayarak öldüren eş, Bilge köyünde 40 kişinin ölümüne yol açanlar, Türk olsa ne yazar, Kürt olsa ne yazar. Biz, bir harman olmuşuz. Bizim bir insan idealimiz var. O ideali ayağa kaldırmalıyız. Sistem sorumuz var. O, devlet-toplum ilişkilerini yaralamış. Şimdi devlet, toplumuyla ilişkilerini düzene sokmaya çalışıyor. Memleketin başörtülüsüne, dindarına, Alevisine, Türk'üne, Kürt'üne yeniden bakan, yüreği geniş bir Ankara var. Silahlar sussun, inanın Türkiye cennet gibi olacak."
    
     -"Kavgaya rağmen birlik ve beraberlik bozulmadı"-
    
     Konuşması sırasında gözyaşlarına hakim olamayan Grup Sekreteri Cemal Uşşak da milletin, 30 yıldır yaşanan kavgaya rağmen birlik ve beraberliğini bozmadığını dile getirdi.
     Heyet üyesi Doğu Ergil ise özgürlüklerin insan olarak doğmaktan, yurttaş olarak devlete bağlanmaktan kaynaklandığını vurgulayarak, "Biz, devleti bizim hizmetkarımız haline getirmediğimiz için bizi aldattılar, birbirimize düşürdüler. Yurttaşlar arasındaki uzlaşma ve çatışmadan yaşamaya 'barışma' diyoruz. Bu, kavga etmeden nasıl yaşayacağımıza ilişkin duygu ve eylem birliğidir" ifadesini kullandı.
    
"Demokratikleşme barışı inşa edecek"
    
     Üye Vahap Coşkun, toplumsal sorunların görüşme yoluyla çözülebileceğine inandığını dile getirerek, "Etnik kimlikte önemli olan, kişinin ne hissettiğidir. Sorun, terör sorunu değildir. Terör içeren boyutu vardır ancak etnik kimlik sorunudur. Devletin gasbettiği haklar vardır. Bu hakların tanınması, hepimizin özgürlüklerini genişletecektir" diye konuştu.
     Çözümün iki ayağının bulunduğunu, bunların silahsızlanma ve demokratikleşme olduğunu anlatan Coşkun, Türkiye'nin gerçek anlamda barışı inşa etmesinin, demokratikleşmesiyle mümkün olduğunu kaydetti.
     Coşkun, Türkiye'de bölünme tehlikesinin olmadığını vurgulayarak, "Kürtlerin ayrılmak gibi talebi de yoktur. Türkiye değişecek, eşit ve özgür yaşayacağımız bir ülke olacak" dedi.
    
"Devlet, bir Kürt sorunu olduğunu düşünüyor"
    
     Grup Başkanvekili Beril Dedeoğlu ise Türkiye'nin, dünyanın gelişmiş ilk 20 ülkesi içerisine girebilmesinin önünde, "eline ayağına dolanmış" sorunlarının bulunduğunu ifade ederek, bunlardan bir tanesinin de "Kürt sorunu" olduğunu söyledi.
     Devletin, bir Kürt sorunu olduğunu düşündüğünü belirten Dedeoğlu, şunları kaydetti:
     "Böyle bir sorun var. Bunun ileride daha büyük anlaşmazlıklar çıkarma ihtimali var. Oysa ki bizim daha büyük projelerimiz var ve bu projeler, şu an Türkiye'nin ittifak halinde olduğu hemen hemen bütün devletler tarafından da destekleniyor. Nedeni de gayet basit. Sorunların çözememiş bir Türkiye'ye, dünyanın katiyen ihtiyacı yok. Türkiye iç çatışmalarla istikrarsızlıklarla ekonomik krizlerle uğraştığı taktirde, dünyanın bütün güç dengeleri değişir. Amerika-Rus ilişikleri değişir."
     Dedeoğlu, Türkiye'nin hem Ortadoğu'daki yeniden yapılanmalara katkı sağlayabilmesi hem de bu büyük güçlerin kendi aralarındaki dengeyi kurabilmesi için istikrarlı ve kendi içerisinde sorun çıkarmayan bir pozisyonda olması gerektiğine dikkati çekti.
     Bu nedenle uluslararası sistemde rol alan oyuncuların, Türkiye'de demokrasiye elverecek her türlü süreci şiddetle desteklediklerini anlatan Dedeoğlu, "Bundan memnun olmayan oyuncular da var. Çünkü Türkiye'nin bu rolüne talip olanlar var. Türkiye'nin bu rolüne talip olanlar da bu bölgede. Dolayısıyla evin içini düzeltmek çok daha acil hale geliyor" ifadesini kullandı.

"Döverek, öldürerek halledilebilecek bir durum değil"
    
     Heyet üyesi Hilal Kaplan da 30 yıldır kan dökülmesine karşın, Kürtlerle Türklerin arasının iyi olduğuna işaret ederek, bunun dünya tarihinde bir istisna oluşturduğunu söyledi.
     Türkiye'de 10-15 yıl önce, "Kürtlerle sorunumuz yok" denilmesi durumunda insanların yargılandığını aktaran Kaplan, şöyle devam etti:
     "Ölen PKK'lıların 3-4 kuşak öncesi atalarının bazıları, bugün Çanakkale şehitliğinde yatıyor. 80 yılda omuz omuza savaşmaktan, o ataların çocukları nasıl buraya geldi- Milli Savunma Bakanlığının 2009 rakamlarına göre, 35 bin PKK'lı etkisiz hale getirilmiş. Bugün bu rakam 37-38 bin olsun. Bunun üzerine yakılan 4 bin köyü ekleyin. Evlerinden göç ettirilen insanları ekleyin. İşkenceye maruz kalanları ekleyin. Dışkı yedirilen köyleri ekleyin. Bunları 100 tane akrabalarıyla çarpın, işte size BDP'nin tabanı ortaya çıkıyor. Yani siyasal ve sosyolojik bir karşılığı var demek istiyorum. Sadece silahla döverek, öldürerek halledilebilecek bir durum değil."
    
"Türk halkı ile beraber yaşayacağız"
    
     Üye Celalettin Can, heyetteki herkesin kendine göre ayrı ayrı fikirlerinin bulunduğuna dikkati çekerek, ortak hedeflerinin Türkiye'ye barışı getirmek olduğunu belirtti.
     Kendisini, "Kürt, Alevi ve sosyalist" olarak tanımlayan Can, "Şimdi biz Kürtler ve Türkler, Türkiye halkı ve toplumuyla beraber yaşamayı seçtik. Kürtlerin yönü bu tarafa. Türkiye ve Türk halkı ile beraber olacağız. Türk halkı ile beraber yaşayacağız. Gelecek bu" diye konuştu.
     Üye Erol Göka ise bu milletin büyük bir millet olduğunu, bunu da bunca bela ve provokasyona rağmen birbirine düşmeyerek gösterdiğini söyledi.
     Milletin hem birliğini muhafaza ettiğini hem de kendine göre bir demokrasi mücadelesi sürdürdüğünü anlatan Göka, "Neler yapmadı ki bu millet, tek partili sistemi devirdi, vesayet sistemini devirdi, darbelere 'dur' dedi. Bu millet demokrasi mücadelesinde de büyüklüğünü gösterdi. Bakın 30 senedir bir musibetle uğraşıyoruz. Her yol denenmiş. 35 bin PKK'lı öldürmüşüz. Bitmiyor. Her türlü askeri yolu denemişiz. Görüşmelerle ilgili her hükümet bir şey yapmış. Şimdi de çok hazırlıklı bir biçimde bir yol daha deneniyor ve iyi gidiyor" şeklinde konuştu.

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER